Dışişleri Bakanlığı, 7 Ağustos'ta yaptığı açıklamayla Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın günü birlik çalışma ziyareti için Suriye'ye gittiğini duyurdu. Fidan, Şam'da Suriye'nin geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed Şara ile görüştü.
Bu ziyaretin hem zamanlama açısından hem de gündemde yer alan kritik konular açısından önem taşıdığı Ankara'da yapılan değerlendirmeler arasında.
Ankara'nın gündeminin üst sıralarında yer alan konu ise Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında Mart ayında yapılan anlaşmanın tam ve gecikmeden uygulanması.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre Fidan'ın Suriye temaslarında şu başlıklar ön plana çıktı:
Esad rejiminin devrilmesinden bu yana geçen sekiz aylık süreçte Türkiye-Suriye ilişkilerinde elde edilen ilerlemenin muhasebesinin yapılması ve bu muhasebe ışığında ikili işbirliğinin daha da güçlendirilmesi.
Suriye'nin yeniden imarı ve ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmalarda eş güdüm sağlanması.
Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğinin korunması, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan kaynaklanan milli güvenlik endişeleri ile terör örgütleri IŞİD ve PKK/YPG başta olmak üzere terörle mücadelede Ankara-Şam işbirliğinin bir değerlendirmesinin yapılması.
İsrail'in hem Suriye'nin hem bölgenin istikrar ve güvenliğine tehdit oluşturan eylem ve söylemleri.
Ankara SDG – Suriye ordusu çatışmasından endişeli
Dışişleri Bakanı'nın Şam ziyaretinin en önemli gündem maddesinin güvenlik başlığı olduğu öngörülüyor.
SDG'nin ana omurgasını oluşturan Halkın Savunma Birlikleri (YPG), Türkiye tarafından PKK'nın Suriye kolu olarak görülüyor ve "terör örgütü" olarak tanımlanıyor. SDG'nin kuruluş aşamasında olan Suriye ordusuna tam olarak entegre edilmesini içeren 10 Mart anlaşmasının tam olarak uygulanmasını bekleyen Türkiye, SDG'nin Suriye'yi bölmeyi amaçlayan herhangi bir adım atması durumunda müdahale edeceği uyarısında bulunuyor.
SDG ile Suriye ordusunun Münbiç ve Halep kırsalında geçen haftadan bu yana zaman zaman çatışıyor olmaları ve SDG'nin 10 Mart anlaşmasına uyma konusunda acele etmiyor olması Ankara açısından kaygı verici gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Son dönemde önce güneyde Süveyda bölgesinde, ardından da Menbiç bölgesinde yaşanan çatışmalardan SDG'yi sorumlu tutan Ankara, bu gelişmelerin İsrail'in Suriye'yi zayıf ve istikrarsız tutma politikasının da bir parçası olarak görüyor.
Süveyda'da katliam iddiaları: 'Yataklardaki hastaları vurdular'
Hem bu çatışmaların hem de İsrail'in Şam'a dönük saldırıları nedeniyle zor bir süreçten geçen Şara'ya yapılan bu ziyaretin, Ankara'nın Şara liderliğindeki geçici yönetime desteğin yeniden ifade edilmesi, Türkiye'nin desteğinin süreceğinin gösterilmesi açısından da önemli olduğu kaydediliyor.
Suriye ordusu ve SDG birbirlerini suçladı
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, 7 Ağustos'ta düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında, SDG'nin 10 Mart anlaşmasına uygun hareket etmediğinin sahada görüldüğünü kaydettiler.
SDG'nin Süveyda bölgesinde yaşanan çatışmalardan güç aldığını ve giderek sesinin daha güçlü çıktığını kaydeden kaynaklar, "Geçtiğimiz günlerde terör örgütü SDG'nin Münbiç ve Halep kırsalında Suriye hükümetine yönelik saldırıları, Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne zarar vermektedir," ifadelerini de kullandılar.
Ağustos ayının başında yaşanan gerilimde Şam ve SDG birbirlerini suçlamışlardı. Suriye Savunma Bakanlığı, SDG tarafından yapılan saldırılarda sivil ve asker kayıpların yaşandığını kaydetmiş; SDG ise kendilerine yapılan saldırıya yanıt verdiklerini açıklamışlardı.
Şam yönetimi ile SDG'nin imzaladığı 8 maddelik anlaşma, SDG birliklerinin ulusal orduya 2025 sonuna kadar entegre olmasını içeriyor ancak bu sürecin nasıl somutlaşacağı ayrıntılandırılmıyor.
SDG Komutanı Mazlum Abdi son dönemde yaptığı açıklamalarda, Suriye'de "tek ordu, tek bayrak" yaklaşımını desteklediklerini ancak yerel yönetimlere bazı haklar getiren bir sistemin kurulmasını istediklerini söylemişti.
Abdi Şam yönetimi ile varılan anlaşmayı uygulayacaklarını ancak bunun gerçekleşmesi için zamana gereksinim olduğunu da kaydetmişti.
Abdi SDG'nin Türkiye'ye herhangi bir tehdit oluşturmadığını da belirtmiş ve diyalog kurmaya hazır olduklarını duyurmuştu.
Abdi'nin bu açıklamaları, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın "ABD'nin Suriyeli Kürtlere bir devlet borcu olmadığı" ve toprak bütünlüğü korunmuş bir Suriye'yi desteklediklerini içeren sözlerinden sonra yapmıştı.
PKK'nın silah bırakma süreci
Fidan'ın Suriye ziyaretini zamanlaması açısından önemli kılan diğer bir unsur, PKK'nın kendini feshetme ve silahları bırakması sürecinin devam ediyor olması. TBMM'de kurulan komisyon da 5 Ağustos'ta ilk toplantısını yaptı.
Ankara, ilk aşamada "terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı projeyi, "terörsüz bölge" kavramına genişletti ve bu kapsamda Suriye ve Irak'ın tamamen "terör gruplarından" arındırılması niyetini dile getirdi.
PKK ile YPG'nin aslında aynı organizasyonun parçaları olduğunu düşünen Ankara, bu nedenle Suriye'deki YPG'nin 10 Mart anlaşması uyarınca silahlarını bırakıp Suriye ordusuna entegre olmasını istiyor.
Suriye'de Kürtlerle görüşmelerin tıkanması olasılığı Türkiye'deki süreci etkiler mi?
SDG ile yaşanabilecek olası bir gerilimin Türkiye'nin PKK ile yürüttüğü süreci de olumsuz etkileyebileceği, dolayısıyla Suriye'deki entegrasyonun süratle ve sorunsuz tamamlanması bu açıdan Ankara'nın önem verdiği bir konu başlığı.


