Dünyada eşi yok: Urfa’da toprağın altından ‘tarihin ruhu’ çıktı

Dünyada eşi yok: Urfa’da toprağın altından ‘tarihin ruhu’ çıktı
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Urfa’da yürütülen arkeolojik kazılarda, insanlığın avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçişine ışık tutan 11 bin yıllık yeni eserler gün yüzüne çıkarıldı. Buluntular arasında "ölü bir insanı andıran" yüz ifadesine sahip bir heykel dikkat çekiyor.

"Medeniyetin beşiği" olarak adlandırılan bölgede, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Göbeklitepe ve yakınındaki Karahantepe'de yapılan kazılar, tarih öncesi dönemlere ait bilgileri değiştirmeye devam ediyor.

"Ölü" ifadesi taşıyan benzersiz heykel

Çarşamba günü tanıtılan 30'a yakın yeni eser arasında insan ve hayvan heykelleri, figürinler, kaplar, tabaklar, kolyeler ve insan biçimli boncuklar yer alıyor.

Ancak arkeologları en çok heyecanlandıran buluntu, ölmüş bir bireyi anımsatan yüz ifadesine sahip bir heykel oldu.

Reuters’ın haberine göre, uzmanlar, bu eserin Neolitik topluluklardaki ölüm ritüelleri ve sembolik anlatım açısından "benzersiz" bir keşif olduğunu belirtiyor.

Bakan Ersoy: Bilinenleri yeniden şekillendiriyor

Konuyla ilgili Reuters’a konuşan Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Taş Tepeler" projesi kapsamındaki bu alanların, Neolitik tarih ve yerleşik hayata geçiş konusundaki bilgileri yeniden şekillendirdiğini söyledi.

Ersoy, bulguların, insanlığın inanç, ritüel, sosyal organizasyon ve kültürel üretim açısından daha önce sanıldığından çok daha yüksek bir bilinç düzeyine sahip olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Bakan ayrıca, Göbeklitepe'nin bu yıl yaklaşık 800 bin ziyaretçi çekmesinin beklendiğini kaydetti.


İnsan yüzlü T biçimli sütun

Bakanlık öncülüğündeki proje, Urfa'da M.Ö. 9.500 yıllarına tarihlenen 12 Neolitik yerleşimi kapsıyor.

Arkeologlar, Karahantepe'deki son kazılarda, üzerinde insan yüzü betimlemesi bulunan T biçimli bir sütunun ortaya çıkarıldığını belirtti. Bu, T biçimli sütunlar üzerinde bilinen ilk insan yüzü tasviri olma özelliğini taşıyor.
 


"Yerleşik hayat tarımdan önce başladı"

Kazı Başkanı Necmi Karul ise yapıları inşa edenleri "yetenekli zanaatkarlar" olarak tanımlayarak şunları söyledi:

"Beslenmeden mimariye, sembolik dünyadan ritüellere kadar burada elde edilen kanıtların çeşitliliği, bizi tarih öncesi toplumlara inanılmaz derecede yaklaştırıyor."

Karul, yakın zamana kadar yerleşik hayatın tarım ve hayvancılıkla başladığının varsayıldığını, ancak bu projenin, insanların hala avcı-toplayıcıyken yerleşik hayata geçtiklerini kanıtladığını vurguladı.

Fotoğraflar: Ümit Bektaş - Reuters

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.