Akademisyenlerden Meclis'e toplumsal barış için öneriler: Güçlü siyasi irade, sabır, hukuki güvence

Akademisyenlerden Meclis'e toplumsal barış için öneriler: Güçlü siyasi irade, sabır, hukuki güvence
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Terör örgütü PKK'nın fesih ve silah bırakma kararından sonra kurulan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 10. toplantısında, "çatışma çözümü" alanında çalışma yapan akademisyen ve uzmanları dinledi.

Dünyadaki çatışma süreçlerinin çözümüne ilişkin örnekleri anlatan akademisyen ve uzmanlar, Türkiye'de atılması gereken adımlar ve yasal altyapı konusunda da bir anlamda yol haritası sundu.

PKK'nın sembolik nitelikteki "silah yakma" töreninin ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında kurulan komisyon, farklı toplum kesimleri, akademisyenler, siyasetçiler, meslek örgütlerini dinlemeye devam ediyor.

Komisyonun dinlemeleri ekim ayı başında tamamlaması ve dinlemeler doğrultusunda bir rapor hazırlaması bekleniyor.

Dinlemelerin tamamlanmasının ardından komisyonun PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşüp görüşmeyeceği de netleşecek.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, geçtiğimiz günlerde, komisyon içerisinden belirlenecek üç dört kişinin İmralı'ya gitmesinin "zaaf oluşturmayacağını" açıklamıştı.

Siyasi partiler bu konuda henüz net bir karar almış değil, ancak kulislerde komisyon üyelerinden oluşacak bir alt komisyonun önümüzdeki günlerde İmralı'ya gitmesinin sürpriz olmayacağı konuşuluyor.

'MHP kökenli akademisyen olarak söylüyorum, Öcalan'ın yaptığı liderlik örneğidir'

Komisyonun 17 Eylül Çarşamba günkü toplantısında söz alan akademisyenler, hem dünyadaki çatışma çözümlerine ilişkin örnekler ve çözüm önerilerini anlattı hem de milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

İlk sözü alan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Havva Kök Aslan, sorunun da çözümün de "biricik" olduğunu belirtti.

"Bölgeyi düşünerek çözüm bulmak zorundayız. Tarih yapan liderler gibi düşünmek zorundayız" diyen Aslan, Fatih Sultan Mehmet ve Atatürk'ün liderliğinin örnek alınabileceğini vurguladı.

Akademisyen "Ben MHP kökenli birisi olarak söyleyeyim Abdullah Öcalan'ın yaptığı çok önemli bir liderlik örneğidir" görüşünü dile getirince, bazı milletvekilleri "Atatürk'le mi kıyaslıyorsun?" diye tepki gösterdi.

Aslan, böyle bir kıyaslama içinde olmadığını, Öcalan'ın örgütünü lağvederek paradigma değişikliğine gittiğini bir MHP'li akademisyen olarak kabul ettiğini vurgulamak istediğini ifade etti.

'Kırmızı çizgiler oluşturulmamalı'

Komisyonda söz alan Prof Dr. Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, çözüm süreçlerinin başarıya ulaşmasında "zihinsel dönüşümün" önemine işaret etti ve kalıcı bir barış için "günlük siyasi hesapların ötesinde bir bakışla" bakılmasını istedi.

Veznedaroğlu, sürecin hukuki güvencelerinin olması gerektiğine işaret ederek "Biz burada konuşuyoruz, bizim güvencemiz var mı bilmiyorum. Tam bununla ilgili de çalışılmalıdır. Kendi güvenliğimizle ilgili de çalışmalıdır. Bunun sigortalarının oluşturulması lazım" görüşünü dile getirdi.

Siyasi kararların hukuka uyarlanmasında komisyonun önemine dikkat çeken Veziroğlu, yapılması gereken anayasal ve yasal düzenlemelerle ilgili şu önerilerde bulundu:

  • Komisyonun alt komisyonları oluşturulmalı, böylece süreç daha hızlı ilerleyebilir.
  • Siyasi tutuklu ve mahkumların salıverilmesi olanağını yaratacak yasal tedbirlere infaz kanunuyla başlanabilir.

Yeni bir anayasa yapımının kolay olmayabileceğini ifade eden Veziroğlu, ancak başlangıç itibariyle "çözümü taçlandırabilecek" bazı değişikliklerin, sürecin başarısını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

Bu çerçevede, Anayasa'nın başlangıç maddesinin yeniden kaleme alınması, anadilde eğitim, vatandaşlık tanımı, yerel yönetimler özerklik şartına uygun düzenlemelerin yapılmasını önerdi.

'Başarının etkenleri sabır ve güçlü siyasi irade'

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Çuhadar ise çözüm süreçlerinin ortalama sekiz on yıl ve Kolombiya örneğinde olduğu gibi çok daha uzun yıllar alabildiğine işaret ederken sonuç alınması için "sabırlı olunması gerektiğini" vurguladı.

"Güçlü siyasi irade"nin ise başarının en önemli unsurlarından olduğunu söyledi.

Toplumsal rıza üretiminin barış sürecinin en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayan Çuhadar, toplumsal aktörlerin katılımının sürecin meşruiyetini sağlamak ve süreci sabote edebilecek etkenleri ortadan kaldırmada kritik rol oynayacağına işaret etti.

'Tek tarafın kazandığı bir barış zor'

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, "Barış genelde askeri zafer olarak adlandırılıyor ancak barışın iyi tasarımı 'kazanma' düşüncesinden çıkarak olur. Tek tarafın kazandığı bir barış çok zor" dedi.

Topluma ve dirençli kesimlere barışın olası kazanımlarının anlatılmasının önemine dikkat çeken Çelik, geçmiş süreçteki Akil İnsanlar Heyeti'nin çalışmalarına benzer bir çalışma yapılabileceğini söyledi.

