Avrupa'da Soros vakıfları konusunda hangi adımlar atıldı?

Avrupa'da Soros vakıfları konusunda hangi adımlar atıldı?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Keno Verseck
Deutsche Welle (DW)

George Soros ve vakıflarının faaliyetleri konusunda harekete geçen Orta ve Güneydoğu Avrupa ülkelerine Bulgaristan da katıldı. Peki, bu ülkelerde şu ana dek Soros'la ilgili atılan adımlar neler?

Bulgar parlamentosunun George Soros ve kurucusu olduğu Açık Toplum Vakıfları'nın Bulgaristan'daki faaliyetlerini inceleme kararıyla birlikte ABD'li milyarder iş insanına yönelik adım atan Avrupa ülkelerine bir yenisi daha eklendi.

Parlamentonun kurduğu komisyon, 95 yaşındaki George Soros ve oğlu Alexander Soros'un desteklediği kişi ve kuruluşların yanı sıra Açık Toplum Vakıfları tarafından fonlanan kişi ve kuruluşları raporlayacak.

Şu aşamada Soros'la bağlantılı kişi ve kuruluşlara ya da Soros'un vakıflarına yönelik bir yasal işlem planlanmıyor. Ancak Bulgar parlamentosunun ileride Rusya'nın 2012 yılında çıkardığı "yabancı ajan" yasası gibi bir önleme başvurması da şaşırtıcı olmaz. Bulgar parlamentosunda geçen Şubat ayında bu doğrultuda bir girişimde bulunuldu ancak tasarı yeterli çoğunluğun desteğini toplayamadı. Şimdilik süreç, propaganda ve bir tür kamusal teşhir şeklinde ilerliyor: Kimin "Sorosçu" diye damgalanabileceği tartışılıyor.

Bulgaristan'da Soros karşıtı kampanyaların öncülerinden biri de üyelerinin çoğunluğunu Bulgaristan Türklerinin oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisinin lideri Delyan Peevski.

Komünizm sonrası Bulgaristan'ın en tartışmalı isimlerinden olan 45 yaşındaki oligark, ülkenin organize suç ile yüksek siyaset arasındaki yakın ilişkisinin sembollerinden biri olarak görülüyor. Peevski'ye yaptırım uygulayan ABD ve İngiltere, Bulgar iş insanı ve medya patronunun yurt dışındaki bazı varlıklarını dondurmuştu. Peevski buna rağmen, bir Avrupa Birliği (AB) ülkesi olan Bulgaristan'da siyaset üzerinde belirleyici etkisini sürdürmeye devam ediyor.



Soros ve kurucusu olduğu Açık Toplum Vakıfları'nın faaliyetleri Türkiye'de de uzun yıllardır tartışma konusu.

Soros tarafından 1993 yılında Açık Toplum Enstitüsü adıyla kurulan bu kuruluş, 2010'da Açık Toplum Vakıfları ismini aldı.

Açık Toplum, 2001 yılında Açık Toplum Enstitüsü olarak Türkiye'de faaliyetlerine başlamış ve 2008'de İstanbul'da bir vakıf kurmuştu. Bu vakıf, Kasım 2018'de Türkiye'nin "toplumsal ve ekonomik kalkınmasına olumlu katkılarını yanlış tanıtan temelsiz" hükümet kampanyası nedeniyle faaliyetlerini sonlandırdığını duyurdu. Türkiye'deki vakfın kurucu üyeleri arasında 2017'den beri cezaevinde olan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala da bulunuyordu.

Vakfın Türkiye'den çekilme kararı, Kavala'nın başkanı olduğu Anadolu Kültür kuruluşuna yönelik Gezi soruşturmasının ardından gelmişti. Vakıf, Türkiye'de Gezi Parkı eylemlerini desteklediği yönündeki iddiaları reddediyor.

Peki, diğer Avrupa ülkelerinde Soros ve vakıflarına yönelik tartışmalar ve atılan adımlar neler?

