ABD Başkanı Donald Trump'ın, Rusya ile müzakere edilerek hazırlandığı iddia edilen Ukrayna savaşını sona erdirme planı, Avrupa başkentlerinde soğuk duş etkisi yarattı.
Oysa İngiltere, Fransa, Polonya ve Almanya liderleri, Trump'ı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e güvenilmemesi, Ukrayna'nın toprak tavizlerine zorlanmaması, Moskova ile Avrupa'yı dışlayarak hazırlanacak bir planın barışı tesis edemeyeceği konularında ikna edebildiklerini düşünmüşlerdi.
Hatta Trump, Ukrayna savaşını sona erdirmek için Ekim ayında telefon görüşmesi yaptığı Putin ile Budapeşte'de görüşeceğini açıklamış, Avrupa başkentlerinden yükselen itirazların da etkisiyle, ABD-Rusya liderlinin Alaska'dan sonra yapmak istedikleri ikinci zirve, askıya alınmıştı.
Ama Washington yönetiminin bu süre zarfında Trump'ın seçim vaadini, yani Ukrayna savaşını sonra erdirme sözünü yerine getirmek gizli görüşmeler yürüterek, 28 maddelik bir plan hazırladığı ortaya çıktı.
Amerikan basınında, Avrupa'nın baypas edilerek hazırlanan bu plan ile ilgili olarak bir süredir Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Özel Temsilcisi Kirili Dmitriev arasında ABD'de gizli görüşmeler yapıldığı iddiası yer aldı.
Beyaz Saray: "Başkan Trump bu planı destekliyor"
Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt ise planı Moskova ile birlikte hazırladıkları iddiasının gerçek olmadığını, Özel Temsilci Steve Witkoff ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun son bir ay boyunca perde arkasında bu plan hakkında her iki tarafla eşit şekilde görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.
Leavitt, "Başkan bu planı destekliyor. Bu hem Rusya hem de Ukrayna için iyi bir plan. Her iki taraf açısından kabul edilebilir olduğuna inanıyoruz" sözlerine de vurgu yaptı.
Kiev ve Moskova ne diyor?
ABD'nin, kırmızı çizgilerinden geri adım atması için üzerindeki baskıyı arttırdığı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, dün ABD heyeti ile görüşmesi sonrasında bu planın kendilerine sunulduğunu açıklarken savaşı sona erdirme planının "ABD'nin kendi vizyonunu yansıttığını" söylemesi dikkat çekti.
Kendisinin Amerikalılara Ukrayna'nın temel ilkelerini aktardığını söyleyen Zelenskiy, "ABD ile gerçek barışın tesisi için yapıcı, dürüst ve hızlı bir çalışma yapmaya hazır olduklarını" aktardı.
Amerikalı yetkililer hazırladıkları planı, ABD'de görüştükleri Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov'un, planın büyük bir bölümünde mutabık kalması üzerine kaleme aldıklarını söylüyor.
Ancak Umerov bugün yaptığı açıklamada onaylamak bir yana, planın şartlarının kendisiyle görüşülmediğini açıkladı.
Umerov, ABD ziyareti sırasında planla ilgili hiçbir maddeye onay vermediğini, bu yetkiye sahip olmadığını belirterek, "Kiev, egemenliğini ihlal edecek bir planı kabul etmez" dedi.
Rusya ise daha ihtiyatlı bir tutum sergiliyor, kendilerine "resmi olarak" ABD'den 28 maddelik planla ilgili bir şey gelmediğini söylüyor.
Ancak Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov yaptığı açıklamada, Kiev'in artık "sorumlu bir karar vermek zorunda olduğunu" ve bu kararı da "hemen şimdi vermek" durumunda olduğunu söyledi.
Trump'ın planı Ukrayna'yı hangi tavizlere zorluyor?
ABD'nin Ukrayna savaşını sona erdirmek için hazırladığı 28 maddelik plan, Rusya'nın taleplerini büyük ölçüde karşılarken, Ukrayna'yı "kırmızı çizgi" olarak nitelendirdiği pek çok konuda tavize zorluyor.
Bunların başında toprak tavizi yer alıyor. Plan, Ukrayna'nın Donbas'ta hâlâ kısmen elinde tuttuğu bölgeden çekilmesini, Luhansk ve Donetsk'in Rusya'ya bırakılmasını öngörüyor.
Luhansk, Donetsk ve Rusya'nın 2014'te ilhak ettiği Kırım, ABD de dahil olmak üzere artık fiilen Rusya'nın toprağı kabul edilecek.
Donbas'ta ayrıca askerden arındırılmış, silahsızlandırılmış bir bölge oluşturulacak. Herson ve Zaporijya'nın güney bölgelerinde cephe hattı boyunca askeri harekatlar dondurulacak, taraflar mevzilerinden ileriye hareket etmeyecek

Beyaz Saray, Ukrayna'da savaşın sona erdirilmesi planının, Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından hem Ukrayna hem Rusya ile görüşülerek hazırlandığını belirtiyor.Fotoğraf: Aaron Chown/Pool/REUTERS
Ukrayna ayrıca askeri olarak da tavizler verecek. NATO'ya asla üye olmayacağını taahhüt etmesi istenen Ukrayna, Anayasası'nda NATO'ya üyeliğin stratejik bir hedef olarak yer aldığı maddeyi değiştirecek. Anayasa'da asla bu savunma ittifakına üye olunmayacağı yazacak. NATO da benzer bir taahhütte bulunacak.
Ukrayna, ayrıca ordusunu küçültecek. Aktif personel sayısı yarıya düşürülerek 600 bin personel ile sınırlandırılacak. Kiev'in uzun menzilli füze ve ağır silahlara erişimine de son verilecek. Ayrıca Ukrayna'nın kendi ürettiği bazı silahların üretimine ve başka ülkelere satışına da bazı kısıtlamalar getirilebileceği belirtiliyor.
