Keith Bradsher / New York Times
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in fabrika fazlasının Amerikan ekonomisini boğmasını önlemek ve ABD’nin Çin’e bağımlılığını azaltmak için tarifeleri bir araç olarak kullandı. Ancak bu çaba bir engelle karşılaştı: Pekin, ekonomisini ABD’den bağımsız hale getirme yolunda çoktan yol almıştı.
Son yirmi yıldır Çin, sistematik biçimde ekonomik özerklik peşinde koşuyor. Bu süreçte, ABD ekonomisine baskı uygulayabileceği boğaz noktaları oluştururken, Washington’ın Çin’i engellemesini zorlaştırdı.
Kendi kendine yeterlilik, yalnızca 2012’den bu yana ülkenin en üst lideri olan Şi Cinping döneminde değil, ondan önceki lider Hu Jintao döneminde de Çin politikasının temel taşlarından biri oldu.
İthal mamullerin yerini yerli üretimle doldurma programı pahalı ve çoğu zaman verimsiz olsa da, Batı’nın anlaşmazlık dönemlerinde kullanabileceği ekonomik kaldıraçlar azaldı.
Çin liderleri, ekonomik özerklik vurgusunu artık daha açık biçimde dile getiriyor. Bu tema, geçen ay Komünist Parti Merkez Komitesi’nin yıllık toplantısında ülkenin bir sonraki beş yıllık planının ana ekseni olarak öne çıktı.
Şi Cinping, konuşmasında “Her şeyden önce, bilim ve teknolojide daha büyük bir kendine yeterlilik ve güç elde etme yönündeki çabalarımızı yoğunlaştırmalıyız” dedi.
Çin'in ABD'ye karşı yeni ve güçlü silahı: NTE
Bu yıl Çin, en güçlü kozlarından birini, dünyadaki nadir toprak metallerinin (NTE) ve mıknatıslarının neredeyse tamamını kontrol etme gücünü devreye soktu.
Geçtiğimiz hafta Trump, Çin’in nadir toprak arzına getirdiği kısıtlamalar karşısında Şi ile bir uzlaşmayı kabul etti.
Bu anlaşma, Çin’e uygulanan yeni ABD tarifelerinin bu yıl Güneydoğu Asya ülkelerine uygulanan seviyelere benzer olmasını ve Hindistan ile Brezilya gibi geleneksel ABD müttefiklerine kıyasla daha düşük kalmasını sağladı.
Çin’in nadir toprak ihracatını çok sıkı biçimde sınırlama tehdidi, Trump yönetimini Eylül ayında alınan ve Amerikalıların Çinli askerî bağlantılı şirketlerle iş yapmasını yasaklayan politikanın genişletilmesini askıya almaya da ikna etti.
Çin, üretim özerkliği politikaları sayesinde başka alanlarda da stratejik üstünlükler kazandı. Ülke, antibiyotik ve diğer ilaçların üretiminde kullanılan hammaddelerin, elektrikli ekipmanların, düşük seviye çiplerin ve daha birçok ürünün başlıca üreticisi konumunda.

ABD'nin Çin'e karşı hamle şansı giderek zayıflıyor
ABD ise karşı hamle için giderek azalan seçeneklerle baş başa kaldı. Washington, Pekin’i nadir toprak kısıtlamalarından vazgeçirmeye çalışırken, Çin’in hâlâ ihtiyaç duyduğu birkaç Amerikan ihracat kaleminden biri olan uçak parçalarına yönelik kısıtlamalarla tehdit etti.
Çinli yetkililer ise ülkelerinin çok daha güçlü bir öz yeterlilik düzeyine ulaşması gerektiğini vurguluyor.
Şi’nin üst düzey politika danışmanlarından Tian Peiyan, hafta sonu yayımlanan bir makalesinde, “Kapsamlı bir sanayi sistemi, tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artırır” dedi. Tian, geniş tabanlı bir sanayi altyapısının “ekonomik güvenliğin siperini oluşturabileceğini” de ekledi.