Macaristan

Kendisine yöneltilen yolsuzluk ve suç örgütü bağlantısı iddialarını tersine çevirip bu suçlamaları dile getirenleri "Soros ajanı" ilan etme fikri, Peevski'ye ait değil. Bu fikir, Viktor Orban'ın Macaristan'ında doğdu. Macaristan'da Orban yanlısı medya kuruluşları, ilk kez 2013'ten itibaren sistematik biçimde hangi bağımsız sivil toplum örgütlerinin ve hükümeti eleştirenlerin Açık Toplum Vakıfları'ndan ne zaman ve ne kadar para aldığını listelemeye başladı.

2015'teki göç kriziyle birlikte, Başbakan Orban'ın hükümeti ilk büyük devlet destekli anti-Soros kampanyalarını yürüttü. Bu kampanyalarda aşırı sağcı ve antisemitik söylemler kullanıldı. Soros'un memleketinde bunun özellikle ağır bir anlamı vardı: Macaristan kökenli bir Yahudi olan Soros, gençliğinde Budapeşte'de Holokost'tan sağ kurtulmuş bir isimdi.

Orban döneminde Soros'un, "Avrupa'da nüfus değişimini planladığı" ya da ulus devletleri sömüren "açgözlü uluslararası, yani Yahudi finans sermayesinin vücut bulmuş hâli" olduğu iddia edildi.

Pankart tutan bir el. Pankartta

Orban ve hükümetinin yürüttüğü kapsamlı anti-Soros kampanyaları, 2018'deki "Soros'u Durdurun Paketi" dâhil bir dizi yasayla doruğa çıktı. Orban'ı eleştiren kişi ve bağımsız kuruluşları ekonomik olarak yıpratmayı ve susturmayı hedefleyen bu yasaların tamamı daha sonra Avrupa Adalet Divanı tarafından hukuk dışı bulundu. Ancak hedeflenen propaganda etkisine ulaştılar.

Macaristan'da artık Soros'un "kamu düşmanı" olarak etkisini yitirdiği görülüyor. Bu aralar Orban'ın propaganda söyleminde Soros'un yerini, "yeni kötülük yuvası" olarak Ukrayna almış durumda. Ancak Macaristan'daki Soros karşıtı kampanyaları, Orta ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamında hâlâ geniş ölçüde model alınmaya devam ediyor.

Makedonya

Macaristan örneğinden hareketle Soros karşıtı bir kampanyayı hayata geçiren ilk Güneydoğu Avrupa ülkelerinden biri Makedonya oldu.

Şubat 2019'dan itibaren Kuzey Makedonya adını alan bu ülkede 2017 yılında "Soros Operasyonunu Durdurun" hareketi kuruldu. Temsilcileri iktidardaki milliyetçi VMRO-DPMNE partisine ve ülkenin güçlü figürlerinden Nikola Gruevski'ye yakın isimlerdi. Gruevski bir önceki yıl, geniş katılımlı sivil reform ve yolsuzlukla mücadele hareketi protestoları nedeniyle Başbakanlık görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Gruevski, bu gösterilere katılanların "Soros tarafından kontrol edildiğini" öne sürmüştü.

Polonya

Polonya'da 2015'ten 2023'e kadar iktidarda olan Hukuk ve Adalet (PiS) partisi Orban'ın Soros karşıtı kampanyalarını kopyaladı.

PiS, 2017-2018 yıllarında, "Soros ve Rusya tarafından kontrol edildiğini" öne sürdüğü "kriminal sivil toplum örgütlerine" karşı kampanyalar yürüttü. Oysa Soros Moskova tarafından da düşman olarak görülüyor.

Polonya'da PiS dâhil milliyetçi partilerin 2019 ve 2023 seçimlerindeki kampanyalarında da Soros karşıtı söylemler büyük rol oynadı.

