Güven Özalp
BBC Türkçe / Brüksel
Avrupa Birliği'nin (AB), savunma kapasitesinin artırılması ve bunun ortak tedarikle sağlanması için oluşturulan Avrupa İçin Güvenlik Eylemi (SAFE) konusunda verdiği süre gece yarısı doldu.
Savunma fonundan yararlanmak isteyen AB ülkeleri ulusal planlarını Brüksel'e iletti.
Türkiye de bu mekanizmaya tam katılım için başvurdu.
AB'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin başvurusunu ağırdan alması nedeniyle şu ana dek ilerleme sağlanamadı.
SAFE, AB'nin savunma alanındaki yeni girişimi ve birliğin 2030'a kadar ortak savunma kapasitesini güçlendirme hedefi doğrultusunda oluşturulmuş 150 milyar euroluk bir finansman mekanizması.
SAFE'le Avrupa'nın yeniden silahlanarak savaunma alanında stratejik özerklik kazanması, özellikle AB üyesi ülkeler arasında savunma sanayinin entegrasyonu ve ortak tedarik projelerinin yürütülmesi ile Ukrayna savaşı sonrası artan Rusya kaynaklı güvenlik risklerine karşı caydırıcılık sağlanması hedefleniyor.
SAFE öncelikle AB ülkelerinin faydalanması için tasarlandı.
Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) üyesi ülkeler ile Ukrayna da AB ülkeleriyle aynı haklarla SAFE'ten yararlanabilecek. EFTA üyeleri Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve İsviçre. Bu ülkelerden sadece İsviçre EEA'da yer almıyor.
Bununla birlikte üçüncü ülkelerin de SAFE'e katılımına kapı açık bırakıldı. Yani SAFE, AB üyesi 27 ülke, EEA ve EFTA üyeleriyle Ukrayna'yla sınırlı olmayacak.
Ancak kurallar gereği üçüncü ülkelerden gelecek bileşenlerin maliyeti, nihai ürünün maliyetinin yüzde 35'ini aşamayacak.
Yüzde 35 sınırı, AB'nin SAFE kapsamında belirlediği bir tedarik kuralı.
Üçüncü ülkelerin yüzde 35 sınırını koşullu olarak aşabilmesine de olanak tanındı.
AB'yle üyelik müzakeresi yürüten, AB adayı, potansiyel AB adayı ya da AB'yle Güvenlik ve Savunma Ortaklığı içinde olan bir ülkenin bu olanaktan yararlanması mümkün.
Bu kapsamdaki ülkelerin SAFE'ten genişletilmiş haklarla yararlanması için AB'yle ikili güvenlik anlaşması imzalaması gerekiyor.
Avrupa Komisyonu, AB'den ayrılan ancak SAFE'e ilgi gösteren İngiltere'nin mekanizmadan tam yararlanması için müzakere başlattı.
Benzer süreç Kanada'yla da yürütüldü.
İngiltere ve AB arasında yürütülen müzakereler oldukça ileri aşamaya getirilse de katılım payı konusunda tıkanıklık yaşandı.
İngiltere bu konuda AB'yle anlaşmaya varmanın mümkün olmayacağını açıkladı.
İngiliz hükümeti, İngiltere'nin SAFE'in ilk turuna katılımıyla ilgili görüşmeleri sonuçlandıramamış olmasının hayal kırıklığı yarattığını ancak ülkenin savunma sanayinin üçüncü ülke şartlarıyla SAFE aracılığıyla projelere katılmaya devam edebileceğini açıkladı.

Avrupalı liderler, 2 Mart'ta Londra'da SAFE'i ele aldıkları zirvede aile fotoğrafı çektirmişlerdi
Avrupa Komisyonu 'Bekle-gör' konumundaydı
Avrupa Komisyonu, SAFE konusunda İngiltere ve Kanada'yla müzakere yürütürken tam katılım için başvuran Türkiye ve Güney Kore'yle müzakere aşamasına geçmedi.
