Suriye'de anlaşmanın ardından süreç nasıl işleyecek?

Suriye'de anlaşmanın ardından süreç nasıl işleyecek?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Kersten Knipp
DW Türkçe

Suriye'nin kuzeydoğusunda güç değişimi: Merkezi hükümete bağlı birlikler, İçişleri Bakanlığı'ndan yaklaşık yüz kişiyle birlikte Pazartesi günü (02.02.2026), daha önce ağırlıklı olarak Kürt güçlerinin kontrolünde olan Haseke kentinin bazı bölümlerine girdi. Bu adım, Suriye ordusunun Cuma günü çoğunluğu Kürtlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile imzaladığı anlaşmada da öngörülüyordu. SDG, bugüne kadar bölgede tek başına hakimiyet kurmuştu; ancak merkezî hükümetle yaşanan askerî çatışmalarda ciddi biçimde geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Anlaşma metninde hedefin "Suriye topraklarının birleştirilmesi" olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda Kürt güçleri ile idarî kurumların "kademeli entegrasyonu"nun başlatılacağı ifade ediliyor. Bu durum özellikle Şam'da memnuniyetle karşılanıyor ve merkezi yönetim kendisini açıkça kazanan taraf olarak görüyor. Suriye ordusu anlaşmayı ve sonrasında gerçekleşen bu girişi bir tür dönüm noktası olarak sunuyor.

Haber ajanslarının aktardığı bir ordu açıklamasında, devlet güçlerinin varlığının "özyönetim hâkimiyetinin sona erdiğini ve birleşik bir Suriye için yeni bir dönemin başladığını" ilan ettiği belirtiliyor. Kürtlerin Suriye'nin kuzeydoğusunda, Kürtler tafından sıklıkla Rojava olarak adlandırılan bölgede kalıcı siyasi, ekonomik ve askeri tam özerklik hayali açıkça sona ermiş görünüyor.

Karmaşık duygular

Buna paralel olarak halkın duyguları da karmaşık. Kentte yalnızca Kürtler değil, başka etnik grupların yanı sıra çok sayıda Arap da yaşıyor. Arap milisler son dönemde Kürtlere karşı yürütülen çatışmalarda Suriye hükümetini desteklemişti. Oysa daha önce, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve fiilen Kürtlerin hakim olduğu özerk bir yapı içinde yıllarca birlikte hareket edilmişti. Ancak şimdi güç değişimi karşısında sevinç açıkça hissedildi: Haber ajanslarına göre Arap topluluğunun bazı üyeleri hükümet birliklerini sevinç nidaları ile karşıladı.

Bu sevinci birçok Kürt paylaşmıyor. Kürtler, son gelişmelerin kaybedenleri olarak görülüyor. Anlaşmaya göre, hükümet birliklerinin Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelere girmemesi gerekiyor. Ancak İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinden küçük birliklerin Haseke ve Kamışlı gibi kentlerde nüfus müdürlüğü, pasaport dairesi ve havaalanı gibi devlet kurumlarını güvence altına alması ya da bu kurumların faaliyetlerini yeniden başlatması öngörülüyor. Kürtler ise yıllar süren özyönetimin ardından, mevcut haklarının en azından önemli bir kısmını kaybetmekten ya da yeniden baskı altına alınmaktan endişe ediyor.

Suriye askerleri, Kürt özerk bölgelerine doğru ilerleyen Suriye İçişleri Bakanlığı konvoyunu koruyor

Suriye askerleri, Kürt özerk bölgelerine doğru ilerleyen Suriye İçişleri Bakanlığı konvoyunu koruyor

Özerklik ve güç kaybı

Alman Heinrich Böll Vakfı'nın Suriye uzmanı olan siyaset bilimci Bente Scheller, DW'ye yaptığı değerlendirmede Kürtlerin gerçekten de özerkliklerinin önemli bir bölümünü kaybedeceğini düşünüyor.

Kürtlerin kontrolündeki toprakların ciddi biçimde daraldığını belirtleyen Scheller, "Bundan sonraki gelişmelerin de buna bağlı olacağından endişe ediyorum. Çünkü anlaşma hükümet birliklerinin askeri baskısı altında imzalandı" diyor. Kürt özyönetiminin "çok küçük alanlara sıkıştığını" söyleyen Ortadoğu uzmanı, Kürtlerin gelecekteki müzakerelerde "büyük olasılıkla daha fazla taviz vermek zorunda kalacağını" ifade ediyor.

Siyaset analisti Muhsin el-Mustafa ise "Syria in Transition" (Geçiş Dönemindeki Suriye) adlı çevrimiçi dergide yayımlanan yorumunda Kürtlerin taleplerini savunabilmeleri için yalnızca tek bir şanslarının kaldığını belirtiyor. Buna göre bu şans, milislerden ve diğer düzensiz güçlerden uzaklaşmış, düzenli bir parlamenter temsil mekanizmasında yatıyor.

