Federal Emniyet Teşkilatı (BKA), Almanya'da şiddet suçlarında yıllardır belirgin bir artış yaşandığını bildiriyor. 17 yaşına kadarki gençlerde şüpheli sayısı 2019'dan bu yana yaklaşık üçte bir yükseldi; 13 yaş altındaki çocuklarda ise artış üçte ikiye ulaştı.
BKA'nın güncel Polis Suç İstatistiği'ne (PKS) göre, bu gelişmede artan psikolojik zorluklar da rol oynuyor. Raporda, psikolojik baskıların tek başına suç nedeni olmadığı ancak başka olumsuz etkenlerle birleştiğinde şiddet davranışını tetikleyebileceği belirtiliyor.
Risk faktörleri: Savaş, iklim krizi, pandemi
Aile içi şiddet, ebeveyn ilgisizliği, yoksulluk ve savaş, iklim değişikliği ile Covid-19 pandemisi gibi üst üste binen krizlerin yarattığı geleceksizlik duygusu, başlıca riskler arasında gösteriliyor. BKA, özellikle ülkelerinden kaçmak zorunda kalan çocuk ve gençlerin risk grubunda olduğuna dikkat çekiyor. Bu gençler çoğu zaman yalnızlık içinde, hayatın anlamına ilişkin sorularına internette yanıt arıyor.
Bu arayış, çoğu kez gençleri dini veya siyasi aşırılık yanlısı içeriklere taşıyor. Bu noktada radikalleşme tehlikesi belirgin biçimde artıyor. Berlin merkezli Şiddet Önleme Ağı (Violence Prevention Network-VPN), tam da bu gruba dâhil olan çocuklar, ergenler ve genç yetişkinlerle 20 yılı aşkın süredir sahada ve güvenlik birimleriyle iş birliği içinde çalışıyor.
Ortadoğu krizi radikalleşmeyi hızlandırıyor
VPN yöneticisi Thomas Mücke, çocuklar ve gençlerle iletişimin zayıflamasının sonuçlarına dikkat çekiyor. Okullarda düzenlediği Ortadoğu temalı atölyelerde tansiyonun çok hızlı yükselebildiğini defalarca gördüğünü anlatan Mücke, bu nedenle gençlerin duygu ve düşüncelerini güvenli bir ortamda ifade edebilmeleri gerektiğini vurguluyor.
Mücke, "Orada birbirlerine, yetişkinlerin söylemekte zorlandığı şeyleri bile söyleyebiliyorlar" diyor. Bu sayede gençlerle konuşmanın ve onları farklı perspektiflere açmanın mümkün olduğunu belirten Mücke, "Konuşma becerisini kaybedersek, kazanan aşırılık yanlıları olur" uyarısını yapıyor.
TikTok ve diğer platformlarda propaganda
Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın 2024 raporu da benzer bir tablo çiziyor. Almanya'nın iç istihbarat örgütü olan kurumun raporuna göre, aşırı sağ kaynaklı birçok şiddet eyleminin öncesinde, internet üzerinden radikalleşme yaşanıyor. TikTok ve Instagram'daki propaganda içeriklerinin yanı sıra Telegram ve Discord üzerinden uluslararası dijital ağlara katılım da belirleyici oluyor.
Raporda, "İnternet, düşük erişim bariyeri ve sürekli ulaşılabilirliğiyle, gençler için nefret ve şiddet eğilimlerini rahatça ifade edebilecekleri bir alan sunuyor" deniyor.
Aşırı sağın hedef gösterdiği gruplar: Antifa ve LGBTİ+
Rapor, 2024'te Instagram hesabıyla dikkat çeken "Jung & Stark" (Genç & Güçlü/JS) adlı oluşumu örnek gösteriyor. Yerleşik aşırı sağ yapılarla organik bağı olmayan bu grubun, birçok genç ve hatta çocuk yaşta kişi için aşırı sağcılığa giriş kapısı olduğu ifade ediliyor.
JS üyeleri özellikle sol görüşlü Antifa hareketi ile LGBTİ+ topluluğunu hedef alıyor. LGBTİ+; lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve queer bireyleri kapsıyor.
Gençleri dijital yankı odalarından çıkarmak zorlaşıyor
Şiddet Önleme Ağı'na göre, radikalleşmiş gençleri dijital yankı odalarından çıkarmak giderek daha güç hâle geliyor. Kurumun dinî motivasyonlu aşırılık biriminden Feride Aktaş, toplumsal ve siyasi diyalog kültürünün zayıflamasından endişeli.
"Birbirimizden öyle uzaklaştık ki, önce yeniden konuşabilir hâle gelmemiz gerekiyor" diyen Aktaş, gençleri, sorgulanabilir sözleri nedeniyle hemen dışlamanın sorunu büyüttüğünü, onların duygularını anlamaya çalışmak gerektiğini vurguluyor.
Aileler ve okullar etkisiz kalıyor
Feride Aktaş, 2025'te bile pandemi döneminin bıraktığı izlerin gençlerde hâlâ etkili olduğunu söylüyor. Gençlerden sık sık "Kimse yanımda değildi ne ailem ne de okulum" cümlesini duyduklarını aktaran Aktaş şöyle devam ediyor: "Bu çocuklar, kalabalığın içinde bile yalnız hissediyor. Sonra kendilerini çeşitli yollarla aşırı sağ ya da radikal İslamcı oluşumların kucağında bulabiliyorlar."
Mücke ise pek çok ebeveynin çocuklarındaki radikalleşme sinyallerini fark edemediğini belirtiyor. Bu nedenle danışma hatlarının erken aşamada devreye girmesinin hayati olduğunu ifade ediyor: "Durumu çok dikkatli analiz ediyoruz ve ailelerle hemen iletişime geçiyoruz."
"Yüksek riskli kişiler" ve Suriye'den dönen IŞİD'li gençler
VPN, son on yılda 431 "güvenlik açısından kritik" vakayla ilgilendi. Bu kişiler kendileri veya çevreleri için ciddi risk oluşturan gençlerden oluşuyordu. Mück'ye göre bunların 75'i "yüksek riskli" kategorisinde, yani kamu güvenliği açısından en tehlikeli grupta. Ayrıca Suriye'ye gidip IŞİD'e katılmış ve geri dönmüş 65 radikalleşmiş genç de VPN'in hedef grubu içinde.
Mücke, çalışmalarının başarısını "yeniden radikalleşme" oranıyla ölçtüklerini söylüyor. Sonuç son derece umut verici: 431 gençten sadece ikisi yeniden radikalleşmiş.