Komisyon her şeyden önce İngiltere ve Kanada'yla yürütülen müzakerelerin seyrini görmek istedi.
Bu yaklaşımın benimseneceği, yapılan çeşitli düzeylerdeki temaslarda Türkiye'ye iletildi.
Türkiye'nin SAFE'e katılımı konusunda Yunanistan ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin itirazlarının olması ve bunları açıkça beyan etmeleri de, Avrupa Komisyonu'nu frenleyen unsurlar arasındaydı.
Teknik olarak Türkiye'nin son tarihi kaçırdığı söylemi çok doğru değil.
"Son tarihin kaçırılması", başvurusunu zamanlı yapan Türkiye'den kaynaklanmıyor.
İlkj etapta verilen süre olan 30 Kasım tarihi, 2030'a kadar sürecek SAFE'e ilişkin "ilk dalga" olarak değerlendiriliyor.
Türkiye de tam katılımı otomatik olmayan diğer ülkeler gibi "ilk dalgada" yer almayacak.
Ancak bu durum Türkiye'nin SAFE'e ilişkin sürecinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor.
Ankara ne yapmak istedi?
Gerek Yunanistan'ın gerekse Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Türkiye'nin tam katılımını engellemek için çaba harcayacağı ve sürecin Ankara aleyhine sonuçlanma riski olduğu biliniyordu.
AB'nin savunmaya odaklandığı ve konunun aciliyet kazandığı bir dönemde, bu alandaki hamleleriyle dikkat çeken Türkiye buna rağmen başvurusunu yaptı.
Ankara'nın hamlesi bir tür turnusol testi niyeti de içeriyordu.
Türkiye'de diplomatik çevrelerde yapılan bazı değerlendirmelere göre başvuru, "AB'nin tamamını ilgilendiren ve büyük önem taşıyan savunma konusunda iki ülkenin sadece kendi ulusal çıkarlarını dikkate alarak hareket ettiğini" gösterdi.

28 Kasım'da Berlin'de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı ağırlayan Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, "Türkiye bizim için jeostratejik bir ortak" demişti
Türkiye'nin SAFE'e katılımına bakış nasıl?
Türkiye'nin Avrupa savunmasına katkı sağlamasına sıcak bakan ülkelerin sayısı az değil.
Özellikle AB'nin büyük ülkeleri, savunma alanında, mevcut konjonktürün de etkisiyle, Türkiye'yle ilişkileri geliştirmeye ve derinleştirmeye sıcak bakıyor.
Almanya, İtalya, İspanya ve Polonya bu alanda başı çeken ülkeler.
Almanya bu yaklaşımını Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın 28 Kasım'da gerçekleştirdiği Berlin ziyaretinde bir kez daha teyit etti.
Almanya Savunma Bakanı Johann Wadephul, "Bence bu (SAFE), önemli NATO ortakları Türkiye ve İngiltere'ye de açılmalı. Bunun için yapıcı görüşmeler yürütüyoruz. Türkiye bu bağlamda bizim için hep çok güvenilir ve istikrarlı bir NATO müttefiki oldu" dedi.
Fransa'nın Türkiye'nin SAFE'e katılması konusunda çekinceleri olduğu biliniyor.
Ancak Fransa bununla birlikte Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi, Türkiye'nin SAFE'e tam katılımına karşı çıkanlar arasında öne çıkan bir profil çizmiyor.
Savunma ve havacılık alanında Türkiye'nin üretim kapasitesi üst düzeyde.
Bu nedenle Türkiye'nin Avrupa'da silah sistemlerinin hızla üretilmesine katkıda bulunabileceği düşünülüyor.
NATO standartlarında üretim yapması ve ürünlerinin ittifak üyesi ülkeler tarafından kullanılıyor olması da Türkiye'nin elini güçlendiren bir unsur olarak görülüyor.
Türkiye'nin beklentisi, SAFE'in, AB'yle arasındaki savunma sanayii alanında işbirliğini derinleştirmeye katkı sağlaması.


