'İran'da rejim değişikliği kumarı Trump'ın şimdiye kadar aldığı en büyük risk'

'İran'da rejim değişikliği kumarı Trump'ın şimdiye kadar aldığı en büyük risk'
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Daniel Bush
BBC Washington Muhabiri

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a saldırarak rejimin dini liderini öldürmesiyle birlikte devasa bir kumar oynadı: Amerikan askeri gücünü kullanarak Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme konusunda, önceki başkanların başaramadığını başarabileceğine inanıyor.

Eğer ABD, İran'ın nükleer programını tamamen yok eder ve yalnızca hava gücüyle Tahran'da rejim değişikliğini sağlayabilirse, Trump bunu nesiller boyu hatırlanacak bir zafer olarak sunacaktır. Ancak Washington'un, İslam Cumhuriyeti sonrası için net bir plan ortaya koymadığı görülüyor.

Pentagon'un "Destansı Öfke Operasyonu" adını verdiği askeri harekat başarısız olursa ya da ABD'nin uzun süreli müdahalesini gerektirecek daha geniş bir bölgesel savaşı tetiklerse, Trump hem siyasi mirasına zarar verebilir hem de Cumhuriyetçilerin Kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre kontrolünü koruma şansını zayıflatabilir.

Trump, cumartesi sabahı erken saatlerde İran'daki askeri harekatı duyururken neyin risk altında olduğunu vurguladı.

"Amerikan kahramanlarını kaybedebiliriz" dedi. Bunun, 1979'dan bu yana Ortadoğu'da kaos yaydığını söylediği rejime zarar vermek için ödenmesi gereken bir bedel olduğunu savundu.

"47 yıldır İran rejimi 'Amerika'ya ölüm' diye slogan atıyor" diyen Trump, "Artık buna katlanmayacağız" ifadelerini kullandı.

Ancak dünya, dini liderin ölümünün ardından İran rejiminin nasıl karşılık vereceğini beklerken, Trump'ın uzun soluklu bir askeri harekattan kaçınıp kaçınamayacağı belirsizliğini koruyor.

Ayrıca özellikle yurtdışı müdahalelere büyük ölçüde karşı çıkan MAGA (Trump'ın seçim kampanyasında kullandığı "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" anlamına gelen slogan) tabanını bu yeni Ortadoğu müdahalesine ikna edip edemeyeceği de soru işareti.

Trump, Afganistan ve Irak gibi "sonu gelmeyen savaşları" bitirme vaadiyle bir yıl önce yeniden göreve dönmüştü. Ancak İran'ın yanı sıra Venezuela ve Suriye'de de askeri operasyonlar başlattı.

ABD ve İsrail'in bombardımanı, Beyaz Saray'ın İran'a; nükleer silah programından vazgeçmesi, balistik füze üretimini durdurması ve Hamas ile Hizbullah gibi vekil gruplara desteğini kesmesi yönünde bir anlaşmayı kabul etmemesi halinde saldırı düzenleneceği uyarısının ardından geldi.

Trump, bölgede büyük bir askeri yığınak yaptıktan sonra, cuma gecesi Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde üst düzey danışmanlarıyla birlikte saldırıyı anbean takip etti.

Washington'da ise Başkan Yardımcısı JD Vance, Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard ve diğer üst düzey yetkililer Beyaz Saray'daki Durum Odası'nda toplanarak Trump'la konferans hattı üzerinden bağlantı kurdu.

Analistler, dini liderin öldürülmesinin büyük bir tırmanma anlamına geldiğini, ancak sürecin Trump'ın kontrolünden çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

Naval Postgraduate School'dan Prof. Mohammed Hafez, "Zar atıldı ve ABD rejim değişikliği için artık sonuna kadar gitmek zorunda. Sorun şu ki bunu sahaya asker indirmeden yapamazsınız" dedi.

Hafez'e göre İran'ın Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar gibi ABD müttefiklerine yönelik misilleme saldırıları, rejimin geçen yılki ABD saldırısına kıyasla daha sert karşılık vermeyi planladığını gösteriyor.

"İran rejiminin stratejisi, küresel ekonomiyi ve ABD ekonomisini etkileyecek bölgesel bir çatışma yaratmak olacaktır" diyen Hafez, "Bu da Trump için iyi olmaz. Bu içinden çıkılamaz bir bataklığa dönüşebilir" diye devam etti.

Uzayacak bir Ortadoğu çatışması, Trump'ın Gazze'nin yeniden inşası ve Suudi Arabistan'la ilişkileri güçlendirme gibi bölgedeki diğer önceliklerini de sekteye uğratabilir.

