Abdullah Ağar: "Papa'nın Türkiye ziyareti Üçüncü Bin Yıl'ın teopolitik bir güç gösterisidir"

Abdullah Ağar:
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Abdullah Ağar
Uluslararası Strateji Analisti, Güvenlik ve Terörle Mücadele Uzmanı

ABD’li Papa Türkiye’ye geldi. İlk ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Ziyaretin tanıtım ve prestij değeri yüksek. Magazinsel, görsel efekti bol, hatta eğlenceli. Ama bu ziyaret sadece bunlardan ibaret değil olamaz, değil mi?

O zaman en baştan söyleyelim ve sonra çalışmaya başlayalım: “Bu ziyaret Türkiye’nin egemenlik mimarisine, Lozan’ın statü hükümlerine, Ortodoks–Katolik güç denklemine ve bölgesel teopolitik fay hatlarına doğrudan temas eden çok katmanlı bir oluşumdur.”

Bu gelişme, geçmişte FETÖ eliyle yürütülen “Dinlerarası Diyalog ve Medeniyetler İttifakı Projesinin” eski halinden daha öte; meşruiyet, güç ve otorite tasavvurunun yeniden inşa edilmek istendiği bir sürece denk geldiği için eskisinden çok daha önemlidir. Yani “Dinlerarası Diyalog Vol:2” değil; bizzat yükseltilmiş versiyonudur.

Ortalıkta dolaşan “Church is bigger than Turkey” ibaresi de öyle sıradan masum bir hezeyan cümlesi değildir. Batı’nın Türkiye üzerindeki tarihsel-teolojik iddiasının yeniden dolaşıma sokma arayışıdır. Paylaştığım görseller de bunun artık bilinçli bir semiyotik saldırıya dönüştürüldüğüne dair örneklerdir.



1) İznik çok konuşuldu: Bu bir “Teopolitik Merkezin Kaydırılması” operasyonudur. Papa’nın İznik Konsili’nin yani “İznik’te Hristiyan Birliğinin Sağlanmasının” tam 1700. yılında Türkiye’ye gelmesi;

- Hristiyanlığın kurucu jeopolitiğini yeniden İstanbul-İznik eksenine taşımak,

- Ortodoks ile Katolik arasındaki eski kırılmayı “ortak düşman” (İslam dünyası-radikalizm-jeopolitik boşluk) üzerinden kapatmak,

- Fener’e yeni bir üst-otorite giydirmek anlamına gelir.

Burada teopolitik denklem şudur: 

Bir medeniyet, kendi kutsal mekânlarını yeniden tanımladığı an, kendi gücünü de yeniden tanımlar. Bu, sadece kilise için değil, devletler için de geçerlidir. Yani mesele artık “Hristiyan Birliği” değil, “Hristiyan Coğrafyasının Yeniden Toplanması”dır. Katolik stratejistler buna “Third Christian Millenium Reset” derler.

Anadolu via Getty Images Turkish President Recep Tayyip Erdogan (L) welcomes Pope Leo XIV (R) with official ceremony as they walk past soldiers in blue uniforms on a blue carpet

2) Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin Statüsünü Fiilen Yükseltme Hamlesi: Vatikan ve bazı yabancı kaynaklarda geçtiği şekliyle; “Papa’nın resmi devlet + kilise makamları” davetiyle Türkiye’ye gelmesi:

- Fener RP’yi, Türkiye’den bağımsız bir otoriteymiş gibi konumlandırmayı amaçlarken,
- Lozan’ın “sadece Türkiye’deki Rumların dini kurumu” hükmünün fiilen delinmesi deneniyor,
- ABD Başkan Yardımcısı’nın katılma isteği ise Fener RP’ye devletlerarası statü atfetme teşebbüsüne dönüşüyor.
Bütün bunlar Türkiye’nin egemenlik alanına yönelik “yumuşak, ama keskin” bir hamleye karşılık geliyor. Açık mesaj şu: “Türkiye ne derse desin, biz Fener’i ekümenik kabul ediyoruz ve böyle davranıyoruz.” Bu, Lozan’ın dini statü hükümlerine yönelik en büyük meydan okumalardan biridir. Bu aynı zamanda Türkiye’nin karar mekanizmalarına dışarıdan müdahale girişimidir.

3) Ortodoks-Katolik Ekseninde Jeopolitik Müdahale: Bu ziyaret sadece teolojik değil, stratejiktir.

- Ukrayna–Rusya Savaşı: Ukrayna Kilisesi’nin Rus Kilisesi’nden koparılması bazı iddialara göre CIA-Vatikan ortak operasyonuydu. Şimdi ikinci aşamaya geçiliyor: İstanbul merkezli yeni bir Ortodoks hiyerarşisi inşa etmek. Bu sadece Rusya ve Ortodoks Doğu için değil, aynı zamanda Türkiye için de tehdit.
- Ortadoğu Ortodoksları-Antakya Patrikhanesi: Suriye ve Lübnan’daki Ortodoksların çoğu Antakya Patriği’ne bağlıdır, Fener’e değil. Papa’nın bu ziyaretinin Antakya’yı zayıflatma, Ortadoğu Hristiyanlarını Vatikan güdümlü-İstanbul merkezli yeni birlik projesine içine çekmeyi amaçlar. Bu başka bir açıdan Suriye-Lübnan sahasına yeni bir teopolitik müdahale kapısını aralamak demektir.
- Papa üzerinden Katolik-Ortodoks üst bir protokol geliştirilmek isteniyor. Bu da Hristiyan jeopolitiğinde yeni bir merkez düğüm üretme teşebbüsüdür.

