Büyük İskender'in Gazze kuşatması ve amansız intikamı

Büyük İskender'in Gazze kuşatması ve amansız intikamı
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Dalia Ventura
BBC News Mundo

Makedonya Kralı 3. İskender, daha çok bilinen adıyla Büyük İskender, MÖ 332 yılında Mısır'ı fethetmek için yola çıkmıştı.

Ancak önünde Gazze vardı.

Greko-Romen tarihçi Flavius Arrianus, MS ikinci yüzyılda İskender ile ilgili yazdığı eserinde Gazze'yi "önemli bir şehir" olarak tanımlıyordu.

Gazze, uzun tarihi boyunca çok önemli bir şehir olmuştu.

Ancak bu, bugünkünden çok farklı nedenlere dayanıyordu.

Arrianus'un da belirttiği gibi o zamanlar bu bölge sadece çöllerle çevrili bir vadi değil, aynı zamanda Fenike – Mısır güzergahı üzerindeki son şehirdi.

Yani, Levanten Akdeniz imparatorluklarının Asya ile Afrika arasındaki seyahat yönüne bağlı olarak, Sina Çölü'ne girmeden önce veya çıktıktan sonra karşılarına çıkan ilk veya son sığınaktı.

Samson'u sütunları yıkarken gösteren bir illüstrasyon, üzerinde mavi bir giysi ve beline sarılmış turuncu bir kumaş var

"Filistilerle birlikte öleyim!": Samson'un Gazze'deki son sözleri. (Cornelis Massys'in eseri, 1549).

Gazze, stratejik önemi nedeniyle sürekli el değiştirdi.

Farklı dönemlerde Filistler, İsrail Kralı Davut, Asurlular, Mısırlılar ve Babilliler tarafından yönetildi... ta ki MÖ 6. yüzyılda ilk Pers İmparatorluğu'nun kurucusu Büyük Kiros tarafından ele geçirilene kadar.

İşte Büyük İskender de MÖ 336'da tahta çıktıktan sonra bu imparatorluğu yenilgiye uğratmak için yola çıkacaktı.

'İmkansız'

İki yıldan fazla bir süredir Asya'yı fethetmekte olan Büyük İskender, Gazze'ye ulaştığında şehri çevreleyen güvenli surlarla karşılaşmıştı.

MÖ 334'te, yaklaşık 30.000 piyade ve 5.000'den fazla süvariden oluşan bir orduya komuta ederek Çanakkale Boğazı'nı (Hellespont) geçmiş ve birçok zafer kazanmıştı.

En son zaferi muhteşemdi: MÖ 332 yılının Temmuz ayında, en önemli Fenike şehir devleti ve Pers deniz üssü olan Sur antik kentini (günümüz Lübnan topraklarındaki Tire) yedi ay boyunca kuşatıp ablukaya almış ve denize kadar uzanan surlara rağmen ele geçirmeyi başarmıştı.

Bu savaşın ardından uygulanan sert cezalar kulaktan kulağa yayılınca, Makedon kralı Büyük İskender Mısır yolunda hiçbir direnişle karşılaşmadı, ta ki Gazze'ye ulaşana kadar.

Büyük İskender'in Gazze Kuşatması. 1899 tarihli renkli gravür.

Büyük İskender'in Gazze Kuşatması. 1899 tarihli renkli gravür.

Gazze, o sırada Pers İmparatorluğu'nun komutanı Batis tarafından yönetiliyordu.

Arrianus'un anlattığına göre Batis, yenilmez İskender'e teslim olmak yerine, "bazı Arap paralı askerlerin hizmetlerini satın aldı ve uzun bir kuşatmaya karşı bol miktarda buğday stokladı".

İskender Gazze'nin "zorla alınamayacağından emin"di.

İskender'in şehri ele geçirmek için gerekli olan yapıları inşa etmekle görevlendirdiği kişiler de bu görüşteydi. "Tepenin yüksekliği nedeniyle bu surları zorla ele geçirmenin imkansız olduğunu" söylüyorlardı.

Ancak İskender için "tüm engellere rağmen elde edilecek bir başarı, düşmanları üzerinde büyük bir caydırıcı etki yaratacaktı".

Kahine danışma

Kararlı olan İskender, saldırı araçlarını surların üstüne yerleştirebilmek için bir set inşa edilmesini emretti ve Sur'da (Tire) kullandığı ekipmanı getirtti.

Ancak Arrianus'a göre tanrılara kurban sunmak üzereyken "sunak üzerinde uçan bir leş kuşu, taşıdığı taşı onun başına düşürdü".

İskender, bu olayın alametleri hakkında en sevdiği kahine danıştı ve aldığı cevap şuydu: "Şehri ele geçirmeyi başaracaksın, ancak bugün son derece dikkatli olmalısın."

O da bir süreliğine bu tavsiyeye uydu.

Düşman, yüksekteki avantajlı konumundan Makedonlara saldırdığında, onları savunmak için dışarı çıktı ve başarılı oldu ancak omzundan yaralandı.