Çelik, eline silah alan kişilerin güvenlik ve emniyetinin ve bu kişilerin toplum içinde bir yer bulmasının sağlanmasının gerekliliğine dikkat çekti.

Çözümde, karşılıklı "güvenin" önemine vurgu yapan Çelik, "Taraflardan biri güven artırıcı bir adım attığında karşı tarafında bu adıma karşılık vermesi gerekir. Güven yolda oluşturulur" dedi.

Çelik şu önerilere yer verdi:

"Güven arttırıcı mekanizmalardan birisi sembolik silahsızlanma. Örgüt üyelerine kendilerinin geçimlerini sağlayana kadar bir geçiş dönemi desteğinde bulunulması önemli.

"Silah bırakmış örgüt üyelerinin yerel topluluklarca dışlanması ve hain olarak görülmesi travma, güvensizlik, uyumsuzluk sorunları yaratabilir.

"Kadın ve çocukların bu süreçte daha fazla ayrımcılığa uğraması belli faktörler içerisinde yer alır.

"Sürecin topluma iyi anlatılması sağlıklı toplumun hayata geçişi için çok önemli. Bu komisyonun çıkaracağı yasanın adı bile çok önemli."

'Kanunun hangi grupları kapsadığı açıkça belirtilmeli'

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, kalıcı çözüm için;

  • Bir tarafın kazandığı, bir tarafın kaybettiği hissiyatının önlenmesi,
  • Hassasiyetleri dikkate alan yapıcı ve çözümcü dil kullanılması,
  • Siyasi aktörlerin eleştiriler karşısında sağlam durması,
  • Çok sayıda aktörün sürece katılımının sağlanması gerektiğini ifade etti.

Komisyonun MHP'li üyesi Feti Yıldız'ın, akademisyenlerden, hazırladıkları yasa tekliflerini de komisyona sunması yönündeki önerisini anımsatan Coşkun, yapılması gereken düzenlemelerin çerçevesini de komisyona sundu.

Coşkun'un bazı önerileri şöyle:

  • Silah bırakan örgüt mensuplarının sadece hukuki pozisyonlarını tayin etmek değil aynı zamanda onların eve dönmelerini ve toplumsal hayata katılmalarını sağlayan hükümler içermelidir.
  • Kanun parçalı değil, silahtan arındırmayı, eve dönüşü ve toplumsal bütünleşmeyi hedefleyen bütüncül bir perspektife değerlendirmelidir.
  • Kanunun hangi grupları kapsadığı açık biçimde belirtilmelidir.
  • PKK ile bağlantılı soruşturma ve kovuşturmalar durdurulmalıdır.
  • Topluma uyum sürecini hızlandırmak için eğitim, sağlık, meslek edindirme, psikososyal destek, barınma, gelir desteği gibi programlar hayata geçirilmelidir.
  • Kanun süresiz değil, belirli bir dönem içinde uygulanmalıdır.

Coşkun, cumhurbaşkanına siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlanma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda gerekli tedbirleri almak üzere genel bir yetki verilebileceğini söyledi.

MİT Akademisi Başkanı Köse: Süreç, hukuki olarak da güvence altına alınmalı

MİT Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, söz alan diğer bazı akademisyenler gibi Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu "negatif barış" olarak nitelendirdi:

"Türkiye'nin hem iç dinamikleri hem bölgesel dinamikleri hem de içinde bulunduğumuz uluslararası ortam böylesi bir adımı zorunlu kılmıştır.

"Bu modelin negatif ve pozitif barışı bütünleştiren bir karakteri söz konusudur.

"Hedef yalnızca Türkiye'de barışa ulaşılması değil, terörsüz bölge vizyonuna da katkı sağlamasıdır."

PKK'nın silah bırakması ve fesih kararının "negatif barışın gerçekleştiğinin göstergesi" olduğunu vurgulayan Köse, "Ancak bunun hukuki olarak da garanti altına alınması gerekmektedir" diye konuştu.

Süreci "Büyük Türkiye Uzlaşısı" olarak tanımlayan Köse, komisyonun kurulması, silah bırakmaya yönelik çağrı yapılmasının önemli aşamalar olduğunu söyledi.

Muhalefetin sürece katkı sağlamasının sürecin daha kalıcı hale dönüşmesi açısından çok önemli bir stratejik adım olduğunu kaydeden Köse, örgüt bileşenlerinin de sürece farklı açılardan dahil edilmesinin önemine vurgu yaptı.

Köse, sürece zarar verme potansiyeli olan aktörlerin "oyun bozucu" hamlelerine karşı titiz ve dikkatli olunması gerektiği uyarısını da yaptı:

"Elbette birçok barış sürecinde olduğu gibi bu süreçte de bazı riskler mevcuttur.

"Muhtemel sorunlara karşı da tedbirler alınmak durumundadır. Sabotajlar olacaktır, iç ve dış oyunbozanlar bu sürecin aktörlerine farklı önerilerle gelip bu süreci sabote etmeye çalışacaklardır, şiddet ihtimali her zaman vardır."

'Kürt'e sırf Kürt olduğu için herhangi bir şey verilemez'

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak yaşanan sorunu sadece "Kürtlere ait bir mesele" olarak tanımlamamak gerektiğini ifade etti:

"Türkiye'de demokratikleşme ya da haklar Kürtlere özel olarak verilemez.

"Hiçbir Kürt'e sırf Kürt olduğu için herhangi bir şey verilemez. Hiçbir Alevi'ye sırf Alevi olduğu için herhangi bir şey verilemez.

"Ama hepsine sırf Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldukları için bütün hakların verilmesi gerekir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla ilgili bir meseledir."

KAYNAK: BBC Türkçe

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.