"Soros ağı," yani sivil toplum örgütleri ve "Soros tarafından satın alınmakla" suçlanan medya organları Polonya ulusunu tehdit etmek ve toplumu istikrarsızlaştırmakla suçlandı.

Haziran 2025'te Polonya Cumhurbaşkanı seçilen Karol Nawrocki de Soros söylemlerine başvurmuştu. Nawrocki seçim kampanyasında rakibi Rafał Trzaskowski'yi "Alman vakıfları ve Soros'tan" para almakla suçlarken kendini de Polonya'nın ulusal güvenliğinin "gardiyanı" olarak sunmuştu.

Soros, 2007 yılında Bulgaristan'daki bir okulu gezerken

Sırbistan

Sırbistan'da Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, iktidardaki partisi Sırp İlerleme Partisi (SNS) ve hükümet yanlısı medya; yıllarca bağımsız sivil toplum örgütleri, muhalifler ve sivil protesto hareketlerini "yabancı ajan" olarak niteleyip "Soros tarafından finanse edilmekle" suçladı.

Vucic bir yıldır devam eden hükümet karşıtı protestolardan ise açıkça Soros'u sorumlu tutmuyor ama bu gösterilerin finansörü olarak "yabancı istihbarat servislerini" ve "yurt dışından fonları" görüyor. Ancak Vucic yanlısı medya organlarında sık sık "Soros'un oyunun sırrı! Arnavutluk'tan Belgrad'a kanlı el geliyor: Sırbistan'daki protestolar, Balkanlar'ın istikrarsızlaşmasının sadece başlangıcı" gibi başlıklar atılıyor.

Slovakya

Slovakya'da Ekim 2023'te dördüncü dönemine başlayan Başbakan Robert Fico, komşu ülke Macaristan'daki bir yasayı örnek alarak sivil toplum örgütleri üzerinde kontrolü sağlama yoluna gitti. Fico hükümetinin Haziran 2025'te getirdiği bir yasayla bu kuruluşların detaylı "şeffaflık raporları" sunması mecbur kılındı. Bu yasa çıkarılmadan önce Fico, kabinesinde bakanlar ve partisi SMER-SD defalarca Soros ve "yabancı ajanları" Slovakya'da nüfuz kullanmakla suçlamıştı.

Fico, 2018'de Başbakan'ken istifasına yol açan protesto hareketini "Soros ağı tarafından fonlanmakla" suçlamıştı.

Fico, geçen Haziran ayında yürürlüğe giren "şeffaflık yasasını" da "Tüm Slovaklar, her bir STK'nın kimin şarkısını söylediğini bilmeli" diyerek savundu.

Geçmişte Çekya, Romanya, Hırvatistan ve Karadağ gibi ülkelerde de milliyetçi ve popülist siyasetçiler defaatle Soros ve ağına karşı kampanyalar yürüttü. Ancak Macaristan ve Slovakya'dakinin aksine bu ülkelerde STK karşıtı yasalar geçirilmedi.

Arnavutluk: Özel bir vaka

Orta ve Güneydoğu Avrupa'daki Soros karşıtı söylemlerin özel bir örneğini ise uzun süredir Arnavutluk oluşturuyor. Bu ülkede söz konusu söylemleri kullanan ise iktidar değil, muhalefet.

Muhalefet, 2013 yılından beri görevde olan ve sık sık otoriter metotlara başvuran Başbakan Edi Rama'yı bu söylemlerle hedef alıyor. Milliyetçi-muhafazakâr çizgideki Demokratik Parti (PD) Rama'yı "Sorosçuluğun bayrak gemisi" olmakla suçluyor. PD'ye göre, George Soros ve oğlu Alexander Soros 2013'ten beri Rama ile birlikte yargı, anayasa ve seçim sistemine yönelik reformlarla Sosyalist Partili Başbakan'ın Arnavutluk'ta uzun yıllar iktidarda kalması amacıyla gizli bir plan yürütüyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.