4) Dinlerarası Diyalog Vol 2.0 Yükseltilmiş Versiyon: (FETÖ, BOP, İbrahimi Projeler): Bu ziyareti geçmişteki gibi sadece “Dinlerarası Diyalog ve süreçleri üzerinden” okumak eksik olur. Çünkü durum artık gelişmiştir. Bu artık:
- Diyalog değil, nüfuz inşasıdır.
- FETÖ modelinin daha sofistike, daha destekli versiyonudur.
- “Medeniyetler İttifakı” adı altında Türkiye’nin İslam dünyası içindeki rolünü yumuşatma / seyreltme girişimidir.
- Suud’a yüklenen “ılımlı İslam-diyalog-değişim” misyonu ile eşgüdümlüdür.
Bu ayağın stratejik maksadı: İslam dünyasını daha yumuşak, daha bölünmüş, daha bağımlı, daha müdahale edilebilir hale getirmektir.

Papa 14. Leo, Türkiye'de: İkinci gün programı başladı

5) Anadolu-Kıyamet Teopolitiği-Milenyum Dogması: Katolik literatürde “Üçüncü Bin Yıl” sadece tarih değildir; bir yeniden doğuş doktrinidir.
Bu doktrin Anadolu’yu, İznik’i, Bursa’yı, Antakya’yı, İstanbul’u yeniden “kutsal coğrafya” olarak işaret eder. Bu nedenle:
- Eski patrikhanelerin canlandırılması,
- Eski kiliselerin statüsünün öne çıkarılması,
- “Ayasofya bize ait” sembolizmi,
- Hele ki Trakya’yı-İstanbul’u üçe bölüp “Kanal İstanbul’ ile ‘Boğaz arasında’ kalan adanın “Ecumenopolis İstanbul” olarak adlandırılması…
Bunların tamamı birer teopolitik yeniden doğuş kurgusuna dair hezeyanlardır, ama sadece sadece teopolitik bir ihtiras tabanına karşılık gelmez. Üçüncü Bin Yıl, Kıyamet Çağı jeopolitiğinde ve stratejilerinde çok önemli bir yeri, hatta kaynak kodu olma özelliği vardır. Ayasofya’ya haç tutan el ise sadece bir provokasyon değil; bu doktrinin sembolik ilanlarından biridir.

6) BOP-Etnik-Dini-Coğrafi Parçalanma-İsrail’in Güvenliği: Papa’nın gelişi ‘aynı bir önceki Papa’nın Irak’a gelişinde olduğu gibi’ ABD-Vatikan- Avrupa’nın yeni Ortadoğu tasavvurunun içindedir:
- Etnik kırılma,
- Dini mozaikleştirme,
- Ulus devletleri zayıflatma,
- İsrail merkezli güvenlik doktrini oluşturma.
Bu denklemde Türkiye’nin üniter yapısı, “çözümlenmesi gereken problem” olarak görülür. “Terörsüz Türkiye” sürecindeki havuç–sopa düzeneklerine ve terör örgütü bağlantılı muhatapların beklenti-talep ve arsızlıklarına buradan bakıldığında tablo çok daha belirginleşir.

7) İslam Dünyasının Dağınıklığı: Tarihi Fırsat Penceresi: İslam dünyası bugün; Vekalet Savaşları, Mezhep savaşları, otorite krizleri, radikalleşme, gerçeklikten kopuş-mistisizm yaklaşımları, kaynaktan (Kuran’dan) kopuş-kavramsal çöküş-şirk bataklıkları, jeopolitiğe çıkarcı yaklaşımlar üzerinden bakma, coğrafi yıkım, Gazze çaresizliği ve güç zafiyeti içinde. Batı’nın ve kilisenin teopolitik aklı da bunu tarihi bir fırsat penceresi olarak okuyor. Ve mesajı şu: “Müslüman dünya meşruiyet ve güç üretemiyor, ama biz üretiyoruz!” İşte bu tam da Ayasofya’ya haç tutan elin arkasındaki zihniyettir.

Artık bu noktada görülmesi gereken gerçek de şudur:

Bu ziyaret, Türkiye’nin egemenliğine, statüsüne, Lozan’a, İstanbul’un anlamına, Anadolu’nun teopolitik merkez oluşuna, jeopolitik konumuna, İslam dünyasındaki ağırlığına ve Fener RP’in hukuki konumuna dokunan çok katmanlı bir meydan okumadır.

Bu bir diplomatik ziyaret değil: Papa’nın ilk yurt dışı ziyareti olmasıyla önemi, anlamı ve etkisi tahkim ve takdim edilmiş, Üçüncü Bin Yıl’ın teopolitik bir güç gösterisidir.

Papa’nın İznik ziyareti; diyalog, barış, birlik kelimeleriyle cilalanmış, ama arka planında Hristiyanlığın 1700 yıllık jeopolitik hafızasıyla Batı’nın güncel stratejik aklının buluştuğu bir adımdır. Bu adım Türkiye’ye, İslam dünyasına ve bölgenin yeni güç mimarisine verilen mesajdır: “Biz burada yeniden varız. Ve bu toprakların teopolitik/jeopolitik kaderinde söz sahibi olacağız.”

Mesele budur.

Benim yaptığım da bu hamlenin kodunu çözmek, arka planını görünür kılmak ve Türkiye’nin karşı-kodunu üretmesine katkı sağlamaktır.

Bu yazı da bunun yazısıdır.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.