İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik “yolsuzluk” soruşturmasında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianame tamamlandı. İddianamede 105'i tutuklu olmak üzere 402 kişi 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Görevden uzaklaştırılan hapisteki başkan Ekrem İmamoğlu'nun 142 eylemden dolayı cezalandırılması istenirken, 828 ila 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
İddianamede, İmamoğlu, "CHP'yi ele geçirmek" ve "Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi için fon oluşturma amacıyla örgüt kurmakla" suçlandı. Kamu zararı olarak 160 milyar TL 24 milyon dolar ve 95 taşınmaz denildi.
İddianamenin yayımlanmasının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na Cumhuriyet Halk Partisi hakkında kapatma davasına yönelik ihbarda bulundu.
Başsavcılık ihbarı, Anayasa'nın 68 ve 69. maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’nun "Anayasadaki yasaklara aykırılık halinde partilerin kapatılması" başlığını taşıyan 101. maddesi ve devamındaki düzenlemelere dayandırıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra bir açıklama yaparak "Cumhuriyet Halk Partisi'nin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğini, seçmenin iradesini ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde müdahalede bulunduğu tespitleriyle adı geçen siyasi parti hakkında Anayasanın 68 ve 69'uncu maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101'inci ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirimde bulunulmuştur." diye belirtti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, CHP'nin İstanbul İl Başkanlığı binasının "suç gelirleriyle" finanse edildiği iddia edilerek binaya el konulması da (müsadere) istendi.
Başsavcılığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Cumhuriyet Halk Partisi'nin ülke genelinde ve yerelde gerçekleşen seçimlerin güvenilirliğini, seçmenin iradesini ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik sistematik müdahalede bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu kapsamda Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmuştur.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 'yolsuzluk' iddianamesine tepki gösterdi.
Özel, "Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir" dedi.
"TÜRKİYE'Yİ BÜYÜK BİR SİYASİ VE EKONOMİK KRİZİN KARANLIĞINA SÜRÜKLEDİLER"
Özgür Özel'in açıklamaları şu şekilde:
"Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir."