Böyle bir yapı, çoğulculuğu güçlendirebilir ve Kürtlerin yeni Suriye'de etkili biçimde entegre olmasını ve siyasi katılımını sağlayabilir. El-Mustafa'ya göre bu tür bir entegrasyon, Kürtlerin dil, kültür ve vatandaşlıkla ilgili olarak cumhurbaşkanlığı kararları ve açıklamalarla kısmen güvence altına alınmış "meşru haklarıyla" da uyumlu olur. Yorumda, Kürtlerin silahlı bir kanton mantığı yerine birleşik bir devlet anlayışını benimsemiş olacağı belirtiliyor. Bu görüş, büyük ölçüde geçiş hükümetinin tutumunu yansıtıyor.

Son çatışmalarda Fırat Nehri üzerindeki köprünün büyük hasar görmesi, nehrin her iki yakasında yaşayan sivilleri insanî bir krizle karşı karşıya bıraktı

Son çatışmalarda Fırat Nehri üzerindeki köprünün büyük hasar görmesi, nehrin her iki yakasında yaşayan sivilleri insanî bir krizle karşı karşıya bıraktı

Kaynaklar üzerindeki kontrol

Bente Scheller'e göre, Kürtler açısından çok şey tehlikede. Bunun, Suriye'nin gelecekte nasıl yönetileceği ve idare edileceğiyle de yakından ilgili olduğunu söylüyor: "Kürtler, Esad yönetimi döneminde bile kendi bölgelerindeki birçok kaynağı başka Suriye bölgelerine aktarmak zorunda kalmıştı. Bu durum gelecekte de yaşanabilir."

Bu durum özellikle su kaynakları açısından geçerli. Şam yönetimi, örneğin en önemli barajlardan biri olan Tişrin Barajı'nı kontrol edecek. Bu nedenle güç kaybının ardından Kürtler için gelecekteki su temini meselesi son derece hassas hale geliyor.

ABD'ye yönelik hayal kırıklığı

ABD merkezli düşünce kuruluşu Stimson Center'ın bir analizine göre, anlaşmanın dış politika boyutu da olabilir. Analizde, ABD'nin terörle mücadelede uzun yıllar boyunca ortak olarak gördüğü Kürtleri desteklememesi ve bunun yerine büyük ölçüde yeni geçiş hükümetine yönelmesinin mutlaka tam bir kopuş anlamına gelmediği belirtiliyor.

Ancak bu durumun Kürtleri "kendi konumlarını gerçekçi biçimde yeniden değerlendirmeye zorladığı" ifade ediliyor. ABD açısından bakıldığında ise bu politika değişikliği, terörle mücadelede güvenilir bir ortağın kaybedilmesi riskini beraberinde getirebilir.

Uluslararası arenada tartışmalı bir isim: Suriye'nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed Şara, kapsayıcı ve çoğulcu bir Suriye için mi uğraşıyor, yoksa bazı eleştirmenlerin öne sürdüğü gibi sadece öyle olduğunu mu iddia ediyor?

Uluslararası arenada tartışmalı bir isim: Suriye'nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed Şara, kapsayıcı ve çoğulcu bir Suriye için mi uğraşıyor, yoksa bazı eleştirmenlerin öne sürdüğü gibi sadece öyle olduğunu mu iddia ediyor?

Belirsiz gelecek

Bundan sonra ne olacağı şimdilik belirsiz. Kürtler ile merkezi hükümet arasında askerî baskı altında varılan anlaşma, kalıcı bir entegrasyon için bir fırsata dönüşebilir.

"Levant 24" dergisinin bir analizine göre, her iki tarafın farklı beklentileri nedeniyle yeniden başarısızlığa da uğrayabilir. Analizde, "Bu anlaşmanın gerçek bir dönüm noktası mı yoksa uzun Suriye çatışmasında bir başka kırılgan ara mı olduğu"nun şu aşamada net olmadığı vurgulanıyor.

Temkinli iyimserlik

Ortadoğu uzmanı Bente Scheller ise biraz daha iyimser. Kürtlerin müzakere alanının daralmış olduğunu kabul etmekle birlikte, anlaşmanın Kürtler açısından önemli bazı talepleri içerdiğini söylüyor: "Buna, örneğin savunma bakan yardımcısının Kürtler arasından seçilmesi de dahil. Aynı şekilde valilik makamının da bir Kürde verilmesi söz konusu." Scheller'e göre, Kürtlerin dilsel ve kültürel haklarına da saygı gösteriliyor: "Bana göre, Şam'daki hükümet, gelecekteki Suriye'nin tüm etnik ve mezhepsel grupları kapsayacağına dair ciddi bir mesaj vermek istiyor."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.