İnsanlar neden yüzlerine balık spermi dolgusu yaptırıyor?

İnsanlar neden yüzlerine balık spermi dolgusu yaptırıyor?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Ruth Clegg
BBC Sağlık Muhabiri

Gazeteci olarak onlarca yıllık kariyerimde, yüzüne alabalık spermi enjekte edilen birine nasıl hissettiğini soracağımı hiç düşünmemiştim.

Derken tam da bunu yapıyorum.

Abby, Manchester'ın güneyindeki küçük bir estetik kliniğinde büyük, siyah, yumuşak bir koltukta uzanıyor.

Yanaklarına kanül yerleştirilmesi sırasında yüzünü buruşturuyor.

"Ah! Ah!" diye haykırıyor.

Şunu netleştireyim: 29 yaşındaki Abby aslında saf alabalık spermi almıyor.

Yüzünün alt kısmına, alabalık veya somon spermlerinden elde edilen polinükleotid adı verilen DNA parçacıkları enjekte ediliyor.

Neden mi? İlginç bir şekilde, DNA'mız bir balığın DNA'sına oldukça benziyor.

Bu nedenle, Abby'nin vücudunun bu balık DNA parçacıklarını kabul etmesi ve cilt hücrelerinin harekete geçerek kolajen ve elastin üretmesi umuluyor.

Bu iki protein, cildimizin yapısal bütünlüğünü korumak için hayati öneme sahip.

Abby için amaç, cildini tazelemek, sağlıklı tutmak ve yıllardır yaşadığı akne probleminin izlerini ve kızarıklığını azaltarak tedavi etmek.

"Ben sadece sorunlu bölgeleri hedef almak istiyorum" diye açıklıyor.

Abby yüz dolgusu yaptırıyor.

Abby yüzünün aşağısına balık spermi enjeksiyonu yaptırıyor, amaç cildini canlandırmak ve 'problemli bölgeleri' iyileştirmek.

Polinükleotidler, cilt bakımında "geleceğin mucizesi" olarak lanse ediliyor.

Ünlülerin "somon spermiyle yüz bakımı" açıklamalarının ardından da popülerlik kazanıyor.

Bu yılın başlarında Charli XCX, dokuz milyona yakın takipçisinin olduğu Instagram hesabından, "Dolgu yaptırmak artık biraz demode oldu" dedi.

Ünlü şarkıcı, polinükleotidlere geçtiğini söyledi ve bunları "derine işleyen vitaminler gibi" diyerek tarif etti.

Kim ve Khloe Kardashian'ın da bu uygulamanın sıkı hayranları olduğu bildiriliyor.

Jennifer Aniston, Jimmy Kimmel'ın talkshow programının yakın tarihli bir bölümünde cilt bakım rutini sorulduğunda şöyle yanıt verdi:

"Tenim bir somonunki gibi güzel, değil mi?"

Yüzüne dolgu yaptıran bir kadın yakından görülüyor, saçına beyaz havlu sarmış, iğneyi tutan el beyaz eldivenli.

Bazı ünlüler yüz dolgusunun demode olduğunu söylüyor.

Peki polinükleotidler gerçekten cilt bakımını dönüştürüyor mu?

Estetik şirketi Dermafocus'ta çalışan Suzanne Mansfield, "Bir Benjamin Button anı yaşıyoruz" diyor

Bu, Brad Pitt'in yaşı ilerledikçe gençleşen bir adamı canlandırdığı 2008 yapımı Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi filmine bir gönderme.

Böyle bir etki pek olası görünmese de Mansfield, polinükleotidlerin onarıcı cilt bakımında öncü rol oynadığını söylüyor.

Küçük ama giderek artan sayıda araştırma ve klinik deney, polinükleotid enjeksiyonunun cildi gençleştirebileceğini, sadece daha sağlıklı hale getirmekle kalmayıp aynı zamanda ince çizgileri, kırışıklıkları ve yara izlerini de azaltabileceğini gösteriyor.

Fiyatı oldukça yüksek

"Estetik sektöründe vücudun zaten yaptığı bir şeyi güçlendiriyoruz. İşte bu yüzden çok özel" diyor.

Ancak bu uygulamanın fiyatı oldukça yüksek.

Bir seans polinükleotid enjeksiyonu 200 ila 500 sterlin (11 bin ila 28 bin TL) arasında değişebiliyor ve birkaç hafta içinde üç seans yapılması tavsiye ediliyor.

Sonrasında klinikler, görünümü korumak için, genellikle her altı ay ila dokuz ayda bir tekrar yapılmasını öneriyor.

Kliniğe döndüğümüzde, Abby'nin tedavisi neredeyse bitiyor.

Kliniğin sahibi Helena Dunk, Abby'yi rahatlatmak için, "Yalnızca bir bölge kaldı" diyor

Dunk, polinükleotidlerin son 18 ayda inanılmaz derecede popüler hale geldiğini söylüyor.

"Müşterilerimin yarısı gerçekten büyük bir fark gördüğünü söylüyor: ciltleri daha nemli, daha sağlıklı, daha genç hissediyor, diğer yarısı ise o kadar büyük bir değişiklik görmüyor. Ama ciltleri genelde daha gergin ve daha taze hissediyor."

