Hürriyet gazetesi yazarı ve CNN Türk programcısı Gazeteci Hande Fırat, dün ve bugünkü köşe yazılarında Türkiye’de gazeteciliğin yapısal sorunlarını mercek altına aldı. Muhabirlik kültürünün zayıflamasıyla başlayan sürecin spikerliğin içinin boşalmasına, editoryal sorumluluğun kaybolmasına ve gazetecilerin siyaset adına konuşur hale gelmesine yol açtığını vurgulayan Fırat, Batı medyasındaki liyakat temelli sistemlerle karşılaştırarak Türkiye’deki medya düzeninin ciddi bir kriz içinde olduğunu yazdı.
Meslekte yozlaşmanın sembollerinden biri olarak da gösterilen ve “diyene bak” dedirten Hande Fırat, medyaya "çürüme" eleştirisinde bulundu.
Gazeteci Mehmet Akif Ersoy'un uyuşturucu soruşturmasında tutuklanmasına değindi. Fırat, hiçbir gazetecinin özellikle de rol model olması gereken bir genel yayın yönetmeninin böyle dosyalarla anılmaması gerektiğini vurgulayarak; "Tam da bu yüzden tartışmaya yanlış yerden başlamamak gerekiyor. Çünkü yalnızca 'operasyon' konuşup, mesleğin kendi içindeki çürümeyi görmezden gelirsek yarın aynı döngüyü tekrar yaşarız" dedi.
Hürriyet yazarı Hande Fırat, son dönemde medyada yaşanan uyuşturucu operasyonları ve tutuklamalar üzerinde kaleme aldığı yazısında "çürüme" eleştirisinde bulundu. Fırat'ın yazısından ilgili bölüm şu şekilde:
"Elbette hiçbir gazetecinin -hele rol model olması gereken bir genel yayın yönetmeninin- böyle dosyalarla anılması kabul edilemez. Bu noktada en küçük bir tereddüt yok. Ama tam da bu yüzden tartışmaya yanlış yerden başlamamak gerekiyor. Çünkü yalnızca “operasyon” konuşup, mesleğin kendi içindeki çürümeyi görmezden gelirsek yarın aynı döngüyü tekrar yaşarız. Ne yazık ki gazeteciliğin geldiği nokta pek de parlak değil. Bunun da birçok sebebi var. Ayrıntıları ile aktarmaya çalışacağım, bunu yaparken de iğneyi önce kendimize batıracağız. Türkiye’deki gazeteciliğin kendisine... Ancak şunu da ekleyeyim; bu sektörün “ideal” halinden çıkmasında birçok aktörün de rolü var."
Siyasetçilere ve kurumlara eleştiri
Türkiye'deki muhabirlik tanımını dünyadan örneklerle karşılaştıran Fırat, siyasetçiler ile kurumların muhabir yerine yöneticileri muhattap almasını da eleştirerek şunları aktardı:
"Siyaset ya da kurumlar da muhabiri artık neredeyse görmüyor. Muhabir yerine temsilci, genel yayın yönetmeni tercih ediliyor. Meslekte basın kanununa göre kadrolu 30 yılını doldurmuş bir isim olarak çok net şunu söyleyebilirim. Ben muhabirken benim baktığım alanda sorumlu siyasetçi, bakan, danışmanı muhabiri arardı. Temsilcim beni atlayarak benim alanımdaki isimle görüşse benim için tartışma nedeniydi. Ne yazık ki bugün basın danışmanları, muhabirler yerine yöneticileri tercih ediyor. Oysa o alana bakan muhabir önceliklidir. O alana bakan muhabir haberi almalı, yöneticisini bilgilendirmeli, haberini yazmalı, hatta ropörtajı yapmalıdır."
"Düşük maaşla çalışan gazeteciden risk alması ve dik durmasını beklemek çelişki"
Gazetecilerin maaşlarına da değinen Fırat, düşük ücretle çalışılmasının doğurduğu sonuçları ve mesleğe verdiği zararları anlattı. Fırat, şunları kaleme aldı:
"Son tartışmalar üzerinden bakıp bu meslekteki herkesin lüks içinde yaşadığını sanmayın. Ailesi ya da eşi zengin değilse bir muhabirin aldığı maaşı duyunca büyük bir hayal kırıklığı yaşabilirsiniz:
- ABD’de ya da Avrupa’da senior bir muhabirin aldığı maaş, o ülkenin yaşam standartlarına göre orta sınıfın üzerinde bir hayat kurmasına izin verir. Çünkü gazeteciden beklenen şey nettir; bağımsızlık, direnç ve mesafe. Bunlar da ancak insanca bir ücretle mümkündür.
- Türkiye’de ise 30–50 bin liraya çalışan muhabirlerden hem büyük riskler almaları hem de baskılara karşı dimdik durmaları bekleniyor. Bu bir çelişkidir. İnsanları ekonomik olarak kırılgan hale getirip sonra da “Neden savruldular?” diye sormak samimi değildir. Bu, yanlışları mazur göstermez ama nedenlerini anlamadan çözüm de üretmez."
Hande Fırat'ın DÜNKÜ YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
Hande Fırat'ın BUGÜNKÜ YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN



