AKP'nin önde gelen destekçisi Yeni Şafak gazetesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasına ilişkin “iddianame” başlığıyla ana sayfasından uzun bir haber yayımladı.
Haberde, iddianamenin 4 bin sayfa olacağı öne sürülürken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “1 numaralı şüpheli” olarak yer aldığı vurgulandı.
AYRINTILAR ŞÖYLE:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkında yürütülen ve henüz kamuoyuna açıklanmamış olan “yolsuzluk” soruşturmasına dair iddianame, iktidara yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak gazetesi tarafından yayımlandı.
Yeni Şafak’ın haberine göre, 4 bin sayfalık iddianamede 400’den fazla kişinin şüpheli olarak yer aldığı, görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ise “1 numaralı şüpheli” olarak gösterildiği iddia edildi.
Gazetenin haberinde ayrıca, İmamoğlu’nun yakın çevresinin, bazı CHP’li yöneticilerin ve iş insanlarının “örgüt üyesi” olarak yer aldığı, “milyarlarca liralık vurgun” yapıldığı, "MASAK ve müfettiş raporlarının" dosyada bulunduğu öne sürüldü.
Haberde ayrıca, CHP’nin İstanbul İl Binası’nı satın alırken çekildiği iddia edilen para sayma görüntüleri ile bazı şirketlerden rüşvet talep edildiği iddiaları da yer aldı.
BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise; söz konusuhabere ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada; iddianamenin tamamlandığı yönündeki haberlerin doğru olmadığını ve hala hazırlama aşamasında olduğu belirtildi.
İMAMOĞLU'NDAN AÇIKLAMA
Ekrem İmamoğlu İBB soruşturmasında iddianamenin hazır olduğu iddiasının ardından açıklama yaptı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı aday ofisi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin iradesini yok sayan bu partizan zihniyetle en güçlü şekilde mücadele edeceğiz” dedi.
İmamoğlu, sözlerine Yunus Emre’den alıntıyla başladı:
Sevgili İstanbullu hemşehrilerim, Yunus Emre, ‘Dil söyler, kulak dinler; kalp söyler, kainat dinler’ sözünü bize miras bırakmış. Ben bütün kalbimle vicdanınıza sesleneceğim.
İmamoğlu, İstanbul’un tarihsel ve manevi mirasına vurgu yaparak, kenti hem Fatih Sultan Mehmet’in hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti olarak gördüklerini söyledi:
Kadim şehir İstanbul’u, Fatih Sultan Mehmed’in bize bıraktığı bir emanet ve emperyalist güçlerin işgalinden Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtardığı bir şehir olarak gördük. Bu bilinçle 86 milyon insanımız adına görevimizi İstanbul’un muhafızı olarak ilan ettik.
“İstanbul’un muhafızı kararlılığıyla sokakları işgallerden kurtardık”
İmamoğlu, İBB yönetimi boyunca rant düzenine karşı durduklarını vurguladı:
İstanbul’un muhafızı kararlılığıyla sokaklarını, caddelerini, meydanlarını ve sahillerini işgallerden kurtardık. İstanbul’u parsel parsel imar artışlarının ve kişiye, yandaşa özel kararların zulmünden kurtardık. Tek bir özel rant kararını İBB’nin gündemi yapmadık. Kamuya ait yeşil alanları, hizmet, eğitim ve meydan alanlarını imara açan çarkı durdurduk. Merkezi hükümetin eliyle Kanal İstanbul ve askeri alanlarda yapılan imar oyunlarına karşı en üst düzeyde siyasi ve hukuki mücadele verdik.
İmamoğlu, İBB döneminde halkın kaynaklarını yalnızca halk için kullandıklarını da belirtti:
Milletin on milyonlarca liralık kaynağının, yandaş dernek ve vakıflara aktarılmasına son verdik. Milletimizin parasını, kaynağını, şehrini koruduk. Beytülmal’a dokunmadık. Milletin parasını millete harcadık.
“Hak yemedik, hakkımızı yedirmeyeceğiz”
Sosyal politikalar ve yatırımlardan da söz eden İmamoğlu, yüz binlerce öğrenciye burs verdiklerini, annelere ücretsiz ulaşım sağladıklarını, kent lokantalarında milyonlarca kişiye hizmet sunduklarını belirtti.
500 bine yakın üniversite öğrencisine burs verdik. 0-4 yaş arası çocuğu olan annelere toplu ulaşımı ücretsiz yaptık. Kent lokantalarımızda 10 milyondan fazla vatandaşımıza vicdan olduk. Afetlerde, pandemide, depremde halkımızın yanında olduk. 300 bine yakın insanımıza iş bulduk. Güçlü, şeffaf, halkçı ve icraatçı bir modeli İstanbul’da inşa ettik. Devletin bir kurumu olarak altı buçuk yılda bine yakın teftişle geçmiş dönemlere göre yirmi kat daha fazla denetlendik.
Hak yemedik, hakkımızı yedirmeyeceğiz.
“Kumpas davalarıyla saldırıyorlar”
İmamoğlu, hakkında açılan davaları “hukuksuz ve partizan saldırılar” olarak tanımladı:
Hukuksuz yöntemlerle, kumpas ve kanuna aykırı biçimde; ahmak davası, çirkin davası, yolsuzluk davası, terör davası, diploma iptali, evrakta sahtecilik ve casusluk davası gibi eşi benzeri olmayan yöntemlerle saldırılara devam ediyorlar. İstanbul’un ve Türkiye’nin iradesini yok sayan bu partizan zihniyetle en güçlü şekilde mücadeleye devam edeceğiz ve edeceğiz.
“Vakit Türkiye’nin muhafızı olma vaktidir”
İmamoğlu, açıklamasının sonunda yurttaşlara birlik ve umut mesajı verdi:
Vakit Türkiye’nin muhafızı olma vaktidir. Herkes için, her yerde önce adalet, önce hürriyet anlayışıyla mücadeleye devam edeceğiz. Milletimize emanetiz. Sizleri çok seviyorum. Türkiye’de her şey çok güzel olacak.


