Adalet Bakanı Akın Gürlek, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ'ın neden İstanbul'da tutuklandığına ilişkin soruya yanıtında Uludağ'ın tutuklanma gerekçesini karıştırdı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün TBMM'de DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ'ın Ankara'da ikamet etmesine rağmen hakkında İstanbul'da soruşturma açılarak tutuklanmasına ilişkin gazetecilerin sorularına yanıt verdi.
Akın Gürlek, "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiası ile Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 299'uncu maddesi gereği tutuklanan Alican Uludağ'la ilgili soruya TCK 217'inci maddeye işaret ederek yanıt verdi. Gürlek yanıtında şunları söyledi:
"Türk Ceza Kanunu 217/A bilgiyi alenen yayma, yalan olarak yayma, yani orada İstanbul'daki bir soruşturmaya ilişkin yürütülen soruşturma sürecine yalan yayma. Yani orada yetki bakımından bir sıkıntı yok. Mahkemelerin takdiri. Biz ona karışamayız. Yaşadığı yer değil, suç yeri önemli. CMK 12, suç yeri önemli. O tarihte suç yeri İstanbul olduğu için İstanbul olarak kararlaştırılmış. Ama bu mahkemenin takdiri. İleride yetkisizlik kararı da verebilir, tahliye de verebilir. Bu süreç tamamen bağımsız yargının kontrolünde."
Bir başka gazetecinin Bakan'ın verdiği bilginin yanlış olduğuna dikkat çekmesi üzerine Gürlek, "Yorum yapmak istemiyoruz. Bu mahkemelerin takdiri. Biz ona karışamıyoruz" dedi.
Akın Gürlek'in işaret ettiği TCK'nın 217/A maddesi "halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, gerçeğe aykırı bir bilgiyi alenen yayma" suçunu düzenliyor. Uludağ'da soruşturmada bu suçlama da yöneltiliyor. Ancak Uludağ'ın avukatları bu suçlama bakımından somutlaştırma eksikliği olduğuna dikkat çekiyor. Uludağ'ın tutuklanmasına da bu madde gerekçe gösterilmedi.
Dava yetkisine ilişkin yasa ne diyor?
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 12'nci maddesinde de "Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir" deniliyor. Hukukçular, Uludağ'ın Ankara'da ikamet etmesi sebebiyle soruşturmanın Ankara'da olması gerektiğini savunuyor.
Ayrıca dosyada, soruşturmanın İstanbul Terör Suçları Soruşturma Bürosu yazısıyla yürütüldüğü; Uludağ'ın da bu büro aracılığıyla 20 Şubat'ta tutuklamaya sevk edildiği görülüyor. Savunma, isnat edilen suçların terör suçu olmadığını; buna rağmen "terör bürosu" üzerinden yürütülen bir sürecin hem görev hem de yetki tartışması doğurduğunu belirtiyor.
Uludağ'ın 18 yıldır Ankara'da yaşadığı ve mesaisini Ankara'da adliyelerde yürüttüğünü hatırlatan Avukat Abbas Yalçın, İstanbul'da soruşturma yürütmenin hukuki dayanağının bulunmadığını vurguluyor.
Ne olmuştu?
Ankara'da ikamet eden ve gazetecilik faaliyetlerini başkentte sürdüren Alican Uludağ, 19 Şubat 2026 akşamı Ankara'daki evinden gözaltına alınarak kara yoluyla İstanbul'a getirilmiş, ertesi gün tamamı 2025 yılında yapılmış 13 sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek "cumhurbaşkanına alenen hakaret" iddiasıyla tutuklanmıştı.
Önce İstanbul'daki Metris Cezaevi'ne gönderilen Uludağ, daha sonra Silivri'deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na sevk edildi ve hâlen burada bulunuyor.
Uludağ hakimlik sorgusunda, tutuklanmasına gerekçe gösterilen X paylaşımları için, "Hiçbir paylaşımımda suç unsuru olmadığını, tamamen eleştiri olduğunu savcılık da gayet iyi biliyor. Bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanı ne de avukatları şikayette bulundu" demişti.


