<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#">
<channel>
<title>Türkiye Görüş</title>
<atom:link href="https://www.turkiyegorus.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
<link>https://www.turkiyegorus.com</link>
<description>Araştıran, analizler yapan, öngörüleriyle kanaat önderleri arasında gösterilen veya görüşleriyle kamuoyuna bakış açısı sunan isimlerin düşüncelerine erişim kolaylığı sağlayan rehber site</description>
<lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 07:11:33 +0300</lastBuildDate>
<language>tr</language>
<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
<generator></generator>
<image>
	<url>https://www.turkiyegorus.com/images/turkiye-gorus.svg</url>
	<title>Türkiye Görüş</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com</link>
</image>
<item>
	<title>Hürmüz Boğazı açıldı: Trump ABD-İran barışı için tarih verdi</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/hurmuz-bogazi-acildi-trump-abd-iran-barisi-icin-tarih-verdi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 01:12:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/hurmuz-bogazi-acildi-trump-abd-iran-barisi-icin-tarih-verdi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/hurmuz-bogazi-acildi-trump-abd-iran-barisi-icin-tarih-verdi-26673.jpg" alt="">Bir ayı aşkın süredir devam eden ve küresel dengeleri sarsan savaşın ardından, ABD ve İran arasındaki buzlar eriyor. İslamabad’da gerçekleştirilen zorlu barış müzakerelerinin ardından sürece bizzat dahil olan ABD Başkanı Donald Trump, barışın imzalanacağı tarihi işaret ederek çarpıcı detaylar paylaştı.ABD Başkanı Donald Trump, İran'la anlaşma konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İranlı yetkililerle barış şartlarına dair yaptığı görüşme hakkında ABD Basınına bilgi veren Trump, ABD-İran barışıyla ilgili tarih verdi.Trump, Axios'a verdiği demeçte, ABD-İran anlaşmasının "önümüzdeki bir veya iki gün içinde" beklendiğini ve görüşmelerin bu hafta sonu gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi.ABD BASININA KONUŞTU: "1-2 GÜN İÇİNDE ANLAŞMA YAPACAĞIZ"Trump, "İranlılar görüşmek istiyor... Bence önümüzdeki bir veya iki gün içinde bir anlaşma yapacağız." ifadelerini kullandı."İRAN NÜKLEER PROGRAMINI SÜRESİZ OLARAK ASKIYA ALMAYI KABUL ETTİ"Diğer yandan Bloomberg'de yer alan haberde ise Trump'ın İran'ın nükleer programının barış şartlarında önemli yeri olduğunu belirttiği aktarıldı.Trump, İran'ın nükleer programını süresiz olarak askıya almayı kabul ettiğini ve ABD'den herhangi bir dondurulmuş fon almayacağını söylüyor."TAM BİR KAĞITTAN KAPLAN"Trump, "Hürmuz Boğazı sorunu çözüldükten sonra NATO'dan bir telefon aldım ve yardıma ihtiyacımız olup olmadığını sordular. Gemilerini petrolle doldurmak istemedikleri sürece uzak durmalarını söyledim. Onlara ihtiyaç duyduğumuz anda işe yaramadılar, tam bir kağıttan kaplan" dedi.Öte yandan "İran, ABD'nin yardımıyla bütün deniz mayınlarını kaldırdı veya şu an kaldırmakta" ifadelerini de kullandı.HÜRMÜZ BOĞAZI AÇILDIİran ve ABD'nin geçici ateşkes ilanı sonrası gözler görüşmelere çevrilmişken tüm dünyayı yakından ilgilendiren bir gelişme yaşandı. İran Hürmüz Boğazı'nın açıldığını duyurdu.PARA PİYASALARI COŞTUİran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin bölgesel deniz trafiğine de yansıdığını açıkladı. Arakçi, ateşkes süresi boyunca Hürmüz Boğazı’nın ticari gemi geçişlerine tamamen açık olacağını duyurdu.Piyasalar uzun süredir bu haberi bekliyordu. Enerji krizinin göbeğinde olan Hürmüz Boğazı'na dair bu gelişme piyasaları coşturdu.Altın fiyatları yükselişe geçti. İran savaşının ardından güvenli liman konumu sarsılan altın bu gelişme ile yeniden yükselişe geçti. Gram altın saat 16:20 itibariyle yüzde 1,85'lik yükselişle 7 bin 20 lirayı gördü.Ons altın ise yüzde 1,44 yükselişle 4 bin 877 doları gördü.GÜMÜŞ 1 AY SONRA ZİRVEYİ GÖRDÜOns gümüş de yüzde 4,5 yükselerek 17 Mart’tan bu yana ilk kez 82 dolar seviyesinin üzerine çıktı.PETROL FİYATLARINDA SERT DÜŞÜŞ!Hürmüz Boğazı kararı ile arz endişeleri azalırken petrol fiyatlarında yüzde 9’u aşan düşüş yaşandı. Brent petrol haftalar sonra 90 doların altına geriledi.BORSA DA YÜKSELDİJeopolitik risklerin azalması ve enerji maliyetlerinin gerileyebileceği beklentisi, yurt içi piyasalara da yansıdı. Açıklama sonrası Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi yüzde 1,2’nin üzerinde değer kazandı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Gülistan Doku cinayeti: Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel gözaltına alındı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/gulistan-doku-cinayeti-eski-tunceli-valisi-tuncay-sonel-hakkinda-sorusturma</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/gulistan-doku-cinayeti-eski-tunceli-valisi-tuncay-sonel-hakkinda-sorusturma</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/gulistan-doku-cinayeti-eski-tunceli-valisi-tuncay-sonel-hakkinda-sorusturma-89285.jpg" alt="">Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturma başlatıldı. Ayrıca iddialara ilişkin müfettiş görevlendirmesi yapıldı.&nbsp;3 yıldır mülkiye başmüfettişi olarak görev yapan Tuncay Sonel, hakkında soruşturma başlatılmasından kısa süre sonra açığa, akabinde de Elazığ'da gözaltına alındı. Sonel'in İçişleri Bakanlığı bünyesinde müfettiş olarak görev aldığı biliniyor.Türkiye'nin gözü kulağı, Tunceli’de 2020 yılında kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin soruşturmada. Konuya ilişkin peş peşe sıcak gelişmeler yaşanıyor.2 TUTUKLAMA, 2 ADLİ KONTROLDoku’nun SIM kart verilerini sildiği öne sürülen şüphelilerden Gökhan Ertok, ‘delilleri yok etme’ suçundan, daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönemde İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı ise ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu olan Savaş Gültürk ve Süleyman Önal ise adli kontrolle serbest bırakıldı.ETKİN PİŞMANLIK TALEBİ: VALİ BENİ KANDIRIP, KULLANDITutuklanarak dün cezaevine gönderilen ihraç polis memuru Gökhan Ertok, bugün etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi. Ertok jandarmadaki ifadesinde, Gülistan Doku'ya ait SIM kartın kendisine dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in yakın koruma polisi Şükrü Eroğlu tarafından verildiğini öne sürdü.Ertok, ifadesinde şunları söyledi: “Dosya kapsamında bildiğim her şeyi samimi bir şekilde anlattım. Hukuksuz ve yetkisiz olarak Gülistan DOKU’nun sim kartını kullanarak sosyal medya instagram hesabına eriştiğim için pişmanım. Bu hususta o dönemki Tunceli valisi Tuncay SONEL ve Şükrü EROĞLU isimli şahıslar beni bir nevi soruşturmayı savcılık ile birlikte yapıyormuş gibi, ‘basın çok üstümüze geliyor kızı bulmalıyız’ diye kandırarak siber konusundaki benim teknik kabiliyetimden faydalanarak beni kullandılar, bu hususta bende mağdur edildim. Pişmanım. Etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum”ESKİ VALİ TUNCAY SONEL GÖZALTINA ALINDISoruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan ve açığa alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, gözaltı kararı verildi. Elazığ’da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nca çıkarılan gözaltı kararında, Sonel hakkında 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçlarından soruşturma yürütüldüğü belirtilerek, "Şüphelinin üzerine atılı bulunan ve toplu olarak işlendiği değerlendirilen suçtan dolayı yürütülen 2026/7025 soruşturma sayılı dosyamız kapsamında, yakalanıp Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirilmesi, akabinde şüphelinin serbest bırakılmayıp, yüklenen suçun kanundaki ceza miktarı, gözaltına alınmanın soruşturma yönünden zorunluluk arz etmesi, şüphelinin yüklenen suçu işlediğini düşündürülebilecek emareler bulunması ve soruşturmanın tamamlanabilmesi için ilk olarak yakalama anından itibaren 24 saati geçmemek üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 91/1-2-3 maddesi uyarınca gözaltına alınmasına karar verilmiştir" denildi.BİR GÖZALTI DA BAŞHEKİMEÖte yandan Gülistan Doku’nun kaybolmadan önce gittiği hastanenin “kayıtlarının silindiği" iddiaları üzerine dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir hakkında da gözaltı kararı verildi. Özdemir, polis ekiplerince Bursa’da yakalanarak gözaltına alındı.BAŞSAVCILIKTAN YAZITunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazdı.&nbsp;Vali Sonel hakkında 'suç şüphesine ulaşıldığı' belirtildi. "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme Suçu” kapsamında 'gereğinin yapılması için' işlem başlatıldı.Yazıda, Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in 'kasten insan öldürme', 'cinsel saldırı' ve 'suç delillerinin gizlenmesi/yok edilmesi' suçlamalarıyla gözaltında bulunduğu da hatırlatıldı.Yazıda, şunlar kaydedildi:"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."Valiler hakkında kişisel suçları sebebiyle soruşturma yapılmasının, suç tarihinde görev yaptığı ilin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğü, görev sebebiyle soruşturma yapılmasının ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yetkisiyle yürütüldüğü bildirildi.13 Haziran 2017 ile 09 Haziran 2020 tarihleri arasında Tunceli Valisi olarak görev yapan Sonel daha Ordu Valisi olarak atandı. Sonel, Ağustos 2023'ten beri mülkiye başmüfettişi olarak görev yapıyor.Ne olmuştu?Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadı.Diyarbakır'da yaşayan ailesi, Gülistan'ın kaybolduğu gün Tunceli'ye gelip güvenlik güçlerine ihbarda bulundu.Ailenin ihbarıyla arama çalışması başlatıldı.Araştırmalar sonunda Gülistan Doku'nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü'nde sinyal verdiği belirlendi.Vali Sonel'in 10 Mart 2020'de arama çalışmalarından bu fotoğrafını paylaşmıştı.Baraj gölünde yapılan aramalarda Doku'ya ait iz bulunamayınca, Ekim 2022'de arama çalışmaları sonlandırılmıştı.Ancak aile kızlarını aramaktan vazgeçmedi.Doku'nun ailesi de Ocak 2024'te avukatları aracılığıyla, dosyanın baş şüphelisi ve adli kontrolle serbest bırakılan Z.A.'un tutuklanması ve o dönem dosyayı yürüten asayiş biriminde görevli olan, ardından görevden ihraç edilen polis memuru babası E.Y.'nin şüpheli sıfatıyla dosyaya girmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdi.Aile ayrıca dönemin valisi Tuncay Sonel hakkında baş şüphelinin yurt dışına kaçırılmasının bilgisi dahilinde olduğu iddiasıyla görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulundu.ESKİ ERKEK ARKADAŞ DA ADLİYEYE SEVK EDİLDİJandarmadaki işlemleri tamamlanan şüphelilerden Uğurcan Açıkgöz, Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov'un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ile annesi Nurşen Arıkan ve Ferhat Güven sağlık kontrolünün ardından geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.&nbsp;ADLİYE ÖNÜNDE FERYATLAR YÜKSELDİ: KATİLLERAdliye önünde bekleyen Gülistan Doku’nun ailesi, şüphelilerin getirilmesi sırasında sinir krizi geçirdi. Aile fertleri şüphelilere “katiller” diye bağırarak tepki gösterdi. Yaşanan gerginlik sırasında jandarma ekipleri, ailenin şüphelilere yaklaşmasını engelledi.GÜLİSTAN DOKU'NUN ANNESİ HASTANEYE KALDIRILDIDoku ailesi, şüphelilere tepki gösterdi ve kısa süreli arbede oluştu. Arbedenin ardından anne Bedriye Doku fenalaşarak ambulansla hastaneye kaldırıldı.YUMRUK ATTILARİlke TV muhabiri Ömer Çelik, Doku ailesi fertlerinin şüphelilerden Gülistan’ın erkek arkadaşı olduğu belirtiler Zeynal Abarakov’un babası Engin Abarakov ve valini oğlunun arkadaşı Uğurcan Açıkgöz’e yumruk attığını belirtti.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD Büyükelçisi Barrack: "İsrail'in retoriği ortadan kalkacak, Türkiye bulaşılacak ülke değil"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abd-buyukelcisi-barrack-israilin-retorigi-ortadan-kalkacak-turkiye-bulasilacak-ulke-degil</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abd-buyukelcisi-barrack-israilin-retorigi-ortadan-kalkacak-turkiye-bulasilacak-ulke-degil</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abd-buyukelcisi-barrack-israilin-retorigi-ortadan-kalkacak-turkiye-bulasilacak-ulke-degil-75618.jpg" alt="">ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, cuma günü Antalya Diplomasi Forumu'nda katıldığı bir panelde bölgesel gelişmelerle alakalı önemli açıklamalarda bulundu.'Suudi Arabistan'ın İsrail ile yakınlaşabileceği gibi, İsrail'in de Türkiye ile uyum içinde olması İsrail halkının refahı adına kilit noktadır. Bu nedenle, mevcut söylemlerin ortadan kalkacağı kanaatindeyim' diyen Barrack, 'Türkiye, bulaşılacak bir ülke değildir' ifadelerini kullandı.Türk ve İsrailli yetkililer arasında sözlü savaş geçtiğimiz günlerde kızışmış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "Benim liderliğim altında İsrail, İran'ın terör rejimi ve onun uzantılarına karşı savaşmaya devam edecektir. Bunun aksine Erdoğan, onlara yardım etmekte ve hatta kendi Kürt vatandaşlarını katletmektedir" sözlerine "Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Değerli kardeşlerim biz bu tuzağa düşmeyeceğiz" diyerek cevap vermişti.F-35 programıBarrack, Türkiye'nin F-35 programına geri alınmasına da değindi ve bunun 'patronu için sorun olmadığını' belirtti.'S-400'ler konusuna gelince… Bilmeyenler için söyleyeyim, Türkiye darbeden sonra Rus savunma sistemi satın aldı. O zamanlar Türkiye, NATO'nun ikinci büyük müttefikiydi. Bu çok büyük bir şey. Bunun ne anlama geldiğini ve Türkiye'nin Avrupa'yı korumak için neler yaptığını düşündüğünüzde, inanılmaz bir şey bu' ifadelerini kullandı.'F-35 jet programına katkıda bulunmak istediler ve aslında gövde üretiminde ortaktılar. S-400'ü satın aldıklarında, Kongre yaptırımlar uyguladı' diye ekleyen Barrack, 'Sanırım bu S-400 meselesi yakında çözülecek' ifadelerini kullandı.'Patronumun bakış açısından, Türkiye'nin F-35 programına kabul edilmesi sorun değil. Yunanistan'ın S-300'leri ve F-35'leri var. Yani, Yunanistan-Türkiye meselesi, biliyorsunuz, başka bir tarihi mesele.'ABD-Türkiye ilişkileriSon yıllarda Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze'deki politika farklılıklarından, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasına kadar çeşitli konular yüzünden gerildi. Bu durum, ABD yaptırımlarına ve Türkiye'nin 2019'da F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açtı.Daha sonra Ankara, Washington'dan 40 adet Block-70 F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kiti temin etmek istedi. Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından bu anlaşma onaylandı ve bu gelişmelerle birlikte ilişkilerde yumuşama oldu.Erdoğan ayrıca, Türkiye'nin tedarik zincirleri açısından avantajlı olduğunu belirterek, Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir mühimmat olan 155 mm'lik mühimmatın üretimi ve tedariki konusundaki iş birliğini örnek olarak gösterdi.Washington, Rusya'ya karşı yaptırımları ihlal eden bazı Türk bireyler ve şirketlere de yaptırımlar uyguladı.ABD'nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası (CAATSA) kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir'in de aralarında olduğu dört kurum yetkilisine "Rusya ile ilişkiler" nedeniyle yaptırımları 2021 yılında yürürlüğe girdi.Türkiye, Ukrayna'yı destekliyor ancak Moskova'ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Mansur Yavaş'tan iddialara yanıt: "Para yemiyoruz, haram yemiyoruz"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/mansur-yavastan-iddialara-yanit-para-yemiyoruz-haram-yemiyoruz</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/mansur-yavastan-iddialara-yanit-para-yemiyoruz-haram-yemiyoruz</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/ankara-buyuksehir-belediye-baskani-mansur-yavas-hakkinda-sorusturma-izni-62372.jpg" alt="">Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İçişleri Bakanlığı'nın hakkında soruşturma izni vermesinin ardından bir basın açıklaması düzenleyerek iddiaları yalanladı.Mansur Yavaş, 17 Nisan'da yaptığı basın toplantısında belediyeye yönelik soruşturma izninin hukuki dayanağının olmadığını savundu.Yavaş "Biz para yemiyoruz, haram yemiyoruz, bulamazsınız" dedi.2019 yılından bu yana hakkında 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildiğini söyleyen Yavaş, bunların yalnızca altısının resmi soruşturma iznine dönüştüğünü söyledi.Bu soruşturmaların ayrıntılarını açıklayan Yavaş, Danıştay'ın daha önce verilen iki soruşturma iznini iptal ettiğini, diğer iki konuda ise itiraz haklarını kullandıklarını söyledi."Bürokratlarım hakkında herhangi bir iddia ortaya atılırsa herkesten önce savcılığa başvuruyorum" diyen Yavaş, kendi döneminde savcılığa 11 ayrı şikayette bulunduğunu belirtti.Yavaş, "Zimmetime para veya mal geçirmedim. Rüşvet almadım. Boğazımdan haram lokma geçmedi" dedi.Son soruşturma hakkında neler biliniyor?İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 2023 yılında Karabük'te yapılan cumhurbaşkanlığı seçim mitingi için belediyeye ait araçların kullanıldığı iddiasıyla Yavaş hakkında soruşturma izni vermişti.2023 Genel Seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu muhalefetin cumhurbaşkanı adayıydı.Çiftçi imzalı soruşturma izni yazısında, Yavaş'ın söz konusu altı aracın bu ile gönderilmesiyle ilgili "bir talimatının" bulunmadığı tespiti de yer alıyor.Buna karşın, araçların Karabük'e gidişinin Yavaş'ın bilgisi olmadan gerçekleşemeyeceği savunuluyor.Ankara Büyükşehir Belediyesi 14 Nisan'da yaptığı açıklamada, soruşturma izninin "varsayıma dayandığı" savunmuştu.Açıklamada Belediye, Mansur Yavaş'ın 2023 kampanyası sürecinde belediye başkanlığı maaşını dahi almadığını söylemiş, iddianın bir televizyon yayınında gündeme gelmesi sonrası başlatılan teftişte "bir bulguya rastlanmadığı" da ifade edilmişti.Ankara Büyükşehir Belediyesi, soruşturma iznine Danıştay'da itiraz edecek.'Kanun hükmü açık, soruşturma yapılamaz'Mansur Yavaş, açıklamasında seçim suçlarını ilgilendiren kamu davalarının seçim bitiminden itibaren altı ay içerisinde açılması gerektiğini, eğer bu süre aşılırsa kovuşturma yapılamayacağını söyledi.Yavaş, "Seçim 2023'te yapıldı. Şimdi 2026 yılına geldik. Kanun hükmü açık. Soruşturma yapılamaz" dedi.Yavaş, belediyeyle ilgili soruşturmaları da detaylandırdı.Belediye tarafından düzenlenen konserler için fahiş ödemeler yapıldığı iddiasıyla başlatılan incelemede müfettiş raporlarında herhangi bir usulsüzlük veya kamu zararı tespit edilmediğini söyledi.Gökçek hakında iddialarMansur Yavaş, önceki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve ailesi ile ilgili de iddialarda bulundu.Yavaş, Gökçek dönemine ait yolsuzluk veya usulsüzlük dosyalarının kasıtlı olarak bekletildiğini veya zaman aşımına uğradığını iddia etti.Lojman satışları, hafriyat gelirleri, imar planları gibi başlıklarda usulsüzlük yapıldığı iddiasında bulunan Yavaş, onlarca suç duyurusunda bulunduklarını, savcılığa şikayet dilekçeleri verdiklerini ancak bu şikayetlerin işleme alınmadığını iddia etti.Yavaş Gökçek ailesinin "haksız mal edindiğini" iddia ederek mal varlıklarının kaynağının incelenmesi gerektiğini söyledi.Yavaş, Gökçek ile ilgili bir şikayetlerinde İçişleri Bakanlığı'nın "işleme konulmaması" kararı verdiğini söyledi.Yavaş, bu karara itiraz ettiklerini, Danıştay'ın 25 Aralık 2025'te Bakanlığın kararını bozduğunu savundu.İçişleri Bakanlığının henüz bir müfettiş göndermediğini belirten Yavaş, bakanlığa seslenerek "Gökçek hakkında derhal soruşturma izni verin" dedi.Gökçek ailesi iddiaları, siyasi güdümle yapıldığını söyleyerek reddediyor ve mal beyanında bulunduklarını vurguluyor.'Erdoğan her yere devletin aracıyla gidiyordu'CHP Genel Başkanı Özgür Özel Yavaş'a soruşturma izni verilmesiyle ilgili ilk değerlendirmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı sürecinde "her yere devletin kendisine tahsis ettiği araçla gittiğini" savundu.Erdoğan'ın seçimlere belli bir süre kala resmi açılışlara katıldığını, mitinglere gittiğini, kendisine bu ziyaretlerde valilerin eşlik ettiğini belirten Özel, bu uygulamaların da kurallara aykırı olduğunu söyledi.Özel, "bu konudaki tüm uyarılara rağmen hassasiyet göstermemiş olanların Karabük mitingine giderken Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin bir aracının kullanılıp kullanılmadığına yönelik hassasiyetleri gerçekten takdire şayan" dedi.CHP belediyelerine yönelik soruşturmalar son dönemde yeniden hız kazandı.Son iki ayda Bolu, Uşak ve Bursa belediye başkanları tutuklandı.CHP yönetimi soruşturmaların siyasi amaçlarla yapıldığını savunuyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>İran, Hürmüz Boğazı'nı açtığını duyurdu</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/iran-hurmuz-bogazini-actigini-duyurdu</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/iran-hurmuz-bogazini-actigini-duyurdu</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2025/06/iran-meclisinden-hurmuz-bogazini-kapatma-karari-68920.jpg" alt="">İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük bir ateşkes anlaşmasına varılması sonrası Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'nı açtı.İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sosyal medyadan kararı duyurdu.Arakçi'nin açıklaması şu şekilde:"Lübnan'daki ateşkes doğrultusunda, İran İslam Cumhuriyeti Limanlar ve Denizcilik Örgütü tarafından daha önce duyurulan koordineli güzergah üzerinden, ateşkesin kalan süresi boyunca tüm ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine tamamen izin verilmiştir."ABD Başkanı Donald Trump karar sonrası İran'a teşekkür etti.Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "İran boğazı geçişlere hazır olacak şekilde tamamen açıldı" ifadelerini kullandı.İran'ın duyurusu sonrası petrol fiyatları yaklaşık %9 azaldı.İran yönetimi 28 Şubat'ta ülkeyi hedef alan ABD - İsrail saldırıları sonrası 3 Mart'ta boğazı kapattı.Dünyada ham petrolün yaklaşık beşte biri, en dar noktası sadece 40 km genişliğinde olan bu kanal üzerinden taşınıyor.Washington ve Tahran arasında Pakistan'da yapılan görüşmelerde sonuç çıkmaması sonrası Trump, boğazın abluka altına alındığını duyurmuştu.ABD yönetiminden yeni bir görüşme trafiği olasılığına ilişkin de açıklamalar geliyor.Trump, İran'la barış görüşmelerinin ikinci turunun bu hafta yapılabileceğini ve "anlaşmaya çok yakın" olduklarını söyledi.İran ve ABD arasındaki iki haftalık ateşkes 22 Nisan'da sona erecek.Hürmüz Boğazı'ndan serbest geçişin sağlanmasıyla tüm gemiler Boğaz'ı kullanmaya başladı. En az 10 tanker Boğaz'a doğru rota kırdı.Bunun üzerine Brent petrolünün varil fiyatında yüzde 8'lik düşüş görüldü. Aynı anda altın yükseldi.LÜBNAN ATEŞKESİ BOĞAZI AÇTIABD’nin deniz ablukasına rağmen, İranlı ticari gemiler ve petrol tankerleri yalnızca sınırlı kısıtlamalarla İran limanlarına girip çıkmaya devam ediyordu.Tahran, somut sonuçlar elde edilmeden ateşkesin uzatılmasının Washington’a askeri güçlerini güçlendirmek ve taleplerini artırmak için zaman kazandırabileceğinden endişe ediyordu.Lübnan'daki ateşkesin sağlanması ve 20 milyar dolarlık İran'ın dondurulmuş fonlarının bırakılması taahhüdünün ardından İran Boğaz'ı açmayı kabul etti.Üst düzey bir diplomatik kaynak Al-Akhbar'a, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı söz verilen günde 15-17 gemiye açmadığını, çünkü İsrail'in İran-ABD ateşkesinin bir parçası olan Lübnan ateşkesini ihlal ettiğini söylemişti.İran, ABD ile yeni bir müzakere turunun, Lübnan meselesinin yeniden masaya yatırılmasına bağlı olduğunu açıkça belirtti.PETROL ÇAKILDI, ALTIN YÜKSELDİHürmüz Boğazı'nın açılmasıyla Brent petrolde düşüşler görüldü. Brent petrol 94 dolardan sert düşüş yaşayarak, 16.00'da 89 dolara geriledi.Ons altında gelen haberler sonrası yönünü yukarı çevirdi. Ons altın 4 bin 821 dolardan tepki alımı başlatarak 16.00'da 4 bin 848 dolara yükseldi.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Zihinlerin İşgali: Anlamın Çöküşü, Katliam Çığlıkları Ve Yönsüz Geleceğimiz</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/zihinlerin-isgali-anlamin-cokusu-katliam-cigliklari-ve-yonsuz-gelecegimiz-2</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/zihinlerin-isgali-anlamin-cokusu-katliam-cigliklari-ve-yonsuz-gelecegimiz-2</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/zihinlerin-isgali-anlamin-cokusu-katliam-cigliklari-ve-yonsuz-gelecegimiz-2-21861.jpg" alt="">Emekli gazi subay ve uluslararası strateji analisti Abdullah Ağar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları sonrası çocuklar arasındaki şiddetin yaygınlaşması konusunu değerlendirdi.&nbsp;Ağar, dikkatlerin sadece dijital alana çevrilmesinin yanlış olduğunu belirterek, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş? Ne ile karşı karşıyayız? Bu gördüklerimiz hangi derin tehdidin ayak izleridir? Sosyopatlık, ergenlik baskısı, yalnızlık, antisosyal kişilik bozukluğu, şiddet bağımlısı olma… Aile ve çevrede yapısal bozukluklar… Ve Şanlıurfa’da Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamlar! Bağlamlar sadece bunlar mı? Yaşadıklarımız sadece bireysel ve kişisel etkileşim sonucu değil… Buraya saplanırsanız boğulursunuz." dedi.Abdullah Ağar'ın son derece çarpıcı analizi şöyle:Şanlıurfa ve Kahramanmaraş? Ne ile karşı karşıyayız? Bu gördüklerimiz hangi derin tehdidin ayak izleridir?Sosyopatlık, ergenlik baskısı, yalnızlık, antisosyal kişilik bozukluğu, şiddet bağımlısı olma…Aile ve çevrede yapısal bozukluklar…Ve Şanlıurfa’da Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamlar!Bağlamlar sadece bunlar mı?Yaşadıklarımız sadece bireysel ve kişisel etkileşim sonucu değil…Buraya saplanırsanız boğulursunuz.Bu katil çocuklar ya da katil çocukların meselesi değil sadece, hepimizi bir şekilde etkileyen ve hepimizi işgale soyunmuş “varlık, anlam, yön, hakikat ve zihin işgallerinin” kaçınılmaz sonuçları.Bunlar yüzleştiklerimiz…Peki ya göstermeyenler?Gösterecek olanlar?Ve sadece çocuklara değil hepimize ve geleceğe yuvalanmış olanlar?*** ***Televizyonlardaki kadın-magazin programlarındaki saçmalıklar, sözde realite; bir semptom.Dizilerdeki şiddet, gerçeklikten kopuş, uçsuz bucaksız abartı, entrika, riya, yalan, hamaset; topyekün bir çürüme, bir yansıma.Şiddet, cinsellik ve sapıklık içeren oyunlar birer “kıyma ve iğdiş etme makinası” değil sadece; birer alıştırma simülasyonu.Ama sorun görünen bu vb. içerikler değil.Çok daha büyük.Asıl sorun; “İçerikleri üreten, çoğaltan ve bundan nemalanan yeni nesil işgal biçimi, menfaat odakları ve tehlikeyi göremeyen/umursamayan ve gerçek çözümü-direnci üretemeyen sistem.”*** ***Farkında mısınız; bugün artık gerçeklik, anlam ve amaç yaşanmıyor.Sahte gerçeklik ve algı üretiliyor.Ve bu üretim; hakikat bilgisine, yaşama, vicdana, akla, insanlığa, gerçekliğe ve gerçek inanca uygun değil…Maruz kaldıklarımız; “Epistemik işgale, zihin işgaline, anlam, varlık ve yön krizine” karşılık geliyor.&nbsp;Ve gütme reflekslerine, reyting pazarına, kime ne kazandırdığına, dikkat çekme kapasitesine, egoya ve algıya göre yapılıyor.Çünkü artık değer üreten değil, dikkat çeken kazanıyor.Ve sadece çıkar üreten değil, işgalci de bunu çok iyi biliyor.Bu nedenlerle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta bugün gördüğümüz heybenin dibindeki o büyük turpun ayak sesleridir.*** ***Şiddet neden artıyor?Çünkü en hızlı dikkat çeken o.Cinsellik ve sapıklık neden her yerde?Çünkü en kolay bağımlılık üreten ve satan o.Peki yalan, kumar, bahis, alkol, uyuşturucu, inançsızlık, yolsuzluk, hırsızlık?Diğer zevk, menfaat ve işgal bileşenleri?Kaos neden norm haline geliyor?Çünkü epistemik işgalci, tehdidi göremeyen sistem ve menfaat odakları; bilinç-ahlak-insanlık ve yaradılışa uygunluğu değil, çıkarları uğruna reaksiyonu ödüllendiriyor.*** ***İnsan artık bilgiye sahip.Ama hakikate değil.Ne için yaşadığını bilmiyor, ama nasıl tüketeceğini çok iyi biliyor.Çünkü artık bilgi çoğalıyor, ama anlam üretilmiyor.Bu sadece bir cehalet değil; bu “Yönsüz Bırakılmış” bilinç, zihin ve inanıştır.*** ***Din; anlam verirdi, ölçü koyardı, ümit üretirdi. Aracılar üzerinden kullanılmaya, istismar edilmeye, bir yönetim aygıtı olarak kullanılmaya başlayalı beri din bitti, şirk ve alternatifleri türedi.Aile yön verirdi, ama aile sevgisi, terbiyesi, birliği, iradesi dağılmaya yüz tuttu.Yakın çevre ve toplum sınır koyardı, ama özgürlük-çağ ve kuşak farkı adına gelişen sorumsuzluk, ölçüsüzlük, arsızlık ve hadsizlik sınır tanımaz oldu.Eskiden insanı, toplumu ve devleti güçlü tutan 5 sütun vardı:- Anlam,- Yön,- Hedef,- Ölçü,- Sorumluluk.Bugün beşi de aşındı.Özgürlük var, ama sınır yok.İfade var, ama derinlik yok.Cüret var, ama saygı yok.Şirk var, ama tevhidi fikir yok.Söylev-hamaset var, ama eylem yok.Çıkar odaklı eylem var, ama bedel yok.*** ***Ve bence en tehlikelisi de “Bedelsizlik.”İnsan yaptığı şeyin sonucunu yaşamayacağını düşündüğü an, her şeyi yapabilir.Şiddet buradan doğar.Vahşet burada sıradanlaşır.Saçmalık ve sapkınlık kanıksanır.Siz buna diğer arsızlıkları, uğursuzlukları, hırsızlıkları, yağmaları da ekleyebilirsiniz.*** ***Sadece gençliğin değil, her yaş grubunun saflığına, inançlarına, ölçülerine ve ümitlerine bulaşan ego, bireysel tanrısallık; kaşınan-güdülen asıl sorun. Sorunu ateşleyen sanal alem, sosyal medya, oyunlar, diziler, kadın programları bir rahatlama aracı değil, aslında bir kaçış. Oysa buralar bir av alanı. İnsanı ve anlamını “yeniden programlamaya yarayan” günümüzün tilki kapanları.Burada:Şiddet normal,Sapkınlık, yalan sıradan,Sorumsuzluk ödüllü,Ego kutsal.Hamaset, kibir, riya, ucub, aşağılama, yalan, iftira… hepsi bir arada.İnsanın içindeki karanlığı insanın aydınlığına örtmek…&nbsp;Nasıl tuzak ama.*** ***Epistemik işgalcilerle zihin işgalcileri, onlarla eşgüdüme düşmüş olanlar, bunların saldırı metotlarını ve ürettikleri tehdidi göremeyen/umursamayan sistem şunu yapıyor:Neye bakarsan onu büyütüyor.Neye tepki verirsen onu çoğaltıyor.Ve sonunda sana gerçeği değil, senin zayıflıklarını gösteriyor.Bu paralel evrende büyüyen bir zihin, gerçek dünyayı nasıl algılar?Cevap basit: Algılamaz, ÇARPITIR.*** ***Sonra bir gün…Okullar basılır.&nbsp;Çocuklarımız ölür.Ve bir vatan sarsılır.Aslında bunlar “anlık delilikler” değildir. Bu, uzun süredir biriken bir anlamsızlığın patlamasıdır.Herkes şaşırır. Herkes yeise, umutsuzluğa ve belirsizliğe sürüklenir.#Şanlıurfa#KahramanmaraşBunlar sadece 2 şehir değil.Sinsi işgalin ürettiği sonuçların coğrafyaya dönüşmüş halidir.*** ***Toplum uykuda değil.Daha tehlikelisi:Uyanıyor gibi yapıyor.Tepki veriyor.Ama anlamıyor.Konuşuyor.Ama çözmüyor.Öfkeleniyor.Ama yön bulamıyor.Çünkü ortak bir hakikat zemini yok artık.Herkes kendi gerçeğinde.Herkes kendi çıkarında.Herkes kendi yankı odasında.Ve bu parçalanmış bilinçler bir araya geldiğinde toplum oluşmuyor.Gürültü, yani teneke sessizliği oluşuyor.*** ***Bu bir ahlak ve bilinç krizi değil sadece.Bu bir medya sorunu da değil.Bu, çok daha derin bir şey…Bu ülkede asıl mesele artık şudur:Zihinlerin, anlamın, ahlakın, hakikatin ve varlık şuurunun sistematik olarak çözülmesi.Ve askında sadece Türklerin değil bütün insanlığın sorunu.*** ***Epistemik işgal (hakikat bilgisi krizi) ya da zihin işgali tamamlandığında, insan artık gerçeği aramaz; kendisine sunulan simülasyonu gerçek zanneder ve o simülasyonun içinde hem kurban, hem fail olur.*** ***Anlam boşluğunu dolduran sadece Şeytan mı?Yoksa kendi İlah’lığımız mı?Gerçek din yitik yönümüz.Gerçek aile yitik varlığımız.Gerçek ahlak yitik değerimiz.Gerçek akıl yitik gücümüz.Gerçek vicdan yitik insanlığımız.Gerçek toplum yitik normumuz.Gerçeklik yitik gerçeğimiz.Bedelsizlik yitik sebep-sonuç ilişkimiz.O şeytan sadece fısıldamıyor.Sistem kuruyor.Algı üretiyor.Ödül-ceza mekanizması işletiyor.Ve insanı günaha değil; “Alışkanlığa” bağlıyor.Şirk artık sadece inançta değil, eylemde; hakikatin yerine geçen her sahte referans sisteminde ete kemiğe bürünmüş durumda.Putlar artık taş değil; dokunulmaz hale getirilen çıkar düzenleri.İki ayaklı konuşan putlarımız da çok.Ve insan… hangi gerçeğe inanacağını değil, hangi algıya maruz kalacağını bile seçemeyen bir varlığa dönüştürülüyor.*** ***Ego, kibir, nefret…İçinde yaşadığımız paralel evrenin üç sahte tanrısı.Bir de onları besleyenler:Din satanlar,Sahte devletçiler,Sahte milliyetçiler,Sahte medeniyetçiler,Sahte Atatürkçüler,Menfaat için her kılığa giren iki ayaklı putlar…Her şeyin içine yuvalanmış ruhbanlar (aracılar).Ve algıya bağlayan, kendi gerçeğinden kopan sistem.Hepsi aynı düzenin farklı yüzleri.