Yarası ciddi olmasına rağmen kehanetin bu kısmı gerçekleştiyse, diğer kısmı da gerçekleşir düşüncesiyle sevindi: şehir düşecekti.

Ve öyle de oldu.

Quintus Curtius Rufus'un Latince el yazması "Historiae Alexandri Magni" (Büyük İskender'in Tarihi) kitabından bir sayfa.

Quintus Curtius Rufus'un Latince el yazması "Historiae Alexandri Magni" (Büyük İskender'in Tarihi) kitabından bir sayfa.

Şehir surları sonunda yıkıldı; bazı kısımları paramparça oldu; bazı yerler ise onları destekleyen toprak kazılınca çöktü.

Yaklaşık 100 gün süren savaşın ardından, Makedon taburları birbiri ardına şehre girdi.

Arrianus bu gelişmeleri şöyle anlatıyordu: "Gazzeliler, şehirleri düşmanın eline geçmiş olsa bile, her biri kendilerine verilen pozisyonda savaşarak ölene kadar direnmeye devam ettiler."

Her iki tarafta da insan kayıpları ağırdı.

Romalı tarihçi Quintus Curtius Rufus, "Historiae Alexandri Magni" (Büyük İskender'in Tarihi) adlı eserinde, "Bu savaşta yaklaşık 10.000 Pers ve Arap öldü ama Makedonlar için de zafer kansız olmadı" diye yazıyor.

'Onun sessizliğini bozacağım'

Büyük İskender'in hayatı hakkında önemli bir kaynak olan Rufus'a göre, Gazze komutanı savaştan sağ kurtuldu.

Ancak bazı akademisyenler Rufus'un eserini bir tarihi roman olarak değerlendiriyor.

Rufus, eserinde Gazze'yi koruyan Pers komutanı ile ilgili "Batis cesurca savaştı ve yaralı halde adamları tarafından terk edildi; ancak, silahları kendi kanı ve düşmanın kanıyla lekelenmiş olarak elinden kayıp düşmesine rağmen, hiç azalmayan bir şevkle savaşmaya devam etti" der.

Ama Batis'in sonu da kanlı oldu:

"Onu getirdiklerinde, başka zaman düşmanın cesaretini bile takdir eden genç İskender küstah bir sevinçle coştu.

"'İstediğin gibi ölmeyeceksin,' dedi, 'bir düşmana karşı yapılabilecek her şeyi çekmek zorunda kalacaksın.

"Batis, krala duygusuz bir şekilde, hatta kibirle bakıp, tehditlere rağmen ağzını açmadı.

"Bunu gören İskender şöyle dedi: 'Konuşmamakta ne kadar inatçı olduğunu görmüyor musun? Diz çöktü mü? Yalvaran bir söz söyledi mi?

"'Ama ben onun sessizliğini bozacağım; başka bir şey yapamasam bile en azından iniltileriyle sessizliğini bozacağım.'

"Sonra [İskender'in] öfkesi hiddete dönüştü.

"Batis'in topukları kayışlarla delinip bir arabaya bağlanarak atlar tarafından şehirde sürüklendi.

Kral, düşmanına böyle bir ceza vererek soyundan geldiği Akhilleus'u taklit ettiğini söyledi övünerek."

Ya sonra?

Atı üstünde elinde kılış savaşan Büyük İskender illüstrasyonu

Büyük İskender, üç kıtaya yayılan ve yaklaşık iki milyon kilometrekarelik bir alanı kapsayan bir imparatorluk kurdu.
 

Birinci yüzyıl Yunan biyografi yazarı ve filozof Plütark, "İskender'in Hayatı" adlı eserinin başında, "Çoğu zaman geçici bir eylem, keskin bir söz ve önemsiz bir şey, binlerce insanın öldürüldüğü savaşlar, sayısız ordular ve şehirlerin kuşatılmasından daha çok bir karakteri tanımlamaya yarar" diyordu.

Gazze'deki zaferin ardından, Büyük İskender, "Olimpias, Kleopatra ve onların dostlarına" büyük miktarda ganimet göndermenin yanı sıra, gençlik yıllarında öğretmenliğini yapan Leonidas'a da bir hediye gönderdi.

O zamanlar Leonidas, bir gün onun elleriyle sunak ateşine tütsü attığını görmüş ve şöyle demişti:

"Bu kokuları üreten toprakları fethettiğinde, onları böyle bolca yakarsın; şimdilik elindekini idareli kullan."

İskender bunu unutmamış ve Gazze'den gönderdiği hediyeye bir not eklemişti:

"Tanrılara cimri davranmayı bırakman için sana bol miktarda mür ve tütsü gönderiyorum."

Arrianus, Gazze'de "İskender kadınları ve çocuklarını köle olarak aldı, şehri çevre köylerden gelen insanlarla yeniden doldurdu ve savaş için bir kale olarak kullandı" diye anlatır.

Büyük İskender daha sonra Mısır'a doğru yoluna devam etti.

Daha sonra bugünkü Irak ve İran topraklarına ilerledi.

Çok geçmeden Yunanistan'dan Hindistan'ın kuzeybatısına uzanan gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklardan birinin lideriydi.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.