Erdoğan'dan Demirtaş yorumu: "Terörsüz Türkiye'de yeni kavşaktayız, yargı ne derse ona uyarız"

Erdoğan'dan Demirtaş yorumu:
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Kasım'daki AKP grup toplantısı sonrası eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tahliye olasılığıyla ilgili soruya yanıt verdi.

Erdoğan, "Yargı ne derse ona uyarız" şeklinde konuştu.

Bu değelendirme öncesi de Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının kesinleştiğini hatırlatan Tunç, ilgililerin [tahliye] müracaatı durumunda, mahkemenin değerlendireceğini söyledi.

"Bu süreci hep birlikte beklemek gerekecek" dedi.

AİHM'in Türkiye'nin itirazını reddetmesiyle birlikte karar kesinleşmişti.

Bu da Demirtaş'ın tahliye edilebileceği beklentilerine yol açtı.

AİHM'in kararı, Demirtaş'ın tutuksuz yargılanması gerektiğine işaret ediyordu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de 4 Kasım'daki grup toplantısı sonrası Demirtaş'ın tahliyesinin "hayırlı" olacağını söyledi.

ERDOĞAN'IN AKP GRUP TOPLANTISINDAKİ SÖZLERİ

"Terörsüz Türkiye menziline doğru emin adımlarla yürüyoruz." diyen Erdoğan son iki haftada bu yönde önemli gelişlemeler yaşandığına dikkat çekti.

"SÜREÇTE YENİ KAVŞAKTAYIZ"

DEM Parti İmralı Heyeti ile yaptığı görüşmeyi hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdik. Terörsüz Türkiye hedefine giden yolda yeni bir kavşağa ulaştığımız görülüyor. Herkesin elini taşın altına koyması, destek vermesi, en fazla katkıyı sunmaya odaklanması gerekiyor. Cumhur İttifakı olarak zaten üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Terörsüz Türkiye menziline doğru yürüyoruz, süreci kundaklamaya dönük girişimlere prim vermiyoruz. Terörsüz Türkiye; ayağındaki paslı zincirleri kıran muktedir, huzur içinde yaşayan mutlu Türkiye'dir, muazzam bir kardeşlik ve kucaklaşma sahnesi olacak muzaffer ve muteber Türkiye'nin nişanesidir.” ifadelerini kullandı.

"ÖZGÜVENLE SÜRECİ SONLANDIRACAĞIZ"

Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu hatırlatan Erdoğan, “Meclis'teki komisyon önemli bir boşluğu doldurdu. İlgili tüm taraflar dinlenmeli. Özgüvenle süreci sonlandıracağız.” diye konuştu.

ERDOĞAN'DAN BAHÇELİ'YE TEŞEKKÜR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünkü değerlendirmelerle başta FETÖ'cü alçaklar olmak üzere, müfsit zihniyetin oyunlarını deşifre eden Sayın Bahçeli'ye teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakı olarak tam bir dayanışma içerisinde hedefimize ulaşacağız. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak kırmızı çizgimiz; bu ülkenin bekasının her şart altında muhafaza ve müdafaasıdır. Cumhur İttifakı olarak tam bir dayanışma içerisinde hareket ederek önce Terörsüz Türkiye, ardından da Terörsüz Bölge hedefimize ulaşacağız.” dedi.

"23 YIL BOYUNCA 3 KASIM DEVRİMİNE BAĞLI KALDIK”

Her seçimde oylarını artırdıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “3 Kasım sonrası girdiğimiz her seçim dünyanın en temiz seçimleri olmuştur. AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesi açıkçası bir halk devrimi olmuştur. 23 yıl boyunca biz 3 Kasım devrimine sadakatle bağlı kaldık. 23 yıldır her seçimde kazanıyorsak işte bu 3 Kasım seçim sonuçlarına olan sadakatimizin bir neticesidir. Daha yapacak çok işimiz var. Biz 23 yılda bir gençlik, bir nesil yetiştirdik. Gelecekten asla umutsuz değiliz. Bu gençlik, bu nesil bizim yapamadıklarımızı da yapacak. 3 Kasım seçimlerden bir seçim değildir, okun yaydan fırladığı Türkiye'nin şaha kalktığı bir sürecin başlangıcıdır.” diye konuştu.

İBB'YE YOLSUZLUK SORUŞTURMASI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik süren yolsuzluk soruşturmasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İBB'nin içini boşaltılar. Belediyeye işi düşen herkesi haraca bağladılar." ifadesini kullandı.

"CUMHUR İTTİFAKI'NIN SURLARINDA GEDİK AÇILMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ"

Cumhur İttifakı'nda birlik vurgusu da yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi kurulan Cumhur İttifakı'nın surlarında gedik açılmasına asla izin vermeyeceğiz. Aramızda çatlak arayanları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hayal kırıklığını uğratmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

'Kardeşlik hukuku her şeyden kıymetli'

Edirne Cezaevi'nde yaklaşık dokuz yıldır tutuklu bulunan Demirtaş, AİHM kararına ilişkin yazılı açıklamasında "Özgür günlerde görüşebilmek umuduyla" demişti.

Demirtaş'a ait sosyal medya hesabından siyasetçinin el yazısıyla paylaşılan açıklamada, AİHM kararının önemli olduğunu ancak "86 milyon açısından kendi aramızdaki kardeşlik hukuku"nun "her şeyden kıymetli" olduğunu belirtildi.