İnançla, gerçeklikle, yönümüzle, ideallerimizle, güven duygumuzla ve ümitle bağımızı kopartıyorlar.&nbsp;Ve kopmanın bedelini sadece kendilerine değil, hepimize, bütün insanlığa ödetiyorlar.Çünkü biz sadece kendimiz için değil, bütün insanlık ve gelecek için umut olan bir milletiz.*** ***Çözüm daha fazla bağırmak değil.Çözüm anlamı yeniden kurmak.Anlam ise hakikatle kuruluyor.Ölçüyle korunuyor.Sorumlulukla yaşatılıyor.Hakikati merkeze almayan hiçbir sistem sürdürülemez.Bedel üretmeyen hiçbir özgürlük gerçek değildir.Sorumluluk doğurmayan hiçbir güç meşru değildir.Mesele içerik değil, bilinçtir.Mesele tepki değil, yöndür.Ve istikamet kaybolduğunda…En büyük tehdit düşman değil, yönsüzlüktür.*** *** *** *** *** ***Bu kadar şikâyetten sonra “Ağlaşma, suçlama, senin çözümün nedir” diye sorabilirsiniz.Benim bir çözüm arayışım var mı?Evet var.“Güç Sibernetiği Teorime de devreye koyarak” ortaya koyabileceğim benim çözümün aşağıdaki gibidir:İşe çekirdeğe inmekle başlayalım.ZİHİN İŞGALİNE KARŞI SİBERNETİK SAVUNMA DOKTRİNİ:1. HAKİKAT FİLTRESİ: HER BİLGİYİ DEĞİL, DOĞRUYU İÇERİ AL.Zihin işgali bilgiyle değil, filtresizlikle başlar.Her gördüğün doğru değildir.Her izlediğin masum değildir.Her tekrar edilen hakikat değildir.Bu devirde kirli, manipülatif, işgalci bilgiye maruz kalmak kaçınılmazdır.Ama neyin zihne yerleşeceğine karar vermek mümkündür.Hakikat filtresi olmayan zihin, algının çöplüğüne dönüşür.Filtre yoksa, zihin işgal altına girer.2. DİKKAT DİSİPLİNİ: NEYE BAKTIĞINI BİL, ÇÜNKÜ ONA DÖNÜŞÜRSÜN.Epistemik işgalci, bilinçli-bilinçsiz güç ve menfaat odağı: “Neye bakarsan onu büyütür.”Bu yüzden mesele sadece ne düşündüğün değil, neye maruz kaldığındır.“Dikkat”; çağın en kritik savaş alanlarından biridir.&nbsp;Dikkatini kim yönetiyorsa, zihnini de o yönetir. “Neye bakacağını seçmeyen, neye dönüşeceğini seçemez.”3. BEDEL MEKANİZMASI: SONUÇSUZ EYLEMİ REDDET.Sanal dünyada alışılan bedelsizlik, gerçek hayatta felaket üretir.4. ANLAM İNŞASI: TÜKETME, KUR.Sorun sadece kirli içerik değil.Asıl Sorun; “Temiz Anlam” üretilememesidir.Temel kural şudur: “Sen doldurmazsan, ürettiğin boşluk başkaları tarafından doldurulur.”&nbsp;Devlet, toplum ve birey gerçek anlam ve bilinci üretemezse, kolaya kaçarsa, ortaya çıkan boşluğu; reyting hamaseti-gailesi, yönlendirilmiş algı, işgalci fikir, dogma ve gürültü doldurur.Anlam ise;- Hakikatle kurulur,- Ölçüyle korunur,- Sorumlulukla yaşatılır.Anlam, yön ve hedef üretmeyen toplum, başkalarının senaryosunda figüran olur.5. İSTİKAMET: YÖNÜN YOKSA, HER YOL SENİ KAYBETTİRİR.En büyük kriz bilgi krizi değil, yön krizidir.Nereye gittiğini bilmeyen bir zihin, en parlak yalanı gerçek zanneder.İstikamet ise;- İnançla başlar,- Bilinçle güçlenir,- İradeyle korunur.İstikameti olmayan toplum, tehdit aramaz, tehdidin kendisine dönüşür.İstikametini kaybeden bir toplumun en büyük tehdidi düşmanı değil, kendi çözülüşüdür.6. UMUT DİSİPLİNİ:Yeise düşmek de bedelsizliktr. Umudu olmayanın, sorumluluğu olmaz.*** ***“3 SEVİYELİ UYGULAMA”- Birey seviyesi: Dikkat, filtre, disiplin.- Aile seviyesi: Değer üretimi, sınır koyma.- Devlet seviyesi: Epistemik işgale, zihin işgaline ve algı ekonomisine karşı sistem kurma.Tatbik Önerisi:1. Hakikat Filtresi: Bilgi obezitesi hakikati öldürür.&nbsp;MEB: İlkokul 1’den başlayarak “Kaynak Sorgulama Dersi”.&nbsp;Her çocuk şu 3 soruyu sorabilmelidir: Kim diyor? Neden diyor? Bedeli ne?2. Dikkat Disiplini: Neye baktığın, kime secde ettiğindir.&nbsp;Ekran: artık kıble. Haftada bir gün birkaç saat: “Milli Ekran Orucu”. TV-Telefon-bilgisayar karartma. STÖ’ler başlatsın, toplum uysun, kamu yürütsün.3. Bedel İlkesi: Dijital Bedel Hukuku: Cezanın hızı suçun hızını geçmezse caydırıcılık çöker.&nbsp;4. Anlam İnşası: Devlet Anlam Üretsin: Boşluk reytingle dolarsa, devlet suç ortağı olur. İletişim, resmi özel medya, ajanslar, diyanet, MEB ve Aile bakanlığı başta diğer bakanlıklar: Haftada bir anlam anlatısı. Aynı konu: okulda, camide, kışlada, sokakta, panolarda, ekranda. Monolog değil, hep beraber. Bir konu, 85 milyon zihin, 85 milyon fikir.5. İstikamet: 2053-2071: Soyut değil, takvim. Her mahalleye, caddeye, sokağa panolarla dokunuş: “2053’te, 2071’de burası ne olacak?”&nbsp;6. Kamuda anlam, amaç, gerçeklik merkezleri. Hatta bakanlık. &nbsp;Görevi: Anlam, hedef, ölçü, yön, sorumluluk denetimi.*** ***Zihin işgali bir günde olmaz.Bir günde de bitmez.Şunu unutamayız: “Zihnini koruyamayan bir toplum, hiçbir sınırını koruyamaz.”Zihin işgali tamamlandığında, işgal edilen vatan değil, insandır. İnsanını kaybeden, vatanını haritada bulamaz. &nbsp;“Hakikatin terk edildiği yerde özgürlük değil, yönlendirilmiş esaret başlar.”*** ***Acı konuştuğum için kızmayın.Acı susarsa ceset konuşur.Acıyı yaşayınca ve millet için kanını dökünce böyle oluyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu çikolata işine girdi: Dünyanın en pahalısı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/eski-cumhurbaskani-abdullah-gulun-oglu-cikolata-isine-girdi-dunyanin-en-pahalisi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/eski-cumhurbaskani-abdullah-gulun-oglu-cikolata-isine-girdi-dunyanin-en-pahalisi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/eski-cumhurbaskani-abdullah-gulun-oglu-cikolata-isine-girdi-dunyanin-en-pahalisi-24785.jpg" alt="">Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, iş dünyasındaki yeni hamlesiyle dikkat çekiti.&nbsp;Daha önce AVM’lerde “bardakta mısır” girişimiyle gündem olan Gül, şimdi de lüks çikolata sektörüne adım attı.Gül, dünyanın en pahalı çikolata markaları arasında gösterilen İsviçre merkezli Läderach’ı Türkiye pazarına taşıdı. Markanın İstanbul’daki ilk mağazaları İstinyePark ve Akasya AVM’de açıldı.ŞİRKETİNİ 2024’TE KURDUMehmet Emre Gül, bu yatırımı Aralık 2024’te kurduğu Felicitas Çikolata ve Gıda Sanayi A.Ş. üzerinden yürütüyor. Başlangıçta 250 bin TL sermayeyle kurulan şirket, kısa sürede büyüme kaydetti. 2025 yılı içinde yapılan iki ayrı sermaye artırımıyla şirketin değeri yaklaşık 490 milyon TL seviyesine ulaştı.Sermaye artırımlarında Cayman Adaları merkezli Alsara Investment Group ile iş insanı Selçuk Efe şirkete ortak olurken, Gül’ün payı yüzde 80’e geriledi. Dikkat çeken nokta ise, ortakların şirkete yüksek emisyon primleriyle yatırım yapması oldu.LÜKS ÇİKOLATA TÜRKİYE’DE1962 yılında İsviçre’nin Glarus kentinde kurulan Läderach, bugün dünya genelinde 200’e yakın mağazaya sahip. Uzun yıllar sadece toptan üretim yapan marka, 2004’ten itibaren perakende satışa yöneldi.İstanbul’daki mağazalarda markanın “FrischSchoggi” adı verilen taze çikolataları öne çıkıyor. Ancak fiyatlar da en az marka kadar dikkat çekici.40 GRAM ÇİKOLATA 320 TLİstinyePark’taki mağazada satılan 40 gramlık fındıklı bitter FrischSchoggi’nin fiyatı 320 TL. Bu da ürünün kilogram fiyatının yaklaşık 8 bin TL’ye ulaştğını gösteriyor.Markanın kendi internet sitesinde ise kilogram fiyatları 60 euro ile 280 euro arasında değişiyor. Türkiye’deki satış fiyatlarının bu aralığın da üzerine çıktığı görülüyor.Lüks segmentte konumlanan marka, özellikle yüksek gelir grubuna hitap ederken, Türkiye pazarında nasıl bir karşılık bulacağı merak konusu.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Senaristlerden ekran eleştirisi: 'Reyting baskısı şiddeti büyütüyor'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/senaristlerden-ekran-elestirisi-reyting-baskisi-siddeti-buyutuyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/senaristlerden-ekran-elestirisi-reyting-baskisi-siddeti-buyutuyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/senaristlerden-ekran-elestirisi-reyting-baskisi-siddeti-buyutuyor-56166.jpg" alt="">Okullarda artan şiddet vakalarının ardından dizi ve filmlerdeki şiddet sahneleri yeniden tartışmaya açıldı. Senaristler, yapımlardaki sertliğin yalnızca senaryo tercihiyle açıklanamayacağını, kanal yöneticileri, yapımcılar, platformlar ve reyting baskısının belirleyici olduğunu söyledi.Türkiye’de artan şiddet olaylarıyla birlikte, televizyon dizileri ve sinema filmlerindeki şiddet dili de yeniden tartışma konusu oldu. Senaristler, yapımlarda görülen sert sahnelerin tek başına yazarların tercihi olmadığını, sektörde kararın birçok aktör tarafından birlikte şekillendirildiğini belirtti."Şiddet doğrudan dizilerle açıklanamaz"Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, "Çukur" dizisinin senaristlerinden Gökhan Horzum, dizilerin şiddeti artırdığı yorumuna katılmadığını söyledi. Senarist Ayhan Sonyürek ise, ekrandaki kahramanın şiddet uygulamasının bazı izleyiciler üzerinde özdeşleşme etkisi yaratabileceğini, ancak bunun herkesi değil şiddete yatkın kişileri etkileyebileceğini ifade etti.Kanal ve yapımcı etkisiSonyürek, sektörde kanal yöneticileri ile yapımcıların daha önce reyting alan işlere benzeyen yapımlar talep ettiğini, kimi zaman da yeterince sert bulunmayan hikâyelerin kabul edilmediğini söyledi. Bu durumun senaristleri daha sert metinler yazmaya yöneltebildiğini belirtti.Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının ardından, Kuruluş Osman, Yeraltı ve Eşref Rüya dizileri, resmî bir açıklama yayımlanmadan yayın akışından kaldırılmıştı"Seyirci ne verilirse onu izliyor"Yönetmen ve yapımcı Ahmet Sönmez ise "Seyirci bunu istiyor" yaklaşımına katılmadığını belirterek, izleyicinin önüne konulan işi seyrettiğini söyledi. Sönmez, aile temelli yapımların da karşılık bulduğunu, iyi işin her durumda izlenebileceğini savundu."Senarist tek başına karar veremiyor"Senarist Nevin Şahin de yapımlarda asıl belirleyici gücün yapımcılar ile televizyon ve platform yöneticilerinde olduğunu söyledi. Çalışma koşullarının güvencesizliğine dikkat çeken Şahin, senaristlerin bu baskıya tek başına direnmesinin kolay olmadığını belirterek, özellikle dijital alanı kapsayan yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Antalya Diplomasi Forumu başladı: Gündem Orta Doğu</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/antalya-diplomasi-forumu-basladi-gundem-orta-dogu</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/antalya-diplomasi-forumu-basladi-gundem-orta-dogu</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/antalya-diplomasi-forumu-basladi-gundem-orta-dogu-40570.jpg" alt="">Dünya liderlerinin biraraya geldiği Antalya Diplomasi Forumu başladı.Bu sene beşincisi düzenlenen etkinliğe 150'den fazla ülkeden 20'yi aşkın devlet ve hükümet başkanı ve 40'tan fazla dışişleri bakanı katılıyor.Dikkat çeken liderler arasında Pakistan Dışişleri Bakanı Şahbaz Şerif, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov gibi isimler var.Bu yıl "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" temasıyla toplanan forumda liderlerin Ortadoğu'daki savaş, Hürmüz Boğazı'ndan geçişler ve İran limanlarına yönelik abluka gibi konuları da ele alması bekleniyor.Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlarının ayrıca forum marjında biraraya gelmesi planlanıyor.Antalya Diplomasi Forumu 17-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek.Açılış konuşmasını bugün 14.30'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacak.Antalya'daki forumun en önemli gündem maddelerinden biri ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları ile başlayan savaş olacak.ABD ve İran'dan heyetler, 8 Nisan'da ateşkes ilan ettikten sonra Pakistan'ın başkenti İslamabad'da masaya oturmuş, ancak müzakerelerden sonuç alınamamıştı.Bu süreçte İsrail, Lübnan'a karşı saldırılarını yürüttü. ABD daha sonra İsrail ve Lübnan arasında 16 Nisan'da başlayacak ve 10 gün sürecek bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.Bu süreçte Pakistan, arabuluculuk çalışmalarını sürdürerek tarafları bir kez daha İslamabad'da biraraya getirmek istediğini ilan etti.Pakistan Dışişleri Bakanı Şahbaz Şerif, Antalya Diplomasi Forumu'ndan bir gün önce Antalya'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.Şerif'in Antalya'da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşmesi bekleniyor.Beyaz Saray da "büyük olasılıkla" İran ile İslamabad'da yeni müzakereler yürütüleceği mesajını verdi.Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan bir Türk Savunma Bakanlığı kaynağı, "mevcut geçici ateşkesin kalıcı olması için elimizden gelen tüm desteği sağlamayı sürdüreceğiz" dedi.İsmini vermeden AFP'ye konuşan kaynak ayrıca "Giderek artan etkileri yalnızca bölgesel değil küresel olarak da hissedilen bu savaşın bir an önce bitmesini ve tarafların devam eden müzakere sürecinde yapıcı davranmasını umuyoruz" ifadelerini kullandı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Lufthansa'dan küçülme kararı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/lufthansadan-kuculme-karari</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/lufthansadan-kuculme-karari</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/lufthansadan-kuculme-karari-16524.jpg" alt="">Alman hava yolu şirketi Lufthansa, Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle artan yakıt maliyetleri ve süregelen iş uyuşmazlıkları nedeniyle operasyonel yapısında köklü değişikliklere gideceğini duyurdu.Alman hava yolu şirketi Lufthansa tarafından yapılan açıklamada, şirketin bölgesel iştiraki CityLine'ın faaliyetlerinin sonlandırılacağı ve ana marka Lufthansa'da kapasitenin azaltılacağı belirtildi.Açıklamada, Orta Doğu'daki çatışmaların ardından kerosen fiyatlarının savaş öncesine kıyasla iki katın üzerine çıkmasının stratejik kararların öne çekilmesine neden olduğu vurgulandı.Şirket, alınan kararlarla verimliliği artırmayı ve yıllık bazda yaklaşık 1,4 milyar euroya ulaşması beklenen ek yakıt maliyetini azaltmayı hedeflediğini bildirdi.Bu kapsamda, grubun bölgesel uçuşlarını gerçekleştiren Lufthansa CityLine, filosundaki 27 uçakla 18 Nisan Cumartesi günü itibarıyla operasyonlarını durduracak. Teknik ömürlerinin sonuna yaklaşan ve işletme maliyetleri yüksek olan "Canadair CRJ" tipi uçakların hizmet dışı bırakılmasıyla mali kayıpların sınırlandırılması planlanıyor.Tasarruf önlemleri çerçevesinde yaz sezonu sonunda Lufthansa ana markasındaki son dört adet Airbus A340-600 uçağı emekliye ayrılacak, iki adet Boeing 747-400 uçağı ise kış sezonunda hangara çekilecek.Şirket, maliyet avantajı sağlayan iştiraki Discover Airlines'ı dokuz adet yeni Airbus A350-900 uçağıyla büyütmeyi planlıyor.Operasyonları durdurulan CityLine bünyesindeki yaklaşık bin 300 personel için sosyal plan görüşmelerine başlanırken, çalışanların grup içindeki diğer birimlerde değerlendirilmesi hedefleniyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD Savunma Bakanı Hegseth’ten dikkat çeken dua: Film repliği ayet sanıldı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abd-savunma-bakani-hegsethten-dikkat-ceken-dua-film-repligi-ayet-sanildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Amerika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abd-savunma-bakani-hegsethten-dikkat-ceken-dua-film-repligi-ayet-sanildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/islam-dusmani-abd-savunma-bakani-hegseth-iran-ateskes-icin-yalvardi-97812.jpg" alt="">ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’da mahsur kaldığı belirtilen bir ABD savaş pilotuna yönelik yürütülen arama-kurtarma operasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, dinleyicilere dua çağrısı yaptı. Konuşmasında, “Öfkemi üzerinize saldığımda çağrı kodumun Sandy 1 olduğunu bileceksiniz” ifadelerini kullanan Hegseth’in bu sözleri, kısa sürede dikkat çekti.Söz konusu ifadelerin, Ezekiel 25:17 ayetinin orijinal metniyle örtüşmediği, aksine Quentin Tarantino tarafından sinemaya uyarlanan versiyondan alındığı belirtildi. Ayetin İncil’deki gerçek hali “onlara büyük bir öfke ve şiddetli azarlamalarla intikam alacağım” şeklinde yer alırken, filmde bu metin değiştirilerek daha dramatik bir hale getiriliyor ve Samuel L. Jackson tarafından canlandırılan karakter tarafından kullanılıyor.Hegseth ise konuşmasında söz konusu ifadenin, ABD Hava Kuvvetleri’nin muharebe arama-kurtarma (CSAR) görevlerinden biri olan “Sandy One” ile ilişkilendirildiğini belirtti. “CSAR 25:17” olarak adlandırıldığını ifade eden Hegseth, bunun Ezekiel 25:17 ayetine bir gönderme olduğunu düşündüğünü dile getirdi.Öte yandan ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken, Washington yönetiminden askeri hazırlıklara ilişkin açıklamalar da geldi. ABD’li üst düzey askeri yetkililer, bölgede konuşlu birliklerin kısa sürede yeniden geniş çaplı operasyonlara başlayabilecek durumda olduğunu bildirdi. ABD Genelkurmay yetkililerinden General Dan Caine, kuvvetlerin “her an büyük çaplı çatışmalara hazır” olduğunu söyledi.ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada ise Hürmüz Boğazı’nda uygulanan abluka kapsamında İran bayraklı bir kargo gemisinin ABD savaş gemileri tarafından geri dönmeye zorlandığı bildirildi. Açıklamaya göre söz konusu gemi, ABD donanmasına ait güdümlü füze destroyeri USS Spruance ile karşılaşmasının ardından rotasını değiştirerek İran’ın Bandar Abbas limanına yöneldi.CENTCOM yetkilileri, ablukanın başladığı tarihten bu yana İran limanlarına giriş ve çıkış yapan gemilerin geçişine izin verilmediğini belirtti. Küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin ciddi şekilde kısıtlandığı ifade edildi.Bölgede diplomatik temasların da sürdüğü kaydedildi. Taraflar arasında ateşkesin kırılganlığını koruduğu, yeni müzakere süreçlerinin planlandığı bildirildi. ABD’nin bölgeye ilave askeri sevkiyat yaptığı, uçak gemileri ve amfibi birliklerle askeri varlığını güçlendirdiği aktarıldı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>MİT'ten 9 ilde siber operasyon: 12 kişi gözaltında</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/mitten-9-ilde-siber-operasyon-12-kisi-gozaltinda</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/mitten-9-ilde-siber-operasyon-12-kisi-gozaltinda</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/mitten-9-ilde-siber-operasyon-12-kisi-gozaltinda-96449.jpg" alt="">Kamu kurumlarının bilişim sistemleriyle vatandaşların kişisel verilerini hedef alan siber suç şebekesine yönelik operasyon düzenlendi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde 9 ilde düzenlenen operasyonda 12 kişi yakalandı. Faaliyetlerini kimliğini gizlemek amacıyla kod adı kullanarak yürüttüğü belirlenen örgüt lideri ise Mardin’de yakalandı.MİT koordinesinde; Siber Güvenlik Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, kamu kurum ve kuruluşlarının bilişim sistemleri ile vatandaşların kişisel verilerini hedef alan siber suç yapılanmasına yönelik ortak bir çalışma yürüttü.12 KİŞİ GÖZALTINDAAnkara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Ankara İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İstanbul, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Manisa, Mardin, Batman, Çanakkale ve Hakkâri’de sabaha karşı gerçekleştirilen baskınlarda, ilk belirlemelere göre 12 şüpheli gözaltına alındı.SİBER SUÇ ŞEBEKESİ MİT’İN TAKİBİNDEYDİMİT, yürüttüğü istihbari çalışmalarla, kamu kurum ve kuruluşlarının bilişim sistemleri ile vatandaşların kişisel verilerini hedef alan siber suç yapılanmasını takibine aldı.Yapının, kamu kurumlarında görevli bazı kullanıcıların kimlik ve hesap bilgilerini hedef alan zararlı yazılımlar üzerinden sistemlere yetkisiz erişim sağlamaya çalıştığı, ele geçirilen hesaplar üzerinden işlem yapmaya yönelik faaliyet yürüttüğü ve bu faaliyetlerin organize bir yapı üzerinden gerçekleştirildiği tespit edildi.Elde edilen verilerin ise çok katmanlı bir yapı üzerinden ticari amaçla pazarlanarak “bayilik sistemi” ile üçüncü şahıslara devredildiği belirlendi.SUNUCULAR VE DİJİTAL MATERYALLERE EL KONULDUOperasyon kapsamında, yurt içi ve yurt dışı bağlantılı çok sayıda sunucu, veri depolama sistemi ve dijital materyale el konuldu. MİT tarafından tespit edilen teknik altyapı üzerinde Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından yürütülen incelemelerde, şüphelilerin kişisel verilerin sorgulanmasına imkân sağlayan sistemleri aktif olarak kullandığı ortaya çıkarıldı.Ayrıca, örgüte ait olduğu değerlendirilen çok sayıda kripto varlık cüzdanı ve dijital finans unsuru da incelemeye alındı.GİZLENMEK İÇİN KOD ADI KULLANMIŞLARSoruşturma kapsamında, örgütün teknik altyapısını kuran ve yöneten, faaliyetlerini kimliğini gizlemek amacıyla kod adı kullanarak yürüttüğü belirlenen şüphelin Mardin’de yakalandı.Şüphelinin kurduğu sistem üzerinden elde edilen verileri terör örgütleri ve dolandırıcılık şebekeleri başta olmak üzere farklı suç unsurlarıyla paylaştığı, bu yapının organize suç faaliyetlerinde kullanılmasına imkân sağladığı ve bu suretle yapının yayılmasında kritik rol oynadı.Devlet kurumları, siber suç şebekelerine karşı soruşturmaları çok yönlü olarak sürdürmeye devam ediyor. Elde edilen yeni bulgular doğrultusunda operasyonların genişletilmesi bekleniyor. Güvenlik kaynakları da benzer yapılanmalara yönelik çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğünü vurguladı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>İngiltere'de pedofili Epstein krizi: Başbakan Starmer istifaya çağırıldı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/ingiterede-pedofili-epstein-krizi-basbakan-starmer-istifaya-cagirildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/ingiterede-pedofili-epstein-krizi-basbakan-starmer-istifaya-cagirildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/02/ingiltere-basbakan-starmerin-epstein-krizi-buyuyor-bir-istifa-daha-15419.jpg" alt="">İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın milyarder pedofili Jeffrey Epstein bağlantılı Peter Mandelson'u olumsuz güvenlik soruşturması raporuna rağmen İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atadığının ortaya çıkmasının ardından muhalefet liderleri Başbakanı istifaya çağırdı.Mandelson hakkında hazırlanan olumsuz güvenlik soruşturmasının Dışişleri Bakanlığı tarafından görmezden gelindiğinin, Starmer'a ise bakanlık tarafından olumsuz raporun aksine "Gelişmiş Güvenlik Soruşturması Raporu" sunulduğunun ortaya çıkmasının ardından hem Başbakanlık hem de muhalefetten peş peşe açıklamalar geldi.Başbakanlık Sözcülüğünden yapılan açıklamada, ortaya çıkan bilgilerin doğru olduğu ancak Başbakan ve hükümet üyelerinin bu durumdan bu hafta başına kadar haberdar olmadığı belirtildi.Açıklamada, sürecin Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütüldüğü ve Mandelson hakkındaki olumsuz güvenlik soruşturması raporuna karşı buna sebep olan iddiaları içermeyen Gelişmiş Güvenlik Soruşturması Raporu'nun da yine bakanlık yetkilileri tarafından verildiği kaydedildi.Starmer'ın bu bilgiyi öğrendikten sonra gelişmiş raporun verilme nedenini öğrenmek için yetkilileri görevlendirdiği, sonuçlarla ilgili parlamentoyu bilgilendireceği ifade edildi.Açıklamada Starmer'ın gelecek günlerde tüm detayları parlamentoyla paylaşacağı kaydedilirken, Sky News, bu açıklamanın pazartesi günü yapılacağını belirtti.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise Starmer'ın başlattığı sürece katkı sağlayacaklarını açıkladı."Başbakan gitmeli"Muhalefet de olumsuz güvenlik soruşturması raporuna rağmen Mandelson'u atayan Starmer'ı istifaya çağırdı.İngiliz basınına konuşan ana muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, Starmer'ın olumsuz güvenlik soruşturmasından haberi dahi olmadığını açıklamasına tepki göstererek, "Bilmediğini söylüyorsa bu beceriksiz olduğunu gösterir. Bu da hükümetin yönetmemesi gerektiği anlamına gelir. Başbakan, ofisinde neler yaşandığını bilmiyorsa ekonomimizden, enerjimizden, savunmamızdan ve başka şeylerden sorumlu olmamalı ve gitmeli." dedi.Parlamentodaki ikinci büyük muhalefet partisi olan Liberal Demokratlar'ın lideri Ed Davey ise ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan açıklama yaparak, "Eğer Başbakan parlamento ve kamuoyunu yanlış yönlendirdiyse gitmesi gerekir. Mandelson'ı İngiltere'nin Washington Büyükelçisi olarak atamasının felaket bir yanlış değerlendirme olduğunu zaten biliyoruz." ifadelerini kullandı.Davey, Starmer'ın güvenlik soruşturmasının arkasına saklandığını ancak bu soruşturma raporunun görmezden gelinerek atama yapıldığını kaydetti.Dışişleri Bakanlığı yetkilileri istisnai yetki kullanarak Epstein iddialarını görmezden geldiİngiliz The Guardian gazetesi, Mandelson hakkında güvenlik soruşturmasının Starmer tarafından atama kararının kamuoyuna duyurulması sonrasında başladığını ortaya çıkarmıştı.Habere göre, Kabine Ofisi tarafından hazırlanan raporda Mandelson'un, ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le bağlantısı, mali ilişkileri, İngiltere'nin itibarıyla ilgili oluşturabileceği riskler ve geçmiş görevlerinde yaşananlarla ilgili bilgiler yer almıştı.Mandelson hakkında olumsuz güvenlik raporu verilirken Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin ise istisnai yetki kullanarak bu raporu görmezden geldiği belirtilmişti.Epstein'dan 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmıştıABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliğine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın, pedofili Epstein'a, "En iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.Mandelson'ın, Epstein'a gönderdiği doğum günü mesajında, "Gelsin diye saatlerce beklerdiniz. Çoğu zaman etrafınızda olduğuna alıştığınızda birden yine yalnız kalırdınız. Onun yerine eğlendirmeniz gereken bazı ilginç arkadaşlarıyla baş başa kalırdınız." ifadeleri yer almıştı.Yazışmaların yayımlanmasının ardından Mandelson görevden alınırken ABD Adalet Bakanlığı, ocak sonunda Epstein'la ilgili yeni belgeler yayımlamıştı. Bu belgelerde ise Mandelson'un, Epstein'dan 75 bin dolar aldığı ortaya çıkmış, ayrıca reşit olmadığı belirtilen kız çocuklarıyla çekilmiş uygunsuz fotoğrafları paylaşılmıştı.Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerinde (1997-2010) bakanlık yapan Mandelson, bu para transferini hatırlamadığını açıklamıştı.Mandelson'un Ticaret Bakanı olduğu ve 2008 krizinin etkilerinin sürdüğü dönemde, Epstein'e piyasa için hassas hükümet bilgilerini paylaştığı da ortaya çıkmış, Brown, bu hareketi "affedilemez ve vatanseverlikten uzak" olarak nitelemişti.Son olarak Mandelson'u Washington Büyükelçisi olarak atayan Starmer, Mandelson'un 2008 sonrasında da Epstein'la ilişkide olduğunu bilmesine rağmen onu atadığı için özür dilemiş, ilişkinin derinliği konusunda Mandelson'un yalan söylediğini öne sürmüştü.Mandelson, tüm bu ifşaatların ardından İşçi Partisi ve Lordlar Kamarası üyeliklerinden ayrılmış, şubatta da gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük ateşkes başladı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/israil-ile-lubnan-arasinda-10-gunluk-ateskes-basladi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/israil-ile-lubnan-arasinda-10-gunluk-ateskes-basladi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/israil-ile-lubnan-arasinda-10-gunluk-ateskes-basladi-51919.jpg" alt="">ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu.Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüştükten sonra anlaşmayı açıkladı.Ateşkesi sosyal medya hesabından duyuran Trump, Hizbullah'ı anmadan "Bu iki lider, ülkeleri arasında BARIŞ'ı sağlamak için 10 günlük bir ATEŞKES'e resmen başlayacakları konusunda anlaştılar" dedi. Trump, Netanyahu ve Aoun'u barış görüşmeleri için Beyaz Saray'a davet ettiğini de söyledi.Lübnan'daki İran destekli Hizbullah, öne sürdükleri koşullar uygulanırsa anlaşmaya uyacaklarını açıkladı. Hizbullah şartlarını, "Lübnan topraklarının tamamında İsrail saldırılarının durması ve İsrail güçlerinin hareket serbestisi olmaması" olarak sıraladı.Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını duyurudu.Netanyahu da ateşkesi doğruladı ancak İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde 10 km'lik bir güvenlik şeridinde mevcudiyetini sürdüreceğini belirtti, "Oradayız ve ayrılmıyoruz" dedi.İran Dışişleri Bakanlığı da anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Tahran, 8 Nisan'da ABD ve İsrail ile yaptıkları iki haftalık ateşkesin Lübnan'ı da kapsaması gerektiğinde ısrar ediyoru.Ateşkese dair neler biliniyor?ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkese dair şu bilgileri paylaştı:Bu ateşkes İsrail hükümeti tarafından "bir iyi niyet göstergesi" olarak nitelendiriliyor.Müzakerelerde ilerleme olursa ateşkes uzatılabilir.İsrail bir saldırı durumunda kendisini savunmak için gerekli adımları atabilir.Ateşkes devreye girince Lübnan hükümeti Hizbullah ve diğer silahlı örgütleri engellemek için anlamlı adımlar atacak.İki ülkenin hükümeti de ABD'den, aralarındaki çözülmemiş diğer sorunların da çözümü için arabuluculuk yapmaya devam etmesini talep etti.BBC'nin Kudüs'teki muhabiri Nick Beake, Hizbullah'ın Lübnan devletinin kontrolü altında olmadığını hatırlatıyor ve örgütün buna tepkisini takip etmek gerekeceğine dikkat çekiyor.Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan'da Hizbullah'tan gelen ilk tepkiler de ateşkese uyacakları yönünde" diyor.Fakat örgüt, bu ateşkesin İsrail ordusuna Lübnan'da seyahat serbestisi vermemesi gerektiği uyarısında bulundu.İsrailli askeri kaynaklar ise Lübnan'ın güneyindeki binlerce askeri geri çekme planları olmadığını duyurdu.ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmesinin ardından Hizbullah İsrail'e roketli saldırılar düzenlemiş, bunun üzerine İsrail de 2 Mart'ta Lübnan'a bir askeri harekat başlatmıştı.Liderler doğrudan telefonda görüşmedi16 Nisan'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun telefonda konuşacağına dair haberler çıkmış ancak ilerleyen saatlerde BBC'nin Beyrut'taki muhabiri Carine Torbey'e konuşan bir Lübnanlı yetkili, iki lider arasında bir telefon görüşmesi yapılmayacağını söylemişti.Bu yetkili Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un bu kararını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya ilettiğini söyledi.Ateşkes açıklaması ise bundan yaklaşık iki saat sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapıldı.BBC muhabiri Torbey de, "İsrail'in Lübnan'ın güneyinde saldırıları devam ederken Netanyahu ile konuşmak, Aoun'un hem Hizbullah'la hem de Lübnan toplumunun büyük bir kesimiyle ilişkilerini daha da kötüleştirebilirdi" yorumunu yaptı.İsrail'in 1948'de kurulmasından bu yana Lübnan ile hiçbir diplomatik ilişkisi olmadı.Lübnan ve İsrail, otuz yılı aşkın bir süre sonra ilk diplomatik görüşmesini büyükelçiler düzeyinde 14 Nisan'da Washington'da gerçekleştirdi.Ardından tarafların "doğrudan müzakerelere başlama" kararı aldıkları duyurulmuştu.Karşılıklı saldırılarsa sürüyor.İsrail Lübnan'ın güneyinde hava saldırılarını sürdürürken, Hizbullah da İsrail'e roket attığını açıkladı.Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi Reuters haber ajansına Lübnan'ın güneyini ülkenin geri kalanı ile bağlayan son köprünün de İsrail saldırılarında yıkıldığını söyledi.14 Nisan'daki tarihi görüşmeABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, iki ülkenin Washington büyükelçileri ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katıldığı 14 Nisan'daki görüşmeyi "tarihi" olarak niteledi.Pigott, ABD'nin arabuluculuğunda uzun vadeli bir barış anlaşmasına varılmasını umut ettiklerini belirtti.Görüşmede taraflar, Lübnan'da İran'ın desteklediği Hizbullah'ın etkisinin zayıflatılması için birlikte çalışmak üzerine anlaştı.İsrail'in "tüm devlet dışı terör örgütlerinin" tasfiye edilmesi için Lübnan'la birlikte çalışmayı kabul ettiği, ancak ülkedeki saldırılarını durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunmadığı aktarıldı.İki taraf arasında 1993 yılından bu yana yapılan ilk doğrudan görüşmede Lübnan'ı büyükelçi Nada Hamadeh Moawad, İsrail'i de büyükelçi Yechiel Leiter temsil etti.Görüşme öncesinde aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 17 ülke, İsrail ve Lübnan'ın bu görüşmeleri kalıcı bir barışa çevirmesi çağrısı yaptı.Hizbullah ise bu görüşmelere karşı çıktığını, sonuçlarını da tanımayacağını açıkladı.Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan barış istiyor ama önce Hizbullah'ın ikna edilmesi lazım" diyor ve ekliyor:"Lübnanlı yetkililerin müzakerede teklif edebileceği çok az şey var çünkü Lübnan devleti çatışmanın bir parçası değil ve Hizbullah üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yok."Bir milyondan fazla kişi evinden oldu28 Şubat'tan bu yana İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle, Lübnan'da 1,2 milyon kişi; Hizbullah'ın saldırıları nedeniyle de İsrail'in kuzeyinde on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldıklarını savunsa da yerleşim merkezlerine yapılan saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.