İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran'ın saç örneğinde uyuşturucu madde testi pozitif çıktı.
Saran'ın saçından alınan örnekte, "kokain ve metaboliti" bulunduğu raporlandı.
Sadettin Saran'ın tırnak, kan ve idrar testleri ise negatif çıktı.
Rapor sonrası kamuoyuna açıklama yapan Saran, test sonucu pozitif çıkan maddeyi, hayatı boyunca kullanmadığını, "yakından dahi" görmediğini savundu.
Saran, uyuşturucu kullandığı yönünde iddiaları, "karalama kampanyası" olarak nitelendirdi, temsil ettiği kulübü "yıpratma" amacı taşıdığını savundu.
Yeniden numune vermeye hazır olduğunu belirten Saran, Adli Tıp Kurumu tarafından testin tekrarlanmasının resmi olarak talep edileceğini ifade etti.
"Bununla birlikte, uluslararası yeterliliğe sahip bağımsız test kuruluşlarında ilgili tüm testler en hızlı şekilde yaptırılacak ve sonuçları kamuoyunun bilgisine sunulacaktır" diye ekledi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Saran'a yöneltilen suçlamalar "uyuşturucu madde kullanmak", "uyuşturucu madde temin etmek" ve "uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak."
Saran, Adli Tıp Kurumu'ndaki işlemlerin ardından yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Saran'ın serbest kaldığını duyuran Fenerbahçe kulübü "soruşturmanın gizliliğini ihlal eden, kamuoyunu yanıltıcı nitelikte dezenformasyon yapan her türlü kişi ve kurum hakkında gerekli hukuki girişimlerin başlatılacağını" açıklamıştı.
19 Aralık Cuma akşam saatlerinde Saran'ın evinde arama yapıldığı açıklanmıştı.
Bu sırada yurt dışında olan Saran "Türkiye'ye döneceğim ve hiçbir şeyden çekinmiyorum" demişti.

Sadettin Saran kimdir?
1964 yılında ABD'de Denver kentinde dünyaya gelen Saran, Kentucky Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu.
1984-1985 yıllarında Türk Milli Yüzme Takımı kaptanlığını üstlenen, bu dönemde 50 metre serbest yüzme rekoru, Master Cumhuriyet Şampiyonası'nda da 50 metre serbest ve 50 metre kelebekte Türkiye rekoru kırdı.
S Sport, Radyospor, Radyo Müzik, Radyo Trafik gibi medya kuruluşları ile Ajansspor internet sitesi ve tuttur.com bahis sitesi de Sadettin Saran'a ait.
Başta medya olmak üzere beş ana sektörde, 33 şirketle faaliyet gösteren Saran Group'un Yönetim Kurulu BaşkanıSaran, Aziz Yıldırım yönetimlerinde Fenerbahçe'de futbol şube sorumlusu olarak görev yaptı.
Yıldırım ve yönetimiyle görüş ayrılıklarının ardından kulüpten ihraç edildi.
Yargıtay, sekiz yıl süren hukuk mücadelesinin ardından Saran'ın kulüpten haksız yere ihraç edildiğine karar verdi.
Haziran 2024'teki Fenerbahçe seçimlerine önce aday olan Saran, daha sonra mevcut başkan Ali Koç lehine adaylıktan çekildi.
Sadettin Saran, 4 erkek kardeşin en büyüğü.
"VEREMEYECEK HESABIMIZ YOK"
Saran, serbest bırakılmasının ardından yaptığı açıklamada "Ben dünyanın en iyi insanı mıyım? Hayır. Kusursuz muyum? Hayır. Suç işledim mi? Hayır. Devlet çağırırsa neredeysek hemen geliriz. Veremeyecek hesabımız yok. Biz başkaları gibi gelmemezlik yapmayız. Bu ülke bizim.” ifadelerini kullanmıştı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK
İnternet üzerinde dolaşıma sokulan bazı paylaşımlara da tepki gösteren Saran, itibar suikastı yapıldığını belirterek suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştı.

