Uzun yıllar Alman istihabartı korumasında Türkiye aleyhine yayınlar yapan firari FETÖ mensubu Cevheri Güven, açıklamalarıyla büyük bir çelişkiye imza attı. Türkiye'de gazetecilik yapan ve karısı da TRT'de çalışmış olan Güven, daha sonra sildiği yayında 17-25 Aralık sürecine ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.
“17 ARALIK BÜROKRATİK BİR KALKIŞMAYDI”
Güven, Gezi olayları ile 17-25 Aralık sürecini birbirinden ayırarak şu ifadeleri kullandı:
“Gezi olayları halkın, baskıcı bir iktidara karşı başkaldırısıydı. 17-25 Aralık ise bürokratik gücün, iktidarın yolsuzluklarına ve usulsüzlüklerine karşı bir başkaldırısıydı.”
Bu sözleriyle 17 Aralık sürecinin arkasında halk değil, devlet içindeki bir yapılanmanın bulunduğunu açıkça dile getirdi.
“17-25 ARALIK’IN ARKASINDA GÜLEN GRUBU VARDI”
Cevheri Güven, Gezi olaylarının arkasında seküler toplum kesimlerinin bulunduğunu savunurken, 17-25 Aralık için ise açıkça FETÖ’yü işaret etti:
“Gezi’nin arkasında toplumun büyük seküler kesimi vardı. 17-25 Aralık’ta ise Gülen grubu vardı.”
Bu açıklama, FETÖ’nün yıllardır reddettiği “yargı ve emniyet eliyle darbe girişimi” iddialarını doğrular nitelikte oldu.
“BASKILAR İKİ YAPIYI BİRBİRİNE YAKLAŞTIRDI”
Güven, 2013’te yaşanan iki olayın ardından hükümetin hem Gezi sürecinin arkasındaki toplumsal yapıya hem de 17-25 Aralık’ın arkasındaki FETÖ yapılanmasına yönelik baskı uyguladığını öne sürdü. Bu baskıların, iki farklı yapıyı zamanla birbirine yaklaştırdığını savundu.
“SEKÜLER KESİM İLE GÜLEN CEMAATİ ARASINDA İŞ BİRLİĞİ BAŞLADI”
En dikkat çekici bölümde Güven, FETÖ ile seküler-Kemalist çevreler arasında açık bir yakınlaşma ve iş birliği olduğunu itiraf etti:
“2013’ten sonra, içinde Kemalistlerin de bulunduğu seküler yapı ile Gülen cemaati arasında bir yakınlaşma, hatta bir iş birliği başladı.”
Güven’e göre, FETÖ’nün devlet içinden servis ettiği bilgi ve belgeler, seküler basın organlarında manşetlere taşındı ve bu sayede örgüt, geniş kitlelerle temas kurma imkânı buldu.
YAYINI SİLDİ, SÖZLERİ GÜNDEM OLDU
Cevheri Güven’in bu ifadeleri kullandığı yayını daha sonra silmesi dikkat çekti. Ancak söz konusu açıklamalar sosyal medyada ve çeşitli platformlarda hızla yayılarak kamuoyunun gündemine oturdu.



