Futbolda kafa vuruşları ölüm riskini neden artırıyor?

Futbolda kafa vuruşları ölüm riskini neden artırıyor?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Jasmine Fox Skelly
BBC Future

Futbolcuysanız, kavisli bir ortaya kafa vurup topu ağlara göndermek kadar heyecan verici bir şey yoktur. Ancak, bunu tekrar tekrar yapmanın, on yıllar sonra Alzheimer, Parkinson ve motor nöron hastalığı olarak ortaya çıkan beyin hasarına yol açabileceğine dair kanıtlar artıyor.

Temas sporlarının tehlikeleri aslında neredeyse 100 yıldır biliniyor.

1928'de, ABD'li patolog Harrison Martland, "bir süredir dövüş hayranları ve organizatörleri, ödüllü dövüşçüler arasında meydana gelen ve ring dilinde 'punch drunk' (yumruk sarhoşluğu) olarak adlandırılan tuhaf bir durumu fark ettiler" diyen bir bilimsel makale yayımladı.

Semptomlar arasında sendeleyerek yürüme ve kafa karışıklığı yer alıyordu ve bu durum en çok "genellikle zayıf ve kafalarına ciddi darbeler alan boksörlerde" görülüyordu.

Bazı vakalarda, yumruk sarhoşluğu demansa döndü ve daha sonra literatürde "dementia pugilistica" olarak sınıflandırıldı. Bu, tekrarlanan kafa travmaları yaşamış boksörlerde görülen bir demans türü olarak tanımlandı.

İlk başta, sorunun boksla sınırlı olduğu düşünülüyordu. Ancak son yıllarda bu anlayış değişti.

2002'de West Bromwich Albion futbol takımının eski oyuncusu Jeff Astle, demans teşhisi konulduktan sonra 59 yaşında öldü.

Aynı şekilde ABD'de, Amerikan futbolcusu Mike Webster, bilişsel gerileme ve diğer Parkinson benzeri semptomlar yaşadıktan sonra 50 yaşında aniden öldü.

Her iki vakada da spor yıldızlarının beyinleri üzerinde yapılan inceleme, oyuncuların kronik travmatik ensefalopati (CTE) nedeniyle öldüğünü gösterdi. (CTE, demans pugilistica tanısının yerini alan daha modern bir terim)

Başka yüksek profilli vakalar da vardı. 17 Şubat 2011'de, eski Chicago Bears oyuncusu David Duerson, depresyondan mustarip olduktan sonra intihar etti. Beyni üzerinde yapılan analizler onun da CTE'ye sahip olduğunu gösterdi.

Yükselmiş, topa kafa vuran bir futbolcu.

Temas sporlarının tehlikeleri yaklaşık 100 yıldır biliniyor.

İskoçya'daki Glasgow Üniversitesi'nden nöropatolog Willie Stewart, "CTE, dejeneratif (bozulma ve fonksiyon yitimi) beyin patolojisinin çok özel bir türü, çünkü sadece kafa travması veya kafa darbesi öyküsü olan kişilerde görülüyor" diyor.

Bu hastalık, mikroskopla incelendiğinde beyinde 'tau' adı verilen anormal protein birikintileri şeklinde fark ediliyor.

Stewart "Bir kişinin CTE'ye yakalanıp yakalanmadığını anlamanın en iyi yolu, 'hiç futbol oynadın mı?' veya 'hiç rugby oynadın mı?' diye sormaktır. Çünkü profesyonel futbolcuysanız ve demansınız varsa beyninizde CTE olma ihtimaliniz çok yüksek" diyor.

2008'den beri, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde nöroloji ve patoloji profesörü olan Ann McKee, CTE'nin teşhis ve tedavisini öğrenmek için eski sporcuları araştırma çalışmalarına katılmaya davet ediyor.

2023'te McKee ve meslektaşları, 376 eski Amerikan Ulusal Futbol Ligi (NFL) oyuncusunun bağışladığı beyinleri analiz etti ve %91.7'sinde CTE olduğunu gözlemledi.

Topa kafa ile vurmak, dejeneratif beyin hastalıklarıyla bağlantılı.

Bu grupta, 1970-73 yılları arasında Philadelphia Eagles takımında yer alan oyun kurucu Rick Arrington ve ilk Super Bowl'da forma giyen eski Kansas City Chiefs savunmacısı Ed Lothamer de vardı.