Çatışmalar başladığından beri Lübnan'da 2.000'den fazla kişinin, İsrail'de ise iki sivil ve 12 askerin hayatını kaybettiği açıklandı.İran da ABD ile vardıkları ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını söyleyerek İsrail'in saldırılarının ateşkes ihlali olduğunu belirtti.Lübnan'da çatışmalar nedeniyle evlerinden edilen kişiler yol kenarlarındaki derme çatma çadırlarda kalıyorHizbullah nedir?Hizbullah, Lübnan'da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.Adı "Allah'ın Partisi" anlamına geliyor ve dünyanın en ağır silahlara sahip devlet dışı askeri güçlerinden biri olarak görülüyor.1992'de Hasan Nasrallah örgütün lideri oldu ve suikasta uğradığı 27 Eylül 2024'e kadar bu görevde kaldı.İdeolojik kökleri 1960'lar ve 1970'lerde Lübnan'da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980'li yılların başında ortaya çıktı.Grup, İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, İran'ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş'i güçlendirmeye devam etti.Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloku üzerinden adım adım Lübnan'ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.Bazı açılardan Hizbullah'ın askeri kapasitesi Lübnan ordusunun da üstüne çıkmış durumda.Uydu görüntüleri, İsrail'in Lübnan'daki yıkımlarını gözler önüne seriyorBBC'nin teyit ve doğrulama birimi BBC Verify'ın elde ettiği uydu görüntüleri ve videolar, Lübnan'ın güneyindeki kasaba ve köylerin İsrail tarafından yıkılarak yerle bir edildiğini ortaya koydu.BBC Verify'ın doğrulanmış görsel kanıtlara dayanan analizine göre 2 Mart'tan bu yana 1400'den fazla bina yıkıldı.Bu, İsrail hava saldırıları ve yıkımlarının sadece genel bir görünümü çünkü hem sahada yaşananlara hem de uydu görüntülerine erişim kısıtlı. Yıkımın gerçek boyutu çok daha büyük olabilir.İsrail Savunma Bakanı Israel Katz 22 Mart'ta Hizbullah'a yönelik saldırılarının bir parçası olarak "Gazze modeli" temel alınarak, Lübnan'da İsrail sınırına yakın evlerin yıkımını hızlandırma talimatı vermişti. Yıkımlar da bu talimatın ardından gerçekleşti.Uluslararası hukuk uzmanları BBC Verify'a, bu kasaba ve köylerin sistematik şekilde yıkılmasının savaş suçu olabileceğini söyledi.İsrail ordusu ise çatışma hukukuna uygun hareket ettiğini ve zorunlu bir askeri gereklilik olmadıkça evlerin yıkılmasına izin vermediğini savundu.Ayrıca Hizbullah'ın bölgedeki sivil alanlara askeri tesisler yerleştirdiğini iddia ettiler ama herhangi bir kanıt da sunmadılar.2 Mart'ta Lübnan'daki İran destekli silahlı örgüt Hizbullah, İsrail ve ABD'nin İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmesine misilleme olarak İsrail'e roket ve insansız hava araçlarıyla saldırdı.İsrail ordusu da Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldığını söylediği bir dizi saldırıyla karşılık verdi ve Güney Lübnan'a kara harekatı da başlatıldı.İsrail ordusu ilk olarak 2 Mart'ta sınıra yakın yaşayan Lübnanlı sivillerin bölgeyi terk etmesini emretti. Günler sonra tahliye emri, sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıktaki Litani Nehri'nin güneyinde yaşayanları da kapsayacak şekilde genişletildi. Daha sonra sınırdan 40 km uzaklıktaki Zahrani Nehri'nin güneyinde yaşayanlar da tahliye kapsamına alındı.16 Mart'ta İsrail, birliklerinin Güney Lübnan'da Hizbullah'a karşı kara harekatına başladığını açıkladı.Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, Lübnan genelinde 1,2 milyondan fazla insanın yerinden edildiği tahmin ediliyor. Bunların 820 bini de ülkenin güneyinde. OCHA, Lübnan'daki savaşın birçok insanı kuzeydeki bölgelere kaçmaya veya Suriye'ye geçmeye zorladığını belirtti.Lübnan Sağlık Bakanlığı, savaşın başlamasından bu yana iki binden fazla kişinin öldüğünü açıkladı. İsrailli yetkililer de, son bir buçuk ayda 13 asker ve iki sivilin Hizbullah tarafından öldürüldüğünü bildirdi.Lübnan'ın sınırdaki tepelerde yer alan kasaba ve köyleri artık tanınmaz halde. Bir zamanlar geniş vadilere bakan taş binalarla dolu dolambaçlı sokaklarıyla bilinen bu meskun mahaller, teyitli videolarda patlamaların toz ve enkazından griye dönüşmüş halde görülüyor.Katz'ın İsrail kontrolündeki "güvenlik bölgesi" planı, sınırdan Litani nehrine kadar uzanarak Lübnan topraklarının yaklaşık %10'unu kaplayacak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bunun "işgal tehdidini engellemek" için olduğunu söyledi.BBC Verify, doğrulanmış videolar ve uydu görüntülerini analiz ederek, en az yedi sınır kasaba ve köyünde İsrail'in kontrollü yıkımlarına dair kanıt buldu.Özellikle İsrail sınırına yaklaşık dört kilometre uzaklıktaki Taybe kasabası, yoğun bir yıkıma maruz kaldı. Doğrulanan 11 video, kasabanın tamamının aynı anda havaya uçurulduğunu gösteriyor.28 Şubat ve 11 Nisan'da çekilen uydu görüntülerinin karşılaştırılması, bir cami de dahil olmak üzere 400'den fazla binanın yerle bir edildiğini ortaya koyuyor.Bu arada, Kiyam kasabasında ve Kuza, Deyr Seryan, Markaba ve Ayta el Şaab köylerinde, doğrulanan diğer videolar, birkaç binayı yıkan koordineli patlamaları gösteriyor.Sadece Ayta el Şaab'da 460'tan fazla binanın yıkıldığını tespit ettik. İstihbarat analiz firması MAIAR'ın kurucusu Tony Reeves'e göre, köyün uydu görüntülerinde ekskavatörler ve zırhlı araçlar da görülebiliyor.Kıyıdaki Nakura kasabasında, İsrail'in yıkım için kullandığı patlayıcılar Güney Lübnan'daki BM barış gücü misyonunun karargahına da zarar verdi.Karakolda bulunan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) Sözcüsü Kandice Ardiel, Nisan başından beri sürekli birkaç binanın aynı anda yıkıldığını gördüğünü söyledi.Uydu görüntüsü analizimiz, son haftalarda Nakura'da en az 100 binanın yerle bir edildiğini gösteriyor.Ardiel, UNIFIL karargahının karşısındaki binaların çoğunun artık yıkılmış durumda olduğunu söyledi ve Nakura'daki yıkımın boyutunun "gerçekten yürek burktuğunu" söyledi.Sözcü "Bunlar sadece bina değil, bir toplumun mirası" diye de ekledi.Yapıların kasten yıkılması, İsrail'in yeni uygulamaya başladığı bir askeri taktik değil. 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından sonraki misillemelerde Gazze'de de geniş bir alanda kullanıldı.Düşünce kuruluşu Chatham House'un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı Müdür Yardımcısı Renad Mansour "7 Ekim'den ve İsrail'in Hizbullah'la savaşa girmesinden bu yana, İsrail'in bölgedeki güç dengesini yeniden düzenleme stratejisi olduğu açıkça görülüyor" diyor.BBC Verify'a konuşan uluslararası hukuk uzmanları, askeri bir zorunluluk olmadığı sürece, yapıların yıkılmasının uluslararası hukuk tarafından kesinlikle yasaklandığını belirtti.Oxford Üniversitesi'nden küresel güvenlik ve uluslararası hukuk uzmanı Prof. Janina Dill'e göre, "zorunluluk eşiği" askeri açıdan avantaj sağlamasından öte bir durum.Dill "Bu eşik kesinlikle uzun vadeli ulusal güvenlik için köyleri toptan yerle bir etmeyi kapsamıyor" diyor.İsrail Demokrasi Enstitüsü adlı düşünce kuruluşundan hukuk uzmanı Yuval Shany de, hangi yapıların askeri öneme sahip olduğunu belirlerken her bir binanın ayrı ayrı analiz edilmesi gerektiğini söylüyor.Shany bazı sivil yapıların askeri faaliyet için kullanılabilmesi ihtimalinin "sınırın yakınındaki tüm binaların yerle bir edildiği bir tampon bölge oluşturulmasını meşru kılmadığını" belirtiyor.Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü Prof. Ben Saul, İsrail'in "özellikle Güney Lübnan'da ve Beyrut'un bazı bölgelerinde yerleşim alanlarındaki geniş çaplı yıkımının" uluslararası insani hukuku ihlal ettiğini vurguluyor.Güney Lübnan nüfusunun büyük çoğunluğunu Şiiler oluşturuyor fakat aralarında Hristiyanların da bulunduğu diğer topluluklar da bu bölgede yaşıyor.Saul "Bazı yerlerdeki saldırıların, ağırlıklı olarak Şii köylerini ve güneydeki halkı 'temizlemeyi' ve Hizbullah militanlarının aralarına karışmış olabileceği sivil halkı topluca cezalandırmayı amaçladığı görülüyor" diyor.İsrail ordusu ise buna karşılık, "Ordunun sivil halkı 'temizlemek', toplulukları cezalandırmak veya sivilleri din veya mezhep temelinde hedef aldığı yönündeki her türlü iddia kesinlikle yanlış" yanıtını verdi.İsrail ordusu ayrıca, "tahliye uyarılarının sivilleri nihai bir şekilde yerinden etmeyi veya yasal dönüşlerini engellemeyi amaçlamadığını" da iddia etti.İngiltere'deki Bristol Üniversitesi'nin Uluslararası Hukuk Merkezi direktörü Dr. Lawrence Hill-Cawthorne "hukukun temel kuralının" sivil hedeflerin vurulmaması olduğunu vurguluyor.Cawthorne "Güney Lübnan'daki kasaba ve köylerin tamamen yok edilmesinin, Hizbullah'ı geri püskürtmek için bir tampon bölge oluşturmak için gerekli olduğunu iddia etmek, kabul edilebilir bir savunma değil" diyor."İsrail'in Lübnan'daki savaşı Hizbullah'ın saldırılarına karşı nefsi müdafaa olarak değerlendirilebilse bile, yapılanlar belirli saldırılara karşı sınırlı bir müdafaa savaşının çok ötesine geçiyor gibi görünüyor."]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Gördüğü rüyayla kanseri teşhis edildi</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/gordugu-ruyayla-kanseri-teshis-edildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/gordugu-ruyayla-kanseri-teshis-edildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/gordugu-ruyayla-kanseri-teshis-edildi-61230.jpg" alt="">Kate Bowie / BBC Dünya Servisi&nbsp;Sağlık MuhabiriAdeline 2011 yılında hayatını değiştiren bir rüya gördü.Depresif hissediyor ve üç yıl önce kaybettiği annesini özlüyordu."Ta ki bir gece onu rüyamda görene kadar"Hong Kong'dan Adeline (gerçek ismi değil), "Ona rüyamda şöyle dediğimi hatırlıyorum, 'Anneciğim, sonunda buluştuk, nasılsın?' O da bana 'Ben iyiyim ama sana bir şey söylemek istiyorum - lütfen git ve hemen bir sağlık kontrolü yaptır.'"Adeline rüyasındaki bu "çok güçlü" mesajı ciddiye aldığını ve hemen bir doktor randevusu ayarladığını söylüyor.Ve o kontrolde Adeline'in birinci evre kanser olduğu ortaya çıktı. Tedavi edilebildi çünkü çok erken teşhis edilmişti.Adeline, "Çok şükran duyuyorum çünkü bu olmasa gidip sağlık check-up'ı yaptırmazdım" diyor.Farklı kültürlerden insanlar binlerce yıldır rüyalarını yorumluyor.Antik Mısır, Yunan ve Babil toplumlarında, rüyaların "kehanet" içerebileceğine inanılıyordu.İbrahimi dinlerdeyse, "tanrıdan gelen" rüyalar "öngörü" olarak kabul edilebiliyor.Bazı yerli topluluklardaysa, rüyaların ruhani "yardımcıların" yaptıkları ziyaretler olduğuna inanılıyor.Adeline geleneksel Çin kültüründe ataların rüyalar aracılığıyla mesaj iletebileceği inancından haberdar olduğunu ancak bunun kendi başına geleceğini hiç tahmin etmediğini söylüyor.Günümüzde rüyalara duyulan ilgi, sosyal medya platformlarına da taşınmış durumda. Hong Kong merkezli DICSUSS (tartış) grubunda kullanıcılar rüyaları yorumlama yöntemlerini paylaşıyor. Online forum Reddit'te de yüzlerce kullanıcı rüyalarını yapay zekaya yorumlattıklarını anlatıyor.Peki Adeline'inki gibi rüyalar bize ne anlatıyor? Bilim insanları ve psikologlara göre, rüyalarımıza ne kadar önem vermeliyiz?Neden rüya görürüz?Beyinlerimiz rüya görmeye bayılıyor.İngiltere'deki Imperial College London'dan nörolog (sinirbilimci) Dr Abidemi Otaiku, "Hızlı göz hareketi yani REM uykusunda olduğumuz sırada 'neredeyse kesin olarak rüya görüyoruz'" diyor.Bu uykuda geçirdiğimiz vaktin neredeyse üçte birinde rüya gördüğümüz anlamına geliyor.Hatta derin uyku eksikliği nedeniyle rüya görmezsek, bir dahaki uykumuzda beyin bize daha canlı rüyalar gösteriyor - bu sürece REM geri tepmesi deniyor.Otaiku "Vücudumuz gerçekten rüya görmek ve fırsat bulduğunda göremediği zamanları telafi etmek istiyor" diyor.Aslında neden uyuduğumuz hâlâ bir bilimsel gizem. Araştırmacılara göre uyku beynin dinlenip toparlanması sağlıyor, ve gün içindeki yaşadıklarımızın hafızada arşivlenmesi için zaman tanıyor.Beyin taramaları şunu gösteriyor: uyku sırasında beyin ayarlarımız değişiyor, bu da rüya gördüğümüz sırada onu algılayış biçimimizi etkiliyor.Rüya görürken beynin ön lobu - burası bizim mantık merkezimiz - büyük oranda devre dışı kalıyor. Öte yandan limbik sistem - yani duygularla ilişkili bölüm - aşırı aktif hale geliyor.Otaiku "Rüyalarımızın genellikle tuhaf ve anlamsız olmasının nedenlerinden biri de bu" diyor.Rüyalar karar vermemize yardım etmeli mi?Araştırmalar, rüyalarımızın içeriğinin uyanıkken daha iyi kararlar vermemize destek olabileceğini gösteriyor.Örneğin bir araştırma, sigarayı bırakmış ve rüyasında sigara içtiğini gören kişilerin yeniden başlama eğiliminin daha düşük olduğu ortaya koydu.Benzer bir eğilim boşanmış kişilerde de görüldü. Araştırmacılar, eski eşlerini rüyalarında gören kişilerin bir yıl sonra ruhsal olarak daha sağlıklı olduğunu gördü.ABD'li psikolog ve rüya araştırmacısı Dr Dylan Selterman, "Duygusal olarak zor bir konuyu [rüyalarında] işliyorlar. Daha da önemlisi, rüyanın içeriğinin olumlu ya da olumsuz olması önemli değil" diyor.Hatta iki ayrı araştırma gösterdi ki, olumsuz rüyalar bazen insanların sorunlarıyla baş etmelerinde olumlu rüyalardan daha faydalı.Selterman, "O konu üzerine çalışıyorsunuz ve bunu yapıcı bir şekilde ele alıyorsunuz" diyor.Rüyalar sorunları çözmemize de yardımcı olabiliyor. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada katılımcılardan bir labirenti çözmeleri istendi, ve labirentle ilgili rüya görenlerin daha iyi bir performans sergilediği görüldü.Selterman bunun, beynin bir sorunu çözmek için daha fazla zaman bulması ve rüyaların o soruna daha yaratıcı bir açıdan bakabilmemizi sağlamasının "güçlü bir ortak etkisi" olabileceğini söylüyor.Günlük hayatlarımızda bu kendisini, uyanıkken bir süredir düşünüyor olduğumuz bir konu hakkında aniden gelen bir ilham ve farkındalık olarak gösterebilir.Selterman "Rüyalar, bu düşüncelerimize harekete geçmeleri için verdiğimiz ufak bir gaz gibidir" diyor.Araştırmalar, bir sorun hakkında rüya görmenin, çözümde faydalı olabileceğini gösteriyor.Rüyalar gerçek duygularımızı ortaya çıkarabilir mi?Bu rüyalarımızın derinde kalmış "gizli ya da gerçek" hislerimizi ortaya çıkardığı anlamına gelmiyor. Sadece uyku halindeki beynimiz, uyanıkken önemsediğimiz konularla ilgilenmeye devam ediyor.Selterman, rüya araştırmaları sırasında, rüyaları nedeniyle eşlerinden ayrılan insanlarla karşılaştığını söylüyor. Ancak bu insanlar halihazırda ilişkilerinde sorun yaşayan insanlardı."Rüyalar onların ihtiyacı olan son bir itici güç oluyor. Rüyalarla kendilerini dair bir içgörü kazandıklarını hissediyorlar, ancak rüyaları zaten önceki düşünceleriyle tutarlı oluyor."Peki beklenmedik birini rüyamızda görürsek bunda bir anlam aramalı mıyız?Selterman, "Mutlu, sevgi dolu ve başarılı bir ilişki içindeyseniz, ve bir gece rüyanızda beklemediğiniz biriyle birlikte olduğunuzu görürseniz, bu çok normal, bu çok yaygın" diyor."Suçluluk duymaya gerek yok... bu illa ki bir şeylerin işareti değildir."Rüyalarımız geleceği tahmin edebilir mi?Beynimiz, gelecekten bize mesaj getiriyormuş gibi görünen ya da günlük hayatımızdaki olaylarla örtüşen rüyaları daha iyi hatırlamaya yatkın olarak programlı.Otaiku "Gerçek hayatımızla örtüşmeyen rüyaları unuturuz" diyor.Ama rüyalarımızın bu kadar "psişik" olmasının bir sebebi daha olabilir; bir teori bunu beynin "iç duyum" (vücudun fizyolojik durumunun algılanması) kabiliyetine bağlıyor.Otaiku "Bazılarına buna altıncı duyu diyor. Bu aslında beynimizin, vücudumuzun içsel durumunu algılama kabiliyeti" yorumunu yapıyor.Beynin iç duyumla ilgili bölgeleri, rüyayla ilgili bölümleriyle çakışıyor. Bazı araştırmacılara göre, hastalıkları rüyalarımız sayesinde önceden sezmemizin nedeni bu olabilir.Otaiku "Bu durum, bu gibi şeyleri açıklamanın makul bir yolu olabilir" diyor.Dr. Abidemi Otaiku'ya göre, iç duyum (içsel algı) rüyalarımızın geleceği öngörüyormuş gibi görünmesinin nedenlerinden biri olabilir.Kâbuslarımıza ne kadar önem vermeliyiz?Otaiku gibi sinirbilimcilerin yaptıkları sayısı giderek artan araştırmalar, rüyalarımızın bazı beyin hastalıklarının gelişme riski için bir gösterge olabileceğini ortaya koyuyor.Otaiku "Giderek daha çok kâbus görüyorsanız, bu demans ya da Parkinson gibi hastalıkları geliştirme riskinizin daha fazla olduğu anlamına gelebilir" diyor.Otaiku'nun üç teorisi var; kâbuslar bazı hastalıkların erken bir habercisi olabilir, kâbuslar sağlığınızı kötü etkileyebilir, ya da kâbuslar ve hastalıkların genetik gibi başka bir ortak nedeni olabilir.Bu teorilerin doğruluğunu kanıtlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.Otaiku, bulguların bizi karamsarlığa düşürmemesi gerektiğini, aksine sağlığımızı iyileştirmek için iyi birer fırsat olduklarını söylüyor.Stresi azaltmak, iyi ve kaliteli uyku uyumak ve uyumadan önce korkutucu şeyler izlemekten kaçınmak, rüyalarımıza yardımcı olabilir.Ve daha zorlu vakalar için başka seçenekler de var: İmgeleme tekrarı terapisi, hastaların tekrarlayan bir kâbusun sonunu değiştirmelerine yardımcı oluyor. Tansiyon ilacı prazosin de, normal rüyaları engellemeden kâbusları bloke edebiliyor.Otaiku "Kâbusları iyileştirmenin sağlığımız için hem anında, hem de daha uzun vadeli iyi sonuçları olabileceğini düşünebiliriz" diye ekliyor.Rüyalarımızı analiz etmeli miyiz?Selterman, rüyalarımızı genel geçer sembolik anlamlar üzerinden yorumlamanın, bireysel bağlamı gözardı ettiği için, yanıltıcı olabileceğini söylüyor."Rüyada görülen bir köpekbalığı, muhtemelen bir deniz bilimcisi ve bir diş doktoru için farklı anlamlar içerir."Ancak rüyalarımızın temalarına bakmanın, kendimizi daha iyi anlamaya yardımcı olabileceğini ekliyor."Belki kaybettiğiniz bir yakınınızı çok sık görüyorsunuz, ya da ileride sahip olmak istediğiniz bir işi... ya da bir arkadaşınızı, eşinizi."Bu temaların farkında olmak bize kendimizle, ilişkilerimizle, ya da sürekli rüyasını gördüğümüz bir konuyla ilgili daha iyi bir içgörü kazandırabilirSelterman "Rüyaların bir anlamı varsa, bu muhtemelen sosyal hayatlarımızda yatıyordur" diyor.Adeline artık rüyalarına daha çok dikkat ettiğini ve onları duygularını kontrol etmek için bir hatırlatıcı olarak kullandığını söylüyor."Verdiği mesajın ne olabileceği konusunda sezgilerimize güvenmeliyiz. Kendi içinize derinlemesin bakın, yanıtı orada bulabilirsiniz."]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Türkiye kapıları Avustralya'ya açtı: Vize muafiyeti yürürlükte</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/turkiye-kapilari-avustralyaya-acti-vize-muafiyeti-yururlukte</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Asya]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/turkiye-kapilari-avustralyaya-acti-vize-muafiyeti-yururlukte</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2025/04/trumpin-politikalari-ve-abdden-avrupaya-beyin-gocu-76738.jpg" alt="">Avusturalya'nın umuma mahsus pasaport hamili vatandaşlarının Türkiye'ye yapacakları turistik ziyaretlerinde vize muafiyeti sağlanması hakkında Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile birlikte, Avusturalya'nın umuma mahsus pasaport hamili vatandaşları Türkiye'ye yapacakları her 180 gün içinde azami 90 gün ikamet süreli turistik amaçları seyahatlerinde ve transit geçişlerinde vize muafiyeti sağlanacak.&nbsp;Muafiyete ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunun 18'inci maddesi gereğince karar verildi.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Dünya Atletizm Birliği, Türkiye'nin 11 atlet transferi talebini reddetti</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/dunya-atletizm-birligi-turkiyenin-11-atlet-transferi-talebini-reddetti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 06:06:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Spor]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/dunya-atletizm-birligi-turkiyenin-11-atlet-transferi-talebini-reddetti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/dunya-atletizm-birligi-turkiyenin-11-atlet-transferi-talebini-reddetti-72783.jpg" alt="">Dünya Atletizm Birliği (WA), 11 üst düzey atletin Türkiye için yarışma taleplerini reddetti.Türk hükümetinin "yüksek meblağlar içeren sözleşmelerle yabancı atletleri transfer etme stratejisi" olduğunu tespit eden WA, başvuruları geri çevirdi.Mart ayında Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan bir Türk atletizm yetkilisi, bu atletlerin bir kısmına 300 bin dolara varan ödemeler yapılacağını söylemişti.Türkiye'nin transfer etmek istediği 11 atlet içinde, kadınlar maratonda dünya rekoru sahibi Brigid Kosgei'nin de dahil olduğu beş Kenyalı, dört Jamaikalı, bir Nijeryalı ve bir Rus vardı.Jamaikalılar arasında 2024 Olimpiyatları'nda disk atmada altın madalya kazanan Roje Stona da bulunuyordu.Türkiye 2024'teki Paris Olimpiyatları'nda sekiz madalya alsa da bunlardan hiçbiri altın olmamıştı.Dünya Atletizm Birliği, bir sporcunun temsil edeceği ülke ile arasında gerçek bir bağ olması gerektiğini belirtiyor ve yeni ülkesi adına yarışmadan önceki son üç yılında eski ülkesi için yarışmamış olma şartı koşuyor.WA, söz konusu atletlerin Türkiye adına yarışmasına izin vermenin "Dünya Atletizm Birliği'nin kurallarına aykırı olacağını" belirtti ve ekledi:"Bu kurallar, üye federasyonların yerli yeteneklerini geliştirmesini ve o ülkedeki atletlerin, kendilerinin yerine ülke dışından birilerinin transfer edilmeyeceği güvencesiyle yarışmasını sağlamak içindir."WA, Türkiye'nin bu transferlerle başta 2028 Los Angeles Olimpiyatları olmak üzere uluslararası turnuvalarda madalya kazanmak istediği sonucuna vardı.Mart ayında Fransız haber ajansı AFP de Türkiye'nin bu hamlesini haberleştirmişti.Ajansa konuşan, bu transfer sürecinin sorumlusu ve Türkiye'nin Olimpik atletizm takımının koordinatörlüğünü yapan Önder Özbilen ise "Bunu bir Türk'ün bazı ülkelere elinde bir çanta dolusu parayla gittiği bir süreç olarak görmeyin. Bu dünyanın en uzun vadeli ve insancıl vatandaşlığa kabul projesidir" demiş ve bazı atletlerin öz federasyonları tarafından unutulmuş sporcular olduğunu eklemişti.'500 bin dolar değil 30 taksitle 300 bin dolar'Jamaikalı Wayne Pinnock "Ülkemi seviyorum ama sadakat faturalarımızı ödemiyor" demiştiÖzbilen basında çıkan "atletlere Türk vatandaşlığına geçmeleri için 500 bin dolar ödendi" iddialarını reddetmiş, bazı atletlere 30 taksitle 300 bin dolarlık ödeme yapılacağını söylemişti.Bunu da, ülke değişimi sırasında üç yıl boyunca yarışamayacak olmalarından kaynaklanacak maddi kayıpları telafi etme ihtiyacıyla açıklamıştı.AFP'ye konuşan Özbilen aralarında bir ABD'linin de olduğu 30 atletin Türk vatandaşlığına geçme başvurularını ise, tek çıkarlarının para olması nedeniyle reddettiğini söylemişti.Ajansa göre atletlere 3 bin ile 7 bin dolar arasında değişen aylık maaşlar da ödenecek.2025 yılında atletizm kanalı The Inside Lane'e konuşan Türkiye'nin transfer etmek istediği gümüş olimpik madalyalı Jamaikalı uzun atlamacı Wayne Pinnock "Dürüst olmak gerekirse bunu ailem için yapıyorum. Ülkemi seviyorum ama hepimiz biliyoruz ki sadakat faturalarımızı ödemiyor" demişti.AFP'ye konuşan Jamaikalı disk atıcı Roje Stona'nın menajeri Paul Doyle da benzer bir şekilde bu maddi destek olmadan "Stona'nın kendisini bu spora adamasının mümkün olmayacağını" söylemişti.Türkiye'nin transfer etmesine izin verilmeyen 11 atletin tam listesi ve ülkeleri şöyle:Catherine Relin (Selin Can) Amanang'ole – Kenya, uzun mesafe koşucusuRajindra Campbell – Jamaika, gülle atıcısıJaydon Hibbert – Jamaika, uzun atlamacı ve üç adım atlamacıBrian Kibor – Kenya, uzun mesafe koşucusuBrigid Kosgei – Kenya, uzun mesafe koşucusuRonald Kwemoi – Kenya, uzun mesafe koşucusuNelvin (Can) Jepkemboi – Kenya, uzun mesafe koşucusuFavour Ofili – Nijerya, kısa mesafe koşucusuWayne Pinnock – Jamaika, uzun atlamacıRojé Stona – Jamaika, disk atıcısıSophia Yakushina – Rusya, heptatloncu (100 metre engelli koşu, yüksek atlama, gülle atma, 200 metre koşu, uzun atlama, cirit ve 800 metre koşularını içeren sekiz dalda birden yapılan yarışma)KAYNAK: BBC Türkçe]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Okulda katliam yapan çocuğun babası çete üyeliğinden yargılanmış</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-cete-uyeliginden-yargilanmis</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 06:06:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-cete-uyeliginden-yargilanmis</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/boyle-baba-mi-olur-cani-cocugu-polis-babasi-atis-talimine-goturmus-77248.jpg" alt="">Kahramanmaraş’ta 9 kişiyi öldüren 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin babası, Birinci Sınıf Emniyet Müdürü Uğur Mersinli’nin adının daha önce bir dolandırıcılık doyasında geçtiği ortaya çıktı. Bu kapsamda Mersinli'nin 1996 yılında bir dolandırıcılık çetesine üye olduğu iddiasıyla yargılandığı belirlendi.Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturma devam ediyor.POLİGON GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTISaldırganın okul baskınında babasına ait silahları kullandığı ortaya çıkarken, baba ifadesinde bu durumu doğruladı. Uğur Mersinli, oğlunu daha önce poligona götürdüğünü ve atış talimi yaptırdığını da kabul etti. Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin emniyet mensubu babası Uğur Mersinli soruşturma kapsamında tutuklandı.Soruşturma sürerken saldırganın poligonda çekildiği görüntüler de gün yüzüne çıktı. Söz konusu görüntülerde, saldırganın hedeflere nişan alarak ateş ettiği anlar yer aldı. Videoda, saldırganın babasının da poligonda bulunduğu ve oğluna eşlik ettiği görüldü.BABA ATIŞ SIRASINDA YÖNLENDİRİYORGörüntülerin devamında baba Uğur Mersinli’nin oğluna nişan alma konusunda yönlendirmelerde bulunduğu dikkat çekti. Saldırganın ise birkaç kez ateş ederek hedefleri vurmaya çalıştığı anlar kayda geçti.DİYARBAKIR'DA GÖREV YAPMIŞEmniyet teşkilatında polis başmüfettişi ve birinci sınıf emniyet müdürü olan baba Uğur Mersinli’nin 2020’li yıllarda Diyarbakır’da İl Emniyet Müdürlüğü'nde İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı ortaya çıktı. Mersinli’nin eşinin Kahramanmaraşlı olduğu bu nedenle Diyarbakır’dan tayinini isteyerek Kahramanmaraş’a gittiği öğrenildi.ÇETE ÜYELİĞİNDEN YARGILANMIŞÖte yandan katil İsa Aras Mersinli’nin babası Emniyet Amiri Uğur Mersinli’nin, 1996 yılında bir dolandırıcılık çetesine üye olduğu iddiasıyla yargılandığı ortaya çıktı.&nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Kerkük'te 100 yıl sonra Türk vali dönemi: Muhammed Seman Ağa seçildi</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/kerkukte-100-yil-sonra-turk-vali-donemi-muhammed-seman-aga-secildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/kerkukte-100-yil-sonra-turk-vali-donemi-muhammed-seman-aga-secildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/kerkukte-100-yil-sonra-turk-vali-donemi-muhammed-seman-aga-secildi-54186.jpg" alt="">Irak’ın Kerkük vilayetinde yapılan seçimle, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Irak Türkmen Cephesi lideri Muhammed Seman Ağa, valilik görevine getirildi.Kerkük Vilayet Meclisi’nde yapılan oturumda eski Vali Rebvar Taha’nın istifası kabul edilirken, meclis üyeleri yeni vali olarak ITC Başkanı Ağa’yı seçti.GAZİ ÜNİVERSİTESİ MEZUNUMuhammed Seman Ağa, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanıdır. 1982 yılında Kerkük’te doğmuştur. Türkiye’de Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde eğitim almıştır. Siyasi hayatına gençlik hareketleri içinde başlamış, özellikle Türkmen öğrenci ve gençlik yapılanmalarında aktif rol oynamıştır.2006-2008 yılları arasında Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği Başkanlığı görevini yürütmüştür. Daha sonra ITC içinde çeşitli görevler üstlenmiş, 2010-2019 yılları arasında Kerkük teşkilat sorumlusu olarak çalışmıştır. 2019 yılında ITC sözcüsü olmuş, 2022’de ise Siyasi Büro üyeliğine getirilmiştir.13 Nisan 2025 tarihinde Irak Türkmen Cephesi Başkanlığına seçilmiştir. Başkanlığı döneminde Türkmenler arasında birlik sağlanması, Irak siyasetinde daha güçlü temsil elde edilmesi ve özellikle Bağdat’ta etkinliğin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerde Türkmenlerin köprü rolünü güçlendirmeyi savunan bir siyasi çizgi izlemektedir.Genel olarak, teşkilat içinden yetişmiş ve kademeli şekilde yükselmiş bir siyasetçi olarak değerlendirilmektedir.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Trump duyurdu: "İran ABD'nin o şartını kabul etti"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/trump-duyurdu-iran-abdnin-o-sartini-kabul-etti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Amerika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/trump-duyurdu-iran-abdnin-o-sartini-kabul-etti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/trump-duyurdu-iran-abdnin-o-sartini-kabul-etti-67635.jpg" alt="">ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen doğrudan müzakerelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Trump, İran'ın, ABD'nin nükleer şartını kesin bir şekilde kabul ettiğini duyurdu.'İRAN BİR ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR'İran'ın bir anlaşma yapmak istediğini vurgulayan ABD Başkanı Trump, "İran bir anlaşma yapmak istiyor. Onlarla çok iyi bir şekilde görüşüyoruz. Nükleer silahların ortadan kalkması gerekiyor. Bu çok önemli bir faktör ve İran, iki ay önce yapmaya yanaşmadığı adımları bugün atmaya hazır." dedi.'İRAN, NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLMAMAYI ÇOK KESİN BİR ŞEKİLDE KABUL ETTİ'Tahran yönetiminin nükleer silah konusundaki şartlarını kabul ettiğini söyleyen Trump, "İran, nükleer silah sahibi olmamayı çok kesin bir şekilde kabul etti. Ayrıca yer altındaki nükleer maddeleri de bize teslim etmeyi kabul ettiler." dedi.ANLAŞMAYA VARILMAZSA SALDIRILAR YENİDEN BAŞLAYACAKABD Başkanı Donald Trump, İran ile ateşkesin uzatılmasının gerekli olup olmadığı konusunda emin olmadığını ifade etti. Trump, İran ile bir anlaşmaya varılmaması halinde çatışmaların yeniden başlayacağını söyledi.Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki doğrudan müzakerelerde anlaşma sağlanamamasının ardından ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı ablukaya da değinerek, "Donanmamız inanılmaz. Hiçbir gemi buraya girmeyi aklından bile geçirmiyor. Hiçbir gemi donanmamızı geçemiyor" dedi.Başkan Trump, İran ile pek çok konuda anlaşmaya vardıklarını ve olumlu haberlerin geleceğini ifade ederek sözlerini noktaladı.Türkiye ve bölge ülkeleriyle İran temaslarıABD Başkanı Trump, İran gündemini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer bölge liderleriyle ne şekilde görüştüklerine yönelik soruya, "Bölgedeki tüm liderlerle konuşuyoruz, birçok başlığı görüşüyoruz, İran'la bir anlaşma yapmaya yakınız." yanıtını verdi.İsrail-Lübnan anlaşmasına Hizbullah da dahil olacakÖte yandan Trump, İsrail ile Lübnan arasında bu gece yarısı başlaması beklenen 10 günlük geçici ateşkes konusuna da değindi.Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile çok iyi birer telefon görüşmesi yaptığını anlatan Trump, "İsrail ile Lübnan (liderleri) gelecek hafta ya da sonraki hafta Beyaz Saray’da bir araya gelecek, bence bir anlaşma yapmaya çok yakınız. Bu anlaşmada Hizbullah ile ilgili konular da ele alınacak." değerlendirmesini yaptı.Trump, Hizbullah'ın ateşkesin bir parçası olup olmadığıyla ilgili soruya net bir ifadeyle, "İsrail-Lübnan ateşkes anlaşması Hizbullah'ı da kapsayacak. Onların da anlaşmaya uyacaklarını düşünüyorum." yanıtını verdi.Doğru bir zamanda Lübnan'ı ziyaret edeceğini dile getiren ABD Başkanı, bugüne kadar 9 savaşı sona erdirdiğini ve İsrail-Lübnan savaşı ile bu sayının 10 olacağını savundu.İran: ABD'nin Hürmüz'deki abluka girişimi saldırganlık eylemidirİran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukası girişiminin hukuka aykırı açık bir saldırganlık eylemi olduğunu söyledi.İravani, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğü sağlanmasına ilişkin karar tasarısının 7 Nisan'da BM Güvenlik Konseyinde veto edilmesini tartışmak için toplanan BM Genel Kurulu'nda konuştu.Rusya ve Çin'in Hürmüz Boğazı için hazırlanan karar tasarısını BMGK oylamasında veto etmesine ilişkin "Haklı ve gerekliydi." yorumunu yapan İravani, tasarının, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı saldırıları göz ardı ettiğine işaret etti.