Çin, 2001 sonunda Dünya Ticaret Örgütü’ne katıldığında, çok geniş bir ürün yelpazesinde ithalata bağımlıydı. O dönemde Çin’in ürettiği otomobiller, telekom ekipmanları, enerji üretim makineleri ve diğer mamuller ithallere kıyasla düşük kalitedeydi, bu da hem şirketleri hem tüketicileri ithal ürünlere yönlendiriyordu.
O günden bu yana Çin, bu ürünlerde hem kalite hem de miktar açısından büyük ilerleme kaydetti.
“500 büyük sanayi ürününden 220’sinden fazlasının üretiminde ülkem küresel birincidir” diyen eski Sanayi ve Bilişim Teknolojileri Bakanı Jin Zhuanglong, geçen yıl yaptığı açıklamada bu dönüşümü özetlemişti.
Geçen ayki Merkez Komite toplantısında alınan kararlar doğrultusunda, Çin gelecek yıldan itibaren ileri üretim kapasitesine daha da ağırlık verecek. Belge, hükümet ve özel sektöre “imalat, ürün kalitesi, havacılık, ulaştırma ve siber uzay alanlarında Çin’in gücünü artırma çabalarını hızlandırma” çağrısında bulundu.
Pekin, geniş ölçekli üretim gücünü yoğun devlet yönlendirmesiyle birleştirdi. Artık ABD ve Avrupa endüstrilerinin dünya liderliğini sürdürdüğü yalnızca birkaç sektör kaldı: ticari uçaklar ve en ileri düzey yarı iletkenler.

Çin'in ABD ile ilişkisinde zayıf yanı: Gelişmiş çipler
Dış İlişkiler Konseyi’nden Çin uzmanı Brad Setse, “Şi Cinping, ABD’den ithalatı Çin’in tedarik zincirlerinden aşamalı olarak çıkarmada oldukça başarılı oldu; yalnızca ABD’li firmalar tarafından tasarlanan ama Çin’de üretilemeyen en ileri çipler hariç” şeklinde konuştu.
On yılı aşkın süredir yapılan büyük kamu yatırımlarına rağmen, Çin hâlâ yapay zeka ve modern askeri teknolojiler için gerekli en hızlı çipleri üretmekte geride. Ancak Çinli firmalar Nvidia mikroçiplerini satın alma ve kaçak yollarla ülkeye sokma konusunda becerikli olduklarını kanıtladılar.
Çin’in ithal ürünlerin yerini yerli üretimle değiştirme politikaları arasında, Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımın hemen ardından başlatılan Yerli Yenilik kampanyası, 2015’teki “Made in China 2025” girişimi ve son iki yıldaki “yüksek kaliteli üretici güçler” stratejisi yer alıyor.
Devlet kontrolündeki bankacılık sistemi, elektrikli otomobil ve güneş paneli üreticilerine düşük faizli kredilerle büyük destek sağladı; bu da Çin’i bu alanlarda dünyanın en büyük ihracatçısı haline getirdi.
Bazı ürünlerde Çin, korumacı ticaret politikaları sayesinde kendi kendine yeter hale geldi. 2008’den bu yana uygulanan vergiler ve ek ücretler, büyük benzinli motorlara sahip ithal otomobillerin fiyatını iki katından fazla artırdı. Bu da ithalatı caydırırken, Çinli tüketicilerin iri ve güçlü araçlara alışmamasına yol açtı. Bu nedenle, Çin’de elektrikli ve hibrit araçlar toplam pazarın yarısından fazlasını oluşturacak kadar hızlı yayıldı.
Trump yönetiminin ilk dönemlerinden beri, ABD’li yetkililer Çin’in geliştirdiği bu “boğaz noktalarını” kullanabileceği endişelerini genellikle küçümsedi. Böyle bir adımın, Çin’in yabancı yatırımcılar için güvenilirliğini zedeleyeceğini ve çok uluslu şirketleri başka kaynaklara yönlendireceğini savundular.
Bu hâlâ gerçekleşebilir. Ancak Çin liderleri, geçen ay gösterdikleri üzere, daha da güçlü bir öz yeterlilik hedefinden vazgeçmeye niyetli görünmüyorlar.
© 2025 The New York Times Company