Bu, Amerikan futbolcuları arasında CTE gelişme riskini tam olarak yansıtmıyor, çünkü bu hastalığa yakalandığından şüphelenen kişiler beyinlerini bilime bağışlama olasılıkları daha yüksek. Ancak genel nüfusta CTE oranının %1'den az olduğu düşünülüyor.

Eski beyzbol oyuncuları, bisikletçiler ve buz hokeyi yıldızlarına da CTE teşhisi koyan McKee'ye göre tüm vakalarda ortak olan, kafaya tekrar tekrar darbe almaktı.

Ancak, sorun sadece CTE değil. Topa kafa atmak, diğer dejeneratif beyin hastalıklarıyla da bağlantılı görülüyor.

Stewart ve ekibi, 2019 yılında yürüttüğü Futbolun Yaşam Boyu Sağlık ve Demans Riski Üzerindeki Etkisi çalışmasının bir parçası olarak, yaklaşık 8.000 eski İskoç profesyonel futbolcunun sağlık kayıtlarını inceledi ve bunları genel nüfustan 23.000 kişiyle karşılaştırdı.

Stewart "Futbolcuları aynı yıl doğmuş ve yaklaşık olarak aynı bölgelerde yaşamış olan toplumdaki sıradan kişilerle eşleştirdik.

Her futbolcu için üç eşleştirilmiş kontrol grubumuz vardı, böylece normal sağlık ve yaşlanmanın nasıl olması gerektiği konusunda iyi bir fikir edinebildik" diyor.

Amerikan futbolcuları

2023 yılında, eski Ulusal Futbol Ligi (NFL) oyuncuları tarafından bağışlanan beyinler üzerinde yapılan bir araştırma, %90'ından fazlasında demansla bağlantılı bir rahatsızlığın belirtileri olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma, eski profesyonel futbolcuların Alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının beş kat, motor nöron hastalığına yakalanma olasılığının dört kat ve Parkinson hastalığına yakalanma olasılığının iki kat fazla olduğunu ortaya çıkardı.

Genel olarak, eski profesyonel futbolcuların nörodejeneratif hastalık nedeniyle ölme ihtimali beklenenden 3,5 kat daha yüksekti.

Stewart sonuçları şöyle değerlendiriyor:

"Risk, en çok kafa vuruşunun yapıldığı pozisyonlarda en yüksekti. Bu nedenle defans oyuncuları çok daha yüksek risk altındayken, kalecilerin riski ise sıradan insanlarla yaklaşık aynı çıktı."

Stewart'ın araştırması, bir kişi profesyonel futbolu ne kadar uzun süre oynarsa, riskinin o kadar yüksek olduğunu da gösteriyor. Bu risk, en kısa kariyere sahip olanlarda yaklaşık iki katına çıkarken, en uzun kariyere sahip olanlarda beş kata kadar yükseliyor.

Çarpışma sırasında başın hızındaki ani değişiklik, beynin kafatası içinde sarsılmasına neden oluyor.

Peki, topa kafayla vurmanın beyne bu kadar zararlı olan yanı ne?

CTE, hastaların beyin korteksinde tau adı verilen anormal proteinin belirgin izlerini bıraktığı için genellikle ölümden sonra teşhis ediliyor.

Ancak, Columbia Üniversitesi Irving Tıp Merkezi (CUIMC) radyoloji profesörü Michael Lipton, MR beyin taramalarını kullanarak genç amatör futbolcularda bu hastalığın erken belirtilerini tespit etmeyi başardı.

Lipton'un araştırması, topa daha sık kafa vuran oyuncuların öğrenme ve hafıza testlerinde daha kötü sonuçlar aldıklarını, ayrıca alnın hemen arkasındaki beyin bölgesinde, orbitofrontal korteks olarak bilinen bölgede belirgin hasar belirtileri gösterdiklerini ortaya koydu.

Bir boks maçında yumruk yiyen boksör.

Çarpışma sırasında başın hızındaki ani değişiklik, beynin kafatası içinde sekmesine ve hassas ağlara zarar vermesine neden oluyor

Beyaz maddeden oluşan orbitofrontal korteksin en dış tabakası özellikle hassas görünüyor. Lipton, "Beyaz madde, insan beyninin bağlantı kabloları gibidir ve bilgi ileten aksonlar adı verilen çok ince liflerden oluşur" diyor.