İravani, "Bu metnin kabul edilmesi tehlikeli bir emsal teşkil edecekti, kıyı devletlerinin egemenlik haklarını aşındıracak, BM Şartı'nı zayıflatacak ve (savaşın) tırmanma riskini artıracaktı." dedi.İran'ın, uluslararası hukuka uygun olarak, askeri amaçlı kullanımı önlemek için Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerle ilgili tedbirleri uygulamaya koyduğunu savunan İravani, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukası girişimini de hukuka aykırı olarak nitelendirdi.İravani, "ABD tarafından ilan edilen deniz ablukası, İran'ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ciddi bir ihlalini oluşturmaktadır. Bu, BM Şartı ve uluslararası hukuk uyarınca açık bir saldırganlık eylemi teşkil etmektedir." diye konuştu.ABD’nin, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe etkisi de dahil olmak üzere bu ablukasının tüm sonuçlarından tam olarak sorumlu tutulması gerektiği çağrısı yapan İravani, Hürmüz Boğazı'nda ve bölgede sürdürülebilir istikrarın ancak saldırganlığın sona ermesi ve İran'ın meşru hak ve çıkarlarına tam saygı gösterilmesiyle sağlanabileceğine işaret etti.İravani, bölgedeki savaşın sona erdirilmesi için her türlü diplomatik çabayı da desteklediklerini ifade ederek, bu konuda Pakistan, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra Çin ve Rusya'nın çabalarını da memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti."ABD'nin diplomasiye defalarca ihanet etmesinden kaynaklanan derin güvensizliğimize rağmen, yine de iyi niyetle müzakerelere girdik ve temkinli bir iyimserlik içindeyiz." diyen İravani, bölgede saldırganlıktan uzak, adil ve kalıcı bir barış tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.İravani, "ABD'nin rasyonel ve yapıcı bir yaklaşım benimsemesi ve uluslararası hukuka aykırı taleplerde bulunmaktan kaçınması halinde, bu müzakerelerin anlamlı bir sonuca ulaşabileceğine inanıyoruz." ifadesini kullandı.İsrail ve Lübnan ateşkes ilan ettiABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Lübnan ateşkes ilan ettiğini duyurdu. Trump, "Liderler 10 günlük ateşkesi kabul etti" dedi.AB'ye ortak İsrail .çağrısıAralarında uluslararası insan hakları kuruluşları, insani yardım örgütleri ve sendikaların da bulunduğu 64 kuruluş, Avrupa Birliği (AB) yönetimine hitaben ortak mektup yayımladı.Mektupta, İsrail ile ilişkiler konusunda somut adımlar atılması istenirken, yaptırımların gecikmeden uygulanması çağrısı yapıldı.Aralarında uluslararası insan hakları kuruluşları, insani yardım örgütleri ve sendikaların da bulunduğu 64 kuruluş, Avrupa Birliği (AB) yönetimine hitaben ortak mektup yayımladı.Mektupta, İsrail ile ilişkiler konusunda somut adımlar atılması istenirken, yaptırımların gecikmeden uygulanması çağrısı yapıldı.AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile üye ülkelerin dışişleri bakanlarına gönderilen mektup, Brüksel’de yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.YAPTIRIM ÇAĞRISI GELDİKuruluşlar, AB’nin Eylül 2025’te gündeme gelen ancak henüz uygulanmayan yaptırımları hayata geçirmesini talep etti. Bu kapsamda, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İsrail’e yönelik silah transferleri ile transit geçişlerin durdurulması çağrısı yapıldı.Mektupta, Haziran 2025’te AB’nin İsrail’in anlaşmanın 2. maddesini ihlal ettiğini tespit ettiği hatırlatıldı. Söz konusu maddede insan hakları ve demokratik ilkelerin anlaşmanın temel unsurları arasında yer aldığı vurgulandı.GAZZE VE LÜBNAN VURGUSUMektupta, İsrail’in Gazze’de uluslararası yargı kararlarına uymadığı savunuldu. Bölgede ağır ihlallerin sürdüğü belirtilirken, ilan edilen ateşkese rağmen can kayıplarının devam ettiği ve insani yardım kuruluşlarının faaliyet alanlarının kısıtlandığı ifade edildi.Lübnan’da ise İsrail’in askeri operasyonları nedeniyle geniş çaplı yerinden edilmelerin yaşandığı, sivil altyapı ile sağlık tesislerinin hedef alındığı öne sürüldü.“AB AÇIKLAMALARI SONUÇ VERMEDİ”Kuruluşlar, AB’nin uzun süredir İsrail politikalarına ilişkin yaptığı açıklamaların somut sonuç doğurmadığını belirtti. Bazı üye ülkelerin kısıtlama girişimlerine rağmen ortak karar mekanizmasının işlemediği savunuldu.AB Konseyi’nde, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın ticari hükümlerinin askıya alınmasına yönelik gerekli çoğunluğun sağlanamadığına dikkat çekildi.“HUKUKİ YÜKÜMLÜLÜK” MESAJIMektupta, İsrail’e yönelik silah, mühimmat, ekipman ve çift kullanımlı ürün transferlerinin derhal askıya alınması gerektiği belirtildi. Bunun siyasi tercih değil, uluslararası hukuk ve AB düzenlemeleri kapsamında bir yükümlülük olduğu ifade edildi.Toplam 15 uluslararası ve 49 ülke bazlı kuruluşun imza attığı mektup, AB içinde İsrail politikasına ilişkin baskının arttığını ortaya koydu.ABD, ablukanın devam edeceğini duyurduABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran'a yönelik ablukaya ilişkin, "Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı sürdüreceğiz. İran yanlış bir tercih yaparsa enerji tesislerini vuracağız" dedi.Hegseth, donanmanın Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği kontrol ettiğini ve gücünün 'yüz 10’undan azını' kullanarak ablukayı uyguladığını söyledi. İran’ın Dini Lideri Hamaney’in hayatta olduğu ancak yaralandığına inanıldığını iddia eden Hegseth, ateşkesin 22 Nisan'da sona erecek olması nedeniyle İran'ın ‘ateşkesi sürdürme motivasyonunun çok yüksek’ olduğunu belirtti.ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ise ablukanın milliyetine bakılmaksızın İran limanlarına gelen ve giden tüm gemiler için geçerli olduğunu dile getirdi. Caine, ordunun İran petrolü taşıyan ya da İran'a destek sağlayan gemileri 'aktif olarak takip edeceğini' vurguladı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin polis poligonundaki görüntüsü</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirgani-isa-aras-mersinlinin-polis-poligonundaki-goruntusu</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:55:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirgani-isa-aras-mersinlinin-polis-poligonundaki-goruntusu</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/okul-saldirgani-isa-aras-mersinlinin-polis-poligonundaki-goruntusu-71644.jpg" alt="">Kahramanmaraş'taki okul saldırısını gerçekleştiren İsa Aras Mersinli'nin poligonda babasıyla atış talimi yaptığı anların görüntüsü ortaya çıktı.Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturma devam ediyor.Saldırgan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin eski emniyet mensubu babası Uğur Mersinli soruşturma kapsamında tutuklandı.Saldırgan, okul baskınında babasının silahlarını kullanmıştı.Baba da ifadesinde bunu doğrulayıp, oğlunu poligona atış talimine götürdüğünü anlatmıştı.O anlara ilişkin bir görüntü ortaya çıktı.&nbsp;https://twitter.com/sabah/status/2044755502186287324Kahramanmaraş'taki okul saldırısında 9 kişiyi öldüren İsa Aras Mersinli'nin yeni fotoğrafları ortaya çıktı.POLİS ŞAPKASI VE SİLAHLARLA POZ VERMİŞFotoğraflardan birinde ayna karşısında özçekim yapan saldırganın, 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi olan ve tutuklanan babası Uğur Mersinli'ye ait olduğu değerlendirilen polis tören şapkası taktığı görülüyor.&nbsp;Bir diğer fotoğrafta ise Mersinli’nin elindeki iki adet silah ile kameraya poz verdiği anlar yer alıyor.Kahramanmaraş okul saldırısı... Saldırgan bıçakla etkisiz hale getirilmişKahramanmaraş'taki okul saldırısında, İsa Aras Mersinli'nin bıçaklanarak durdurulduğu anlaşıldı. Necmettin Bekçi isimli bir veli, saldırı sırasında okula girdiğini ve Mersinli'yi bıçakla durdurduğunu anlattı. Bu müdehale can kaybının artmasını engelledi.Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde aşçı olarak çalışan Bekçi, kendi anlatımına göre, okulun arka kapısından içeri girdi, merdivenlerde saldırganı etkisiz hale getirmeye çalışan öğretmenler ve görevlilerle karşılaştı. Bekçi, saldırganın kaçmasını engellemek için mücadele verirken, eline geçen bir bıçağı kullandı.Bekçi olayların gelişimini şöyle anlattı:“KAÇMASIN DİYE MÜDAHALE ETTİM”“Saldırganın uzun saçlı, kapüşonlu ve iri yapılı biriydi. Şahsın kurtulmaya çalıştığını gördüm. O an elime geçen bir bıçakla saldırganın kaçmasını engellemek için hamle yaptım. Amacım onun kaçmasını ve başkalarına zarar vermesini önlemekti."Saldırganın başkalarına zarar vermesini engellemek amacıyla eline geçen bir bıçakla bacağına doğru bir defa salladığını ifade etti.Kendi çocuklarını da panik içinde arayan Necmettin Bekçi, kızını okuldan alırken oğlunun silah sesleri sırasında tuvalete saklanarak hayatta kaldığını öğrendi.Sabah Gazetesi'nin haberine göre, otopsi raporu da bu müdaheleyi doğruluyor. &nbsp;2 adli tıp uzmanı, 2 otopsi teknikeri, 1 kameraman bilirkişisi ve 1 fotoğraf bilirkişisinden oluştan heyet tarafından yapılan incelemelerde katliamı gerçekleştirdikten sonra etkisiz hale getirilen Mersinli'nin sağ bacağında 1 adet öldürücü nitelikte kesici, delici alet yarası tespit edildi. Cilt ve cilt altı bulgularına göre kullanılan kesici delici aletin bir tarafının künt, bir tarafının ise keskin nitelikte olduğu dile getirildi. Ölümünün kesici, derici alet yaralanmasına bağlı büyük damar yaralanması ve bundan gelen dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun altı çizildi.https://twitter.com/emrullaherdinc/status/2044765905427542165Tutuklu bulunan okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin mahkemede verdiği ifadenin detayları netleşti.&nbsp;İfadede yer alan bilgiler, saldırıya giden süreçte failin silahlara nasıl erişim sağladığını ve öncesinde yaşananları ortaya koydu.EVİNDE 7 TABANCA VE 2 AV TÜFEĞİ BULUNUYORPolis Başmüfettişi Uğur Mersinli, mahkemedeki beyanında kendi üzerine kayıtlı silahların dökümünü yaptı. Evde çok sayıda ateşli silah bulunduğunu belirten Mersinli, ifadesinde bu durumu şu sözlerle anlattı:"7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir."PSİKOLOG "TOPLUMA UYUM PROBLEMİ YAŞAR" DİYE UYARMIŞEmniyet müdürü baba, oğlunun ev içindeki hal ve hareketleri ile aldığı psikolojik desteğe dair bulguları da mahkemeye sundu. Çocuğunun dijital alışkanlıklarına ve gizlenme eğilimine değinen Mersinli, "Oğlum interaktif oyunlar oynardı, odasına girdiğimde ise her şeyi kapatırdı" dedi.Mersinli'nin ifadesinde, saldırgan oğlunun durumuyla ilgili daha önce bir uzmandan uyarı aldıkları gerçeği de yer aldı. Baba Mersinli, "Psikolog, oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi" ifadelerini kullandı.UZMAN UYARISINA RAĞMEN EMNİYET POLİGONUNDA SİLAH TALİMİİfade tutanaklarına göre; psikoloğun "takip edilmeli" uyarısında bulunduğu İsa Aras, olaydan kısa süre önce silah kullanmaya yöneldi. Mersinli, oğlunun yaklaşık 1 ay önce kendisine arkadaşlarının silahla atış yaptığını anlattığını belirterek, "Kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu" dedi. Baba Mersinli, bu talebin ardından yaşanan ve saldırıya giden süreci hızlandıran olayı mahkemede şu sözlerle dile getirdi:"Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım."İFADENİN TAM METNİOlayın ardından gözaltına alınarak tutuklanan saldırganın babası 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin ifadesine ulaşıldı."Silahlar kilitli sandıkta duruyordu"İfadesinde, "Oğlum İsa Aras'ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir, benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir, oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş." diyen Mersinli, şunları söyledi:"Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir, silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir, şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz, ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarım, söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır.İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum, sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras'ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum, internetten öğrenmiş olabilir.Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı, kendisine ait VPN'i bile varmış, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur.""Psikolog, toplumla uyum konusunda problem yaşadığını söyledi"Oğlunu psikoloğa götürdüğünü söyleyen Mersinli, şunları anlattı:"Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı, oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler. Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras'ı götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi, 'ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir' dedi.En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı, oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi. Sağlıklı bir cevap alamazdım.""Önceden silahlara merakı yoktu, atış yaptırmamı istedi"Oğlunun silahlara merakının 1 ay önce başladığını öne süren Mersinli, ifadesinde şunları söyledi:"Oğlum İsa'nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifon yerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım."Amerika'da herkes silah alabiliyor" demişKendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisinden emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana 'Amerika'da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini, taşıyabileceğini söyledim."Pazartesi günü poligona gittik"Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe yada cuma gerçekleşmiş olabilir bende kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü Emniyet'in poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım.Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti, fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa'ya gönderdim. Emniyet'ten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış."Bilgisayarının şifrelerini vermezdi, çevrimiçi oyunlar oynar, İngilizce konuşurdu"Benim evimdeki silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz, silahlar ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır.Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi, yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim, oğlum cep telefonu ve bilgisayardan oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım.İnteraktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik."Duygu durumu değişkenlik gösterirdi"Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı, oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, oğlumun duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi, oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeniyle görüşmüştük, oğlum sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda ona zorbalık yapan, hor gören arkadaş ya da öğretmeni olup olmadığını sorardım ancak kendisi bana 'hayır, öyle bir şey yok' derdi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı.Oğlum İsa toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi, çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi bir kısmı deprem dönemine denk geldi."Öğretmeni 'Kahramanmaraş canisini' anlattıSaldırıyı yapan 14 yaşındaki öğrenciyle ilgili öğretmeninden dikkat çeken açıklama geldi. Öğretmen, saldırganın derslere ilgisiz olduğunu, sık sık defterine bir şeyler karaladığını ve teneffüslerde genellikle yalnız dolaştığını söyledi.Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre öğrencinin derslere karşı tamamen ilgisiz olduğunu belirten öğretmeni, çocuğun ders boyunca kafasını sıraya koyduğunu veya saatlerce defterine bir şeyler karalayarak kendi dünyasına çekildiğini ifade etti.https://twitter.com/ihsanyalcinTR/status/2044469189184745621Saldırıyı yapan 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin birkaç hafta öncesinde sınıfta kaydedilen bir görüntüsü…"KAFASINI SIRAYA KOYAR, DEFTERİ SAATLERCE KARALARDI"Öğretmen şunları söyledi: "Zaten sınıfa hep gelen bir çocuktu, ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemezdi. Kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu, bir şeyler yazar çizerdi, saatlerce defteri karalardı. En belirgin özelliği buydu."TENEFFÜSLERDE KENDİ BAŞINA DOLAŞIRDI"Teneffüslerde kendi başına takılırdı, dolaşırdı. Kimseyle muhatap olmazdı. Parkta, bahçede çocuklarla birlikte olduğunu hiç görmedim. Çok doğal bir çocuk değildi. Nasıl anlatayım bilmiyorum ama farklı bir hali vardı. Kendi içine kapanık bir çocuktu."KAVGA ETTİĞİNİ GÖRMEDİM"Derse katıl dediğimizde çok dinlemezdi. O yüzden öğretmenler de onu kendi halinde bırakıyordu. Hiçbir zaman kavga ettiğini görmedim. Disiplinlik bir olayını da duymadım. Öğretmenlere ya da arkadaşlarına karşı bir öfkesi yoktu.“Canlı oyunlar oynadığı iddia ediliyor”Öğrencinin evde oynadığı oyunlara ilişkin iddialar da gündeme geldi. Ancak öğretmen bu bilgilerin doğrulanmadığını özellikle belirterek, “Evde şiddet içerikli, karşılıklı oynanan oyunlara yatkın olduğu söyleniyordu. Ama bunlar iddia, kesin diyemem” dedi.“Kabadayı gibi yürüyüşü vardı”Öğrencinin zaman zaman dikkat çeken davranışları da olduğu belirtildi. Öğretmen hatırladığı bir günü “Bir kere omzuna ceketini atmıştı, eller yanda yürüyordu. Sanki kendini öyle göstermek istiyordu ama emin değilim” sözleriyle özetledi.Katliam yapan “cani çocuk” İsa Aras Mersinli 14 yaşında 8. sınıf öğrencisiydi&nbsp;&nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Dünyanın tamamen bataryayla çalışan ilk kruvaziyeri tanıtıldı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/dunyanin-tamamen-bataryayla-calisan-ilk-kruvaziyeri-tanitildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/dunyanin-tamamen-bataryayla-calisan-ilk-kruvaziyeri-tanitildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/dunyanin-tamamen-bataryayla-calisan-ilk-kruvaziyeri-tanitildi-40406.jpg" alt="">Dünyanın yüzde 100 bataryayla çalışan ilk kruvaziyerini 2031'de inşa etmek için gereken teknoloji ve tasarımlar mevcut ve bu da yolculara güneşlenme güvertesinde daha fazla alan açılması anlamına gelebilir.Anthem of the Seas ve Disney Destiny gibi gemilerin arkasındaki Alman tersanesi Meyer Werft, sektörün Seatrade Cruise Global fuarında "Project Vision" diye bilinen ve tamamen bataryayla çalışan kruvaziyerin konsept tasarımlarını sundu.Planlanan gemi 275 metre uzunluğa, 1856 yolcu kapasitesine ve yaklaşık 82 bin brüt tonaj kapasitesine sahip.Norveç'teki Corvus Energy'nin tedarik ettiği batarya sistemi, gemiden kaynaklanan sera gazı salımlarını yüzde 95'e kadar azaltabiliyor.Project Vision, egzoz arıtımı için geminin içinden geçen geleneksel dikey şaftın veya bacanın bulunmadığı yeni tasarımlar içeriyor.Bu, yolcuların manzarasını engellemeyen yepyeni bir güneşlenme güvertesi tasarımı yaratabilir.Meyer Werft'in satış müdürü Thomas Weigend, "Bu yıl sipariş verilirse, tersane tamamen bataryayla çalışan ilk gemiyi 2031'de teslim edebilir" diyor.Yeni kruvaziyer gemileri daha sürdürülebilir olma yolunda adımlar atıyor. P&amp;O Cruises Arvia, MSC World Europa ve Star Princess gibi gemiler sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) kullanıyor.Kasım 2026'da hizmete girecek Viking Libra, yolculuğun bir kısmında hidrojen enerjisiyle çalışabilecek.Hurtigruten ve Havila Voyages gibi Norveç kıyılarına odaklanan kruvaziyer şirketleri, hidrojen enerjisine geçme yolunda ilerlerken biyoyakıtlarla da yolculuklar gerçekleştirdi.Havila Voyages gemileri, batarya enerjisiyle 4 saate kadar çalışabiliyor.Bazı kruvaziyer limanları, yanaşan gemiler dizel motorlarını kapatabilsin diye karadan elektrik sağlıyor.Dover, bu hafta Birleşik Krallık'ın ilk net sıfır limanı seçildi. Bu başarıyı, tesiste güneş enerjisi kullanımı ve makineleri çalıştırmak için sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ satın alınması gibi girişimlerle kazandılar.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Trump: "İsrail ve Lübnan 10 günlük ateşkesi kabul etti"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/trump-israil-ve-lubnan-10-gunluk-ateskesi-kabul-etti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:37:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/trump-israil-ve-lubnan-10-gunluk-ateskesi-kabul-etti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/03/trump-iran-savasinda-yol-ayriminda-70045.jpg" alt="">ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasında 10 günlük bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurdu.Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüştükten sonra anlaşmayı açıkladı.Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını duyururken İsrail'den henüz resmi bir açıklama gelmedi.Ateşkesi sosyal medya hesabından duyuran Trump, Hizbullah'ı anmadan "Bu iki lider, ülkeleri arasında BARIŞ'ı sağlamak için Doğu Zaman Dilimi'ne göre saat 17:00'de 10 günlük bir ATEŞKES'e resmen başlayacakları konusunda anlaştılar" dedi.Trump, Netanyahu ve Aoun'u barış görüşmeleri için Beyaz Saray'a davet ettiğini de söyledi.BBC'nin Kudüs'teki muhabiri Nick Beake, Hizbullah'ın Lübnan devletinin kontrolü altında olmadığını hatırlatıyor ve örgütün buna tepkisini takip etmek gerekeceğine dikkat çekiyor.Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan'da Hizbullah'tan gelen ilk tepkiler de ateşkese uyacakları yönünde" diyor.Fakat örgüt, bu ateşkesin İsrail ordusuna Lübnan'da seyahat serbestisi vermemesi gerektiği uyarısında bulundu.İsrailli askeri kaynaklar ise Lübnan'ın güneyindeki binlerce askeri geri çekme planları olmadığını duyurdu.ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırarak ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'i öldürmesinin ardından Hizbullah İsrail'e roketli saldırılar düzenlemiş, bunun üzerine İsrail de 2 Mart'ta Lübnan'a bir askeri harekat başlatmıştı.Liderler doğrudan telefonda görüşmedi16 Nisan'da Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun telefonda konuşacağına dair haberler çıkmış ancak ilerleyen saatlerde BBC'nin Beyrut'taki muhabiri Carine Torbey'e konuşan bir Lübnanlı yetkili, iki lider arasında bir telefon görüşmesi yapılmayacağını söylemişti.Bu yetkili Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un bu kararını ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya ilettiğini söyledi.Ateşkes açıklaması ise bundan yaklaşık iki saat sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapıldı.BBC muhabiri Torbey de, "İsrail'in Lübnan'ın güneyinde saldırıları devam ederken Netanyahu ile konuşmak, Aoun'un hem Hizbullah'la hem de Lübnan toplumunun büyük bir kesimiyle ilişkilerini daha da kötüleştirebilirdi" yorumunu yaptı.İsrail'in 1948'de kurulmasından bu yana Lübnan ile hiçbir diplomatik ilişkisi olmadı.Lübnan ve İsrail, otuz yılı aşkın bir süre sonra ilk diplomatik görüşmesini büyükelçiler düzeyinde 14 Nisan'da Washington'da gerçekleştirdi.Ardından tarafların "doğrudan müzakerelere başlama" kararı aldıkları duyurulmuştu.Karşılıklı saldırılarsa sürüyor.İsrail Lübnan'ın güneyinde hava saldırılarını sürdürürken, Hizbullah da İsrail'e roket attığını açıkladı.Lübnanlı bir güvenlik yetkilisi Reuters haber ajansına Lübnan'ın güneyini ülkenin geri kalanı ile bağlayan son köprünün de İsrail saldırılarında yıkıldığını söyledi.14 Nisan'daki tarihi görüşmeABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, iki ülkenin Washington büyükelçileri ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun katıldığı 14 Nisan'daki görüşmeyi "tarihi" olarak niteledi.Pigott, ABD'nin arabuluculuğunda uzun vadeli bir barış anlaşmasına varılmasını umut ettiklerini belirtti.Görüşmede taraflar, Lübnan'da İran'ın desteklediği Hizbullah'ın etkisinin zayıflatılması için birlikte çalışmak üzerine anlaştı.İsrail'in "tüm devlet dışı terör örgütlerinin" tasfiye edilmesi için Lübnan'la birlikte çalışmayı kabul ettiği, ancak ülkedeki saldırılarını durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunmadığı aktarıldı.İki taraf arasında 1993 yılından bu yana yapılan ilk doğrudan görüşmede Lübnan'ı büyükelçi Nada Hamadeh Moawad, İsrail'i de büyükelçi Yechiel Leiter temsil etti.Görüşme öncesinde aralarında İngiltere, Fransa, İspanya ve Yunanistan'ın da yer aldığı 17 ülke, İsrail ve Lübnan'ın bu görüşmeleri kalıcı bir barışa çevirmesi çağrısı yaptı.Hizbullah ise bu görüşmelere karşı çıktığını, sonuçlarını da tanımayacağını açıkladı.Beyrut'ta bulunan BBC Ortadoğu Muhabiri Hugo Bachega "Lübnan barış istiyor ama önce Hizbullah'ın ikna edilmesi lazım" diyor ve ekliyor:"Lübnanlı yetkililerin müzakerede teklif edebileceği çok az şey var çünkü Lübnan devleti çatışmanın bir parçası değil ve Hizbullah üzerinde neredeyse hiçbir etkisi yok."Bir milyondan fazla kişi evinden oldu28 Şubat'tan bu yana İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle, Lübnan'da 1,2 milyon kişi; Hizbullah'ın saldırıları nedeniyle de İsrail'in kuzeyinde on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Lübnan'da Hizbullah'ı hedef aldıklarını savunsa da yerleşim merkezlerine yapılan saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.Çatışmalar başladığından beri Lübnan'da 2.000'den fazla kişinin, İsrail'de ise iki sivil ve 12 askerin hayatını kaybettiği açıklandı.İran da ABD ile vardıkları ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını söyleyerek İsrail'in saldırılarının ateşkes ihlali olduğunu belirtti.Hizbullah nedir?Hizbullah, Lübnan'da faaliyet gösteren, İran tarafından desteklenen, Şii İslamcı bir siyasi parti ve silahlı örgüt.Adı "Allah'ın Partisi" anlamına geliyor ve dünyanın en ağır silahlara sahip devlet dışı askeri güçlerinden biri olarak görülüyor.1992'de Hasan Nasrallah örgütün lideri oldu ve suikasta uğradığı 27 Eylül 2024'e kadar bu görevde kaldı.İdeolojik kökleri 1960'lar ve 1970'lerde Lübnan'da yaşanan Şii İslami uyanışa uzansa da Hizbullah, 1980'li yılların başında ortaya çıktı.Grup, İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, İran'ın askeri ve mali desteğiyle, Lübnan'ın güneyinde yaşayan ve geleneksel olarak güçsüz bırakılmış Şii toplumunu savunmak amacını taşıyan bir güç olarak doğdu.İsrail'in 2000 yılında Lübnan'dan çekilmesinin ardından Hizbullah, silahları bırakma yönündeki baskılara direndi ve askeri kanadı İslami Direniş'i güçlendirmeye devam etti.Grup ayrıca, meclisteki Direnişe Sadakat Bloku üzerinden adım adım Lübnan'ın politik sisteminde ağırlığı olan kilit bir güce dönüştü ve kabinede veto gücü kazandı.Bazı açılardan Hizbullah'ın askeri kapasitesi Lübnan ordusunun da üstüne çıkmış durumda.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Suriye: 'ABD askerleri tamamen çekildi'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/suriye-abd-askerleri-tamamen-cekildi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/suriye-abd-askerleri-tamamen-cekildi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/02/abdnin-suriyeden-cekilmesi-turkiyenin-askeri-konumlanmasini-nasil-etkileyebilir-51225.jpg" alt="">Suriye hükümeti, ülkede konuşlanmış ABD birliklerinin Suriye topraklarından tamamen çekildiğini duyurdu. Suriye Dışişleri Bakanlığı, "ABD birliklerinin daha önce Suriye'de bulunduğu askeri tesislerin tamamen Suriye hükümetine devredildiğini" açıkladı. Bakanlık, üslerin devredilmesinin "çok profesyonelce ve iki hükümetin tam mutabakatıyla" gerçekleştiğini bildirdi.Washington'dan ise henüz konuya ilişkin bir teyit gelmedi. Ancak ABD askerlerinin Suriye'den çekilmesi uluslararası gözlemciler tarafından bekleniyordu. Şubat ayında 30, 60 veya 90 gün içinde çekilme planlarına dair haberler çıkmıştı.ABD Başkanı Donald Trump da ilk görev döneminde, 2018'de Suriye'deki ABD askerlerinin tamamen çekilmesi gerektiğini dile getirmişti. Suriye'de konuşlu bulunan ABD askeri sayısının son olarak 900 ile 2 bin arasında değiştiği belirtiliyordu.On binlerce hava saldırısıSuriye'de, 2019'dan bu yana askerî anlamda yenilmiş kabul edilen terör örgütü IŞİD'e karşı uzun süre, Kürt grupları ile birlikte savaşan ABD ordusu, IŞİD'in ilan ettiği "halifeliği" yok etmek ve liderlerini öldürmek için müttefikleriyle birlikte on binlerce hava saldırısı düzenledi. Son yıllarda ABD ordusu, IŞİD liderlerinin yanı sıra İran'la müttefik milislere de saldırmaya devam etti.Şam'dan yapılan açıklamada, çekilmenin ABD'nin ve Suriye'nin, ABD varlığının koşullarının -yani IŞİD'in yükselişinin- "temelden" değiştiği yönündeki ortak değerlendirmesiyle uyumlu olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, Suriye devletinin günümüzde, diğer ülkelerin yardımıyla terörizmle mücadeleyi sürdürme konusunda "tamamen yetenekli" olduğu ifade edildi.Çatışmalar devam ediyorÇekilmeyle birlikte, ABD'nin savaşlarla yıpranmış bir ülkedeki yaklaşık on yıllık askerî varlığı da sona eriyor. ABD askerleri, son olarak birkaç üsse ve birçok küçük karakola konuşlanmıştı. Son aylarda Suriye hükümet güçlerinin, ülkenin kuzeydoğusunu, Kürt grupları yenerek ele geçirmesinin ardından, ABD birlikleri bu bölgelerdeki mevzilerinden çekilmişti.Donald Trump, Kasım ayında Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'yı Beyaz Saray'da kabul etmiş, bu ziyaret Suriye'nin devrik lideri Beşar Esad'ın 2024 yılı sonunda devrilmesinin ardından ABD ile Suriye arasındaki diplomatik yakınlaşmanın en üst seviyesi olmuştu.ABD askerî konvoyu Ürdün yolundaŞam'ın kuzeydoğusundaki bölge sakinleri, Perşembe günü ABD askerî araçlarından oluşan bir konvoyun Haseke vilayetinden Şam yönüne doğru ilerlediğini aktardı. Konvoyun &nbsp;buradan daha güneyde bulunan Ürdün sınırını geçmesinin beklendiği ifade ediliyor.İran savaşının sonuçları, Suriye'de de kendini ekonomik baskı ve akaryakıt ithalatındaki kıtlık gibi etkenlerle açıkça hissettiriyor. Ancak komşu Irak'tan veya Körfez bölgesinden farklı olarak Suriye topraklarında yalnızca münferit saldırılar yaşandı.ABD, Suriye'deki askerî gücünü çekiyor olsa da İran savaşı sebebiyle Ortadoğu'daki varlığını önemli ölçüde artırmış durumda. İlgili raporlara göre bölgede konuşlandırılan asker sayısı yaklaşık 50 bin. Bunların büyük kısmı savaş gemilerinde bulunuyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD'nin silah stokları eriyor: 'Pentagon otomobil devleriyle temasta'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abdnin-silah-stoklari-eriyor-pentagon-otomobil-devleriyle-temasta</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abdnin-silah-stoklari-eriyor-pentagon-otomobil-devleriyle-temasta</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abdnin-silah-stoklari-eriyor-pentagon-otomobil-devleriyle-temasta-25973.jpg" alt="">İran ve Ukrayna'daki devam eden savaşların Amerikan savunma kaynaklarını tüketmesi nedeniyle, Trump yönetiminin ABD otomobil imalatçılarıyla fabrikalarını askeri teçhizat üretmek için kullanma konusunda temasa geçtiği bildiriliyor.The Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre savunma yetkilileri bu girişim kapsamında General Motors, Ford, GE Aerospace ve makine üreticisi Oshkosh'un üst düzey yöneticileriyle görüştü.Wisconsin merkezli Oshkosh, WSJ'ye, Pentagon'la İran savaşı öncesinde kasımda görüşmeye başladığını ve bunu Savunma Bakanı Pete Hegseth'in ABD askeri üretimini "savaş zamanı koşullarına" getirme çağrısına yanıt olarak yaptığını söyledi.Oshkosh'un baş büyüme sorumlusu Logan Jones, gazeteye "İhtiyaçlarına uygun olduğunu düşündüğümüz kabiliyetleri proaktif olarak araştırıyoruz. Bunun önemli olduğunu çok net bir şekilde anladık" diye konuştu.The Independent, yorum için General Motors, Ford, GE Aerospace, Beyaz Saray ve Pentagon'la iletişime geçti.Oshkosh ve bir GM yan kuruluşu halihazırda orduya araç üretiyor ve geçen yıl martta GE Aerospace, müttefik ülkelere satılacak uçak motorları için değeri 5 milyar doları bulan bir ABD ordusu ihalesi kazanmıştı.ABD yönetimi öncülüğündeki savunma sanayini güçlendirmeye yönelik bir çaba, bu mevcut bağları genişletecek ve II. Dünya Savaşı sırasında Detroit otomobil üreticilerinin askeri teçhizat üretmek için görevlendirilmesini akıllara getirecektir.Süregelen İran çatışması, Tomahawk füzeleri gibi hayati ABD silahlarının stoklarını hızla tüketti.ABD, üç ila dört bin seyir füzesine sahip ve ordunun, şubat sonlarında başlayan İran savaşında milyonlarca dolarlık bu silahlardan 850'den fazlasını kullandığı bildiriliyor.Trump yönetimi, 2027 bütçesinde savunma harcamalarını 1,5 trilyon dolara çıkarmayı hedefliyor; bu, onlarca yıldır en büyük askeri fon talebi.Pentagon, Trump yönetiminin Venezuela, Karayipler ve Yemen'deki aylarca süren küresel operasyonlarının yanı sıra, ABD'nin Rus istilasına karşı Ukrayna'nın savunmasına yıllardır süren desteğinin ardından savunma sanayini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor.Bağımsız uzmanlar, Çin'deki geniş üretim kapasitesi göz önüne alındığında, ABD'nin Pekin'le yüksek yoğunluklu bir çatışmayı sürdürecek kadar mühimmatının olmadığını belirtiyor.