BM Genel Kurulu: Küresel diplomasinin tepe noktası ve 80 yılda unutulmayan anlar

BM Genel Kurulu: Küresel diplomasinin tepe noktası ve 80 yılda unutulmayan anlar
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, uluslararası ilişkilerin zorlu bir döneminde 9 Eylül Salı günü 80'inci oturumunu başladı. Genel Kurul'un 22-30 Eylül tarihleri arasındaki üst düzey oturumlarına ise devlet ve hükümet başkanları katılacak.

BM'nin ve dolayısıyla küresel diplomasinin en önemli müzakere organı olan Genel Kurul'da bu yıl bir ilk yaşanacak. Suriye'nin geçici CumhurbaşkanıAhmed Şara, eski Devlet Başkanı Nureddin Atassi'den bu yana BM'de konuşacak ilk Suriye Başkanı olacak.

Bu yılki oturuma "her devlet, bir oy" ilkesine dayalı eşit temsille BM'ye üye 193 ülkenin delegasyonları katılıyor. Güvenlik Konseyi gibi diğer BM organlarının aksine, burada tüm üyeler karar tasarıları üzerinde oy kullanırken aynı güce sahip.

Bu yönüyle Genel Kurul, tüm üye devletlerin temsil edildiği tek küresel forum niteliği taşıyor.

Genel Kurul'da hangi konular ele alınıyor?

Her Genel Kurul'da ekonomik, sosyal, güvenlik ve çevre politikalarına ilişkin konuları kapsayan geniş bir gündem ele alınıyor. Bu kapsamlı tartışmaların yanı sıra iklim ve küresel ekonomi konulu zirveler ile 2015'te BM tarafından yoksulluğu sona erdirme ve gezegeni koruma çağrısı olarak kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne yönelik ilerleme değerlendirmeleri de yapılıyor.

Bu yıl ayrıca yapay zeka yönetişimi konusunda yeni bir istişare platformu da başlatıldı.

Genel Kurul'un temel amacı tüm üye devletleri ortak bir zeminde buluşturmak olsa da toplantılar her zaman güncel küresel gelişmelerin gölgesinde gerçekleşiyor. Bu yıl öne çıkanlar arasında Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş veİsrail'in Gazze'deki saldırıları bulunuyor.

Geçtiğimiz yıllardaki oturumlar ise dünyanın bazı bölgelerinde demokrasilerin gerilemesinin gölgesinde yapılmıştı.

Konuyla ilgili Berlin Özgür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Diana Panke, DW'ye yaptığı açıklamada "Birçok ülkede demokrasiden genel bir geri adım söz konusu. Bu da Genel Kurul'un dinamiğini zor ve karmaşık hâle getiriyor" dedi.

Çin'in Kuşak ve Yol girişimiyle destekçi ülkelerinin sayısını artırması ve mevcut Trump yönetiminde ABD'nin uluslararası kurumlara karşı giderek içine kapanan tutumu da önümüzdeki görüşmelerin seyrini ve alınacak kararların nihai dilini etkileyebilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.

Genel Kurul'u kim yönetiyor?

Her yıl BM Genel Kurulu başkanlığı, beş coğrafi gruptan biri arasından seçilen yeni bir isme geçer. Başkan, görüşmeleri açıp kapatmak, tartışmaları yürütmek ve konuşma sürelerini düzenlemekle sorumludur.

Bu yıl oturumları Haziran ayında başkan olarak seçilen Almanya'nın eski Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock yönetecek.

Genel Kurul'un en önemli etkinliklerinden biri, 193 üyenin tamamına konuşma fırsatı sunan Genel Tartışma'dır. Bu yıl 80'inci oturumun teması "Birlikte Daha İyi: Barış, kalkınma ve insan hakları için 80 yıl ve ötesi" olarak belirlendi.

Genel Görüşme, 23 Eylül Salı günü başlayıp 29 Eylül Pazartesi günü sona erecek.

Kararlar bağlayıcı değilse Genel Kurul'un önemi ne?