Ukrayna, Batılı müttefiklerinden güvenlik garantisi talep etmiş, Rusya'nın yeniden saldırmaması için bir uluslararası gücün oluşturulmasını istemişti. Bazı Avrupa ülkeleri de buna katkı sunulabileceğini duyurmuştu.
Planda, Rusya'nın yeniden saldırmasını önlemek için Ukrayna'ya "sağlam güvenlik garantilerinin verileceği" belirtiliyor. Ama bunları ne olduğuna açıklık getirilmiyor, Ukrayna'yı korumak için savaş uçaklarının Polonya'da konuşlandırılacağına işaret ediliyor.
Ayrıca Trump'ın planı, NATO ya da herhangi bir yabancı ülke askerlerinin Ukrayna topraklarında konuşlandırılmasını yasaklıyor.
Plana göre Trump'ın kendisi, İsrail ile Hamas arasındaki Gazze ateşkesi için önerilen modele benzer şekilde, ateşkesi denetlemek için oluşturulacak bir "barış konseyi"ne başkanlık edecek.
Trump'ın planı, Ukrayna'da yüz gün içinde seçimlerin yapılmasını öngörüyor. Ve yine Rusya'nın talepleri doğrultusunda, Ukrayna devlet kurumlarında Rusça konuşmanın garanti altına alınması, okullarda eğitimde Rusça'ya getirilen kısıtlamalar ve yasakların kaldırılması, yani Rusça'nın ikinci resmi dil haline getirilmesi için düzenlemelerin yapılması isteniyor.
Peki Rusya herhangi bir tavize zorlanıyor mu?
Siyasi gözlemciler planın mevcut haliyle, Rusya açısından "taviz" olarak nitelendirilebilecek bir madde öngörmediğini söylüyor.
Bu planda uzlaşıldığı takdirde Rus ordusu Ukrayna'daki ilerleyişini durdurmak zorunda kalacak ve Rusya, Avrupa ve Ukrayna'ya yönelik saldırganlıklarına son vermeyi taahhüt edecek.
Gelecekte yeniden saldırması durumunda Moskova'yı hedef alan yaptırımlar yeniden yürürlüğe girecek, Ukrayna savaşını sona erdiren tüm anlaşmalar geçerliliğini yitirecek.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Alaska'da ağırladığı, telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in beklentilerine yanıt veren bir plan hazırlatması tartışmalara yol açtı. Fotoğraf: Sergei Bobylev/TASS/IMAGO
Rusya'ya, silahsızlandırılacak bölge dışında herhangi bir askeri kısıtlama da öngörülmüyor.
Moskova açısından sıkıntılı olan bir unsur var o da Rusya'nın dondurulan varlıklarıyla ilgili. Zira plana göre bu varlıklar Ukrayna'daki yeniden yapılanma ve yatırımların teşviki için kullanılacak.
Ancak Rusya, "küresel ekonomiye yeniden entegre edilecek", anlaşmaya uyduğu takdirde yaptırımlar kaldırılacak, Kırım'ın ilhakının ardından 2014'te ihraç edildiği G8'e geri dönebilecek.
Avrupa neden endişeli?
Avrupa başkentleri, Trump'ın planının Ukrayna'yı taviz vermeye zorlarken, Rusya'nın maksimalist taleplerinin büyük bir bölümünü içerdiği, hatta Putin'i "adeta ödüllendirdiği" gerekçesiyle eleştiriliyor.
Planın Rusya'nın toprak kazanımlarını kalıcı hale getirdiği, aynı zamanda Putin'e yaptırımlardan kurtulma fırsatı sunduğu belirtiliyor.
Avrupa basınında Trump'ın planı "Kapitülasyon planı", "Rusya yanlısı plan" ve "Putin'in hayalindeki plan" olarak nitelendiriliyor.
Avrupa hükümetleri, Avrupa'nın güvenliğini de ilgilendiren Ukrayna planı konusunda yürütülen gizli görüşmelerden dışlanmış olduğu için tepkili.
Almanya'nın Başbakanlıktan Sorumlu Devlet Bakanı Thorsten Frei, Trump'ın planının "Putin'in cephede ulaşamadığı savaş hedeflerine ulaşmasını sağlayacak bir plan" izlenimine yol açtığını söyleyerek, "Bu kesinlikle kabul edilemez bir sonuç olur" dedi.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise ABD'li Witkoff arayarak Avrupa'nın barış planında söz hakkına sahip olması gerektiğini iletti.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD planı ile ilgili olarak Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'u arayarak endişelerini iletti. Fotoğraf: Nicolas Tucat/AFP
Wadephul, yaptığı açıklamada mevcut planın "ancak tarafları bir masa etrafında bir araya getirmeyi hedefleyen bir konsept olarak değerlendirebileceğini" söyleyerek, "Ukrayna'da her türlü ateşkesin ön koşulu, Avrupa'nın sürece dahil olmasıdır" dedi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ise Ukraynalıların barışı istediğini söylemekle birlikte "Ancak barış teslimiyet ile karıştırılmamalı" açıklamasını yaptı.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski de savaşın kurbanı olan Ukrayna'nın kendini savunma yetkinliklerinin kısıtlanmamasının önerime vurgu yaparken, “Umarım savunma kabiliyetine kısıtlamalar getirilen taraf kurban değil, saldırgan olur" dedi.
AB'nin Dış politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Ukrayna'da savaşı sona erdirecek plana Avrupa'nın dahil edilmesi gerektiğini söylerken, "Bir planın işleyebilmesi için elbette Ukraynalılar ve Avrupalıların da bu plana dahil olması gerekiyor" sözlerini kaydetti.


