Anthony Zurcher
BBC Washington muhabiri
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen yılın ocak ayında Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana Amerikan kamuoyu nezdindeki popülaritesi istikrarlı biçimde düşüyor.
Bu durum ikinci dönemlerindeki başkanlar için kısmen olağan bir şey.
Ancak Trump'ın düşüşü, aynı zamanda yüksek fiyatlar ve hayat pahalılığına yönelik süregelen memnuniyetsizliği de yansıtıyor.
Bu sorunlar son bir yılda Demokratların ülke genelinde yerel düzeydeki pek çok seçimde zafer kazanmasını sağladı.
Seçim analiz sitesi Downballot'ın verilerine göre, Demokratlar 2025'teki çekişmeli ara seçimlerde 2024 başkanlık seçimlerinde aynı bölgelerde aldıklarından ortalama %13 daha fazla oy aldı.
İran'daki savaş bu ekonomik kaygıları daha da derinleştirmiş görünüyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Ipsos, Amerikan halkının %43'ünün Trump'ın ikinci döneminin başında ekonomiyi yönetme biçimini onayladığını tespit etmişti.
23 Haziran 2025'e gelindiğinde bu oran %35'e düştü ve yılın devamında benzer seviyelerde seyretti.
İran savaşının üçüncü haftasında, aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere benzin fiyatları galon başına 4 dolara yaklaştı.
Trump'ın ekonomi politikalarına onay ise %29'a kadar geriledi.
Bu oran, Amerikalıların Covid sonrası enflasyon dönemini yaşadığı dört yıllık yönetiminde Joe Biden'ın ulaştığı en düşük seviyenin bile altında.
Ekonomik kaygılar, 2024'te Demokratların aldığı yenilgide ve son bir yıldır Cumhuriyetçilerin başkanlık ve Kongre'nin her iki kanadını da kontrol etmesinde etkili olmuştu.
Şimdi ise Trump'ın net onay oranını aşağı çekiyor görünüyor.
Siyasi analist Nate Silver'ın yaptığı anket ortalamasına göre, Trump ikinci döneminin başında %52 onay oranına sahipti.
Geçmiş başkanların çoğunun yaşadığı türde bir "balayı dönemi" olmasa da, tartışmalı bir seçimin ardından Amerikalıların çoğunluğunun desteği, Trump'ın göç, gümrük vergileri, kamu harcamaları kesintileri ve vergi reformu konularındaki kapsamlı siyasi gündemini uygulamasına olanak tanımıştı.
Ancak İran savaşının başladığı 28 Şubat itibarıyla Amerikalıların yalnızca %42'si başkana olumlu bakıyordu. Bu hafta ise bu oran, aşağıdaki grafikte gösterildiği üzere, %40'a geriledi.
Bu seviyeler, ara seçimlere yalnızca yedi ay kala görevdeki bir başkan için tehlikeli bir zemin.
İran savaşı uzadıkça, savaşın küresel ekonomiye olumsuz etkileri ve tüketici fiyatlarını yukarı itmesi nedeniyle risk büyüyebilir.
Dallas yakınlarında bu hafta düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı'nda (CPAC) sağ eğilimli siyasetçiler, aktivistler ve seçmenler arasında Kasımdaki seçimler ana tartışma konularından biriydi.
Eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı ve North Carolina Senato adayı Michael Whatley, "Bu seçim döngüsünde solun kazanmasına izin veremeyiz; her gün uğruna mücadele ettiğimiz bu gündemi elimizden alırlar" diyordu.
Demokratların yeniden kontrolü alması halinde "azil süreçleri, uydurma iddialar, soruşturmalar ve raydan çıkmış bir gündemin" geri döneceğini savunuyordu.
Savaşın başlangıcından bu yana kamuoyunun çoğunluğu ABD'nin askeri müdahalesine karşı olmasına rağmen, başkanın onay oranında keskin bir düşüş olmadı.
Bunun nedeni, Pew Araştırma Merkezi'nin aşağıdaki tabloda gösterdiği üzere, ekonomik kaygılara rağmen Trump'ın siyasi tabanının desteğini sürdürmesi.
Teksas'taki CPAC'te bu parti merkezli destek açıkça görülüyordu.
Paul Here, "Şimdi biraz daha fazla ödemek, uzun vadede çok daha fazlasını ödemekten iyidir" diyerek Trump'a desteğinin sürdüğünü ifade etti.
ABD'de yükselen benzin fiyatları hakkında konuşurken de, "Bence o bölgede bir ülkenin daha nükleer silah sahibi olmasını istemezsiniz; bu yüzden bu bedeli ödemeniz gerekir" ifadelerini kullandı.
Yakın tarihli Quinnipiac anketine göre, Cumhuriyetçilerin %86'sı ABD'nin İran'daki askeri faaliyetini destekliyor ve %80'i Trump'ın bu süreci yönetme biçimini onaylıyor.
Tüm kayıtlı seçmenler arasında bu oranlar sırasıyla %39 ve %34'e düşüyor.
Demokratlar, Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana attığı neredeyse her adıma karşı çıktı.
Ancak şimdi bağımsız seçmenler de ona sırtını dönüyor gibi görünüyor.
Bu seçmenleri kazanmak, Trump'ın 2024'teki zaferinin anahtarlarından biriydi.
Mevcut siyasi dinamikler değişmezse, bağımsız seçmenlerin tepkisi Kasım ayında partisinin aleyhine olabilir.