BM Genel Kurulu'nda kabul edilen kararların hiçbiri bağlayıcı değildir; yani devletler tüm kararları destekleyip imzalasa bile bunları uygulamak zorunda değildir. Bu durum, son yıllarda Genel Kurul'un etkinliğinin sorgulanmasına yol açmıştır.

Ancak Panke, bu bağlayıcı olmayan yapının değerine dikkat çekiyor. Ona göre bu, ülkelerin gündem maddeleri karşısındaki tutumlarını açıkça ifade etmelerini ve daha sonra yasal olarak bağlayıcı anlaşmaların temellerini atmalarını sağlar.

"Genel Kurul süreci bir kıvılcım yakabilir; ardından Taraflar Konferansı toplanır ve uluslararası, hukuken bağlayıcı bir antlaşma kabul edilebilir. Bu iki aşama birbirini dışlamaz" diyor Panke.

Panke ayrıca Genel Kurul kararlarının bağlayıcı olmasa da normatif bir güce sahip olduğunu vurguluyor:

"Bu kararlar, kamuoyunun devletleri sorumlu tutmasına imkân veren uygunluk standartları belirler."

BM Genel Kurulu'nun dikkat çeken yönlerinden biri, aldığı kararların bağlayıcı olmaması. Yani bir üye ülke Genel Kurul'da kabul edilen tüm kararları destekleyebilir, ancak benimsenen kararları uygulamak zorunda değildir. Bu durum, son yıllarda Genel Kurul'un etkinliğine yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.

Buna rağmen Berlin Özgür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Diana Panke, kararların bağlayıcı olmamasının önemli bir işlevi olduğuna dikkat çekiyor. Panke, bu yapının ülkelerin Genel Kurul gündemindeki konulara ilişkin tutumlarını açıkça ortaya koymalarına olanak tanıdığını ve daha güçlü, hukuken bağlayıcı anlaşmaların zemininin hazırlanmasına katkı sağladığını vurguluyor.

Panke, "Genel Kurul sürecinde bu adım atılabilir, ardından Taraflar Konferansı toplanarak uluslararası, hukuken bağlayıcı bir antlaşma kabul edebilir. Biri diğerini mutlaka dışlamaz" diyor ve ayrıca, bağlayıcılığı olmasa da Genel Kurul kararlarının norm belirleyici bir güce sahip olduğunu belirtiyor:

"Bu kararlar, kamuoyunun devletleri sorumlu tutabileceği uygunluk standartlarını ortaya koyar."

BM Genel Kurulu yüksek düzeyli görüşmeleri 23 Eylül'de New York'taki BM Genel Merkezi'nde başlayacak…

Görüşmelerde kimi zaman tartışma yaratan ifadeler kullanılıyor, kimi zaman da liderlerin ilginç anları akıllara kazınıyor. 80 yıllık BM Genel Kurul görüşmelerinin ilgi çekici ve tartışmalı anlarına da tanıklık etti.

En uzun süren konuşma rekoru Küba lideri Castro'nun

BM Genel Kurulu’nda konuşmaların maksimum 15 dakika sürmesi istense de konuşmacının zamanı nasıl kullanacağına genellikle müdahale edilmiyor. Bu nedenle Genel Kurul'da bazı konuşmacıların kullandığı süre, dakikalar değil saatler sürüyor.

Eski Küba Devlet Başkanı Fidel Castro'nun 26 Eylül 1960'da yaptığı ve yaklaşık 4,5 saat süren (269 dakika) konuşma ise BM Genel Kurulu tarihinin en uzun konuşması olarak kayıtlara geçti.

Chavez, Bush'u "şeytana" benzetti

Geçen 80 yıllık süreçte birçok sert tartışmanın yaşandığı Genel Kurul'da, liderlerin diğer ülke liderlerine hakarete varan sözler sarf ettikleri ve birbirlerini suçladıkları anlar da yaşandı.

Eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, 2006'da yaptığı konuşmada, kendisinden bir gün önce kürsüye çıkan eski ABD Başkanı George W. Bush için İncil'de şeytan ile ilişkilendirilen kükürde atfen, "Şeytan dün buraya geldi, bugün hala kükürt kokuyor." demesi ilginç anlardan biri olarak kayıtlara geçti.

Filistinli lider Arafat'ın konuşması

Öte yandan, Filistin lideri Yaser Arafat'ın 1974'te BM Genel Kurulu’nda yaptığı ilk konuşma da hafızalara kazındı.

Arafat'ın salondakilere "Bugün buraya elimde bir zeytin dalı ve bir özgürlük savaşçısının silahı ile geldim. Elimdeki zeytin dalının düşmesine izin vermeyin." cümlesi hala hafızalarda tazeliğini koruyor.

Kaddafi'nin, BMGK'yi "terör konseyi" olarak nitelemesi

BM Genel Kurulu’nda en dikkat çekici anlardan biri, 2009'da dönemin Libya lideri Muammer Kaddafi'nin yaptığı yaklaşık 100 dakikalık konuşma oldu.

Kaddafi, BM Güvenlik Konseyine (BMGK) yönelik eleştirisini "Buna güvenlik konseyi denmemeli, terör konseyi denmeli." sözleri hala hatırlanıyor.

Uganda Devlet Başkanı'nın "Hitler" gafı

Eski Uganda Devlet Başkanı İdi Amin de 1972'de yaptığı konuşmada, eski İngiltere Başbakanı Edward Heath'i övdükten sonra, onu Adolf Hitler'le kıyaslayarak büyük bir gafa imza attı.

Amin, daha sonra yanlışını düzeltmek için "Hitler değil, Winston Churchill'i kastetmiştim. Heath, Churchill'e benziyor." ifadelerini kullandı.

Trump'ın kahkaha alan konuşması

Öte yandan 2018'de ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptığı konuşma da ilginç anlara sahne oldu.

Trump'ın ABD ekonomisinin hiç olmadığı kadar iyi olduğu ve kendisinin 2 yılda diğer yönetimlerden daha çok şey başardığını söylemesi üzerine salondan kahkaha sesleri yükseldi.

Bunun üzerine Trump, "Beklediğim tepki bu değildi ama sorun değil." ifadesini kullandı.

Boris Johnson'ın yapay zeka uyarısı tepki çekmişti

Öte yandan dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın 2019'daki BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yapay zekaya dair sözleri o dönem ilgi çekmişti. Johnson'ın Amazon'un yapay zeka ürünü Alexa'ya dair "Gelecekte Alexa sizden emir alıyor gibi görünecek. Ancak Alexa sizi izliyor, dilini çıkarıyor ve ayaklarını yere vuruyor olacak." demişti.

Endonezya'nın veda mektubu ve BM Genel Kurulu’nun en küçük misafiri

Endonezya, Malezya ile yaşanan anlaşmazlık üzerine 1965'te BM'den ayrılmak için mektup sunan ilk ve tek ülke oldu.

Genel Kurul'un en küçük misafiri ise 2018'de dönemin Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in 3 aylık bebeği oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle BM Genel Kurulu tarihinde ilk kez 2020'de çevrim içi oturum düzenlendi.

İzlanda tokmağının ilginç serüveni

İzlanda'nın, 1952'de BM Genel Kurul Başkanı'na oturumları açıp kapatmak, gündemi kabul etmek ve kararları oylamada kullanmak için tokmak hediye etmesinin ardından tokmak, Genel Kurul'un simgesi haline geldi.

İzlanda'nın hediye ettiği tokmak, 1960'da İrlandalı diplomat Frederick Boland'ın, eski Sovyetler Birliği lideri Nikita Kruşçev'i sakinleştirmeye çalıştığı sırada yanlışlıkla kırıldı.

Olayın ardından, İzlanda'dan talep edilen yeni tokmak da 2005'te kayboldu, yerine yenisi getirilmek zorunda kalındı.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.