İran savaşı ayrıca çatışmalarda ucuz ve son derece ölümcül drone'ların kullanımının arttığını da ortaya koydu. Bu, ilk kez Ukrayna savaşında görülen bir taktik.KAYNAK: independent.co.uk/news/world/americas/us-politicsIndependent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Bilimsel çalışmalar 'okul saldırganları' hakkında ne söylüyor?</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/bilimsel-calismalar-okul-saldirganlari-hakkinda-ne-soyluyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Bilim]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/bilimsel-calismalar-okul-saldirganlari-hakkinda-ne-soyluyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-tutuklandi-olu-sayisi-10a-yukseldi-76318.jpg" alt="">ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri olan okul saldırıları, Türkiye'de nispeten nadir görülüyordu. İki gün arka arkaya yaşanan son saldırılar, hem bu olayların ardındaki motivasyonu hem de yayılma ihtimalini gündeme getiriyor.Türkiye bu hafta üst üste iki okul saldırısıyla sarsılırken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta silahlı saldırılarda hayatını kaybeden öğrencilerin sayısı da artıyor.İlk olarak, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde salı günü sabah saatlerinde bir okula silahlı saldırı düzenlenmişti. Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin okuldan uzaklaştırılmış eski bir öğrencisi, okula av tüfeğiyle saldırarak çevreye rastgele ateş açmış ve öğrencilerin de aralarında bulunduğu 16 kişiyi yaraladıktan sonra kendini vurarak ölmüştü.Olayın ardından 24 saat geçmemişken, Kahramanmaraş'ta Ayser Çalık Ortaokulu'na yapılan benzer bir saldırıda 10 öğrenci hayatını kaybetmişti. 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisinin kendini vurarak öldüğü saldırıda, 6'sı ağır, 13 kişi yaralanmıştı.ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri olan okul saldırıları, Türkiye'de nispeten nadir görülüyordu. İki gün arka arkaya yaşanan bu olaylar, hem saldırıların ardındaki motivasyonu hem de yayılma ihtimalini gündeme getiriyor.Bu soru işaretlerine dair yapılan araştırmalardan elde edilen bazı ipuçlarını derledik.Tek bir profil var mı?Saldırganların intihar ettiği toplu okul saldırılarına dair yapılan araştırmalarda öne çıkan ilk bulgu, failler arasında tek bir profil olmadığına işaret ediyor.Saygın çalışmalarda tekrar tekrar görülen sonuç, bu tür saldırıların genellikle tek bir nedene değil, uzun süre biriken kriz, kin, aşağılanma, intihar eğilimi, şiddet fantezileri, önceki saldırganlara öykünme ve silaha erişimin birleşmesine dayandığı.ABD Gizli Servisi'nin okul şiddeti analizleri ile erken dönem "Safe School Initiative" raporu da özellikle buna vurgu yapıyor: Saldırganı önceden yalnızca “profiline bakarak” saptamak mümkün değil. Bu süreçte asıl önemli olan davranışsal yol, yani saldırıya giden süreç.Kurumun 2019'da yayımlanan bir tehdit değerlendirme çalışması, okul saldırganlarının tek bir profili olmadığını, yaş, cinsiyet, ırk, sınıf düzeyi ve sosyal özellikler açısından farklılık gösterdiklerini, ancak genel olarak okul saldırısı gerçekleştiren öğrencilerin şiddete ilgi duyduklarını, akranları tarafından zorbalığa uğradıklarını ve okulda düzenli olarak sorunlara karıştıklarını ortaya koyuyor.Gizli Servis Ulusal Tehdit Değerlendirme Merkezi Başkanı Lisa Alathari, o dönemde Associated Press'e verdiği röportajda, "Bunlar, bir öğrencinin aniden hoşnutsuzlaştığı ani, dürtüsel eylemler değil," diyor: "Bu olayların çoğu önlenebilir."Uyarı işaretleri neler?Gizli Servis'in bahsi geçen çalışması 2008 ile 2017 arasında gerçekleşen 41 olayı kapsıyor. Çalışma, olası faillerde aranması gereken uyarı işaretlerinin bir listesini de içeriyor:- Diğer okul saldırılarını örnek almak veya taklit etmeye çalışmak,- Okulda kötü davranış geçmişine ve disiplin cezalarına sahip olmak, örneğin okuldan uzaklaştırılmak veya atılmak,- Özellikle zorbalık sürekliyse, sınıf arkadaşları tarafından zorbalığa maruz kalmak.Rapora göre, saldırganların birçoğunun uyuşturucu kullanımı veya evde şiddet gibi "olumsuz ev hayatı deneyimleri" de vardı ve çoğu, bir tür psikolojik, davranışsal veya gelişimsel sistem sorunu yaşıyordu. Ancak araştırmacılar, bu faktörlerin tek başına bir öğrencinin saldırı yapmayı düşündüğünün bir işareti olarak yorumlanmaması gerektiğini söylüyor.Ortak duygular: Öfke, kin, aşağılanma ve haksızlığa uğrama hissiBazı araştırmalar, okul saldırganlarında öfke, kin, aşağılanma ve haksızlığa uğrama hissinin ortak olduğunu gösteriyor.2000 ve 2015 arasındaki 132 kitlesel saldırıyı inceleyen bir çalışma, vakaların yüzde 70’inde açık öfke izi saptamıştı. En sık tetikleyiciler terk edilme/reddedilme ve hakaret/aşağılanma olarak belirlenmişti.Aggression and Violent Behavior dergisinde 2020'de yayımlanan bir diğer çalışmada da utanç ve aşağılanma duygularının, özellikle kimlik kırılması yaşayan gençlerde, saldırıya giden yolda merkezi duygulardan olabileceğini savunuyordu. Öte yandan yazarlar, okul saldırılarını "zorbalığa indirgemediklerini" vurguluyor. Buna göre çalışma daha çok, utanç, statü kaybı, sosyal açıdan küçük düşme ve bunu telafi etme isteğinin birikerek şiddete dönüşebildiğini gösteriyor.ABD Gizli Servisi'nin 2019 tarihli okul saldırıları incelemesi de faillerin büyük bölümünün saldırıdan önce ciddi stres unsurları yaşadığını, çoğunun haksızlığa uğrama ve kin anlatısı taşıdığını öne sürüyor.Akranlar biliyor, saldırganlar haber veriyorABD Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) okul saldırganı rehberi, saldırganların yüzde 95'inin mevcut öğrencilerden oluştuğunu, planlamanın önceden yapıldığını ve bazı akranların saldırıdan haberdar olduğunu ama bildirmediğini öne sürüyor.Almanya’daki 11 vakayı inceleyen Frontiers in Psychology çalışması da uyarı davranışlarının çoğu zaman aslında görüldüğüne ama öğretmenler ve akranlar tarafından “ergenlik hali”, “blöf” olarak değerlendirildiğine işaret ediyor.Bunun yanı sıra, JAMA Network Open’da yayımlanan, 1966 ile 2019 arasındaki olayların verisine dayalı çalışma, tüm kitlesel silahlı saldırganların neredeyse yarısının planlarını bir şekilde çevresine “sızdırdığını” bulmuştu. Aynı makale, bazı saldırganların bunu dikkat çekmek, korkutmak ya da “gösteri” etkisi yaratmak için yaptığını, bazılarında ise sızıntının doğrudan bir yardım çığlığı olabileceğini söylüyor.The Violence Prevention Project (Şiddeti Önleme Projesi) derneğinin biriktirdiği veriler de bu tabloyu güçlendiriyor. Kurumun 2026 özetine göre tüm kitlesel saldırganların yüzde 80’i saldırı öncesinde fark edilir bir kriz içindeydi, yüzde 66’sı planını birilerine sızdırmıştı, yüzde 70’i ise önceden intiharla ilgili ifade ya da girişimde bulunmuştu.Bu yüzden araştırmacılar, toplu saldırıları çoğu zaman yıkıcı bir intihar biçimi olarak da tartışıyor.'Son perde' kurgusuHukuk Profesörü James Silver’ın 2024 tarihli makalesi bu noktada önemli ipuçları sunabilir.Silver, kamusal katliam faillerinin çoğunun olay yerinden kaçmaya çalışmadığını; ya orada öldüğünü, ya polis tarafından öldürülmeyi göze aldığını, ya da hayatlarının o anda fiilen sona erdiğini kabul ederek saldırıyı bir “son perde” gibi kurguladığını savunuyor. Bu yaklaşım, “Neden genç biri katliam yaparak intihara yöneliyor?” sorusuna şu cevabı veriyor: Saldırı, bazen onların gözünde hem intikam hem görünürlük hem de kendini yok etmenin birleştiği nihai eylem haline geliyor.Bu nedenle “Medya ne yapmalı?” sorusu da araştırmanın merkezinde. Şöhret arayışı üzerine yapılan çalışmalar, ün peşindeki saldırganların daha ölümcül olabildiğini gösteriyor. JAMA Network ve PNAS'ta yayımlanan makaleler de toplu saldırıların bazen “performans” gibi kurgulandığını söylüyor. Bunun gazetecilik karşılığı şu: Manifestoları yeniden dolaşıma sokmak, saldırganın adını ve görsellerini merkezileştirmek, saldırıyı bir anti-kahraman anlatısına dönüştürmek riski büyütebiliyor.Öte yandan, Güvenlik ve Tehdit Araştırma ve Kanıt Merkezi'ne göre özellikle misojinist topluluklardaki saldırganlar arasında hakim tutum, bu tür şiddet eylemlerinin toplumsal düzeni değiştiremeyeceği yönünde. Yani bunu "aktivizm" adına değil, nihilist bir tutumla yapıyorlar. Bu nedenle söz konusu şiddet eylemleri benzer topluluklar tarafından bir intikam eylemi veya bir kurtuluş biçimi olarak görülme eğiliminde. Yani uzmanlar, genç erkeklerin bu eylemleri genelde bir değişim sağlama yolu olarak görmediğini belirtiyor.Online nefret kültürü, 'Yanında birilerini daha götürme düşüncesini' körüklüyorBu araştırma ve verilerden çıkarılabilecek önemli bir sonuç da okul saldırganlarının “akıl hastası canavarlar” kalıbına sıkıştırmamak gerektiği. Mental sağlık sorunları bazı vakalarda rol oynasa da, saygın yayınlar bunun yeterli bir açıklama olmayacağı, hem bilimsel olarak zayıf hem de damgalayıcı bir yaklaşım olduğu sonucuna varıyor.Zira olumsuz yaşam koşulları ve deneyimler bağlamında gelişen bu eğilimler, hem gerçek dünyada hem de çevrimiçi ortamda ideolojik söylemlerle birleşerek nefret kültürünün bir parçası haline de gelebiliyor.Son yıllarda uzmanların yeni odağı online gruplar. Çünkü fail adayları bazen aynı online gruplarda buluşuyor, birbirlerinin içeriklerini paylaşıyor ve şiddeti normalleştiren mikro-kültürler oluşuyor.Bu durum özellikle aşırı sağ forumlarda, nihilist meme kültüründe ve istemsiz bekarlar (incel) veya kadın düşmanı topluluklarda açığa çıkıyor. Bu ağlar, geleneksel “bireysel saldırgan” modelini değiştiriyor: Fail yalnız hareket etse bile kültürel olarak kolektif bir ortamdan beslenebiliyor.BBC'ye konuşan ve adı açıklanmayan bir incel, "Bu topluluklar böyledir," diyor: "Sizi içine çeker, böylece benzer sorunlar yaşayan insanların yankı odasına girersiniz. Küçük bir şey düşünürsünüz... sonra diğer insanların çok daha radikal şeyler düşündüğünü görürsünüz. Böylece küçük şeylerin kabul edilebilir olduğunu zannedersiniz."BBC'den Jonathan Griffin, incel platformları üzerine bir incelemesi sırasında gördüğü bir forum başlığında, birinin kendi hayatına son vermek istediğini yazdığını ve çeşitli yorumcuların da onu şiddete yöneltmeye çalıştığını görmüştü.Habere göre bir yorumcu, intiharı düşünen kişiye şöyle demişti: "Bencil olma. İntihar etmeden önce bir ilkokula git ve birkaç çocuğu öldür. Lütfen!?!"Öte yandan uzmanlar, nefret kültürüne dahil olan genç erkeklerin internet topluluklarını gördüklerinde sıfırdan bir değişim geçirmediğini, zaten belirli fikirlere ikna olarak bu topluluklara geldiklerini de vurguluyor.Saldırganların sosyal medya kullanımı: 'Dijital izler'2023’te SAGE dergisinde yayımlanan Peterson &amp; Densley çalışması, saldırganların dijital izleri konusunda kapsamlı bir veri setini analiz ediyor. 170 saldırıdan elde edilen bulgular, saldırıdan önce faillerin dijital ortamda şu örüntüyü izlediğini öne sürüyor:- Saldırı öncesi davranış değişimi: Ya aşırı paylaşım ya da tamamen geri çekilme.- Önceki saldırganlara referans verme: Önceki okul saldırılarından bahsetme, onlara açıkça referans verme.- Şiddet ve nefret söylemi: Irkçı, kadın düşmanı ve nihilist içerik paylaşımları- İntihar eğilimli ve depresif içerikler: Umutsuzluk, yok olma temalarını içeren paylaşımlar- 'Son mesaj' eğilimi: Bazı failler saldırıyı içerik üretimi gibi kurguluyor.- Online radikalleşme izleri: Forumlar, meme kültürü, ekstrem gruplarda varlık gösterme.Saldırılar bulaşıcıSosyal medya söz konusu olduğunda akla ilk gelen noktalardan biri saldırıları "bulaştırma" potansiyeli.2015'te hakemli bilimsel dergi PLOS One’da yayımlanan ve bu alanın en temel çalışmalarından biri olarak görülen bir analiz, bir okul saldırısından sonra yaklaşık 13 gün boyunca yeni bir saldırı olasılığının arttığını gösteriyor. Makalede her olayın istatistiksel açıdan yeni olayları “tetikleyebildiği” ifade ediliyor.Bu “bulaşma” mekanizmasının nasıl çalıştığı konusunda sosyal medya kritik görülüyor. Araştırmalara göre klasik medya gibi sosyal medyanın da saldırganı görünür kılması, olayın dramatik anlatısını yayması, manifestoları dolaşıma sokması ve detayların tekrar tekrar verilmesi bu etkiyi büyütebilir.Daha yeni çalışmalar, sosyal medya konuşmaları (tweetler, paylaşımlar, trendler) ile takip eden günlerde saldırı olasılığı arasında istatistiksel ilişki olduğunu bile öne sürüyor.Ancak burada önemli bir nüans var: Bazı çalışmalar bu etkinin güçlü olduğunu bulurken, bazıları daha sınırlı ya da dolaylı olduğunu söylüyor. Yani sosyal medya tetikleyici olabilir ama deterministik bir neden değil.Oyunlar şiddeti körüklüyor mu?Gençlerdeki şiddet eğilimi konusunda özellikle ebeveynlerin endişelendiği konulardan bir diğeri video oyunları. Bazıları gençlerde artan video oyunu oynama eğiliminin bu saldırıları körüklemesinden endişeli.Ancak bilimsel araştırmalar, video oyunları ve toplu şiddet arasında anlamlı bir ilişki bulabilmiş değil.2023'te ABD'nin saygın kurumlarından Stanford Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma, video oyunları ile gerçek silahlı şiddet arasında nedensel bağ bulunamadığını ortaya koymuştu.Türkiye'de 2022'de yapılan bir başka araştırmada da şiddet içerikli oyun oynama sıklığı ve saldırganlık arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştı.Prof. Dr. Sinan Alper, danışmanı olduğu bu çalışmada asıl faktörün dışlanma olduğunu tespit ettiklerini söylüyor.&nbsp;https://twitter.com/SinanAlper_/status/2044486240452419667KAYNAK: Çağla ÜREN / Euronews Türkçe&nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD Başkanı Trump'ı ima eden Papa'dan sert çıkış: “Dünya tiranların elinde harap oluyor”</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abd-baskani-trumpi-ima-eden-papadan-sert-cikis-dunya-tiranlarin-elinde-harap-oluyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Afrika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abd-baskani-trumpi-ima-eden-papadan-sert-cikis-dunya-tiranlarin-elinde-harap-oluyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/trumptan-papaya-tehdit-gibi-iran-uyarisi-durdugun-yeri-iyi-sec-13591.jpg" alt="">Katoliklerin ruhani lideri Papa Leo, Kamerun’da yaptığı açıklamalarda savaşlara milyarlar harcayan liderleri sert sözlerle eleştirdi.ABD Başkanı Donald Trump ’ın Papa’ya yönelik eleştirilerinin ardından açıklama yapan Papa, "dünyanın bir avuç tiran tarafından harap edildiğini” söyledi.“Savaşın efendileri, yok etmenin bir an sürdüğünü görmezden geliyor. Oysa yeniden inşa çoğu zaman bir ömre sığmıyor.” diyen Papa, milyarlarca doların yıkım için harcandığını, buna karşın eğitim ve iyileşme için gerekli kaynakların bulunamadığını vurguladı.“TANRI'NIN ADI İSTİSMAR EDİLİYOR”Papa Leo, dini söylemlerin savaşları meşrulaştırmak için kullanılmasını da sert şekilde eleştirdi.“Tanrı’nın adını askeri, ekonomik ve siyasi çıkarlar için kullananlara yazıklar olsun.” diyen Papa, bunun kutsal olanı “karanlığa sürüklemek” anlamına geldiğini ifade etti.Papa, “Bu tersine dönmüş bir dünya.” diyerek Tanrı’nın yaratılışının sömürülmesine karşı tüm vicdanların ses yükseltmesi gerektiğini söyledi.Papa daha önce de “elleri kanlı liderlerin dualarının kabul edilmeyeceğini” söylemiş, bu sözler Pete Hegseth’e yönelik bir mesaj olarak yorumlanmıştı.TRUMP İLE GERİLİM TIRMANIYORTrump, Papa Leo’ya yönelik eleştirilerine sosyal medyada devam ediyor. ABD Başkanı, Papa’yı “suç konusunda zayıf ve dış politikada kötü” olmakla suçladı.Ayrıca sosyal medyada kendisini İsa’ya benzeten bir görsel paylaşarak tartışmaları büyüttü. Papa Leo ise Reuters’a yaptığı açıklamada İran savaşı hakkında konuşmayı sürdüreceğini belirtti ancak Trump’a doğrudan yanıt vermekten kaçındı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Okul saldırılarında ortak soru: Şiddet neden artıyor?</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirilarinda-ortak-soru-siddet-neden-artiyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirilarinda-ortak-soru-siddet-neden-artiyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/okul-saldirilarinda-ortak-soru-siddet-neden-artiyor-55016.jpg" alt="">Pelin ÜnkerDW TürkçeŞanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları sonrası çocuklar arasındaki şiddetin yaygınlaşması tartışılıyor. Prof. Dr. Emre Erdoğan, dikkatlerin sadece dijital alana çevrilmesinin yanlış olduğunu söylüyor.Şanlıurfa'daki lise saldırısından bir gün sonra Kahramanmaraş'ta bir ortaokul öğrencisinin 9 kişiyi öldürdüğü silahlı saldırı, çocuklar arasındaki şiddeti yeniden gündeme taşıdı.Siyaset bilimci Emre Erdoğan'a göre Kahramanmaraş'taki saldırıda belirleyici eşik silaha erişim, Urfa'daysa eğitim sistemi içinde dışlanma ve desteksizlik. Ancak her iki saldırı farklı nedenlere işaret etse de ortak zemin, çocuklar arasındaki şiddetin varlığı.Yasak ve cezaya dayalı refleksler yerine okul iklimi, rehberlik ve sosyal destek mekanizmalarına işaret eden Erdoğan, ayrıca medyanın rolü ve bulaşma riski konusunda da uyarıda bulunuyor.İki saldırı, iki ayrı hatŞanlıurfa'nın Siverek ilçesinde 14 Nisan Salı günü Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne düzenlenen silahlı saldırıda, okulun eski öğrencisi olduğu belirtilen saldırgan çevreye rastgele ateş açtı, 16 kişiyi yaraladı ve ardından yaşamına son verdi. Valilik açıklamalarına göre saldırgan 2007 doğumluydu, okulda eğitime dört gün ara verildi.Bundan bir gün sonra, 15 Nisan'da Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda bu kez çok daha ağır bir saldırı yaşandı. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre bir öğretmen ve sekiz öğrenci öldürüldü, altısı hayati tehlikesi süren toplam 13 öğrenci yaralandı. Fail olay yerinde ölü bulundu. Kullanılan beş tabancanın babası polis başmüfettişi Uğur M. adına ruhsatlı olduğu tespit edildi. Baba tutuklandı. Failin dijital materyallerinde de 11 Nisan 2026 tarihli, yakın dönemde büyük bir eylem gerçekleştirileceğine işaret eden bir belge bulunduğu açıklandı.Bu iki olayı İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden siyaset bilimci ve "Türkiye'de NEET Gençlerin Profillerini İyi Olma Hali Perspektifinden Belirleme ve Politika Geliştirme Çalışması" Proje Koordinatörü Prof. Dr. Emre Erdoğan DW Türkçe'ye değerlendirdi. Projede kullanılan NEET kısaltması, 15-24 yaş aralağındaki gençlerin "ne eğitimde ne istihdamda" olduğunu ifade ediyor.Prof. Dr. Erdoğan, öncelikle bu iki olayın aynı başlık altında ele alınmasının analitik bir hata olacağını söylüyor."İlk eşik silaha erişim"Erdoğan'a göre Urfa'daki olay, eğitim sistemi içinde akademik başarısızlık ve dışlanmayla bağlantılı daha geniş bir örüntüye işaret ederken Kahramanmaraş'taki saldırıda ilk bakılması gereken eşik silaha erişim. "Bu münferit bir olay. Net olarak. Çünkü birinci eşik beş tane silaha erişebilmesi" diyen Erdoğan, başka bilgi gelmediği sürece Kahramanmaraş saldırısının ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Erdoğan, Siverek'teki saldırıyı ise daha sık tekrarlanan bir senaryonun parçası olarak görüyor. Ona göre özellikle bazı bölgelerde çocukların akademik başarısızlık nedeniyle sistem dışına itilmesi, rehberlik ve destek mekanizmalarının yokluğu, açık liseye yönlendirme ve eğitimin toplumsal hareketlilik sağlamadığı duygusu öfkeyi büyüten bir zemin yaratıyor. Urfa'daki çocuğa ilişkin "Bu aslında çok daha fazla tekrarlanan bir senaryo" diyen Erdoğan, "İkisi aynı şey değil, ikisini ayrı ayrı tartışmak lazım" değerlendirmesini yapıyor.Elliot Rodger göndermesi ve "incel" tartışmasıKahramanmaraş saldırısının ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, failin WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD'de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger'e atıfta bulunan bir görsel kullandığının tespit edildiğini açıkladı.Rodger, 2014'te Kaliforniya Isla Vista'da altı kişiyi öldürmeden önce internette yayımladığı manifesto ve videolarda kadınlara yönelik öfkesini açıkça dile getirmişti. Bu nedenle adı, daha sonra "incel" olarak anılan çevrimiçi kadın düşmanı alt kültürle en çok ilişkilendirilen figürlerden biri oldu.Ancak Erdoğan, bu aşamada "incel" kavramının hızlı ve gevşek biçimde kullanılmasına karşı çıkıyor. Geçen yıl da benzer bir tartışmanın yaşandığını hatırlatan Erdoğan, bir saldırının otomatik olarak "incel" etiketiyle açıklanamayacağını söylüyor. Erdoğan'a göre kavramın merkezinde, erişemediği şeylerden dolayı kadınlara ve çevresine nefret geliştiren bir erkeklik biçimi var; fakat Kahramanmaraş'taki failin bu çerçeveye bire bir oturup oturmadığı henüz bilinmiyor.Erdoğan'ın altını çizdiği nokta, bu bilgiye internetten erişmenin kolay olduğu, öykünmenin mümkün olduğu, fakat eylemi mümkün kılan temel unsurun yine silahlara erişim olduğu. "Ama yapabilmesini sağlayan şey hâlâ birinci faktör beş tane silaha erişebiliyor. Beş tane silaha erişebilen ortam" sözleriyle bunu tarif ediyor."Çocuklar arasında şiddet var"Erdoğan, bu iki saldırının ardından kamuoyunda oluşan şaşkınlığa rağmen çocuklar arasındaki şiddetin yeni bir olgu olmadığını söylüyor.Ergen erkeklik ile şiddet arasındaki bağın uzun süredir görünür olduğunu, çocuk çetelerinden bıçaklı saldırılara kadar pek çok örneğin yakın dönemde yaşandığını hatırlatıyor. Ona göre asıl sorun, toplumun şiddete yüksek tolerans göstermesi ve bunu sürekli yeniden üretmesi."Çocuklar arasında şiddet var. Bunun olduğunu kabul etmemiz gerekiyor" diyen Erdoğan, bu tabloyu tek bir oyuna, internete ya da sosyal medyaya bağlayan açıklamaların ters tepeceğini belirtiyor.Şiddetin ailede, okulda, gündelik ilişkilerde, statlarda, ana akım medyada ve popüler kültürde de üretildiğini vurgulayan Erdoğan, bu nedenle dikkatlerin sadece dijital alana çevrilmesinin altta yatan nedenleri görünmez kıldığını söylüyor.Bu noktada Erdoğan'ın en sert eleştirilerinden biri, her büyük olaydan sonra devreye giren hızlı yasaklama ve cezalandırma refleksine yöneliyor. Ona göre saldırının hemen ardından "okullara polis girsin", "sosyal medya kapatılsın", "şu oyunlar yasaklansın" türü öneriler önleyici bir çözüm üretmiyor; tam tersine kolaycılığı besliyor. Erdoğan, internette daha fazla zaman geçirmenin ya da belli oyunları oynamanın tek başına bu saldırıları açıkladığını gösteren bir çalışma olmadığını söylüyor.Okullarda neden önleyici sistem işlemiyor?Emre Erdoğan, bu noktada okullarda önleyici mekanizmaların zayıflığına dikkat çekiyor. Öğrencilerin ruh hâlini, dışlanma düzeyini, ev içi koşullarını ve şiddet risklerini erken fark edecek bir sistemin bulunmadığını söylüyor. Rehberlik servislerinin çoğu zaman sınav, ders ve üniversite tercihiyle sınırlı kaldığını, öğrencinin iyi olup olmadığını, keyfinin yerinde olup olmadığını gerçekten soran bir yapının kurulamadığını anlatıyor:"Bizim öncesinde ne olduğunu anlayabileceğimiz bir sistemimiz yok bu ülkede. Olduğu zaman anlıyoruz."Erdoğan'a göre mesele yalnızca bireysel psikoloji de değil. Okulun kendisi, özellikle yoksul çocuklar için yaşam kalitesini artıran nadir alanlardan biri olabilir. Evinde çalışma masası, sessiz ortamı, spor yapacak alanı olmayan çocuk açısından okul bir fırsat alanı. Bu yüzden okulun fiziksel koşullarından öğretmen niteliğine, rehberlik kapasitesinden sınıf iklimine kadar her şey doğrudan şiddetle mücadele başlığının parçası.Erdoğan, "Okul çocuk için önemli. Okul çocuğun yaşam kalitesini yükselten bir yer" derken çözümün yalnızca güvenlik tedbirlerinde değil, çocukların okulda iyi olmasını sağlayacak kapsamlı sosyal politikada yattığını anlatıyor.Urfa örneğinde bu çerçeve daha da belirginleşiyor. Erdoğan, Şanlıurfa'nın eğitim göstergeleri bakımından dezavantajlı yapısına dikkat çekiyor. Yarım gün eğitim, kalabalık sınıflar, ücretsiz sosyal alan eksikliği, yoksulluk ve gençlerin kamusal alanda yaftalanmasının çocukların öfkesini ve dışlanmışlık hissini ağırlaştırdığını söylüyor. Okul dışında da çocuğu çevreleyecek sosyal ve kamusal ortamlar yoksa, sorun büyüyor.Telegram grupları, "bulaşma" riski ve medyaSaldırılardan sonra Telegram'daki bazı gruplarda okul saldırılarını öven, tehdit içeren ve başka okulları hedef gösteren paylaşımlar dolaşıma girdi. Kullanıcılar hakkında adli işlem başlatıldı.Erdoğan, böyle bir dijital örgütlenme varsa bunun zaten doğrudan kriminal bir durum olduğunu ve gerekli adli tedbirlerin alınması gerektiğini söylüyor. Ancak bunun ötesinde, saldırıların sunuluş biçimi açısından "bulaşma" riskine de dikkat çekiyor.İntihar haberlerinde olduğu gibi, okul saldırılarında da bir örnek alma etkisinin tartışıldığını belirten Erdoğan, özellikle ergenlik döneminde "ölürken kahraman olayım, ünlü olayım" fikrinin tetiklenebileceğini ifade ediyor. Bu nedenle hem haber dilinin hem de sosyal medyadaki dolaşımın çok dikkatli kurulması gerektiğini vurguluyor.Emre Erdoğan'ın itirazı, yine olayın ardından büyüyen infial dalgasının üzerine çıkıp hızla popülerlik, tık ya da siyasi pozisyon devşirmeye çalışan aktörlere yöneliyor. Böyle anlarda frene basmak gerektiğini, aksi halde hatalı ve hak ihlaline açık tedbirlerin devreye gireceğini söylüyor.Erdoğan'a göre bu tür infial dönemlerinde "suça sürüklenen çocuk" kavramı da kolayca gözden çıkarılıyor; çocukların yetişkinler gibi cezalandırılması yönündeki talepler güçleniyor. Oysa çözüm, yalnızca yasaklama ve cezada değil; rehberlikte, okul ikliminde, sosyal destekte ve şiddeti üreten kültürel zeminin sorgulanmasında yatıyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Okulunda katliam yapan çocuğun mesajları: "Kendi babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/kahramanmaras-saldirganinin-mesajlari-kendi-babam-beni-bogmaya-ve-oldurmeye-calisti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/kahramanmaras-saldirganinin-mesajlari-kendi-babam-beni-bogmaya-ve-oldurmeye-calisti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/kahramanmaras-saldirganinin-mesajlari-kendi-babam-beni-bogmaya-ve-oldurmeye-calisti-95727.jpg" alt="">Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayşer Çalık Ortaokulu’na düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Saldırıyı gerçekleştiren 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin, olaydan önceki gece yaptığı yazışmalar dikkat çekti.SALDIRIYI ÖNCEDEN DUYURMUŞİddialara göre, saldırganın Discord adlı mesajlaşma uygulamasında yer alan yazışmalarında okulu silahla basacağını ve bir katliam gerçekleştireceğini ifade ettiği belirlendi.&nbsp;Mesajlarında saldırının saatine kadar detay verdiği öne sürüldü. Yazışmalarda “Bunu bugün yapabilirim”, “Öğleden sonra 3 ya da o sıralarda” ve “Bu dünyaya ne kadar tükendiğimi göstereceğim” gibi ifadelerin yer aldığı görüldü.AİLE İÇİ GERİLİM İDDİASIMesajlarda ayrıca saldırganın aile içi sorunlara işaret eden ifadeler kullandığı da dikkat çekti. “Kendi babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı” sözlerinin yazışmalarda yer aldığı iddia edildi. Saldırganın babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli dün tutuklanmıştı.Gazeteci İhsan Yalçın'ın haberine göre; Mersinli, gruba gönderdiği mesajda şu ifadeleri kullandı:- Kahretsin!- Bunu bugün yapabilirim.- Öğleden sonra 3 ya da o sıralarda- 5. sınıflar ve 6. sınıflar hazır olsa iyi olur.- Kendi babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı.- Bugün tamamen tükendim. Kendi babam beni boğmaya ve öldürmeye çalıştı.- Evde yalnızım- Sadece manifestomu aceleyle bitireceğim ve biraz uyuyacağım- Daha sonra bu dünyaya ne kadar tükendiğimi göstereceğim.İşte o yazışmanın görseli;KATLİAMIN BELGESİ BİLGİSAYARINDAN ÇIKTIKahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırının faili 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin bilgisayarında 11 Nisan tarihinde büyük bir saldırı yapacağına dair belgelerin bulunduğunu duyurmuş ve bu sabah şu açıklamayı yapmıştı:"Olayı gerçekleştiren failin yapılan ev aramasında, kişisel bilgisayarı ve cep telefonu gibi dijital materyallerine el konulmuş ve dijital materyallerde gerçekleştirilen incelemelerde failin bilgisayarında, yakın dönemde büyük bir eylem gerçekleştireceğine dair 11/04/2026 tarihli bir belge içeriğine ulaşılmıştır. Mevcut deliller itibariyle eyleme ilişkin herhangi bir terör bağlantısı tespit edilememiş olup eylemin failin bireysel olarak gerçekleştirdiği bir eylem olduğu belirlendi."İfade tutanakları; babanın, oğlunun psikolojik sorunları olduğunu ve uzman tarafından uyarıldığını bilmesine rağmen, onu resmi emniyet poligonuna götürerek silahla atış yaptırdığını gözler önüne serdi.Tutuklu bulunan okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin mahkemede verdiği ifadenin detayları netleşti.&nbsp;İfadede yer alan bilgiler, saldırıya giden süreçte failin silahlara nasıl erişim sağladığını ve öncesinde yaşananları ortaya koydu.EVİNDE 7 TABANCA VE 2 AV TÜFEĞİ BULUNUYORPolis Başmüfettişi Uğur Mersinli, mahkemedeki beyanında kendi üzerine kayıtlı silahların dökümünü yaptı. Evde çok sayıda ateşli silah bulunduğunu belirten Mersinli, ifadesinde bu durumu şu sözlerle anlattı:"7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir."PSİKOLOG "TOPLUMA UYUM PROBLEMİ YAŞAR" DİYE UYARMIŞEmniyet müdürü baba, oğlunun ev içindeki hal ve hareketleri ile aldığı psikolojik desteğe dair bulguları da mahkemeye sundu. Çocuğunun dijital alışkanlıklarına ve gizlenme eğilimine değinen Mersinli, "Oğlum interaktif oyunlar oynardı, odasına girdiğimde ise her şeyi kapatırdı" dedi.Mersinli'nin ifadesinde, saldırgan oğlunun durumuyla ilgili daha önce bir uzmandan uyarı aldıkları gerçeği de yer aldı. Baba Mersinli, "Psikolog, oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi" ifadelerini kullandı.UZMAN UYARISINA RAĞMEN EMNİYET POLİGONUNDA SİLAH TALİMİİfade tutanaklarına göre; psikoloğun "takip edilmeli" uyarısında bulunduğu İsa Aras, olaydan kısa süre önce silah kullanmaya yöneldi. Mersinli, oğlunun yaklaşık 1 ay önce kendisine arkadaşlarının silahla atış yaptığını anlattığını belirterek, "Kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu" dedi. Baba Mersinli, bu talebin ardından yaşanan ve saldırıya giden süreci hızlandıran olayı mahkemede şu sözlerle dile getirdi:"Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım."İFADENİN TAM METNİOlayın ardından gözaltına alınarak tutuklanan saldırganın babası 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin ifadesine ulaşıldı."Silahlar kilitli sandıkta duruyordu"İfadesinde, "Oğlum İsa Aras'ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir, benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir, oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş." diyen Mersinli, şunları söyledi:"Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir, silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir, şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz, ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarım, söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır.İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum, sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras'ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum, internetten öğrenmiş olabilir.Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı, kendisine ait VPN'i bile varmış, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur.""Psikolog, toplumla uyum konusunda problem yaşadığını söyledi"Oğlunu psikoloğa götürdüğünü söyleyen Mersinli, şunları anlattı:"Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı, oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler. Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras'ı götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi, 'ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir' dedi.En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı, oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi. Sağlıklı bir cevap alamazdım.""Önceden silahlara merakı yoktu, atış yaptırmamı istedi"Oğlunun silahlara merakının 1 ay önce başladığını öne süren Mersinli, ifadesinde şunları söyledi:"Oğlum İsa'nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifon yerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım."Amerika'da herkes silah alabiliyor" demişKendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisinden emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana 'Amerika'da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini, taşıyabileceğini söyledim."Pazartesi günü poligona gittik"Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe yada cuma gerçekleşmiş olabilir bende kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü Emniyet'in poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım.Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti, fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa'ya gönderdim. Emniyet'ten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış."Bilgisayarının şifrelerini vermezdi, çevrimiçi oyunlar oynar, İngilizce konuşurdu"Benim evimdeki silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz, silahlar ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır.Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi, yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim, oğlum cep telefonu ve bilgisayardan oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım.İnteraktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik."Duygu durumu değişkenlik gösterirdi"Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı, oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, oğlumun duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi, oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeniyle görüşmüştük, oğlum sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda ona zorbalık yapan, hor gören arkadaş ya da öğretmeni olup olmadığını sorardım ancak kendisi bana 'hayır, öyle bir şey yok' derdi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı.Oğlum İsa toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi, çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi bir kısmı deprem dönemine denk geldi."Öğretmeni 'Kahramanmaraş canisini' anlattıSaldırıyı yapan 14 yaşındaki öğrenciyle ilgili öğretmeninden dikkat çeken açıklama geldi. Öğretmen, saldırganın derslere ilgisiz olduğunu, sık sık defterine bir şeyler karaladığını ve teneffüslerde genellikle yalnız dolaştığını söyledi.Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre öğrencinin derslere karşı tamamen ilgisiz olduğunu belirten öğretmeni, çocuğun ders boyunca kafasını sıraya koyduğunu veya saatlerce defterine bir şeyler karalayarak kendi dünyasına çekildiğini ifade etti.https://twitter.com/ihsanyalcinTR/status/2044469189184745621Saldırıyı yapan 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin birkaç hafta öncesinde sınıfta kaydedilen bir görüntüsü…"KAFASINI SIRAYA KOYAR, DEFTERİ SAATLERCE KARALARDI"Öğretmen şunları söyledi: "Zaten sınıfa hep gelen bir çocuktu, ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemezdi. Kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu, bir şeyler yazar çizerdi, saatlerce defteri karalardı. En belirgin özelliği buydu."TENEFFÜSLERDE KENDİ BAŞINA DOLAŞIRDI"Teneffüslerde kendi başına takılırdı, dolaşırdı. Kimseyle muhatap olmazdı. Parkta, bahçede çocuklarla birlikte olduğunu hiç görmedim. Çok doğal bir çocuk değildi. Nasıl anlatayım bilmiyorum ama farklı bir hali vardı. Kendi içine kapanık bir çocuktu."KAVGA ETTİĞİNİ GÖRMEDİM"Derse katıl dediğimizde çok dinlemezdi. O yüzden öğretmenler de onu kendi halinde bırakıyordu. Hiçbir zaman kavga ettiğini görmedim. Disiplinlik bir olayını da duymadım. Öğretmenlere ya da arkadaşlarına karşı bir öfkesi yoktu.“Canlı oyunlar oynadığı iddia ediliyor”Öğrencinin evde oynadığı oyunlara ilişkin iddialar da gündeme geldi. Ancak öğretmen bu bilgilerin doğrulanmadığını özellikle belirterek, “Evde şiddet içerikli, karşılıklı oynanan oyunlara yatkın olduğu söyleniyordu. Ama bunlar iddia, kesin diyemem” dedi.“Kabadayı gibi yürüyüşü vardı”Öğrencinin zaman zaman dikkat çeken davranışları da olduğu belirtildi. Öğretmen hatırladığı bir günü “Bir kere omzuna ceketini atmıştı, eller yanda yürüyordu. Sanki kendini öyle göstermek istiyordu ama emin değilim” sözleriyle özetledi.Katliam yapan “cani çocuk” İsa Aras Mersinli 14 yaşında 8. sınıf öğrencisiydi&nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD'nin yarattığı güvensizlik, müttefikleri Japonya'ya yönlendirdi</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abdnin-yarattigi-guvensizlik-muttefikleri-japonyaya-yonlendirdi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Amerika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abdnin-yarattigi-guvensizlik-muttefikleri-japonyaya-yonlendirdi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abdnin-yarattigi-guvensizlik-muttefikleri-japonyaya-yonlendirdi-12285.jpg" alt="">Donald Trump'ın taahhütlerine güvenmeyen ABD müttefikleri, Japonya'nın silah ihracatı kurallarını gevşetme planlarını yakından takip ediyor.Trump'ın güvenlik taahhütlerinde tereddütlü davranması ve İran'la Ukrayna'da devam eden savaşların ABD'nin silah tedariki zorlaştırması, Beyaz Saray'ın müttefiklerini Japonya'ya yönlendiriyor.Sanae Takaiçi yönetimi, bir süredir silah ihracatındaki kısıtlamaları hafifletmeyi değerlendiriyordu. Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan Japon yetkililer, hükümetin değişiklikleri onayladığını ve bu ay kararın resmileşeceğini söylüyor.Tokyo yönetimi bu hamlenin ardından Güney Çin Denizi'nde Pekin'le deniz sınırları hakkında anlaşmazlık yaşayan Filipinler'e kullanılmış fırkateynleri ihraç etmeye başlayabilir.Yetkililer, bunun ardından ülkeye füze savunma sistemleri satılabileceğine de işaret ediyor.Buna ek olarak Polonya da drone savar ve elektronik harp teknolojileri alanında Tokyo'dan askeri ekipman satın almaya hazırlanıyor.Kaynaklar, Toshiba ve Mitsubishi Electric gibi Japon devlerinin personel alımı yapıp üretim kapasitelerini artırmaya başladığını söylüyor.Mitsubishi Electric'in savunma biriminden Masahiko Arai, "Her yerden teklifler geliyor" diyor. Savunma ihracatı faaliyetlerini hızlandırmak için Londra ve Singapur'da personel sayısını artırdıklarını ekliyor.Adlarının gizli tutulmasını isteyen üç Avrupalı diplomat, Japonya'nın bu hamlelerinin Avrupa'ya Amerikan silah endüstrisine bağımlılığını azaltma fırsatı sunduğunu vurguluyor.Ayrıca Trump'ın NATO'dan ayrılma ve Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin, Avrupa'yı tedirgin ederek farklı kaynak arayışına yönlendirdiğini belirtiyorlar.Japonya, ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen yaklaşık 58 milyar dolarlık bütçeyi Aralık 2025'te onaylamıştı. Tokyo yönetiminin, savunma yatırımlarında bir önceki yıla göre yüzde 9,4 artışa gitmesiyse Çin'in tepkisini çekmişti.Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" demişti.Japonya'nın bu ay Kumamoto ve Shizuoka eyaletlerindeki iki askeri üsse taarruz kapasitesine sahip uzun menzilli füzeler yerleştirmesi de tartışma yaratmıştı.Ayrıca Tokyo yönetiminin, Tayvan'a yakın Yonaguni Adası'na füze yerleştirmeyi planladığı da yazılmıştı.Çin Komünist Partisi'nin yayın organı Global Times'ın aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, bugünkü açıklamasında, "Japonya'nın radikal sağcı güçlerin etkisiyle güvenlik politikasını saldırgan, yayılmacı ve tehlikeli bir yöne kaydırdığını" savundu.KAYNAKLAR: Independent Türkçe, Reuters, Global TimesDerleyen: Yasin Sofuoğlu]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Rusya'da büyüye ilgi patladı: Askerler muska ve tılsım yaptırıyor</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/rusyada-buyuye-ilgi-patladi-askerler-muska-ve-tilsim-yaptiriyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/rusyada-buyuye-ilgi-patladi-askerler-muska-ve-tilsim-yaptiriyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/rusyada-buyuye-ilgi-patladi-askerler-muska-ve-tilsim-yaptiriyor-69517.jpg" alt="">Rusların yüzde 85’i hayatında en az bir kez büyü ya da benzeri uygulamaları denedi.Savaşın yarattığı sıkıntılar Rusya’da büyü ve fala ilgiyi artırdı. Anketlere göre toplumun büyük bölümü en az bir kez “doğaüstü” yöntemlere başvurmuş durumda.Rusya’da kendisini “cadı” olarak tanımlayan Natalia Malinovskaya, son dönemde müşteri profilinin değiştiğini söylüyor. Moskova’daki dairesinde hizmet veren Malinovskaya’ya göre özellikle Ukrayna’da savaşan askerler, giderek daha fazla doğaüstü çözümlere yöneliyor.Büyü, nazardan korunma ve aşk ritüelleri sunduğunu belirten Malinovskaya, askerlerin en çok partnerlerinin sadakati konusunda endişe duyduğunu aktarıyor.Malinovskaya, ritüellerin ancak askerlerin izin dönemlerinde yapılabildiğini, cephede bunun mümkün olmadığını ifade ediyor.ANKET: TOPLUMUN YÜZDE 85'İ BÜYÜYE BAŞVURDUDevlet araştırma şirketi VTsIOM’un Mart ayında yayımladığı ankete göre, Rusların yüzde 85’i hayatında en az bir kez büyü ya da benzeri uygulamaları denedi.Araştırmada, jeopolitik gerilimler ve ekonomik sorunların toplumda kaygıyı artırdığı, bu durumun da mistisizme yönelimi tetiklediği belirtildi. Açıklamada, “Bu tür inançlar, özellikle askeri tehdit ortamında psikolojik bir savunma aracına dönüşüyor.” denildi.Aynı ankete göre, geleceği öngörebildiğine veya doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılan kişilere güven duyanların oranı da artış gösterdi.TILSIM VE MUSKAYA TALEP PATLADITüketici verileri de bu eğilimi destekliyor. Rusya’da kristal küre ve koruyucu muskaların satışları geçen yıl iki katına çıkarken, kötü ruhlardan koruduğuna inanılan kavak kazıklarının satışı dört kat arttı.Moskova’daki “Witch Store” adlı dükkanda kristaller, tarot kitapları ve çeşitli mistik ürünler yoğun ilgi görüyor. Özellikle “koruyucu taş” olarak bilinen siyah obsidyen kürelere talebin çok yüksek olduğu söyleniyor.KİLİSE VE SİYASETÇİLERDEN TEPKİAncak mistisizmin yükselişi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Geçen yıl bazı milletvekilleri, astroloji ve enerji şifacılığı gibi hizmetlerin reklamlarının yasaklanmasını öngören bir yasa tasarısı sundu. Gerekçe olarak ise bu tür uygulamaların savunmasız kişilerin maddi olarak sömürülmesine yol açabileceği gösterildi.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Böyle baba mı olur? Katliam yapan çocuğu polis babası silah atış talimine götürmüş</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/boyle-baba-mi-olur-cani-cocugu-polis-babasi-atis-talimine-goturmus</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/boyle-baba-mi-olur-cani-cocugu-polis-babasi-atis-talimine-goturmus</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/boyle-baba-mi-olur-cani-cocugu-polis-babasi-atis-talimine-goturmus-77248.jpg" alt="">Kahramanmaraş'ta okulda gerçekleştirdiği saldırı sonrası tutuklanan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin polis başmüfettişi babası Uğur Mersinli'nin mahkeme ifadesi ortaya çıktı.&nbsp;İfade tutanakları; babanın, oğlunun psikolojik sorunları olduğunu ve uzman tarafından uyarıldığını bilmesine rağmen, onu resmi emniyet poligonuna götürerek silahla atış yaptırdığını gözler önüne serdi.Tutuklu bulunan okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin mahkemede verdiği ifadenin detayları netleşti.&nbsp;İfadede yer alan bilgiler, saldırıya giden süreçte failin silahlara nasıl erişim sağladığını ve öncesinde yaşananları ortaya koydu.EVİNDE 7 TABANCA VE 2 AV TÜFEĞİ BULUNUYORPolis Başmüfettişi Uğur Mersinli, mahkemedeki beyanında kendi üzerine kayıtlı silahların dökümünü yaptı. Evde çok sayıda ateşli silah bulunduğunu belirten Mersinli, ifadesinde bu durumu şu sözlerle anlattı:"7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir."PSİKOLOG "TOPLUMA UYUM PROBLEMİ YAŞAR" DİYE UYARMIŞEmniyet müdürü baba, oğlunun ev içindeki hal ve hareketleri ile aldığı psikolojik desteğe dair bulguları da mahkemeye sundu. Çocuğunun dijital alışkanlıklarına ve gizlenme eğilimine değinen Mersinli, "Oğlum interaktif oyunlar oynardı, odasına girdiğimde ise her şeyi kapatırdı" dedi.Mersinli'nin ifadesinde, saldırgan oğlunun durumuyla ilgili daha önce bir uzmandan uyarı aldıkları gerçeği de yer aldı. Baba Mersinli, "Psikolog, oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi" ifadelerini kullandı.UZMAN UYARISINA RAĞMEN EMNİYET POLİGONUNDA SİLAH TALİMİİfade tutanaklarına göre; psikoloğun "takip edilmeli" uyarısında bulunduğu İsa Aras, olaydan kısa süre önce silah kullanmaya yöneldi. Mersinli, oğlunun yaklaşık 1 ay önce kendisine arkadaşlarının silahla atış yaptığını anlattığını belirterek, "Kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu" dedi. Baba Mersinli, bu talebin ardından yaşanan ve saldırıya giden süreci hızlandıran olayı mahkemede şu sözlerle dile getirdi:"Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım."İFADENİN TAM METNİOlayın ardından gözaltına alınarak tutuklanan saldırganın babası 1. Sınıf Emniyet Müdürü Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin ifadesine ulaşıldı."Silahlar kilitli sandıkta duruyordu"İfadesinde, "Oğlum İsa Aras'ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir, benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir, oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş." diyen Mersinli, şunları söyledi:"Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir, silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir, şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz, ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarım, söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır.İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum, sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras'ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum, internetten öğrenmiş olabilir.Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı, kendisine ait VPN'i bile varmış, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur.""Psikolog, toplumla uyum konusunda problem yaşadığını söyledi"Oğlunu psikoloğa götürdüğünü söyleyen Mersinli, şunları anlattı:"Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı, oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler. Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras'ı götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi, 'ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir' dedi.En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı, oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana 'öf ya' tarzında cevap vererek geçiştirirdi. Sağlıklı bir cevap alamazdım.""Önceden silahlara merakı yoktu, atış yaptırmamı istedi"Oğlunun silahlara merakının 1 ay önce başladığını öne süren Mersinli, ifadesinde şunları söyledi:"Oğlum İsa'nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifon yerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım."Amerika'da herkes silah alabiliyor" demişKendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisinden emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana 'Amerika'da herkes silah alabiliyor' dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini, taşıyabileceğini söyledim."Pazartesi günü poligona gittik"Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe yada cuma gerçekleşmiş olabilir bende kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü Emniyet'in poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım.Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti, fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa'ya gönderdim. Emniyet'ten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış."Bilgisayarının şifrelerini vermezdi, çevrimiçi oyunlar oynar, İngilizce konuşurdu"Benim evimdeki silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz, silahlar ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır.Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi, yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim, oğlum cep telefonu ve bilgisayardan oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım.İnteraktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik."Duygu durumu değişkenlik gösterirdi"Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı, oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, oğlumun duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi, oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeniyle görüşmüştük, oğlum sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda ona zorbalık yapan, hor gören arkadaş ya da öğretmeni olup olmadığını sorardım ancak kendisi bana 'hayır, öyle bir şey yok' derdi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı.Oğlum İsa toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi, çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi bir kısmı deprem dönemine denk geldi."Öğretmeni 'Kahramanmaraş canisini' anlattıSaldırıyı yapan 14 yaşındaki öğrenciyle ilgili öğretmeninden dikkat çeken açıklama geldi. Öğretmen, saldırganın derslere ilgisiz olduğunu, sık sık defterine bir şeyler karaladığını ve teneffüslerde genellikle yalnız dolaştığını söyledi.Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre öğrencinin derslere karşı tamamen ilgisiz olduğunu belirten öğretmeni, çocuğun ders boyunca kafasını sıraya koyduğunu veya saatlerce defterine bir şeyler karalayarak kendi dünyasına çekildiğini ifade etti.https://twitter.com/ihsanyalcinTR/status/2044469189184745621Saldırıyı yapan 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin birkaç hafta öncesinde sınıfta kaydedilen bir görüntüsü…"KAFASINI SIRAYA KOYAR, DEFTERİ SAATLERCE KARALARDI"Öğretmen şunları söyledi: "Zaten sınıfa hep gelen bir çocuktu, ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemezdi. Kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu, bir şeyler yazar çizerdi, saatlerce defteri karalardı. En belirgin özelliği buydu."TENEFFÜSLERDE KENDİ BAŞINA DOLAŞIRDI"Teneffüslerde kendi başına takılırdı, dolaşırdı. Kimseyle muhatap olmazdı. Parkta, bahçede çocuklarla birlikte olduğunu hiç görmedim. Çok doğal bir çocuk değildi. Nasıl anlatayım bilmiyorum ama farklı bir hali vardı. Kendi içine kapanık bir çocuktu."KAVGA ETTİĞİNİ GÖRMEDİM"Derse katıl dediğimizde çok dinlemezdi. O yüzden öğretmenler de onu kendi halinde bırakıyordu. Hiçbir zaman kavga ettiğini görmedim. Disiplinlik bir olayını da duymadım. Öğretmenlere ya da arkadaşlarına karşı bir öfkesi yoktu.“Canlı oyunlar oynadığı iddia ediliyor”Öğrencinin evde oynadığı oyunlara ilişkin iddialar da gündeme geldi. Ancak öğretmen bu bilgilerin doğrulanmadığını özellikle belirterek, “Evde şiddet içerikli, karşılıklı oynanan oyunlara yatkın olduğu söyleniyordu. Ama bunlar iddia, kesin diyemem” dedi.“Kabadayı gibi yürüyüşü vardı”Öğrencinin zaman zaman dikkat çeken davranışları da olduğu belirtildi. Öğretmen hatırladığı bir günü “Bir kere omzuna ceketini atmıştı, eller yanda yürüyordu. Sanki kendini öyle göstermek istiyordu ama emin değilim” sözleriyle özetledi.Katliam yapan “cani çocuk” İsa Aras Mersinli 14 yaşında 8. sınıf öğrencisiydi&nbsp;İKİ SINIFA, 5 SİLAH VE 7 ŞARJÖRLE BASKINSaldırgan 8’inci sınıf öğrencisi. Babası bir emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz. 5 silah ve 7 şarjörle baskını gerçekleştiriyor. İki sınıfa giriyor."Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş Başsavcılığınca derhal soruşturma başlatıldı. 3 Cumhuriyet Savcısı vekili, 4 Başsavcı görevlendirilmiştir. Yayın yasağı getirilmiştir" denildi.İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş’taki okul saldırısıyla ilgili olarak 4 Mülkiye Başmüfettişi ve 4 Polis Başmüfettişi görevlendirdi.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada, "Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Yaralılarımızın tedavileri hastanelerimizde devam etmektedir; durumlarını yakından takip ediyoruz. Olaydan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Milletimizin başı sağ olsun" dedi.RTÜK: YAYIN YASAĞI GETİRİLDİRadyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'ndaki silahlı saldırıya ilişkin yayın kuruluşlarına uyarıda bulundu.RTÜK'ün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, yaşanan olaya ilişkin, 6112 sayılı Kanun kapsamındaki yayın ilkelerine hassasiyetle uyulması istendi.Olay anına ait görüntüler ve travmatik içeriklerin kesinlikle paylaşılmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:"Mağdurların, öğrencilerin ve ailelerin mahremiyetini ihlal edebilecek, kimliklerini deşifre eden her türlü bilgi ve görselden kaçınılmalı; mağdur aileleri ya da görgü tanıklarıyla röportaj yapılmamalı, olay yerinden herhangi bir görüntü yayınlanmamalıdır. Bilgi kirliliğine yol açmamak adına yalnızca yetkili makamların açıklamaları esas alınmalı, sağduyulu bir dil kullanılmalıdır. Toplumsal hassasiyetleri ve çocukların ruh sağlığını gözetmeyen yayınlar hakkında ivedilikle yasal yaptırım süreci başlatılacaktır."SENDİKALAR İŞ BIRAKIYORMemur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda düzenlenen silahlı saldırılara ilişkin, "Bu hafta okullarda derslere ara verilsin. Okul güvenliği sağlanmadığı müddetçe öğrenci ve öğretmen okula gitmemeli. Milli Eğitim Bakanlığı acil bir şekilde okulları cuma günü dahil ivedi tatil etmelidir" dedi."İKİ GÜN SÜREYLE İŞ BIRAKMA EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"Türk Eğitim Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Kahramanmaraş’ın 12 Şubat ilçesinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizin hedef alındığı menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Hain saldırıyı lanetlemek ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını talep etmek amacıyla, 16–17 Nisan 2026 tarihlerinde iki gün süreyle Türkiye genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz." denildi.Eğitim İş Genel Merkezi ise yaptığı açıklamada, iki günlük iş bırakma eylemini Kahramanmaraş’taki saldırının ardından, üç güne (15, 16, 17 Nisan) çıkardıklarını bildirdi.BAHÇELİ: "KONTROLSÜZ DİJİTALLEŞME GENÇLERDE TAHRİBAT YARATIYOR"&nbsp;MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan olaylara ilişkin yazılı açıklama yaptı.Bahçeli, söz konusu hadiselerin sığ ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğini belirterek, "Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruri bir mecburiyettir" ifadelerini kullandı.“DİJİTALLEŞME VE SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARI ETKİLİYOR”Dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığına dikkat çeken Bahçeli, "Sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisi ve giderek derinleşen akran zorbalığı, maalesef çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir" dedi.Çocukların yapay bir dijital iklim içinde büyüdüğünü ifade eden Bahçeli, "Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan hızlı duygu geçişleri, gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır" dedi.“MESELE YALNIZCA FAİL ÜZERİNDEN OKUNMAMALI”Bahçeli, olayların yalnızca fail üzerinden değerlendirilmesinin eksik olacağını belirterek, "Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır" ifadelerine yer verdi.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Narin Güran cinayeti davası: Nevzat Bahtiyar'a 17 yıl hapis</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/narin-guran-cinayeti-davasi-nevzat-bahtiyara-17-yil-hapis</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/narin-guran-cinayeti-davasi-nevzat-bahtiyara-17-yil-hapis</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/narin-guran-cinayeti-davasi-nevzat-bahtiyara-17-yil-hapis-71258.jpg" alt="">Narin Güran cinayetinde hakkında verilen 4,5 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar yeniden hakim karşısına çıktı.Nevzat Bahyitar'ın yeniden yargılanmasına geçen hafta başlanmıştı. Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 6 Nisan günü görülen duruşmada, Arif Güran'ın avukatları Berat Kocakaya ve Ezgi İpek reddi hakim talebinde bulunmuştu.Talebi değerlendiren mahkeme heyeti, reddi hakim talebini yargılamayı uzatmaya yönelik bularak reddetti.Aile avukatları, reddi hakim kararının reddedilmesini bir üst mahkemeye taşıyacaklarını beyan etmişti.Mahkeme heyeti, itirazın değerlendirilmesi için duruşmayı bugüne ertelemişti.NEVZAT BAHTİYAR'A 17 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİNevzat Bahtiyar, bugün yeniden hakim karşısına çıktı.Mahkeme salonunda Narin'in babası Arif Güran ile Güran ailesinin yakınları, sanık Nevzat Bahtiyar ile yakınları, sanık ve tanık avukatları hazır bulundu. Duruşma salonuna ayrıca çok sayıda jandarma ve polis çevik kuvvet ekibi yerleştirildi.9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Arif Güran'ın avukatlarının reddi hakim talebini reddetti.Mahkeme heyeti yeniden yargılaması yapılan Nevzat Bahtiyar'ı nitelikli kasten öldürme suçuna yardımdan 17 yıl hapis cezasına çarptırdı.NE OLMUŞTU?Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresinde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ NEVZAT HAKKINDAKİ KARARI BOZMUŞTUYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti.Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Rusya'dan Kiev'e İHA verenlere tehdit: Türkiye de listede</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/rusyadan-kieve-iha-verenlere-tehdit-turkiye-de-listede</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/rusyadan-kieve-iha-verenlere-tehdit-turkiye-de-listede</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/rusyadan-kieve-iha-verenlere-tehdit-turkiye-de-listede-47820.jpg" alt="">Rusya, Almanya ve Türkiye gibi ülkelerde Ukrayna'ya İHA desteği veren şirketlerin adreslerini paylaşarak gözdağı verdi. Dimitri Medvedev, bu listenin Rus ordusu için "potansiyel hedef listesi" olduğunu duyurdu.Rusya, Ukrayna'ya insansız hava aracı (İHA) üretiminde destek veren şirketlerin açık adreslerini paylaşarak, Kiev'e artan askeri desteğin "öngörülemez sonuçlar doğurabileceği" tehdidinde bulundu.Rusya Savunma Bakanlığı tarafından dün akşam yapılan bir açıklama Avrupa başkentlerinde geniş yankı buldu."Öngörülemez sonuçlar doğurur" tehdidiRusya Dışişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından da paylaşılan açıklamada, "Bir dizi Avrupa ülkesinin, Rus topraklarına yönelik saldırılar düzenlemek amacıyla Ukrayna'ya İHA üretimini ve tedarikini artırma kararı aldıkları" belirtildi.Avrupa'nın, Ukrayna'ya tedarik edilecek İHA ve birleşenlerinin üretiminin güçlendirilmesi için mali kaynakları artırdığına işaret edilen açıklamada, bunun "Avrupa kıtasındaki askeri ve siyasi gerilimi keskin bir şekilde tırmandırdığı" ve "öngörülemez sonuçlar doğurabileceği" belirtildi.Şirketlerin açık adresleri paylaşıldıUkrayna için İHA üretiminin artırılması kararını, "Avrupa ülkelerini Ukrayna için stratejik bir arka üs haline getirecek kasıtlı bir adım olarak değerlendirdiklerine" vurgu yapılan açıklamada, "Avrupalı ​​liderlerin hamleleri, bu ülkeleri Rusya ile savaşa sürüklüyor" iddiasına da yer verildi.Rusya Savunma Bakanlığı, Avrupa kamuoyunun "güvenliklerine yönelik tehditlerin altında yatan nedenleri açıkça anlaması ve Ukrayna için İHA’lar ve bileşenlerini üreten şirketler hakkında bilgi sahibi olması gerektiği" öne sürerek, ilgili şirketlerin ve fabrikalarının listesini, açık adresleriyle paylaştı.Listede, adreslerine yer verilen şirketlerin bulunduğu ülkeler arasında Almanya, İsrail, İngiltere, İspanya, İtalya ve Polonya yer aldı.Türkiye'deki bazı şirketlerin de hedef alındığı listede, Ankara ve Yalova'dan iki adrese yer verildi.Medvedev: Hedef listesiRusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski devlet Başkanı Dimitri Medvedev paylaşılan listenin "hedef listesi" olduğunu ilan etti.Medvedev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklaması harfiyen ciddiye alınmalıdır: İHA’lar ve diğer teçhizat üreten Avrupa tesislerinin listesi, Rus silahlı kuvvetleri için potansiyel hedeflerin listesidir" ifadelerine yer verdi.https://twitter.com/MedvedevRussiaE/status/2044461187115397617Dimitri Medvedev, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Saldırıların ne zaman gerçekleşeceği ise bundan sonra ne olacağına bağlıdır. İyi uykular, Avrupalı ortaklar!"Rusya'nın Viyana'da görev yapan, Uluslararası Kuruluşlar Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov da bir açıklama yaptı.Rusya Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı savunma şirketlerinin listesini alıntılayan Ulyanov, sosyal paylaşımında "Asıl soru, ilgili ülkelerin Rusya’dan gelen uyarıları anlıyor mu? Ya Rusya 'artık yeter' diyerek, Rus sivillere ve sivil hedeflere karşı kullanılan insansız hava araçlarının üreticilerine karşı belirli önlemler almaya karar verirse ne olur?" ifadelerine yer verdi.Rusya bir yandan Kiev'e desteğini artıran Avrupa'ya gözdağı verirken, diğer yandan Ukrayna'yı hedef alan saldırılarını sürdürüyor.Rus ordusunun iki gündür şiddetlenen saldırılarında, aralarında 12 yaşındaki bir çocuğun da yer aldığı 16 kişi öldürüldü, 100'ü aşkın da yaralı var. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya'nın Ukrayna'yı 24 saat gibi kısa bir süre içersinde 31 füze ve 636 İHA ile hedef aldığını duyurdu.Zelenskiy: Destek veren herkese minnettarımSon bir kaç gündür, Ukrayna'ya askeri ve mali destek vermeleri için Avrupalı liderler ile görüşen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bu sabah yaptığı açıklamada Rusya'nın saldırılarıyla bir kez daha "savaşa bel bağladığını", "yaptırımların kaldırılmasını hak etmediğini kanıtladığını" söyledi.https://twitter.com/ZelenskyyUa/status/2044672968274403375Ukrayna'ya destek veren herkese minnettar olduğunu vurgulayan Zelenskiy, "Hava savunmamızı destekleme konusunda yeni anlaşmalara vardığımız Almanya, Norveç ve İtalya'ya teşekkür ediyorum. Hollanda ile ek tedarikler konusunda çalışıyoruz" bilgisini paylaştı.Rusya ile mevcut koşullarla normalleşmenin mümkün olmadığını belirten Ukranyalı lider, "Ukrayna'ya verilen her türlü yardım sözünün zamanında yerine getirilmesinin önemli olduğunu" vurguladı.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title> Milli Savunma Bakanlığı: 'Komando sayısı artırılacak'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/milli-savunma-bakanligi-komando-sayisi-artirilacak</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/milli-savunma-bakanligi-komando-sayisi-artirilacak</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/milli-savunma-bakanligi-komando-sayisi-artirilacak-29565.jpg" alt="">Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bölgedeki savaşları işaret ederek Türk ordusundaki komando tugay sayısının artırılacağını açıkladı.MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık bilgilendirme toplantısı düzenledi.Aktürk'ün açıklamalarında Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında doğan ihtiyaçlar nedeniyle komando tugaylarının sayısının artırılmasına karar verildiğini ve bu noktada çalışmaların başlatıldığını ifade etti. Yeni komando tugaylarının modern bir anlayış ile teşkil edilmesinin planlandığı şu şekilde aktarıldı:"Bakanlığımız, harbin doğasında ve teknolojide meydana gelen değişimleri yakından takip etmektedir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Rusya-Ukrayna çatışması ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında elde edilen tecrübeler ve ihtiyaçlar doğrultusunda teşkilat yapısını sürekli olarak güncellemektedir. Bu çerçevede, komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır.Kurulacak yeni komando tugaylarının; mevcut teşkilat yapılarından farklı olarak, güncel tehdit değerlendirmeleri ve harekât konseptlerine uygun şekilde, modern bir anlayışla teşkil edilmesi planlanmaktadır.""İSRAİL'İN LÜBNAN SALDIRILARI İRAN MÜZAKERELERİNİ SEKTEYE UĞRATIYOR"Açıklamada ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan müzakerelerin, Lübnan'a yönelik saldırılar nedeniyle sekteye uğradığına vurgu yapıldı:"Bölgesel etkilerinin yanı sıra küresel etkileri de her geçen gün daha fazla hissedilen bu savaşın bir an önce sonlandırılmasını ve devam eden müzakere sürecinde tarafların yapıcı olmasını temenni ediyoruz.Öte yandan, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olan saldırıları da devam etmektedir. Lübnan’daki saldırılar, sadece Lübnan’ın toprak bütünlüğüne değil, aynı zamanda bölgenin istikrar ve huzuruna zarar veren, devam eden müzakere sürecini de sekteye uğratan saldırılardır.