Ela Rumeysa Cebeci'nin ifadesi ortaya çıktı
Bu arada testi pozitif çıkan spiker Ela Rumeysa Cebeci'nin 20 Aralık günü verdiği ek ifadede Saran ile ilişkisine dair bilgi verdiği kaydedildi.
Cebeci ifadesinde, "Ben uyuşturucuyu geçmiş zamanda kullandım. Ama asla kokain ve kimyasal kullanmadım. THC esrarın da suç olduğunu bilmiyordum" dediği aktarıldı. Cebeci'nin Saran ile bağlantılı olarak da "2021 yılında ben Saadettin Saran ile erkek arkadaşım olarak ilişki yaşadım, ilişkimiz duygusaldı, sonrasında arkadaş kaldık" dediği belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, uyuşturucu soruşturması kapsamında bu sabah da İstanbul merkezli, Muğla, Adana ve Antalya illerinde yeni operasyonlar düzenlendiğini ve 20 şüphelinin gözaltına alındığını açıkladı.
Başsavcılık açıklamasında, Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu'nca yürütülen soruşturmanın "gizlilik" ve "titizlikle" sürdüğüne vurgu yapıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Uyuşturucu Madde İmal ve Ticaret', 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için; Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan, Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alma', 'Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak' ve 'Fuhuşa Teşvik ve Aracılık Etme' suçlarından haklarında gözaltına alınma, arama ve el koyma kararı bulunan, 22 şüpheli şahsın yakalanmasına yönelik 24.12.2025 tarihinde İstanbul merkezli, Muğla, Adana Antalya illerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında 1 şüpheli şahsın cezaevinde bulunduğu anlaşılmış, 20 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınmış, 1 şüpheli şahıs hakkında yakalama işlemleri devam etmektedir. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda; kokain maddesi, esrar maddesi, uyuşturucu içmeye yarayan aparatlar ele geçirilmiştir."
GAZETECİ EMRE ERCİS'İN ANALİZİ
Sürecin en önde gelen takipçisi olan gazeteci-yazar Emre Ercis, sosyal medya platformu X'ten Sadettin Saran'ın açıklamasını değerlendirdi. Ercis, "bu sürecin sonu Fenerbahçe için kayyıma kadar gider mi?" diye sordu.
İşte o analiz:
"Bir spor kulübü, hele ki Fenerbahçe gibi milyonlarca üyesi ve kamuoyunda ağır bir temsiliyeti olan bir yapı, kişilerden bağımsız olarak tüzüğüyle ve hukuki statüsüyle ayakta durur. Kulüp başkanının kim olduğu değil, o makamın hangi şartlarda yürütülebileceği esastır. Bu nedenle tartışılması gereken asıl konu, Sadettin Saran'ın şahsi savunması değil; bu savunmanın kulüp tüzüğü ve dernekler hukuku açısından doğurabileceği sonuçlardır.
Fenerbahçe Spor Kulübü bir dernektir ve Dernekler Kanunu'na tabidir. Kulüp tüzüğü, başkan ve yöneticiler için açık hükümler içerir. Hakkında adli soruşturma bulunan, kulübü temsil yeteneği tartışmalı hale gelen ya da kulübün itibarını zedeleyecek bir durumun doğması halinde, yönetim kurulu ve ilgili organların devreye girmesi bir "takdir" değil, tüzük gereğidir. Başkanın kendi iradesiyle görevden çekilmesi beklenir; çekilmezse kulüp içi denetim mekanizmaları çalıştırılır.
Eğer bu mekanizmalar işletilmezse sorun bireysel olmaktan çıkar, kurumsal hale gelir. Hukuken kritik eşik tam da burasıdır. Çünkü Dernekler Kanunu'na göre, dernek organlarının görevlerini yapamaz hale gelmesi, kanuna veya tüzüğe aykırı şekilde işlemez duruma düşmesi halinde, mahkeme kararıyla kayyım atanması mümkündür. Bu durum yalnızca mali iflas veya kongre yapılamaması gibi hallerde değil, yönetimin bilinçli biçimde tüzüğü askıya alması halinde de gündeme gelebilir.

Sadettin Saran'ın yaptığı açıklamada, şahsi bir adli süreci Fenerbahçe Başkanlığı kimliğiyle iç içe geçirerek sunması, hukuken riskli bir alandır. "Bana yapılan aslında temsil ettiğim kurumlara yapılıyor" söylemi, kulübü adli bir tartışmanın doğrudan tarafı haline getirir. Bu noktadan sonra mesele, bir kişinin masumiyet iddiası olmaktan çıkar; kulübün kurumsal sorumluluğu tartışmasına dönüşür.
Daha da önemlisi, kulüp yönetiminin bu tabloya rağmen hiçbir adım atmaması, "görmezden gelme" yolunu seçmesi halinde, devletin denetim yetkisi devreye girebilir. Çünkü kayyım, bir ceza değil; yönetim boşluğu veya hukuki tıkanıklık halinde uygulanan geçici bir tedbirdir. Kimsenin isteğiyle değil, şartları oluştuğunda mahkeme kararıyla gelir. Ve bu şartlar, sanıldığından çok daha teknik ve soğuk hukuk maddelerine dayanır.
Bu nedenle asıl tehlike, Adli Tıp raporunun doğruluğu ya da yanlışlığı değil; bu rapor üzerinden kulüp tüzüğünün fiilen askıya alınmasıdır. Taraftarı mobilize eden, "kulübüme saldırıyorlar" diliyle yürütülen bir algı operasyonu, kısa vadede tribün desteği yaratabilir. Ancak uzun vadede kulübü hukuki bir krizin içine sürükleyebilir.
Sonuç olarak, "Sadettin Saran istifa etmezse ne olur sorusu eksiktir." Asıl soru şudur, "Tüzük gereği yapılması gerekenler yapılmazsa ne olur?" Bunun cevabı nettir. Kulüp kendi kendini yönetemez hale gelirse, yönetim iradesi dışarıdan tesis edilir. Ve o noktada kimsenin "Biz istemedik" deme lüksü kalmaz. Çünkü hukuk, niyetlerle değil; ihmallerle karar verir."