Bu ince lifler, ani bir kuvvetin etkisiyle hızla ivmelenmeye karşı çok hassas. Çarpışma sırasında başın hızındaki ani değişiklik, beynin kafatası içinde sarsılmasına neden oluyor, aksonları geriyor ve bağlantılarını bozuyor.

Lipton, "Topa kafa vurmayı düşünürseniz, kafaya gelen darbe nispeten hafiftir; kafatası kırığına, beyin kanamasına veya belirgin bir yaralanmaya neden olmaz, ancak beyin içinde kuvvetlerin bozulmasına neden olma potansiyeli var" diyor.

"Bu kuvvet, kafatasının içindeki beynin çarpma noktasından uzaklaşmasına neden oluyor. Neredeyse jelatin kıvamında olan beyin bu şekilde bir darbe aldığında sıkışır, bükülür ve deforme olur, bu da aksonlara baskı uygular."

Lipton ve meslektaşları tarafından yapılan sonraki araştırmalar, kafa vuruşundan en fazla hasar gören bölgenin orbitofrontal kortekste beyaz ve gri madde arasındaki boşluk olduğunu gösterdi. Yılda binden fazla kafa vuruşu yapan oyuncuların bu bölgede önemli ölçüde daha fazla hasar gördüğü tespit edildi.

Bunun nedeni, gri ve beyaz maddenin yoğunluklarının farklı olması ve bu nedenle kafa vururken farklı hızlarda hareket etmeleri olarak görülüyor.

Ancak, bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz.

Beyin üzerinde Orbitofrontal korteksin en dış tabakasını gösteren grafik.

Orbitofrontal korteksin en dış tabakası, darbelere karşı özellikle hassas görünüyor

Lipton, "Araştırmamız, bu nispeten genç ve sağlıklı kişilerin beyinlerinde bir şeyler olduğunu, ancak bunun şu anda bir hastalığa yol açmadığını gösteriyor" diyor.

Bu kişilerden bazıları CTE, Alzheimer, Parkinson veya motor nöron hastalığı gibi rahatsızlıklar geliştirebilir.

Ancak çoğu kişi bu rahatsızlıklara yakalanmayacak. Bir kişinin hayatı boyunca kafa vuruşu yaptığı sayının yanı sıra, genetik veya yaşam tarzı faktörlerinin birleşimi nedeniyle bazıları, diğerlerine kıyasla daha savunmasız olabilir.

Nörodejeneratif (Sinirlerde fonksiyon kaybı) hastalık geliştirenlerde, tekrarlanan beyin darbeleri kan damarlarına zarar verebilir veya sonunda hastalığa yol açan kronik bir enflamasyon sürecini tetikleyebilir.

Nöronların hasar görmesi veya ölmesi zamanla giderek daha fazla sorun yaratıyor da olabilir.

Steward, "Muhtemelen tüm bunların bir karışımı uzun vadeli sorunlara yol açıyor, ama biz bunu çözmeye çalışıyoruz" diyor.

Peki, sporcuları ilerleyen yaşlarda demanstan korumak için ne yapabiliriz?

Teknoloji yardımcı olabilir. Örneğin, Stanford Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, sıvı amortisörler içeren Amerikan futbolu kaskları tasarlıyorlar. Bu kaskların kafaya gelen darbeyi yaklaşık %30 oranında azalttığı bildiriliyor.

Kafa vuruşlarını azaltmak da bu konuda etkili olabilir. Stewart'ın araştırmasının bir sonucu olarak, İngiltere'de gençler arasındaki futbolda kafa vuruşu kaldırıldı.

Stewart'ın ekibi, hafta içi antrenmanlarda kafa vuruşlarının sayısını azaltmak için başarılı bir kampanya da yürüttü.

"Futbolcularla sohbet ederken, kariyerleri boyunca 70.000 kez kafayla top vurduğunu öğrendik. Ancak bunların sadece birkaç bin tanesi maçlar sırasında gerçekleşmişti.

"Bu, hafta boyunca kimsenin dikkat etmediği 68.000 kafa darbesi demektir. Bu yüzden mümkün olduğunca bu vuruşları ortadan kaldıralım."

Ancak her zaman olduğu gibi, önleyici tedbirler en iyi tedavi.

Stewart "Kafamızla bir şeylere vurmayı bıraksak, risk sıfıra iner, ancak pratikte insanları bunu yapmaya ikna etmek zor" diyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.