Ayrıca hayat pahalılığı ve iç politika meseleleri nedeniyle kamuoyundaki kabul oranları zaten düşüşte olan Trump'ın, kendi seçmenlerini de yabancılaştırma riski bulunuyor.

Son haftalarda bazı üst düzey yetkililerin İran'a yönelik büyük bir askeri operasyona dair endişelerini dile getirdiği belirtiliyor.

Bu görüş ayrılıklarının, Trump kamuoyu önünde İran'ı tehdit ederken ve Ortadoğu'da 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük askeri yığınağını emrettiği sırada perde arkasında yaşandığı ifade ediliyor.

Trump cumartesi günü saldırı kararının ardından kendinden emin bir görüntü çizdi. Ancak savaşın hedeflerine ilişkin çelişkili mesajlar verdi.

Axios'a verdiği demeçte Trump "İstersem uzun süre kalır ve her şeyi devralırım, ister iki-üç günde bitiririm" dedi.

Daha sonra sosyal medyada "yoğun ve nokta atışı bombardımanın hafta boyunca ya da gerekirse daha uzun süre kesintisiz süreceğini" yazdı.

Bu sözler, eleştirmenlerin Trump'ın dış politikada serbest ve kontrolsüz bir yaklaşım benimsediği ve askeri saldırılar başlatmadan önce Kongre'yi ve kamuoyunu ikna edecek zemini hazırlamaya ilgi göstermediği yönündeki değerlendirmelerini güçlendirdi.

Ancak başkanın müttefikleri ve destekçileri, aynı alışılmışın dışındaki yaklaşımın Gazze'de varılan ateşkes anlaşması ve Avrupa'nın NATO'ya mali katkısını artırması gibi başarılar elde etmesini sağladığını savunuyor.

Trump, İran'la savaşın neden Amerikan çıkarına olduğunu detaylı biçimde anlatmak için geçen haftaki Birliğin Durumu konuşmasını kullanmadı. Ayrıca Kongre'den ön onay almadan askeri harekâtı başlattı. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğu cumartesi günü desteğini açıkladı.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, "İran, kötü eylemlerinin ağır sonuçlarıyla karşı karşıya" dedi ve Trump yönetiminin diplomatik çözüm için çaba gösterdiğini savundu.

Ancak Kongre ile koordinasyon eksikliği Demokratların ve bazı Cumhuriyetçilerin tepkisini çekti.

Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, "Donald Trump, Amerikan halkının istemediği bir savaşa ABD'yi sürüklüyor" dedi ve askerlerin "Trump'ın tercih ettiği savaş" uğruna riske atıldığını belirtti.

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer ise yönetimin tehdidin kapsamı ve aciliyeti konusunda Kongre'ye yeterli bilgi vermediğini söyledi. "Başkan Trump'ın öfkeyle tepki verip daha geniş bir çatışma riskini artıran yaklaşımı sürdürülebilir bir strateji değil" dedi.

Demokratların sert tepkisi, Trump'ın Kasım'daki kritik ara seçimler öncesinde hem Ortadoğu'daki savaşı yönetmek hem de içeride siyasi mücadele vermek zorunda kalabileceğini gösteriyor.

İsmini açıklamayan iki kaynağın verdiği bilgiye göre Temsilciler Meclisi'ndeki Demokratlar, askeri harekata verecekleri yanıtı görüşmek üzere Pazar akşamı toplanacak.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, gelecek hafta Trump'ın İran konusundaki savaş yetkilerini sınırlandırmaya yönelik bir karar tasarısını yeniden gündeme getireceklerini açıkladı.

Bir Demokrat danışman ise "Venezuela'daki gibi başka bir ülkenin liderini tutuklamak kolay olabilir. Ama sonrasında ne yapacaksınız? Yönetim bir strateji ya da hedef ortaya koymuş değil" dedi.

Trump ise NBC'ye yaptığı açıklamada İran için "Bir noktada beni arayıp kimi lider olarak görmek istediğimi soracaklar. Bunu söylerken sadece biraz alaycıyım" dedi.

Kasım'daki ara seçimler Trump'ın görev süresinin geri kalanında neler yapabileceğini belirlemede kritik olacak. Ancak önceki başkanların deneyimlediği gibi, Ortadoğu'da başlatılan bu olağanüstü askeri harekatın, Trump'ın siyasi mirasını şekillendirmede çok daha belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.