İsrail ile Lübnan arasında Vaşington’da müzakerelerin başlatılmasını memnuniyetle karşılamakla birlikte İsrail’in, müzakere ruhuyla bağdaşmayan saldırılarının olumlu sonuç alınmasının önündeki en büyük engel olduğunu ifade ediyoruz. "]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Gülistan Doku soruşturması: "Tecavüze uğradı, cesedi Vali Sonel'in koruması gömdü'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/gulistan-doku-sorusturmasi-tecavuze-ugradi-cesedi-vali-sonelin-korumasi-gomdu</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/gulistan-doku-sorusturmasi-tecavuze-ugradi-cesedi-vali-sonelin-korumasi-gomdu</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasi-tecavuze-ugradi-cesedi-vali-sonelin-korumasi-gomdu-81607.jpg" alt="">Tunceli’de 6 yıldır kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin soruşturmada yeni detaylar ortaya çıktı. Gizli tanık, Gülistan Doku'nun tecavüze uğradığını ve hamile kaldığını öne sürdü. Ayrıca Gülistan'ın kafasından vurularak öldürüldüğünü ve o dönem Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in koruması ve bir korucu tarafından gömüldüğünü söyledi.Sabah'tan Halit Turan'ın haberine göre, Gülistan Doku soruşturmasında "Şubat" kod adlı gizli tanığın ifadelerine ulaşıldı. Gizli tanık, olaydan bir süre önce Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Zeinal Abakarov ve Umut Altaş'ın sık sık alkol ve uyuşturucu kullandıkları, Gülistan Doku'nun rızası dışında Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş tarafından darbedilerek tecavüze uğradığı ve bu olay neticesinde hamile kaldığını iddia etti. Bilirkişi raporlarında da 27 Aralık 2019'da ifadede adı geçen isimlerin Gençlik Merkezi civarında aynı anda baz verdiği tespit edildi.&nbsp;"Uzi ile vuruldu, valinin koruması gömdü" iddiasıGizli tanık, valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel'in "Uzi veya Akrep" tarzı bir silahla Gülistan'ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınındaki Rostan-Dinar bölgesinde kafasından vurarak öldürdüğünü, cesedin ise Vali Sonel'in koruması Şükrü Eroğlu ve bir korucu tarafından gömüldüğünü öne sürdü."Amerika’ya kaçan Umut Altaş’tan Gülistan'ın öldürüldüğünü öğrendik"Gülistan'ın ablası Aygül Doku, dün yaptığı açıklamada, “Bugüne kadar açıklamamıştım, açıklayacağım. Bundan 5-6 ay öncesine kadar da Mustafa Türkay Sonel’in ismini dahi bilmiyorduk. Gizlilik var diye savcılıktan da öğrenemedik. Biz bu bilgiyi Altaş ailesinden öğrendik. Amerika’ya kaçan Umut Altaş’tan bu bilgiyi öğrendik. Bana bu bilgiyi anlatmak istemiş ama anlatamamış. Baroya bir not bırakıyor. 'Gülistan’ı öldüren Vali’nin oğludur' diye. Notun üzerinde pek durmuyorlar. Umut Altaş’ın ailesini öğrendik ve görüşmeye gittik. Daha ilk başta bize ailesi ‘Allah rahmet eylesin’ dedi. Biz şüphelendik. Bugüne kadar kimse böyle bir şey söylememişti. ‘Bize niye başsağlığı dilediniz’ dediğimizde, anne ve babası ‘Oğlumuzun tek bir suçu var, o da Vali'nin oğluyla arkadaş olmasıdır. Biz oğlumuzu çok uyardık, bu kişi tekin değil dedik’ dediler. Tabii bunların ses kayıtları da var. Hukuki şekilde başsavcılığa iletip şikayetçi de olduk. ‘Benim oğlumun başını yaktılar’ dediklerinde şüphelendik, araştırınca oğlunun Amerika’ya kaçtığını öğrendik. ‘O zaman siz yaptınız’ deyince ‘Hayır kesinlikle, oğlumun telefonu var, arayın konuşun’ dediler. Onunla bizzat görüştüm. 6-7 ay önceye kadar kardeşimi Zeynel Abakarov öldürdü sanıyordum. Cinayete kurban gittiğini, Tuncay Sonel’in oğlu tarafından öldürüldüğünü Amerika’ya kaçan çocuk ve ailesinden öğrendim.” demişti.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Yapay zekanın ekolojik ayak izi: Zararı tahminlerden ağır</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/yapay-zekanin-ekolojik-ayak-izi-zarari-tahminlerden-agir</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/yapay-zekanin-ekolojik-ayak-izi-zarari-tahminlerden-agir</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/yapay-zekanin-ekolojik-ayak-izi-zarari-tahminlerden-agir-18938.jpg" alt="">Dünyada, sanayi devrimine benzer bir dönüşümü tetikleyen yapay zekaya (AI), insanlığın pek çok alandaki gelişimini hızlandıracağı gerekçesiyle büyük yatırımlar yapılıyor.AI'nin çevreye etkileri alanında yürütülen araştırmalar ise bu devrimin doğaya tahmin edilenden daha çok zarar verdiğini, bunların insanlığı ağır sınamalarla karşı karşıya bırakabileceğini ortaya koyuyor.AI'nin ekonoljik ayak izini mercek altına alan Alman bilim kadını Sophia Falk'ın, doktorası kapsamında yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre yapay zekâ pek çok farklı alanda çevreye zarar veriyor.AI'nin şaşırtan su tüketim hacmiAI teknolojilerinin küresel çapta elektrik talebini devasa boyutta arttırdığı, yapay zeka veri merkezlerinin tek başlarına yaklaşık 100 bin evin tüketimine eşdeğer elektrik tükettiği biliniyor.Yapay zeka veri merkezlerinin enerji tüketiminin 2030 yılında iki kat artabileceği, mevcut altyapıların yeterli olmadığı tartışılırken, bunların geliştirilmesinde çevrenin de gözetilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.Bilim insanı Falk'ın araştırması, AI teknolojilerinin sadece elektrik tüketimini arttırmadığı, aynı zamanda muazzam boyutta su harcadığına, özellikle büyük AI modellerinin sunduğu eğitimlerin milyonlarca litre suyun tüketilmesini gerekli kıldığına işaret ediyor.Örneğin ChatGPT-4'ün bir eğitim döngüsü için yaklaşık 927 milyon litre su gerekiyor. Bu miktar, yaklaşık 12 bin 700 kişinin bir yıl boyunca günlük su ihtiyacına denk geliyor.İklim değişikliği nedeniyle kuraklığın artması, zaten dünyanın bir çok bölgesinde kuraklığa, susuzluğa yol açtı. AI'nin hızla gelişmesi ile birlikte, insanlar ile dev AI şirketleri arasında su paylaşım rekabeti artacak gibi görünüyor.Kanserojen kimyasalların oluşturduğu risklerSophia Falk ayrıca hammadde çıkarma ve çip üretim süreçlerinde doğaya kimyasalların karıştığına, yapılan analizlerin, kanserojen nitelikteki bazı kimyasalların insanlar için kanser riskine yol açabileceğini de ortaya koyduğuna dikkat çekiyor.Araştırmada, AI'nin kaynak tüketiminin gerçek boyutunun da hafife alındığına vurgu yapılıyor, "Hesaplanandan yaklaşık üçte bir oranında daha fazla hammaddeye ihtiyaç duyulmakta" bilgisi paylaşılıyor.Hızla gelişen AI'nin enerji tüketimi ile ilgili bilgilere erişimin mümkün olduğunu, ancak diğer çevresel etkilerle ilgili güvenilir bilgilerin mevcut olmadığını vurgulayan Sophia Falk, çevreye olumsuz etkilerin yavaş yavaş ortaya çıktığını ve giderek belirginleştiğini aktarıyor.Biliminsanı Falk'ın araştırması, önceki çalışmalardan farklı olarak, AI ile ilintili olarak sadece elektrik tüketimi ve CO2 emisyonlarını değil, toplam 16 çevresel kategoriyi ele alıyor. Ve bunlar arasında arazi kullanımı ve kirliliğin insanlar ve ekosistemler üzerindeki etkileri de yer alıyor."Şeffaf veri paylaşılmıyor"Araştırmada önemli bir noktaya daha değiniliyor: Çevreye olumsuz etkiler genelde AI'nın kullanıldığı bölgelerde ortaya çıkmıyor ve bu da bu etkilerin gündeme gelmesini, tartışmalara dahil edilmesini önlüyor.Bu gözlemine açıklık getiren Sophia Falk, ham maddelerin Latin Amerika ve Güneydoğu Asya'da çıkarıldığına, yarı iletken üretiminin büyük ölçüde Tayvan'da gerçekleştiğine dikkat çekerek, "Etkilenen bölgeler genellikle tartışmalarda gündeme gelmiyor" diyor. Aynı zamanda, şirketlerin neredeyse hiç şeffaf veri paylaşmadığının da altını çiziyor.Nelere dikkat edilmeli?Siyasetin ve bilim dünyasının, AI'nin çevreye olumsuz etkilerine karşı önlemler konusunda harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Falk, veri merkezleri gibi alanlarda verimliliğe odaklanmanın yetersiz kaldığı uyarısını yapıyor, düzenlemelere ve regülasyonlarla, çevriyi koruyacak kriterlerin de dahil edilmesi gerektiğini savunuyor.Ayrıca biliminsanına göre AI'nin günlük yaşamda daha bilinçli ve duyarlı kullanımı da mümkün.Her konuda AI'nin kullanılması gerekmediğini ifade eden Falk, nasıl plastik tüketimi sınırlandırıldıysa, dijital teknolojilere karşı daha eleştirel bir yaklaşımın gelişebileceğini belirtiyor.Sophia Falk’ın, Bonn Üniversitesi’ndeki bir araştırma grubu olan Bonn AI Sustainable Lab’de hazırladığı doktora tezi, yapay zekânın çevresel etkilerini tüm yaşam döngüsü boyunca ele alan ilk kapsamlı analizlerden biri olarak görülüyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>CNN: 'ABD ve Hamas ateşkesten bu yana ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirdi'</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/cnn-abd-ve-hamas-ateskesten-bu-yana-ilk-kez-dogrudan-gorusme-gerceklestirdi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/cnn-abd-ve-hamas-ateskesten-bu-yana-ilk-kez-dogrudan-gorusme-gerceklestirdi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/cnn-abd-ve-hamas-ateskesten-bu-yana-ilk-kez-dogrudan-gorusme-gerceklestirdi-50959.jpg" alt="">ABD ile Hamas arasında, 10 Ekim 2025'te varılan ateşkesten bu yana 14 Nisan'da ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirildiği iddia edildi.CNN'e konuşan iki Hamas yetkilisi, Trump'ın ekonomik normalleşme konularından sorumlu Büyükelçi Aryeh Lightstone başkanlığındaki heyetin, 14 Nisan'da Mısır'ın başkenti Kahire'de Hamas'ın Siyasi Büro Üyesi ve Gazze Şeridi'ndeki lideri Halil el-Hayye ile bir araya geldiğini ileri sürdü.Lightstone'a Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un eşlik ettiğini belirten yetkililer, Hayye'nin, saldırıların durdurulması ve daha fazla insani yardımın Filistin'e girişinin sağlanması ve bir sonraki aşamaya geçilebilmesi için İsrail'in anlaşmanın ilk aşamasına ilişkin taahhütlerini yerine getirmesi gerektiği konusunda Lightstone'a baskı yaptığını iddia etti.ABD'li yetkili de görüşmenin, Lightstone'un İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile İsrail'in anlaşmanın ilk aşamasındaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getireceğine dair taahhüt almak amacıyla yaptığı görüşmeden birkaç gün sonra gerçekleştiğini öne sürdü.Öte yandan İsrail'in, Hamas'ın silahsızlanma taahhüdünde bulunması halinde bu yükümlülükleri uygulayacağı iddia edildi.Teklifte önceliklerin belirlenmesinde ciddi orantısızlıkların bulunduğunu belirten üst düzey Hamas yetkilisi, İsrail'in güvenliği ön planda tutulurken Filistinlilerin insani, siyasi ve idari haklarının ise göz ardı edildiğine dikkati çekti.ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, CNN'in yorum talebi üzerine, "Devam eden müzakereler hakkında yorum yapmıyoruz." yanıtını verdi.İsrail ordusu, 10 Ekim 2025'te varılan ateşkese rağmen Gazze'ye saldırılar düzenliyor. İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 72 bin 344'e ulaştı.&nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Kahramanmaraş'ta okulda katliam: Çocuk saldırıyı 11 Nisan'da planlamış</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/kahramanmarasta-okulda-katliam-cocuk-saldiriyi-11-nisanda-planlamis</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/kahramanmarasta-okulda-katliam-cocuk-saldiriyi-11-nisanda-planlamis</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/kahramanmarasta-okulda-katliam-cocuk-saldiriyi-11-nisanda-planlamis-32607.jpg" alt="">Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda dokuz kişinin yaşamını yitirdiği silahlı saldırıya ilişkin soruşturma sürüyor.Saldırının faili 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin evinde yapılan aramada kişisel bilgisayarı ve cep telefonu gibi dijital materyallerine el konuldu.Dijital materyal üzerinde yapılan ilk incelemede failin bilgisayarında 11 Nisan tarihli bir belgeye ulaşıldı.Söz konusu belgede, saldırganın yakın dönemde büyük bir eylem gerçekleştireceğine dair not bulundu.1 ÖĞRETMEN 9 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİDün gerçekleşen saldırıda 1 öğretmen 9 çocuk hayatını kaybetti. Okul saldırısında; Öğretmen Ayla Kara (56), öğrenciler Mustafa Aslan, Yusuf Tarık Gül (11), Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılınç, Furkan Sancak Balal (11), Bayram Nabi Şişik (10), Belinay Nur Poyraz (10), Adnan Göktürk Yeşil (11) ve Kerem Erdem Güngör yaşamını yitirdi.IHASALDIRGANIN PROFİL FOTOĞRAFINDAKİ AYRINTISilahlı saldırının faili İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profil fotoğrafına ABD'de altı öğrenciyi öldüren Elliot Rodger'ın fotoğrafını koyduğu ortaya çıkmıştı.Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Mevcut deliller itibariyle eyleme ilişkin herhangi bir terör bağlantısı tespit edilememiş olup eylemin failin bireysel olarak gerçekleştirdiği bir eylem olduğu ön kanaatine varılmıştır." denildi.PROVOKATİF PAYLAŞIMLAR MERCEK ALTINDABaşsavcılık açıklamasında daha önce yayın yasağı kararı alınmasına rağmen provokatif paylaşım yapan hesaplara yönelik başlatılan adli işlemlerin ise sürdüğü kaydedildi.Açıklamada, "Soruşturma çocuklarımızı bazı olumsuz eylemlere yönlendirmeye çalışan dijital platformlarda incelenmek üzere tüm yönleri ile ve derinleştirilerek sürmektedir." denildi.Tutuklu bulunan okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin babası Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli'nin mahkemede verdiği ifadenin detayları netleşti.&nbsp;İfadede yer alan bilgiler, saldırıya giden süreçte failin silahlara nasıl erişim sağladığını ve öncesinde yaşananları ortaya koydu.EVİNDE 7 TABANCA VE 2 AV TÜFEĞİ BULUNUYORPolis Başmüfettişi Uğur Mersinli, mahkemedeki beyanında kendi üzerine kayıtlı silahların dökümünü yaptı. Evde çok sayıda ateşli silah bulunduğunu belirten Mersinli, ifadesinde bu durumu şu sözlerle anlattı:"7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir."PSİKOLOG "TOPLUMA UYUM PROBLEMİ YAŞAR" DİYE UYARMIŞEmniyet müdürü baba, oğlunun ev içindeki hal ve hareketleri ile aldığı psikolojik desteğe dair bulguları da mahkemeye sundu. Çocuğunun dijital alışkanlıklarına ve gizlenme eğilimine değinen Mersinli, "Oğlum interaktif oyunlar oynardı, odasına girdiğimde ise her şeyi kapatırdı" dedi.Mersinli'nin ifadesinde, saldırgan oğlunun durumuyla ilgili daha önce bir uzmandan uyarı aldıkları gerçeği de yer aldı. Baba Mersinli, "Psikolog, oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını, biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi" ifadelerini kullandı.UZMAN UYARISINA RAĞMEN EMNİYET POLİGONUNDA SİLAH TALİMİİfade tutanaklarına göre; psikoloğun "takip edilmeli" uyarısında bulunduğu İsa Aras, olaydan kısa süre önce silah kullanmaya yöneldi. Mersinli, oğlunun yaklaşık 1 ay önce kendisine arkadaşlarının silahla atış yaptığını anlattığını belirterek, "Kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu" dedi. Baba Mersinli, bu talebin ardından yaşanan ve saldırıya giden süreci hızlandıran olayı mahkemede şu sözlerle dile getirdi:"Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım."]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>İzinsiz gram altın üretimine dev darbe: NZP Gold'a eş zamanlı operasyon</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/izinsiz-gram-altin-uretimine-dev-darbe-nzp-golda-es-zamanli-operasyon</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/izinsiz-gram-altin-uretimine-dev-darbe-nzp-golda-es-zamanli-operasyon</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/02/sosyal-medyadan-uyusturucu-satanlara-operasyon-305-kisi-gozaltinda-50730.jpg" alt="">İstanbul’da izinsiz gram altın üretimi yaptığı öne sürülen şebekeye eş zamanlı baskın düzenlendi. 13 adreste yapılan operasyonda 7 şüpheli hedef alındı, şirketlere ait mal varlıklarına el konuldu.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, izinsiz gram altın üretimi yaptığı iddia edilen bir şebekeye yönelik geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Operasyon, örgütlü suçlara ilişkin çok sayıda ağır suçlamayı kapsıyor.Soruşturma dosyasına göre; “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “resmi belgede sahtecilik”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “paraya eşit sayılan değerlerde sahtecilik” suçları kapsamında inceleme başlatıldı.Savcılıktan yapılan açıklama metni ise şu şekilde:İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kurulan örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşları zararına nitelikli dolandırıcılık, paraya eşit sayılan değerlerde sahtecilik” suçlarına ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında;LİDERLİĞİNİ MURAT NİZİPLİOĞLU YÜRÜTTÜİstanbul İl Jandarma Komutanlığı Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, örgütün liderliğini Murat NİZİPLİOĞLU’nun yürüttüğü, NZP Gold ve bağlı şirketler aracılığıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan rafineri faaliyet izni olmaksızın izinsiz gram altın üretimi yaptığı, bu ürünleri sertifikasız ve resmi kayıtlara tabi olmadan kendi firmaları (Kilis, Antalya, Şanlıurfa ilinde bulunan kuyumcuları) ve piyasaya arz ederek yüksek miktarda haksız kazanç sağladığı ve sistematik şekilde dağıtımını gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.EŞ ZAMANLI DEV OPERASYON!Örgüt mensubu toplam 7 şüpheli ve Niziplioğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren 4 şirkete yönelik olarak; İstanbul ili sınırları içerisinde belirlenen 13 adreste, 16 Nisan 2026 günü saat 06.00 itibariyle eş zamanlı operasyon icra edilmiştir.MAL VARLIKLARINA EL KONULDUHalihazırda arama, yakalama ve el koyma faaliyetlerinin devam etmektedir. Şüphelilerin suç gelirleri ile elde edilen malvarlıklarına da CMK 128 md kapsamında el konulmasına karar verilmiştir.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde yürütülen operasyonel faaliyetler ve adli işlemler titizlikle sürdürülmekte olup soruşturma tüm yönleriyle devam etmektedir.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Kremlin, Putin'in Orban'la hiç dost olmadığını ilan etti</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/kremlin-putinin-orbanla-hic-dost-olmadigini-ilan-etti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/kremlin-putinin-orbanla-hic-dost-olmadigini-ilan-etti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/kremlin-putinin-orbanla-hic-dost-olmadigini-ilan-etti-23755.jpg" alt="">Budapeşte'yle ilişkilerinde yeni döneme hazırlanan Kremlin, AB yanlısı adaya karşı ezici bir yenilgiye uğrayan Macaristan Başbakanı Viktor Orban'la "hiçbir zaman dost olmadıklarını" açıkladı.Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yakın ilişkiler yürüten ve bölünmüş bir Avrupa'dan savaş çabaları için mali destek arayan Ukrayna açısından sürekli sorun yaratan Orban, Peter Magyar ve merkez sağ Tisza partisi tarafından saf dışı bırakıldı.Rusya-Macaristan ilişkisinin geleceği belirsiz ancak Orban'ın kamuoyu desteğindeki çöküş ışığında, Moskova artık kendisini uzaklaştırıyor ve anlaşılan, Avrupa Birliği'ndeki en etkili müttefikinin kaybını küçümsüyor.Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, The Guardian'a, "Orban'la hiçbir zaman dost olmadık" dedi. Macaristan'ın resmi olarak "hasmane ülke" diye nitelendirildiğini de ekleyen Peskov, bu nedenle Rusya'nın Magyar'ı seçim zaferi için tebrik etmediğini açıkladı.Bu açıklamalar, Putin'le sert tutumlu eski Macaristan Başbakanı arasında savaş boyunca yapılan birçok görüşmeye rağmen geldi. Orban, görev süresi boyunca Rusya'nın Budapeşte'nin güneyinde yeni bir nükleer santral inşa etmeye başlamasına izin verdi ve sık sık Rusya'ya yönelik yaptırımları eleştirirken, Kiev'in 27 üyeli Avrupa Birliği'ne katılma girişimine de kesinlikle karşı çıktı.Orban, Kiev'i Druzhba petrol boru hattının onarımı konusunda ayak sürüyerek ülkesine Rus petrol sevkıyatlarını sabote etmekle suçladıktan sonra, Ukrayna'ya 90 milyar euroluk AB kredisinin engellenmesinde kilit rol oynadı. Kiev ise bu suçlamayı reddetti.Yeni hükümete gelince, Kremlin şu ana kadar yaklaşımında temkinli davrandı ve Moskova'nın yeni Macar hükümetiyle iyi ilişkiler sürdürmeyi hedefleyeceğini belirten bir açıklama yayımladı.Peskov, Moskova, "Macaristan'ın yeni liderliğiyle son derece pragmatik ilişkimizi sürdürmeyi dört gözle bekliyor" dedi.Peskov, "Magyar'ın diyaloga açık olduğuyla ilgili sözlerini not ettik. Elbette bu hem Moskova hem de Budapeşte için faydalı olacaktır" dedi ve Rusya'nın yeni liderliğin tutumunun geleceğinden emin olmadığını ekledi.Bu durumda, bizim tarafımızdan karşılıklı bir istek var ve daha sonra yeni Macar hükümetinin attığı somut adımlardan yola çıkacağız.Magyar ise Putin'i zaferinden hemen sonra aramayacağını söyledi. Ancak kampanya sırasında, Rusya Devlet Başkanı'yla görüşmesi ve Budapeşte'nin en azından şimdilik Rus petrol ve doğalgazını almaya devam etmesi gerekeceğini kamuoyuna açıklamıştı.Ezici seçim zaferinin ertesi günü düzenlediği basın toplantısında Magyar, Moskova'nın savaşı yakında sona erdirmek zorunda kalacağını umduğunu belirterek, Ukrayna'nın bu çatışmada açıkça mağdur olduğunu vurguladı.KAYNAK: independent.co.uk/news/world/europeIndependent Türkçe için çeviren: Çağatay Koparal]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Yeni Schengen kuralının çıkardığı kaos hakkında neler biliniyor?</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/yeni-schengen-kuralinin-cikardigi-kaos-hakkinda-neler-biliniyor</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/yeni-schengen-kuralinin-cikardigi-kaos-hakkinda-neler-biliniyor</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/yeni-schengen-kuralinin-cikardigi-kaos-hakkinda-neler-biliniyor-72082.jpg" alt="">Avrupa Birliği’nin (AB) yeni sınır giriş-çıkış sistemi (EES) sonrası Fransa, Almanya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkede yolcular saatlerce bekliyor. Yetkililer sürecin sorunsuz olduğunu öne sürerken Ryanair sürecin ertelenmesini istediFransa, Almanya, Belçika, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde havalimanlarında yolcuların sınır kontrollerinde saatlerce beklediği bildirildi.Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) Avrupa Direktörü Olivier Jankovec, mevcut durumun önümüzdeki haftalarda ve özellikle yaz aylarının yoğun döneminde “yönetilemez” hale geleceğini söyledi.Jankovec, “Yoğun saatlerde trafik yeni yeni artmaya başlamışken bile bu kuyruk sürelerini görüyoruz” dedi.Bu bağlamda, Yeni Giriş-Çıkış Sistemi (EES) geçtiğimiz cuma günü yürürlüğe girdi.The Guardian'ın haberine göre sistem, Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkeden 25’ini ve İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ile İsviçre’yi kapsıyor.EES kapsamında, İngiltere gibi AB dışı ülkelerden gelen yolcuların sınırda kişisel bilgilerini ve biyometrik verilerini kaydetmesi gerekiyor.Ekim ayından bu yana kademeli olarak devreye alınan sistem, bazı havalimanlarında zaten ciddi gecikmelere yol açmıştı.Uçuş kaçıran yolcularBBC’nin pazar günü yayımladığı habere göre, Milano’dan Manchester’a giden bir easyJet uçağına, pasaport kontrolündeki gecikmeler nedeniyle 100’den fazla yolcu binemedi.Havalimanı temsilcileri ile Avrupa Komisyonu yetkilileri, salı günü sistemde yaşanan sorunları görüşmek üzere bir araya geldi.ACI’nin, mevcut muafiyetlerin genişletilmesini ve gerektiğinde kontrollerin tamamen askıya alınabilmesini talep ettiği belirtildi. Jankovec, “Sınır kontrolünde bekleme süreleri yönetilemez hale geldiğinde EES kayıtlarının tamamen durdurulabilmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.AB Komisyonu: Sistem iyi çalışıyorAvrupa Komisyonu ise sistemin genel olarak sorunsuz işlediğini savundu.Bir Komisyon sözcüsü, “Tam kapasite uygulamanın ilk günlerinden gördüğümüz kadarıyla sistem çok iyi çalışıyor. Üye devletlerin büyük çoğunluğunda sorun yok” açıklamasında bulundu. Komisyon, bir yolcunun sisteme kaydının ortalama 70 saniye sürdüğünü belirtirken, ACI bu sürenin 5 dakikaya kadar çıkabildiğini ifade etti.Sözcü, bazı ülkelerde teknik sorunlar tespit edildiğini ancak bunların giderilmekte olduğunu söyledi ve ekledi:“EES’in sahada doğru uygulanmasını sağlamak üye devletlerin sorumluluğundadır”Milyonlarca kayıt yapıldıKomisyon verilerine göre EES sistemi, ekim ayından bu yana 52 milyondan fazla giriş ve çıkışı kaydetti.Ayrıca 27 binden fazla giriş reddi gerçekleştirildi ve yaklaşık 700 kişi güvenlik tehdidi olarak tespit edildi.Ryanair'den sert tepkiAvrupa’nın en büyük havayolu şirketlerinden Ryanair’in CEO’su Michael O’Leary, sistemin bazı havalimanlarında dört saate varan kuyruklara neden olduğunu söyledi.O’Leary, sistemi “tam bir karmaşa” olarak nitelendirerek Brexit’in bir sonucu olarak değerlendirdi.O’Leary, AB’ye sistemin tam uygulanmasını ekim ayına erteleme çağrısında bulundu.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Katliam yapan çocuğun polis başmüfettişi olan babası tutuklandı: Ölü sayısı saldırgan dahil 10'a yükseldi</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-tutuklandi-olu-sayisi-10a-yukseldi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-tutuklandi-olu-sayisi-10a-yukseldi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/okulda-katliam-yapan-cocugun-babasi-tutuklandi-olu-sayisi-10a-yukseldi-76318.jpg" alt="">Türkiye, önceki gün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde okulda yaşanan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının şokunu yaşarken, yüreklerimize kor düşüren haber, Kahramanmaraş'taki bir ortaokuldan geldi.&nbsp;Kahramanmaraş'ta dün öğleden sonra Ayser Çalık Ortaokulu'na yapılan silahlı saldırıda 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli adlı saldırgan hariç ölenlerin sayısı dokuza yükseldi.&nbsp;Saldırıda hayatını kaybeden öğretmen ile sekiz öğrencinin isimleri şöyle:Ayla KaraMustafa AslanŞuranur Sevgi KazıcıZeynep KılınçFurkan Sancak BalalBayram Nabi ŞişikBelinay Nur PoyrazAdnan Göktürk YeşilKerem Erdem GüngörSALDIRGANIN BABASI TUTUKLANDIEmniyet Genel Müdürlüğü (EGM), okulda silahlı saldırı gerçekleştiren İsa Aras Mersinli'nin babası Uğur Mersinli'nin tutuklandığını bildirdi. Baba Mersinli'nin polis baş müfettişi olduğu, bir süre Diyarbakır'da Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olduğu belirlendi. Gözaltına alınan annenin ise edebiyat öğretmeni olduğu kaydedildi.EGM'nin NSosyal hesabından silahlı saldırı olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında açıklamada bulunuldu.Açıklamada, silahlı saldırı olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, yapılan ilk incelemelerde şahsın WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD'de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger'e atıfta bulunan bir görsel kullandığı tespit edildiği belirtildi.Açıklamada, şu bilgilere yer verildi:"BİREYSEL BİR SALDIRI OLDUĞU DEĞERLENDİRİLMEKTEDİR.""Olayı gerçekleştiren şahsın babası U.M, 15 Nisan'da gözaltına alınmış, sevk edildiği adli mercilerce tutuklanmıştır. Şahsın ikametinde ve babasına ait araçta yapılan aramalarda elde edilen dijital materyallere el konularak incelemeye alınmıştır. Olay yeri inceleme çalışmaları tamamlanmış olup, kamera kayıtları dahil tüm deliller titizlikle değerlendirilmektedir. İlk bulgular çerçevesinde olayın terör bağlantısına dair herhangi bir tespit bulunmamakta olup, bireysel bir saldırı olduğu değerlendirilmektedir."İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ölü sayısının 9'a çıktığını duyurdu. Bakan Çiftçi, silahlı saldırıda 6'sı ağır, 13 kişinin de yaralandığını bildirdi.Çiftçi, ölenlerden sekizinin öğrenci birinin de öğretmen olduğunu belirtti ve yoğun bakımdaki altı yaralının üçünün durumunun kritik olduğunu aktardı."Saldırganın 8. sınıf öğrencisi ve 14 yaşında olduğunu" söyleyen bakan, Kahramanmaraş'ta eğitime iki gün ara verildiğini" açıkladı.Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer "Saldırıyı düzenleyen öğrenci kendine ateş ederek hayatını kaybetti. Kargaşadan mı oldu bilinçli mi henüz bilinmiyor" dedi.Vali Ünlüer, en az dört yaralının durumunun ağır olduğunu kaydetti.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da Çarşamba akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, saldırıda yaralananlardan 11'inin tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, 9 kişinin hastanelerdeki tedavisinin de sürdüğünü açıkladı.&nbsp;Saldırgan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin iki sınıfa girdiği ve yanında beş silah ile yedi şarjör olduğu kaydedildi.Adalet Bakanı Akın Gürlek olayla ilgili üç cumhuriyet başsavcı vekili ve dört cumhuriyet savcısı görevlendirildiğini duyurdu.Gürlek olay hakkında yayın yasağı kararı aldıklarını da bildirdi.İçişleri ve Milli Eğitim bakanları Perşembe sabahı 09.00'da tüm valiler ve il milli eğitim müdürleriyle "güvenlik" gündemiyle olağanüstü toplanacak.Kahramanmaraş'ta, Onikişubat ilçesinde eğitim veren Ayser Çalık Ortaokulu'nda öğle saatlerinde silah sesleri duyuldu. Saldırıda 1'i öğretmen, 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken, 13 kişi de yaralandı. Saldırının hemen ardından okula çok sayıda ambulansla birlikte polis ekipleri sevk edildi.Öğretmeni 'Kahramanmaraş canisini' anlattıSaldırıyı yapan 14 yaşındaki öğrenciyle ilgili öğretmeninden dikkat çeken açıklama geldi. Öğretmen, saldırganın derslere ilgisiz olduğunu, sık sık defterine bir şeyler karaladığını ve teneffüslerde genellikle yalnız dolaştığını söyledi.Kısa Dalga'dan Gülseven Özkan'ın haberine göre öğrencinin derslere karşı tamamen ilgisiz olduğunu belirten öğretmeni, çocuğun ders boyunca kafasını sıraya koyduğunu veya saatlerce defterine bir şeyler karalayarak kendi dünyasına çekildiğini ifade etti.https://twitter.com/ihsanyalcinTR/status/2044469189184745621Saldırıyı yapan 14 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin birkaç hafta öncesinde sınıfta kaydedilen bir görüntüsü…"KAFASINI SIRAYA KOYAR, DEFTERİ SAATLERCE KARALARDI"Öğretmen şunları söyledi: "Zaten sınıfa hep gelen bir çocuktu, ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemezdi. Kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu, bir şeyler yazar çizerdi, saatlerce defteri karalardı. En belirgin özelliği buydu."TENEFFÜSLERDE KENDİ BAŞINA DOLAŞIRDI"Teneffüslerde kendi başına takılırdı, dolaşırdı. Kimseyle muhatap olmazdı. Parkta, bahçede çocuklarla birlikte olduğunu hiç görmedim. Çok doğal bir çocuk değildi. Nasıl anlatayım bilmiyorum ama farklı bir hali vardı. Kendi içine kapanık bir çocuktu."KAVGA ETTİĞİNİ GÖRMEDİM"Derse katıl dediğimizde çok dinlemezdi. O yüzden öğretmenler de onu kendi halinde bırakıyordu. Hiçbir zaman kavga ettiğini görmedim. Disiplinlik bir olayını da duymadım. Öğretmenlere ya da arkadaşlarına karşı bir öfkesi yoktu.“Canlı oyunlar oynadığı iddia ediliyor”Öğrencinin evde oynadığı oyunlara ilişkin iddialar da gündeme geldi. Ancak öğretmen bu bilgilerin doğrulanmadığını özellikle belirterek, “Evde şiddet içerikli, karşılıklı oynanan oyunlara yatkın olduğu söyleniyordu. Ama bunlar iddia, kesin diyemem” dedi.“Kabadayı gibi yürüyüşü vardı”Öğrencinin zaman zaman dikkat çeken davranışları da olduğu belirtildi. Öğretmen hatırladığı bir günü “Bir kere omzuna ceketini atmıştı, eller yanda yürüyordu. Sanki kendini öyle göstermek istiyordu ama emin değilim” sözleriyle özetledi.Katliam yapan “cani çocuk” İsa Aras Mersinli 14 yaşında 8. sınıf öğrencisiydi&nbsp;İKİ SINIFA, 5 SİLAH VE 7 ŞARJÖRLE BASKINSaldırgan 8’inci sınıf öğrencisi. Babası eski bir emniyetçi. Onun silahlarını aldığını tahmin ediyoruz. 5 silah ve 7 şarjörle baskını gerçekleştiriyor. İki sınıfa giriyor."Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamada, "Kahramanmaraş Başsavcılığınca derhal soruşturma başlatıldı. 3 Cumhuriyet Savcısı vekili, 4 Başsavcı görevlendirilmiştir. Yayın yasağı getirilmiştir" denildi.İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş’taki okul saldırısıyla ilgili olarak 4 Mülkiye Başmüfettişi ve 4 Polis Başmüfettişi görevlendirdi.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada, "Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Yaralılarımızın tedavileri hastanelerimizde devam etmektedir; durumlarını yakından takip ediyoruz. Olaydan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Milletimizin başı sağ olsun" dedi.RTÜK: YAYIN YASAĞI GETİRİLDİRadyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'ndaki silahlı saldırıya ilişkin yayın kuruluşlarına uyarıda bulundu.RTÜK'ün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, yaşanan olaya ilişkin, 6112 sayılı Kanun kapsamındaki yayın ilkelerine hassasiyetle uyulması istendi.Olay anına ait görüntüler ve travmatik içeriklerin kesinlikle paylaşılmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:"Mağdurların, öğrencilerin ve ailelerin mahremiyetini ihlal edebilecek, kimliklerini deşifre eden her türlü bilgi ve görselden kaçınılmalı; mağdur aileleri ya da görgü tanıklarıyla röportaj yapılmamalı, olay yerinden herhangi bir görüntü yayınlanmamalıdır. Bilgi kirliliğine yol açmamak adına yalnızca yetkili makamların açıklamaları esas alınmalı, sağduyulu bir dil kullanılmalıdır. Toplumsal hassasiyetleri ve çocukların ruh sağlığını gözetmeyen yayınlar hakkında ivedilikle yasal yaptırım süreci başlatılacaktır."SENDİKALAR İŞ BIRAKIYORMemur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda düzenlenen silahlı saldırılara ilişkin, "Bu hafta okullarda derslere ara verilsin. Okul güvenliği sağlanmadığı müddetçe öğrenci ve öğretmen okula gitmemeli. Milli Eğitim Bakanlığı acil bir şekilde okulları cuma günü dahil ivedi tatil etmelidir" dedi."