BBC Türkçe
İsrail'in Lübnan genelinde düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarında bir günde en az 254 kişi öldürüldü ve 1.165 kişi deyaralandı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşının sona ermesi fikrinden nefret ediyor, bu yüzden şimdi Lübnan'da katliamlar işleyerek ateşkesi tamamen çökertmek için her şeyi yapıyor.
Washington, aranan savaş suçlusu Netanyahu'yu kontrol altına almazsa, tüm bölge risk altında.en az 182 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de yaralandı. Yetkililer, İran'la yapılan ateşkese rağmen İsrail'in Hizbullah'a karşı savaşının sürdüğünü belirtiyor.
İsrail, bu saldırıların çatışmanın başlangıcından bu yana en büyük hava harekâtı olduğunu açıkladı. Ordu, 10 dakika içinde Hizbullah'a ait olduğunu öne sürdüğü 100'den fazla komuta merkezi ve askeri hedefin vurulduğunu bildirdi.
Beyrut'un güney banliyöleri, Lübnan'ın güneyi ve doğudaki Bekaa Vadisi saldırıların hedefi oldu.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, en az 254 kişinin öldüğünü ve sayının artabileceğini, bin 165 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Hastanelerin yaralılarla başa çıkmakta zorlandığı ve enkaz altında kalanlar olduğu bildiriliyor.
Beyrut'taki en büyük saldırının gerçekleştiği bölgede, saatler sonra bile acil yardım ekipleri yıkılan binalarda arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyordu. Enkazlarda gülümseyen aile fotoğrafları, kıyafet parçaları ve tamamlanmamış okul ödevleri bulundu.
Yaralanan kardeşini ziyaret eden Abdelkader Mahfouz, "Burada çok sayıda ceset parçası vardı. Sadece siviller zarar görüyor. İnsanlar ne yapsın? Hiçbir şey yapamıyoruz" dedi.
İsrail'in hedef aldığı Beyrut'taki Corniche Ain Mreisse mahallesinde sivil yerleşimler büyük zarar gördü, pek çok bina yıkıldı
Saldırılar, Pakistan'ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığı yönündeki iddianın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi tarafından reddedilmesinin ardından gerçekleşti.
Washington'da ABD Başkanı Donald Trump'ın sözcüsü Karoline Leavitt de Lübnan'ın anlaşmaya dahil olmadığını söyledi.
Ateşkes ilanından bu yana herhangi bir saldırı üstlenmeyen Hizbullah, misilleme hakkını saklı tuttuğunu belirtti ve yerinden edilen ailelere, resmi bir ateşkes açıklaması yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı ise "Lübnan'ın bölgesel barış sürecine dahil edilmesi" için çabaların süreceğini açıkladı.
Lübnan Başbakanı Nawaf Salam "Lübnan'ın tüm dostlarına ellerindeki tüm araçlarla İsrail'in ülkesindeki saldırılarını durdurmaya çalışmaları" çağrısında bulundu.
Salam X hesabından yaptığı paylaşımda "İsrail, yoğun nüfuslu meskun mahalleleri hedef alan saldırılarını genişletmeye devam ediyor. Lübnan'ın çeşitli kesimlerindeki silahsız sivilleri öldürmeye devam ediyorlar" ifadelerini kullandı.
Lübnan'da bin 700'den fazla kişi öldürüldü
Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinin dışındaki Abbasiye bölgesinde, İsrail hava saldırısıyla vurulan bir bina
On yıllardır süren Hizbullah-İsrail çatışmasının son tırmanışı, grubun İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in savaşın ilk aşamasında öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e roket atmasıyla başladı.
Bu süreçte, Kasım 2024'te varılan ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'a neredeyse her gün saldırı düzenlemeyi sürdürdüğü belirtiliyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre savaşta şimdiye kadar en az 130'u çocuk olmak üzere bin 700'den fazla kişi hayatını kaybetti. Bakanlık, ölenler arasında siviller ile savaşçıları ayırmıyor.
İsrail ise yaklaşık bin 100 Hizbullah savaşçısını öldürdüğünü söylüyor.
Savaş nedeniyle nüfusun beşte birine denk gelen 1,2 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Bunların büyük bölümü Şii Müslüman topluluklardan oluşuyor.
Sınır hattına yakın köyler büyük ölçüde yıkıldı. İsrail güçleri, "güvenlik tampon bölgesi" oluşturmak amacıyla Hizbullah altyapısını yok etmeyi ve savaşçıları sınırdan uzaklaştırmayı hedefliyor.
Ancak bu durum, bazı bölgelerin savaş sonrasında da işgal altında kalabileceği ve birçok kişinin evine dönemeyebileceği yönünde endişelere yol açıyor.
İsrailli yetkililer, İran'la bir anlaşma sağlansa bile Lübnan'daki askeri operasyonların süreceğini daha önce de dile getirmişti. Ancak son günlerde İsrail medyasına konuşan askeri kaynaklar, ordunun ilerlemeyi sürdürme niyetinde olmadığını ve Hizbullah'ı askeri güçle silahsızlandırmanın mümkün olmayacağını kabul etti.

Beyrut'taki Corniche al Mazraa mahallesinde İsrail'in bir konut binasını hedef aldığı saldırının ardından enkaz altında kalan bir minibüs - 8 Nisan 2026
Gözlemciler, önceki savaşta ciddi şekilde zayıfladığı düşünülen Hizbullah'ın bu çatışmadaki askeri kapasitesine şaşkınlıkla yaklaşıyor. Grup, İsrail'in kuzeyine sık sık roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlerken, Lübnan'ın güneyinde İsrail birlikleriyle de sahada karşı karşıya geliyor.
