Beyaz Saray'dan yapılan bir açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Grönland'ı elde etmek için bir dizi seçeneği değerlendirdiği" ve bunların arasında askeri güç kullanılmasının da olduğu belirtildi.
BBC'ye yaptığı açıklamada Beyaz Saray, Grönland'ı ilhak etmenin "ulusal güvenlik önceliği" olduğu söylendi.
Söz konusu açıklama, Trump'ın "Grönland'a ihtiyaçları olduğu" yönündeki ifadelerinden ve Avrupalı liderlerin Grönland'a destek açıklamalarından sonra geldi.
Beyaz Saray açıklamasında, "Başkan ve ekibi bu önemli dış politika hedefi doğrutusunda çeşitli seçenekleri değerlendiriyor ve tabii ki ABD ordusunun kullanılması da seçenekler arasında" ifadeleri yer aldı.
Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt’e göre, üst düzey yönetim yetkilileri ayrıca Grönland’ın Danimarka’dan satın alınmasını ya da ada için bir "Serbest Ortaklık Anlaşması" kurulmasını da değerlendiriyor.

'Başkomutanın emrinde olan bir seçenek'
Leavitt, “Başkan Donald Trump, Grönland’ın alınmasının ABD'nin bir ulusal güvenlik önceliği olduğunu ve Arktik bölgesindeki hasımlarımızı caydırmak açısından hayati önem taşıdığını açıkça ortaya koydu,” dedi ve ekledi: “Başkan ve ekibi bu önemli dış politika hedefini gerçekleştirmek için bir dizi seçeneği tartışıyor ve elbette ABD ordusuna başvurulması, başkomutanın emrinde olan bir seçenek.”
Trump, Nicolas Maduro'nun askeri operasyonla ABD'ye götürülmesi ardından 4 Ocak'ta yaptığı konuşmada, şu anda Danimarka Krallığı'na bağlı olan yarı özerk Grönland'ın ABD tarafından kontrol edilmesi gerektiğini yinelemişti.
Trump, Grönland'ın "çok stratejik" bir yer olduğunu belirterek "Ulusal güvenliğimiz açısından Grönland'a ihtiyacımız var" demişti.
Altı Avrupa ülkesinden Grönland ve Danimarka'ya destek
15 Mart 2025'te Grönland'ın başkenti Nuuk'ta, "Grönland Grönland halkına aittir" sloganıyla düzenlenen bir gösteri
ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela operasyonu sonrası Grönland'ı ilhak etmeye yönelik açıklamalarını tekrarlaması üzerine Avrupalı liderlerden ortak bir açıklama geldi.
Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Polonya'nın ortak açıklamasında "Grönland, kendi halkına aittir" ifadesi yer alıyor.
Açıklamada yarı özerk Grönland'ın bağlı olduğu Danimarka liderinin de imzası yer alıyor.
Açıklama, Grönland'ın "ilişkileriyle ilgili konulara yalnızca Danimarka ve Grönland karar verebilir" deniliyor.
Yedi ülke liderinin imzası olan açıklamada, egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığının, "evrensel ilkeler olduğunu ve bunları savunmaktan vazgeçmeyeceklerini" ifadesi de yer alıyor.
Açıklamada, Grönland'ın NATO topraklarının bir parçası olduğu da vurgulanıyor.
Trump adanın şu anda Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu da iddia etti ve ABD'nin Grönland'ı kontrolünün Batı'nın daha geniş çıkarlarına hizmet edeceğini savundu.
Trump'ın danışmanlarından Stephen Miller'ın eşi Katie Miller da sosyal medya hesabında, Grönland haritasını Amerikan bayrağının renkleriyle paylaşmış ve "YAKINDA" ifadesini kullanmıştı.
Trump aralık ayında da Grönland için özel temsilci atamıştı.
Grönlandlıların çoğu Danimarka'dan bağımsızlık kazanmayı desteklerken, kamuoyu yoklamaları ada halkının ezici bir çoğunluğun ABD'ye katılmaya karşı olduğunu gösteriyor.

Dünyanın en büyük adası Grönland'da yaklaşık 57 bin kişi yaşıyor.
Danimarka: 'Tehdidi bırakın'
Trump'ın son açıklamalarından sonra Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, "ABD'nin Danimarka'ya ait hiçbir bölgeyi ilhak etme hakkı yoktur. Tehdidi bırakın" dedi.
Frederiksen Danimarka'nın "ve dolayısıyla Grönland'ın" NATO üyesi olduğunu ve ittifakın güvenlik garantisi kapsamında olduğunu belirtti.
Danimarka'nın ABD ile Grönland'a erişim hakkı tanıyan bir savunma anlaşması olduğunu ve Kuzey Kutbu bölgesindeki güvenlik yatırımlarını artırdığını söyledi.
"Bu nedenle, ABD'yi, tarihsel olarak yakın bir müttefikine ve açıkça satılık olmadıklarını belirten başka bir ülkeye ve başka bir halka yönelik tehditlerini durdurmaya şiddetle çağırıyorum" dedi.

Ada halkının neredeyse yarısı başkent Nuuk'ta yaşıyor.
Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen de ABD'nin ilhakı yönündeki tehditleri kesin bir dille reddetti ve "Artık yeter" dedi.
Nielsen 4 Ocak'taki paylaşımında "Artık baskı yok. Daha fazla ima yok. Artık ilhak fantezileri yok" diye yazdı.
"Biz diyaloğa açığız. Tartışmalara açığız. Ancak bu, uygun kanallar aracılığıyla ve uluslararası hukuka saygı çerçevesinde gerçekleşmelidir" dedi.