İKİ GÜN SÜREYLE İŞ BIRAKMA EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ"Türk Eğitim Sen tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Kahramanmaraş’ın 12 Şubat ilçesinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizin hedef alındığı menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Hain saldırıyı lanetlemek ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını talep etmek amacıyla, 16–17 Nisan 2026 tarihlerinde iki gün süreyle Türkiye genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştiriyoruz." denildi.Eğitim İş Genel Merkezi ise yaptığı açıklamada, iki günlük iş bırakma eylemini Kahramanmaraş’taki saldırının ardından, üç güne (15, 16, 17 Nisan) çıkardıklarını bildirdi.BAHÇELİ: "KONTROLSÜZ DİJİTALLEŞME GENÇLERDE TAHRİBAT YARATIYOR"&nbsp;MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan olaylara ilişkin yazılı açıklama yaptı.Bahçeli, söz konusu hadiselerin sığ ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğini belirterek, "Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruri bir mecburiyettir" ifadelerini kullandı.“DİJİTALLEŞME VE SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARI ETKİLİYOR”Dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığına dikkat çeken Bahçeli, "Sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisi ve giderek derinleşen akran zorbalığı, maalesef çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir" dedi.Çocukların yapay bir dijital iklim içinde büyüdüğünü ifade eden Bahçeli, "Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan hızlı duygu geçişleri, gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır" dedi.“MESELE YALNIZCA FAİL ÜZERİNDEN OKUNMAMALI”Bahçeli, olayların yalnızca fail üzerinden değerlendirilmesinin eksik olacağını belirterek, "Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır" ifadelerine yer verdi.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Okul saldırganının WhatsApp profil fotoğrafında korkunç ayrıntı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirganinin-whatsapp-profil-fotografinda-korkunc-ayrinti</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:35:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/okul-saldirganinin-whatsapp-profil-fotografinda-korkunc-ayrinti</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/okul-saldirganinin-whatsapp-profil-fotografinda-korkunc-ayrinti-58402.jpg" alt="">Dün Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlediği silahlı saldırıda 8 öğrenci ve 1 öğretmeni öldüren ve 17 öğrenciyi yaralayan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profil fotoğrafına Elliot Rodger'ı koyduğu ortaya çıktı. Rodger, 2014 yılında ABD'de düzenlediği bıçaklı ve silahlı saldırıda 6 kişiyi öldürmüş, saldırının ardından intihar etmişti.Salı günü Şanlıurfa'da bir liseye düzenlenen silahlı saldırının ardından dün de Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, öğrencisi olduğu ortaokula silahlı saldırı düzenledi.WHATSAPP PROFİL FOTOĞRAFINDA KORKUNÇ DETAYBabasına ait silahlarla saldırı gerçekleştiren Mersinli, saldırıda kullandığı silahla kendisine ateş ederek hayatına son verdi. Türkiye'de infial yaratan saldırının ardından Mersinli hakkında kan donduran bir ayrıntı ortaya çıktı.2008 doğumlu Mersinli'nin çevrimiçi mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ta profil fotoğrafına 2014 yılında ABD'de düzenlediği silahlı saldırı ile 6 kişiyi öldüren Elliot Rodger'ı koyduğu öğrenildi.22 yaşındaki Rodger, 23 Mayıs 2014 tarihinde Kaliforniya’nın Isla Vista kentinde bıçak ve silah kullanarak düzenlediği saldırıda 6 kişiyi öldürmüş, saldırı sonrası intihar etmişti.POLİSTEN AÇIKLAMA GELDİTürk Polis Teşkilatı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:15.04.2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırı olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, yapılan ilk incelemelerde şahsın WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD’de saldırı gerçekleştiren Elliot Rodger’e atıfta bulunan bir görsel kullandığı tespit edilmiştir.Olayı gerçekleştiren şahsın babası U.M., 15.04.2026 tarihinde gözaltına alınmış, sevk edildiği adli mercilerce tutuklanmıştır. Şahsın ikametinde ve babasına ait araçta yapılan aramalarda elde edilen dijital materyallere el konularak incelemeye alınmıştır.Olay yeri inceleme çalışmaları tamamlanmış olup, kamera kayıtları dahil tüm deliller titizlikle değerlendirilmektedir. İlk bulgular çerçevesinde olayın terör bağlantısına dair herhangi bir tespit bulunmamakta olup, bireysel bir saldırı olduğu değerlendirilmektedir. Kamuoyunu yanıltıcı ve asılsız paylaşımlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Kendisini öğrencilerine siper etmişti: Ayla öğretmenin acısına eşi dayanamadı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/kendisini-ogrencilerine-siper-etmisti-ayla-ogretmenin-acisina-esi-dayanamadi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 08:07:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/kendisini-ogrencilerine-siper-etmisti-ayla-ogretmenin-acisina-esi-dayanamadi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/kendisini-ogrencilerine-siper-etmisti-ayla-ogretmenin-acisina-esi-dayanamadi-36556.jpg" alt="">Kahramanmaraş’taki okul saldırısında kendisini öğrencilerine siper eden ve saldırıda hayatını kaybeden matematik öğretmeni Ayla Kara’nın acı haberini alan eşinin kalp krizi geçirdiği öğrenildi.Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları Türkiye’yi yasa boğdu. Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’na düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitiren öğretmenin matematik öğretmeni Ayla Kara olduğu belirlendi.ÖĞRENCİLERİNİ KORUMAK İÇİN KENDİNİ SİPER ETTİAyser Çalık Ortaokulu’nda 8’inci sınıf öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrenci hayatını kaybetti. Saldırıda yaşamını yitiren Ayla Kara’nın, öğrencilerini korumak için kendini siper ettiği öğrenildi. Öğrencileriyle kurduğu güçlü bağ ve mesleğine olan bağlılığıyla tanınan Kara’nın, öğrencilerin üzerine kapanarak kurşunlara karşı kendini kalkan yaptığı bilgisi acıyı daha da derinleştirdi.EĞİTİM CAMİASINDA BÜYÜK YASMeslektaşları ve öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmen olarak bilinen Ayla Kara’nın ölümü eğitim camiasında derin üzüntü yarattı. Kara’nın fedakarlığı, öğrencilerine olan bağlılığı ve örnek kişiliği sosyal medya paylaşımlarında öne çıktı. Meslektaşları, yaptıkları paylaşımlarda büyük bir değer kaybettiklerini ifade etti.EŞİNİN KALBİ ACI HABERE DAYANAMADISaldırıda hayatını kaybeden öğretmenin ailesi ikinci bir acı yaşadı. Eşinin okulda vurularak yaşamını yitirdiğini öğrenen kocası, yaşadığı şokun ardından kalp krizi geçirdi. Gelişmeyi öğretmenin akrabası Hülya Kara sosyal medya hesabından paylaştı. Hastanede tedavi altına alınan eşin sağlık durumuna ilişkin bekleyiş sürüyor.Saldırıda hayatını kaybeden öğretmen ile sekiz öğrencinin isimleri şöyle:Ayla KaraMustafa AslanŞuranur Sevgi KazıcıZeynep KılınçFurkan Sancak BalalBayram Nabi ŞişikBelinay Nur PoyrazAdnan Göktürk YeşilKerem Erdem Güngör]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Türkiye'de intiharlar son yıllarda artıyor mu?</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/turkiyede-intiharlar-son-yillarda-artiyor-mu</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 07:10:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/turkiyede-intiharlar-son-yillarda-artiyor-mu</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/turkiyede-intiharlar-son-yillarda-artiyor-mu-67371.jpg" alt="">Mahmut HamsiciBBC Türkçeİstanbul'da son günlerde yaşanan intihar vakaları dikkat çekiyor.Bununla birlikte bu tür vakalar İstanbul'la sınırlı değil.Resmi istatistiklere göre Türkiye'de son yıllarda intiharın neden olduğu ölümlerde artış yaşanıyor.Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılında yayımlanan son verilerine göre 2020'deki 3.710 olan intihar sayısı, 2021'de 4.194'e, 2022'de 4.218'e çıkmış, 2023'te ise 4.089'a inmiş.Kaba intihar hızı bu dönemde 4.45, 4.98, 4.96 ve 4.79 olarak seyretmiş.Kaba intihar hızı, bir yıl içinde her yüz bin kişiye düşen intihar sayısını ifade ediyor.2024'te her iki veride de dikkat çeken bir artış olduğu görülüyor.O yıl, intihar sayıları 4.089'dan 4.460'a, kaba intihar hızı ise 5.22'ye çıkmış.Koç Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Eskin, intihar sayıları artarken nüfusun da arttığını, bu yüzden kaba intihar hızının konuyla ilgili daha bilgi verici olduğunu söylüyor.Bu verileri yorumlayan Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal, "Bir artış eğilimi var diyebiliriz" diyor.TÜİK'in verileri intihar nedeniyle ölümleri gösteriyor.İntihar girişimleriyle ilgili net bir sayı vermek ise mümkün değil.Bununla birlikte uzmanlar, intihara teşebbüslerin sayısının ölümlü sayılara göre çok daha fazla olduğunu belirtiyor.Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) verilerine göre her yıl dünya çapında 720 binden fazla insan, intihar sonucu hayatını kaybediyor.Kurum intiharı, halk sağlığı alanında çözüm gerektiren ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak tarif ediyor.İstanbul'da son günlerde medyaya da konu olan çeşitli intihar vakaları yaşandı. (Arşiv)'Gençler arasında daha yüksek'TÜİK'in verileri, dünyadaki verilere de paralel olarak, intihar edenlerin yaş gruplarında gençlerin öne çıktığına işaret ediyor.WHO'ya göre intihar, dünyada 15-29 yaş arasındaki kişilerde en büyük üçüncü ölüm nedeni.2024 verilerine göre Türkiye'de intihar edenlerin yüzde 13.7'si 25-29, yüzde 13.1'i 20-24, yüzde 12.4’ü 30-34, yüzde 8.9’u ise 15-19 yaş aralığındaydı.Koç Üniversitesi'nden Prof. Dr. Eskin, gençler arasındaki intiharların daha yüksek olmasını şu sözlerle yorumluyor:"Gençlerin risk algıları daha düşük. Tez canlılar ve yaşamda karşılaşılan birtakım sıkıntılara karşı anında tepki verme isteği olabiliyor."Türkiye'de uyuşturucu madde kullanımı konusu da önemli."Bir de ben gençlerde şunu görüyorum, çok büyük bir umutsuzluk içindeler. Umutsuzluk, intiharı etkileyen en önemli konulardan bir tanesidir."Doç. Dr. Özdamar Ünal da genç intiharlarını değerlendirirken farklı faktörlerin yanında işsizlik, kişilerin donanımlarının çok altında işlerde çalışmak zorunda kalması ve sosyal medyanın yarattığı yetersizlik hissi gibi nedenlerden bahsediyor.'Türkiye'deki oranlar dünyadan daha az'Prof. Dr. Eskin, son dönemdeki artışa rağmen Türkiye'deki oranların dünyanın gerisinde olduğunu aktarıyor.Eskin bunu, karşılaştırmalı olarak şöyle açıklıyor:"Türkiye'deki kaba intihar hızı aslında Avrupa'dan da Kuzey Amerika'dan epey bir düşük."Afrika'dan çok daha düşük çünkü orası çok hızlı artıyor. Japonya gibi ülkelerde de oranlar bizden çok daha yüksek."Biz daha çok İtalya gibi Akdeniz çanağındaki ülkeler ve Müslüman ülkelerle benzeşiyoruz."İntiharların sebepleri neler?WHO, intiharın nedenleri arasında sosyal, kültürel, biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörleri sayıyor.TÜİK'in 2024 intihar verilerine göre Türkiye'deki nedenlerin başında hastalık geliyor.TÜİK, 1.123 kişinin bu nedenle intihar ettiğini belirtiyor.Kuruluşa göre 190 kişi aile geçimsizliği, 402 kişi geçim zorluğu, altı kişi ticari başarısızlık, 116 kişi hissi ilişki ve istediği kişiyle evlenememe, dokuz kişi öğrenim başarısızlığı nedeniyle intihar etti.TÜİK, 1.642 kişinin intihar nedenini "diğer" kategorisinde değerlendirmiş, 972 kişinin intiharını ise bilinmeyen olarak tanımlamış.Uzmanlar nedenlerin net olarak belirlenmesinin zor olduğunu vurguluyor.Doç. Dr. Özdamar Ünal, bazen farklı nedenlerin iç içe geçebildiğini ve birbirini tetikleyebildiğini belirtiyor.'Bazı meslek dalları arasında daha yüksek'İntihar, erkeklerde daha sık görülüyor.2024'te intihar edenlerin 3.499'u erkek, 961'i ise kadındı.Doç. Dr. Özdamar Ünal, bazı meslek dallarında intiharların daha fazla olduğunu gördüklerini belirtip örnek olarak doktorlar, emniyet mensupları ve tarım işçilerini gösteriyor.Bu kişilerin ağırlıklı olarak daha stresli bir iş ortamında çalıştığını, aynı zamanda intihar araçlarına da daha kolay erişim sağladıklarını aktarıyor.'İntihar araçlarına erişim etkili'Doç. Dr. Özdamar Ünal, intihar araçlarına erişimin intihar eğilimini daha da artırdığını belirtiyor.Geçen yıl İstanbul'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bir intihar çalıştayı düzenlediğini, Türkiye Psikiyatri Derneği'nin de katıldığı bu çalıştayda; kentteki köprüler, meydanlar, ulaşım sisteminde neler yapılabileceğinin de konuşulduğunu aktarıyor.Bu konuda kentte alınacak önlemlerle ilgili İBB ile çalışmaların sürdüğünü belirtiyor.İllerde İl Sağlık Müdürlükleri bünyesinde kurulan intiharı önleme komisyonlarının da önemli çalışmalar yaptığını ve bunları yaygınlaştırmak gerektiğini söylüyor.Doç. Dr. Özdamar Ünal, ateşli silahlara erişimin kısıtlanmasının da çok önemli olduğunu ekliyor.Hem Türkiye'de hem de dünyada intihar oranları, cinsiyet olarak erkeklerde, yaş açısından da gençlerde daha yoğun görülüyor.'Medyanın haberleri çok etkiliyor'"İntihar bulaşıcı bir davranıştır" diyen Doç. Dr. Özdamar Ünal, intiharların nasıl haberleştirildiğinin çok önemli olduğunun altını çiziyor."Werther etkisi" kavramından bahsediyor.Bu kavram adını, Alman yazar Goethe'nin, 18. yüzyılda, ana karakterin intihar ettiği "Genç Werther'in acıları" romanının yayınlanmasından sonra benzer intiharların artmasından alıyor.Doç. Özdamar Ünal, ABD'li müzisyen Kurt Cobain'in 1994'teki intiharının ardından, o dönem yapılan haberlerin de etkisiyle, aynı yöntemle intihar edenlerin sayısında artış olduğunu da hatırlatıyor.Uzmanlar, medyanın intihar haberlerini işleme tarzının intiharların yayılmasını etkilediğini söylüyor.Bazı ülkelerde nasıl geriletildi?Prof. Eskin, tarihsel olarak Kanada, ABD ve Kuzey Avrupa ülkelerinde artış hızlarında son dönemlerde düşüş olduğunu anlatıyor.Bunun nedenini ise "bu ülkelerde ciddi bir şekilde ulusal düzeyde programlar uygulanması" olarak açıklıyor."Bu programların uygulanmasında bir siyasi irade olması önemli" diyen Prof. Dr. Eskin ekliyor:"Siyasi iradenin de birçok sektörü ya da paydaşı bir araya getirmesi lazım. Eğitim, güvenlik, din işleri, aile vb. konularıyla ilgili kurumların işin içine girmesi lazım."Sağlık hizmetlerinin -ki özellikle de psikolojik sağlık hizmetlerinin- erişilebilir olması ve ekonomik olarak karşılanabilmesi lazım. Herkesin adalete erişebilmesi lazım. Bizim de böyle bir yönteme, ulusal düzeyde programlara başvurmamız gerekiyor."‘Çözülebilir bir sorun’Uzmanlar, intiharı tartışırken bunun çözülebilir bir sorun olduğunun vurgulanması gerektiğini ifade ediyor."İntihar ambivalan [ikircikli] bir davranıştır" diyen Doç. Dr. Özdamar Ünal, şöyle devam ediyor:"Burada kişi için asıl niyet ölmek değil, acıyı bir şekilde sonlandırmaktır. Yani kişi bir yanıyla aslında yaşamdan gitmeyi isterken, bir yanıyla da yaşama tutunmayı ister."Etrafımızda riskli gördüğümüz insanlar olabilir. Bunları mutlaka bir psikiyatriste yönlendirmemiz gerekiyor. İnsanların zihninde intiharla ilgili birtakım düşünceler olabilir ama bunun bir çözümü olduğunun altı çizilmeli."Bu haberde anlatılan sorunları yaşıyorsanız 112 Acil Servisi'ni arayabilir ya da en yakınınızdaki hastanenin psikiyatri bölümüne başvurabilirsiniz.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD-İran savaşında sırada ne var? Dört olası senaryo</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abd-iran-savasinda-sirada-ne-var-dort-olasi-senaryo</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abd-iran-savasinda-sirada-ne-var-dort-olasi-senaryo</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abd-iran-savasinda-sirada-ne-var-dort-olasi-senaryo-11290.jpg" alt="">Saeed JafariSiyasi analist / BBC&nbsp;&nbsp;Pakistan heyetinin Tahran'a ulaşmasının ardından, ABD'nin İran ile ikinci tur ateşkes görüşmelerini değerlendirdiği haberleri geliyor.8 Nisan'da (ABD saatiyle 7 Nisan) ilan edilen iki haftalık ateşkes sürüyor ancak Pakistan'ın geçen hafta sonu ev sahipliği yaptığı ve 20 saatten uzun süren ABD-İran görüşmelerinden somut bir sonuç çıkmamıştı.Bu sonuçsuz görüşmelerin hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı, kendi deyişiyle, yeni stratejisini açıkladı ve uluslararası petrol ticaretinin merkezindeki stratejik Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alacaklarını söyledi.Peki anlaşmaya varılma konusundaki ilk başarısızlığı ve yeni görüşme ihtimallerini nasıl değerlendirmeliyiz? İran ve ABD kontrollü bir tırmanışa doğru mu gidiyor, yoksa daha geniş çaplı kaçınılmaz bir savaşa mı sürükleniyor?Bundan sonra yaşanabileceklere dair dört olası senaryo.1. Kırılgan bir ateşkesle "taktiksel duraklama"Haftalar süren çatışmanın ardından, ABD-İran ateşkesi, krizi kontrol altına almaya yönelik bir irade sinyali gibi görülmüştü. Ancak başından beri ateşkese önemli belirsizlikler de eşlik etti.Ateşkesin şartları -coğrafi kapsamı, hangi hedelerin kapsandığı, hatta "ihlal"in tanımı da dahil olmak üzere- taraflarca farklı yorumlandı. Bu da anlaşmanın bazı uzmanlarca, sürdürülebilir bir çerçeveden ziyade "taktiksel bir duraklama" olarak yorumlanmasına yol açtı.Washington merkezli düşünce kuruluşu Foundation for Defense of Democracies'den Behnam Ben Taleblu, "Çatışma başladıktan sonra, bir anlaşmaya varılabilme olasılığı, başından beri sıfıra yakındı" diyor.BBC News Farsça'ya konuşan Taleblu, "ABD ile İran İslam Cumhriyeti'nin yıllardır anlaşamadığı bir dizi ilke, tutum ve politikadan bahsedioyruz. Kısa vadede savaş bu farkları azaltmak bir yana, onları daha da derinleştirdi" yorumunu yapıyor.Öte yandan iki taraftan siyasilerin birbirleriyle çelişen açıklamaları da durumun kırılganlığını artırdı.İslam Cumhuriyeti yetkilileri sürekli olarak "ateşkes ihlalinden" bahsederken, ABD ve İsrail ateşkes yükümlülüklerini çok daha sınırlı yorumladı.Tarafların bu farklı anlatıları güvensizliği derinleştirdi ve ateşkesin kalıcılığına daiar soru işaretleri oluşturdu.Müzakere masasına dönüş çabaları sonuç vermezse bu ateşkes, taraflara biraz durup toparlanıp, yeniden organize olup, pozisyonlarını değerlendirip bir sonraki aşamaya hazırlanmak için "zaman kazandıran bir araç" olmaktan öteye gidemeyecek.Bu senaryo, taraflardan birinin mevcut durumdan pek bir kazanç sağlamadığı ve baskıyı artırması gerektiği sonucuna varması halinde, daha olası hale geliyor.Örneğin ABD bu durumda, enerji santralleri ve köprüler gibi kritik altyapı tesislerini hedef almayı, bir seçenek olarak değerlendirebilir.Bunun gibi saldırılar kısa vadede ciddi bir baskı yaratabilse de, geniş kapsamlı insani ve ekonomik sonuçlar doğurur ve bu da İran'ı daha güçlü bir misillemeye kışkırtabilir.Aynı zamanda, müzakereler konusunda ciddi şüpheleri olan İsrail de bu aşamada etkili bir aktör olabilir.Uluslararası ilişkiler konusunda araştırmacı Hamidreza Azizi, "İsrail, müzakerelerde yer alanlar da dahil, İranlı yetkililere suikast gibi eylemlere başvurabilir" diyor.Azizi, "Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alma politikası, taraflar bunu doğrudan istemiyor olsa bile, çatışma riskini artırıyor" diye ekliyor.Çatışmanın tırmanması olasılığı gözardı edilemeyecek olsa da, daha geniş bir bölgesel çatışmayı tetikleme riski ve küresel ekonomik sonuçları gibi yüksek maliyetleri nedeniyle, bu senaryo, en azından kısa vadede daha az olası görülebilir.2. "Gölge savaş"Kontrollü bir tırmanış, altyapı, askeri tesisler hatta ikmal hatları gibi hedeflere sınırlı saldırıları içerebilir.Bir senaryo da -hatta belki en olası senaryo- "kontrollü tırmanış" olarak tanımlanan bir tür çatışmaya dönmek olabilir.Bu çatışmanın ne topyekün bir savaşa dönüştüğü, ne de tarafların askeri eylemleri tamamen durdurduğu bi hali tanımlıyor. Altyapı tesislerinin, askeri hedeflerin ve hatta ikmal hatlarının vurulması, bu tür bir çatışmada yaşanabilecekler arasında.Bu ihtimalde, "vekil aktörlerin" rolü de daha önemli hale geliyor.Irak ve Kızıldeniz çevresindeki İran destekli grupların artan eylemleri, ve ABD'nin bu gruplar üzerinde artan baskısı, yoğunluğunu doğrudan artırmasa da çatışmanın coğrafi boyutunu genişletebilir.Bazı uzmanlar bu senaryoya "gölge savaş" adını veriyor.BBC News Farsça'ya konuşan Azizi, "İki taraf da topyekün bir savaşa girmeden, karşı tarafı etkilemek için elindeki seçeneklerini değerlendirip, baskı araçlarını kullanmak istiyor" diyor."Ateşkes ihlal edilirse, İran'ın özellikle Yemen'deki [Husiler] müttefik güçleri üzerinden yeni eylemlere geçmesi olasılığı yüksek" diye ekliyor.Ancak bu senaryo beraberinde riskler getiriyor. Tansiyon arttıkça, yanlış hesap tehlikesi de artıyor. İki taraf da kasti bir artış istemese de, tek bir yanlış değerlendirme, çatışmayı kontrol edilemez bir boyuta taşıyabilir.3. Sessiz diplomasi sürebilirPakistan'daki ilk tur görüşmeler başarısız olsa da, yeni bir tur görüşme olasılığı değerlendiriliyor.Pakistan'daki ilk görüşmeler başarısız olmuş olsa da, diplomasi kapılarının tamamen kapandığını ya da müzakere seçeneğinin tamaman ortadan kalktığı sonucuna varmak şu an için mümkün değil.Pakistan, iki tarafa da mesaj taşıyarak, Tahran ve Washington'ı anlaşmaya ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.Aynı zamanda bazı geleneksel arabulucular - Katar, Umman, hatta Suudi Arabistan ve Mısır- çatışmanın kontrolden çıkması endişeleriyle bu süreçte daha aktif roller alabilirler. İletişim kanalı görevi görerek, krizin ani şekilde tırmanmasını önlemeye çabalayabilirler.Yine de kilit nokta şu ki; gerçek bir ilerleme ancak taraflar arasındaki temel farkların azaltılmasıyla olacaktır.ABD'nin 15 maddelik teklifi ve İran'ın karşılık olarak sunduğu 10 maddelik önerisi, iki tarafın da, uzlaşma zemini bulmak yerine, halen kendi çerçevelerini dayatmayı önceliklendiren bir yerden hareket ettiğini gösteriyor.Bu nedenle, yeni tur müzakereler mümkün olsa da, bu görüşmelerden hızlı ve kapsamlı bir anlaşma beklemek gerçekçi olmaz, en azından kısa vadede.4. Uzun süreli deniz ablukasıABD deniz ablukasının devam etmesi halinde İran ordusu, Basra Körfezi, Kızıldeniz ve Umman Körfezi'ndeki deniz taşımacılığını tehdit etti.ABD Başkanı Trump hafta başında, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişini engelleyerek İran'a deniz ablukası uygulayacağını açıklamıştı.Trump aynı zamanda İran'a geçiş ücreti ödemiş olan gemileri uluslararası sularda durdurmakla da tehdit etti. Bu, hem İran'ı petrol gelirlerinden mahrum bırakmayı hem de ABD'nin en büyük rakibi ve İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin'i yaralamayı amaçlayan bir strateji olarak görülüyor.Behnam Ben Taleblu, "İslam Cumhuriyeti'nin limanlarına yönelik bir deniz ablukası yeterli istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) kaynakları tahsis edilirse oldukça etkili olabilir" diyor ancak İran'ın kıyı şeridinin uzunluğuna dikkat çekiyor."Bu gibi bir adım pratikte, hükümetin temel ürününü ihraç etme kabiliyetini elinden alır."Ancak diğer uzmanlar bu adımın ABD'ye ciddi maliyetler doğurabileceğine dikkat çekiyor. Bu adım Amerikan güçlerini İran'a daha da yaklaştırarak onları saldırılara karşı daha savunmasız hâle getirebilir.Ayrıca bu planın etkili olabilmesi için, donanmanın İran'a yakın bir bölgede uzun süre konuşlanmasını gerektirecek, bu da ciddi bir maddi yük oluşturacaktır.Böyle bir politikanın sürdürülmesi aynı zamanda küresel petrol ve enerji fiyatlarındaki artışı daha da tetikleyecek, Husilerin Babülmendep Boğazı'ndaki trafiği engelleme ihtimalini artıracak, bu da petrol fiyatlarını daha da yukarı çekecektir.'Yapısal istikrarsızlık' bölgedeki yeni düzen mi?İran ile ABD'nin, savaş ve müzakerelerin eş zamanlı olarak ilerlediği bir aşamaya girmiş olabilir.Sonuç olarak, tüm bu senaryolardan ortaya çıkan tablo, bölgenin savaş ve barış arasındaki sınırın her zamankinden daha bulanık olduğu yeni bir aşamaya girmiş olduğu.Pakistan görüşmelerinin başarısızlığı ne diplomasının sonunun, ne de daha geniş çaplı bir savaş kesin olarak başladığının işareti. Bu daha ziyade, "gri alan" durumunun devam ettiği anlamına geliyor.Hamidreza Azizi, "İki taraf da bu çatışmanın sona ermesini istese de, kısa vadede bu pek olası görünmüyor" diyor.Mevcut ortamda taktiksel kararlar, güvenlik meseleleri ve sahadaki en ufak gelişmeler bile, krizin gidişatını orantısız şekilde etkileyebiliyor.Bu da çok sayıda uzmanı bölgedeki durumu "yapısal istikrarsızlık" olarak adlandırmaya itiyor. Bu, oyunun kurallarının net çizilmediği ve sonuçların öngörülemediği bir durumu anlatıyor.Bu koşullar altında belki de en isabetli tanım, İran ve ABD'nin savaş ve müzakerelerin eş zamanlı ilerlediği bir evreye girmiş olmasıdır.İki taraf da askeri araçlara başvurmaya devam ederken, diplomatik kanalları da kısmen açık tutuyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD, Küba'ya saldırı hazırlığına başladı</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abd-kubaya-saldiri-hazirligina-basladi</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Amerika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abd-kubaya-saldiri-hazirligina-basladi</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abd-kubaya-saldiri-hazirligina-basladi-85549.jpg" alt="">Amerikan basınına göre ABD, Donald Trump'ın emriyle Küba'ya saldırı hazırlıklarına başladı.ABD'de Başkan Donald Trump'ın işgal tehditlerini sık sık tekrarladığı, "Yakında düşecek" dediği Küba da gündemden düşmüyor.İran ile ateşkes müzakerelerini sürdüren ABD'nin yeni hedefi Küba'ya karşı saldırı hazırlıkları da sessizce sürüyor. Amerikan USA Today gazetesine konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle, Küba'ya saldırı hazırlıklarının başladığını aktardı. ABD'li ve Kübalı yetkililer ise görüşme çabalarının henüz sonuç vermediğini söyledi.Trump, daha önce de Beyaz Saray'da gazetecilere "İran ile işimiz bittiğinde Küba'ya uğrayacağız" demişti.Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD'nin askeri bir saldırı başlatması halinde "ölümü göze alarak" karşılık vereceklerini duyurdu.Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırıldığı operasyonla birlikte ABD'nin petrol ambargosunu daha da ağırlaştırdığı Küba'da enerji krizi de derinleşiyor. Ülkede ulusal elektrik şebekesi çöktü, 10 milyon kişi tamamen karanlıkta kaldı. Kriz, günlük hayatı da ağır şekilde etkilemeye devam ediyor.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>ABD'de erkekler, otomatik olarak askerlik hizmetine kaydedilecek</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/abdde-erkekler-otomatik-olarak-askerlik-hizmetine-kaydedilecek</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 06:55:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Amerika]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/abdde-erkekler-otomatik-olarak-askerlik-hizmetine-kaydedilecek</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/04/abdde-erkekler-otomatik-olarak-askerlik-hizmetine-kaydedilecek-50856.jpg" alt="">Amerikan vatandaşı erkeklerin otomatik olarak askerlik hizmetine kaydedilmesi için çalışmalar başladı.ABD'de ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak faaliyet gösteren Seçici Hizmet Sistemi (SSS) isimli kurum, Amerikan vatandaşı erkekleri otomatik olarak askerlik hizmetine kaydetmek için çalışmalarına başladı.SSS'nin internet sisteminde, ABD'deki 18-25 yaş aralığındaki erkeklere otomatik kayıt sisteminin uygulanmasına yönelik kural taslağını, 30 Mart'ta Bilgi ve Düzenleme İşleri Ofisi'ne sunduğu bilgisi paylaşıldı.Kurumun internet sayfasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın 18 Aralık 2025'te, 2026 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nı (NDAA) imzalayarak, askerlik kaydı işlemlerinin otomatikleştirilmesini zorunlu kıldığı hatırlatılarak, bu işlemlerin aralık ayından itibaren otomatik olarak devreye gireceği belirtildi.SSS tarafından yapılan bilgilendirmede, "Yeni yasaya göre, ülkedeki erkekler, 18 yaşına bastıkları günden itibaren 30 gün içinde otomatik olarak kayıt altına alınacak." ifadesi yer aldı.Söz konusu yasa değişikliğinin, federal veri kaynaklarıyla entegrasyon yoluyla kayıt sorumluluğunu, bireysel erkeklerden SSS'ye devrettiği aktarıldı.İnternet sayfasında, SSS'nin misyonunun anlatıldığı bölümde, "Erkekleri kayıt altına almak, Başkan ve Kongre tarafından yetkilendirildiğinde adil ve hakkaniyetli şekilde hızla iş gücü sağlayan bir sistemi sürdürmek, aynı zamanda vicdani retçiler için alternatif bir hizmet programı yönetmek." ifadeleri kullanıldı.ASKERLİK KAYDI YAPTIRMAYANLARA AĞIR YAPTIRIMLAR UYGULANABİLECEKSSS'nin bilgilendirme metninde, askerlik kaydı yaptırmayan erkeklerin yaşadığı eyaletin mali yardımlarını, göçmen erkeklerin ise "ABD vatandaşlığından yararlanma hakkını kaybedebileceği" bilgilerine yer verildi.Yeni yasaya göre, kayıt yaptırmayan ABD'li erkeklere, "ağır suç kapsamında" 250 bin dolara kadar para cezası ve 5 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.Askerlik celbi durumunda; bir erkek, savaşa dini veya ahlaki itirazları varsa, "vicdani retçi" olarak muafiyet talebinde bulunabilirken, kadınların kayıt yaptırmaları zorunlu olmayacak.ABD'de Vietnam Savaşı sırasında uygulanan 1973'ten bu yana zorunlu askerlik hizmeti bulunmamaktadır. SSS'ye göre, zorunlu askerlik hizmetini yeniden yürürlüğe koymak için Kongre'nin, başkana Silahlı Kuvvetlere personel alma yetkisi verecek şekilde, Askerlik Seçim Yasası'nı değiştirmesi gerekmektedir.]]></content:encoded>
</item>
<item>
	<title>Türkiye Psikiyatri Derneği: "Çözüm kapsayıcı sosyal politikalarda"</title>
	<link>https://www.turkiyegorus.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-cozum-kapsayici-sosyal-politikalarda</link>
	<dc:creator><![CDATA[Türkiye Görüş]]></dc:creator>
	<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 06:52:00 +0300</pubDate>
	<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
	<guid isPermaLink="false">https://www.turkiyegorus.com/turkiye-psikiyatri-dernegi-cozum-kapsayici-sosyal-politikalarda</guid>
	<description><![CDATA[]]></description>
	<content:encoded><![CDATA[<img width="990" height="560" src="https://www.turkiyegorus.com/fotolar/2026/01/metropollden-rapor-turkiyede-her-iki-kisiden-biri-psikolojik-destege-muhtac-23307.jpg" alt="">Türkiye, dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde okulda yaşanan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının şokunu yaşarken, yüreklerimize kor düşüren haber, Kahramanmaraş'taki bir ortaokuldan geldi.&nbsp;Kahramanmaraş'ta Ayser Çalık Ortaokulu'na yapılan silahlı saldırıda 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli adlı saldırgan hariç ölenlerin sayısı dokuza yükseldi.&nbsp;Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okulda yaşanan saldırılarıyla ilgili yazılı açıklama yapıldı.&nbsp;Açıklamada, bu tür şiddet olaylarının yalnızca bireysel ruh sağlığıyla sınırlı olmadığına, içinde şekillendiği ekonomik ve toplumsal koşulların bir yansıması olduğuna dikkat çekildi. Eşitsizlikler, yoksulluk, güvencesizlik, dışlanma ve şiddetin normalleştiği ortamların bu tür olayların ortaya çıkma riskini artırdığı aktarıldı ve şöyle devam edildi:"Bu nedenle çözüm; yalnızca bireye odaklanan yaklaşımlarla değil, kapsayıcı sosyal politikalar, eşitlikçi eğitim ortamları ve güçlendirilmiş kamusal destek sistemleriyle mümkündür."Açıklamada, okulların güvenli, kapsayıcı ve destekleyici alanlar olarak güçlendirilmesi, psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve önleyici politikaların kararlılıkla uygulanmasının hayati önem taşıdığı belirtildi ve şunlar ifade edildi:"Hayatını yitirenler ve saldırganlarla ilgili haber ve paylaşımlarda, bilgilerin aktarımında sorumlu ve özenli bir dil kullanılmalıdır. Sansasyonel, ayrıntılandırıcı ya da özendirici anlatımlardan kaçınılmalı; kamusal dil, toplumsal iyilik hâlini ve önleyici yaklaşımı gözetmelidir. Türkiye Psikiyatri Derneği olarak, şiddetin toplumsal belirleyicilerini gözeten bütüncül politikaların hayata geçirilmesi çağrımızı yineliyoruz."]]></content:encoded>
</item>
</channel>
</rss>