Lübnan içinde ise Hizbullah, ülkeyi istenmeyen bir savaşa sürüklediği ve İran'ın çıkarlarını savunduğu gerekçesiyle yoğun eleştirilere maruz kalıyor. Buna rağmen özellikle Lübnanlı Şiiler arasında önemli bir destek görmeye devam ediyor.
Savaşın yol açtığı yerinden edilme krizi, zaten ekonomik kriz içindeki ülkede baskıyı daha da artırdı. Sığınak olarak kullanılan okullar dolup taşarken, birçok kişi kamu alanlarında kurulan geçici çadırlarda ve hatta araçlarda yaşamaya çalışıyor.
Farklı bölgelerde yaşayan topluluklara göç eden aileler, mezhepsel gerilimleri de artırıyor; insanlar kendilerinin de İsrail saldırılarının hedefi olmasından endişe ediyor.
2024'teki ateşkes anlaşmasının ardından Lübnan hükümeti Hizbullah'ın silahsızlandırılması için bir plan açıklamıştı.
1980'lerde İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında, 15 yıl süren iç savaş döneminde kurulan Hizbullah ise bugüne kadar silahlarının geleceğini tartışmayı reddetti.
Eski ordu komutanı olan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, güç kullanma seçeneğini dışlamış ve bunun ülke içindeki bölünmeleri derinleştirerek şiddeti artırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Son tırmanışa tepki olarak hükümet, İsrail ile doğrudan müzakereye açık olduğunu duyurdu. İki ülkenin diplomatik ilişkisi bulunmuyor. Ancak İsrail, şu ana kadar bu teklife yanıt vermedi.
Tüm taraflara ateşkese uyma çağrısı
Bir grup Batılı ülke, İran'da "hızlı ve kalıcı bir barış" sağlanması ve "Lübnan dahil" "tüm tarafların" iki haftalık ateşkesi uygulaması çağrısında bulundu.
Bildiri, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Kanada, Danimarka, Hollanda, İspanya, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi liderleri tarafından imzalandı.
İki haftalık ateşkesi "memnuniyetle karşılayan" liderler, Pakistan'a ve arabuluculara "bu önemli anlaşmayı kolaylaştırdıkları" için teşekkür etti.
Bildiride "Hedefimiz, önümüzdeki günlerde savaşa hızlı ve kalıcı bir son vermek için müzakere etmek olmalı. Lübnan dahil olmak üzere tüm tarafları ateşkesi uygulamaya çağırıyoruz" denildi.
İsrail güneydeki tampon bölgeyi genişletti
İsrail askerleri Lübnan'a girmiş durumda ve bunun ülkenin bazı bölgelerinin işgal edilmesiyle sonuçlanabileceğine dair endişeler var.
Son olarak İsrail, Lübnan'ın güneyinde oluşturduğu tampon bölgeyi tanksavar füzesi tehdidini ortadan kaldırmak için "genişlettiğini" açıkladı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 30 Mart'ta X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda bu genişlemenin "daha büyük bir tampon bölge" oluşturacağını söyledi.
Bunun Hizbullah'ın İsrail'e yönelik kara saldırısını önlemeye katkı sağlayacağını belirtti.
İsrail birlikleri son günlerde, Lübnan-İsrail sınırından yaklaşık 30 km uzaklıktaki Litani Nehri üzerindeki beş köprüyü havaya uçurmuştu.
Ülkenin savunma bakanı Israel Katz, bu köprülerin "Hizbullah tarafından teröristlerin ve silahların geçişi için kullanıldığını" savundu.
Katz, 24 Mart Salı günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan'ın güneyinde geniş bir bölgeyi kontrol edeceğini söylemişti.
Savunma yetkilileriyle yaptığı bilgilendirmede Katz, amacın "savunma amaçlı bir alan yaratmak ve tehdidi uzak tutmak" olacağını ekledi.

İsrail saldırılarının ardından Lübnan'da halk yaşadıkları bölgeleri terk edip daha güvenli yerlere doğru kaçıyor
Strateji, Gazze Şeridi'nde hava saldırılarıyla büyük ölçüde yıkılan ve hâlâ İsrail askeri kontrolü altında bulunan önemli yerleşim merkezleri Refah ve Beyt Hanun'da izlenen modele dayanıyor.
Katz, İsrail ordusunun "bir savunma hattı oluşturmak üzere Lübnan topraklarına manevra yaptığını, Hizbullah militanlarını ortadan kaldırdığını ve orada kurulmuş terör altyapılarını yok ettiğini" söyledi.
Ayrıca sınır yakınında Hizbullah tarafından kullanıldığını belirttiği evlerin de hedef alındığını kaydetti.
Ülkenin güneyinde yaşarken yerinden edilen on binlerce Lübnanlının, kuzeydeki İsraillilerin güvenliği sağlanana kadar "Litani Nehri'nin güneyine dönmeyeceğini" ifade etti.
Katz'ın "savunma tamponu" olarak tanımladığı yapının oluşturulması, kaçınılmaz olarak İsrail'in 1985'te Güney Lübnan'da kurup 2000'e kadar sürdürdüğü tampon bölgeyi anımsatıyor.
İsrail, Hizbullah saldırılarında verdiği kayıp nedeniyle çekilmek zorunda kalmıştı. Ölü ve yaralı İsrail askerlerinin bölgeden düzenli olarak helikopterlerle çıkarıldığı görüntüler, İsrail kamuoyunda tepki görmüştü.
Hizbullah yeniden İsrail'in güneye yerleşmesini önlemek için savaşmaya hazır olduğunu söylüyor. Üst düzey Hizbullah yetkilisi Hassan Fadlallah bunun "varoluşsal bir tehdit" olduğunu söyledi.