Abby, klinikteki üç aşamalı bir tedavi kapsamında göz altı bölgesine enjeksiyon yaptırmış ve sonuçlardan gerçekten memnun.

Çok sayıda küçük polinükleotid enjeksiyonu yapılmış ve bunun "oldukça acılı bir işlem" olduğunu söylüyor. Ancak göz altındaki koyu halkaların azalmasına yardımcı olmuş.

Charlotte Bickley beyaz bir kolsuz üst giyinmiş, çektiği selfie'de açık kahverengi saçlarıyla görünüyor.

Charlotte, düğününden önce polinükleotid enjeksiyonu yaptırdıktan sonra gözlerinin altında siyah halkalar kaldığını söylüyor.

Artan sayıda çalışma bunun güvenli ve etkili bir tedavi olduğunu düşünse de bazı uzmanlar, yaratılan heyecanın bilimin önüne geçtiği konusunda uyarıyor.

Avustralya'nın Brisbane kentinde görev yapan dermatoloji uzmanı Dr. John Pagliaro, DNA'mızın yapı taşları olan nükleotidlerin vücudumuzda önemli bir rol oynadığının bilindiğini söylüyor.

Ancak "küçük parçalara ayrılmış somon DNA'sını yüzümüze enjekte etmenin" kendi nükleotidlerimiz kadar iyi çalışıp çalışmayacağını sorguladığını söylüyor.

"Güçlü, sağlam verilerimiz yok. Bir tıp uzmanı olarak, kullanmaya başlamadan önce güvenliğini ve etkinliğini gösteren birkaç yıl sürecek büyük, güvenilir çalışmalar görmek isterim. Henüz o noktada değiliz."

Charlotte Bickley, polinükleotid dünyasına girişinin küçük bir dokunuşla başladığını söylüyor.

31 yaşındaki New Yorklu kadın, geçen yılki düğününden önce "gelin ışıltısı" için bu tedaviyi yaptırmış.

Ancak Charlotte'un tedavi sonrasında cilt enfeksiyonu, iltihaplanma ve gözlerinin altında eskisinden daha koyu halkalar gibi sorunları olmuş.

"İstediğimin tam tersi oldu. O doktora güvendim ama boşa çıktı" diyor.

Charlotte, enjeksiyonların göz altına çok derin yapıldığını ve bunun olumsuz bir reaksiyona yol açtığını düşünüyor.

Yan etkiler arasında kızarıklık, şişlik ve morarma olabiliyor ancak bunlar genellikle kalıcı olmuyor.

Bazı durumlarda alerjik reaksiyonlar görülebiliyor veya polinükleotidler doğru şekilde enjekte edilmezse, ciltte renk değişikliği ve enfeksiyon gibi uzun vadeli riskler ortaya çıkabiliyor.

Polinükleotidler Birleşik Krallık'ta yaygın olarak kullanılıyor.

İlaç ve Sağlık Düzenleme Kurumu (MHRA) tarafından tıbbi cihaz olarak kayıt altındalar ancak ilaçlar gibi düzenlenmiyorlar.

ABD'deki eşdeğer kurum olan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından ise onaylanmış değiller.

Charlotte, "Sürekli 'Neden bunu yaptırdım?' diye düşünüyorum. Yüzümde bir sorun olduğunda buna takılıp kalıyorum" diyor.

Durumu düzeltmek için binlerce dolar ödemiş ancak 10 ay sonra bile gözlerinin altında hâlâ bazı izler var.

"Bir daha asla yüzüme somon DNA'sı enjekte ettirmem" diyor Charlotte, "Asla."

'Neye, nasıl tepki vereceğimizi her zaman öngöremiyoruz'

Kozmetik sektöründe daha iyi düzenlemeler için kampanya yürüten Save Face'in direktörü Ashton Collins, polinükleotidlerin, tıbbi eğitim almış bir profesyonel tarafından uygulandığında ve kullanılan marka güvenilir bir şirketten geldiğinde genellikle güvenli bir tedavi olarak kabul edildiğini söylüyor.

"Ancak, artık piyasaya yeterince test edilmemiş ürünler çıkmaya başladığını görüyoruz, işte endişe verici olan bu" diyor.

British College of Aesthetic Medicine'in Başkanı Dr. Sophie Shotter da aynı fikirde:

"Düzenleme eksikliği nedeniyle, sağlam şekilde test edilmemiş ürünleri herkes kullanabiliyor. Bu ciddi bir sorun."

Peki, Dr. Shotter'a göre polinükleotidler etkili mi?

"Doğal bir görünüm isteyen ve uzun vadeli yatırım yapmayı düşünen müşterilere kesinlikle öneriyorum" diyor.

"Polinükleotidler bir tedavi olarak panzehir değil. Benzer etki sağlayan ve daha fazla veriyle desteklenen birçok başka tedavi var."

Tek bir tedavinin herkes için işe yaramadığını ekliyor:

"Hepimiz farklı şeylere farklı tepki veriyoruz ve bunu öngörmek her zaman mümkün değil."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.