DEM Parti ise kararla ilgili X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere arkadaşlarımızla ilgili bugüne kadar verilmiş çok sayıda AİHM kararı da dikkate alınarak ve en son AİHM'in 8 Temmuz 2025 tarihli kesinleşen kararı gözetilerek arkadaşlarımız vakit geçirilmeden serbest bırakılmalıdır" ifadelerine yer verdi.

Türkiye, AİHM ikinci dairesi tarafından Demirtaş hakkında verilen ihlâl kararına 7 Ekim'de itiraz etmişti.

Adalet Bakanlığı dosyanın AİHM'in Büyük Dairesi'nde yeniden ele alınması talebinde bulunmuştu.

AİHM, 8 Temmuz 2025'te açıkladığı kararında, Demirtaş'ın Kobani Davası bağlamında tekrar tutuklanmasını "hukuki açıdan sorunlu" bulmuştu.

Türkiye'nin karara itiraz etmesi için son gün 8 Ekim idi.

AİHM kararları Türkiye açısından bağlayıcı ancak diğer ülkeler gibi Türkiye'nin de uygulamadığı kararlar mevcut.

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararları bunların en çok bilinenleri.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Türkiye'nin uygulamadığı kararlara ilişkin denetim süreci ise sürüyor.

DEM Parti itiraza tepki göstermişti

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yapılan itirazın "hukuksuzlukta ısrar etmek ve toplumsal barışa ve adalete zarar vermek" olacağını savundu.

Sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşayan Hatimoğulları, "Barışa katkı vermeleri gerekenleri demir parmaklıklar ardında tutarak adaletsizlikte ısrar etmeyi ne biz ne de yüreği barış için atan milyonlar kabul eder" dedi.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, yapılan itiraz ile "ortaya bir kötü niyet konduğunu" öne sürdü.

Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Çandar, Kürt vatandaşların ve Türk kamuoyunun duygularının umursanmadığını söyledi ve "En önemlisi, iç barış konusunda büyük umutlara yol açmış 'Süreç' ciddi olarak yaralanmıştır" dedi.

Dava süreci ile ilgili neler biliniyor?

Demirtaş ile ilgili AİHM davalarının konusu Kobani olayları ile ilgili mahkumiyeti.

Kobani olayları, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün, Eylül 2014'te Suriye'de Kobani'ye yönelik bir saldırı başlatmasının ardından Türkiye'de yaşanan protesto ve şiddet olaylarını kapsıyor.

Kobani olaylarıyla ilgili ilk soruşturma 2014'te başlatıldı.

Bazı HDP'li siyasetçiler, "adam öldürme", "yağma", "kamu görevlisini silahla yaralama", "bayrak yakma", "devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma" gibi suçlamalarla yargılandı.

Demirtaş Kasım 2016'da tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianame, 7 Ocak 2021'de Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi, 26 Nisan 2021'de ilk duruşma yapıldı.

Davada 108 kişi yargılandı, sadece 12 kişi beraat etti.

15 Mayıs 2024'teki karar duruşmasında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş 42 yıl, Figen Yüksekdağ 30 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Kobani olayları sırasında HDP MYK Üyeleri Pervin Oduncu, Alp Altınörs, Nazmi Gür, Zeki Çelik ve Zeynep Karaman'a 22 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

AİHM'in Demirtaş kararları

AİHM, Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin olarak 2017'de yaptığı başvuruyu 20 Kasım 2018'de karara bağladı.

Kararda en çok dikkat çeken unsur, AİHM'in Demirtaş'ın tutukluluğunun "hukuki değil siyasi amaçlara dayandığı" sonucuna varmasıydı.

Demirtaş, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) güvenlik ve özgürlük hakkını düzenleyen 5., ifade özgürlüğüne ilişkin 10., haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlanmasıyla ilgili 18., bireysel başvurularla ilgili 34. ve Ek Protokol'ün serbest seçim hakkına ilişkin 3. maddesinin ihlal edildiği tezini işlemişti.

Mahkeme yaptığı değerlendirme sonucu Türkiye'nin 10. ve 34. maddeler dışındaki maddeleri ihlal ettiği sonucuna vardı.

AİHM, Türkiye'nin, Demirtaş'ın gözaltına alınmasının ve tutuklanmasının makul şüpheye dayandığı yönündeki tezini kabul etti.

Ancak bununla birlikte tutukluluk halinin uzatılmasına neden olan yargı kararlarında sunulan gerekçelerin, tutukluluğun devamını meşru kılacak yeterlilikte olmadığına hükmetti.

Türkiye'den, Demirtaş'ın tutukluluğunun devamını meşru kılacak yeni nedenler ya da kanıtlar ortaya atılmaması halinde tutukluluk halini sona erdirecek önlemleri mümkün olan en kısa sürede alması istendi.

AİHM'in Türkiye'nin 25 bin Euro ödemesine hükmettiği bu karar, itiraz üzerine temyiz organı olarak görev yapan ve 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire'ye götürüldü.

Büyük Daire, 22 Aralık 2020'da açıkladığı kararında, 2018'deki kararda olduğu gibi Türkiye'nin ihlalde bulunduğuna hükmetti.

Büyük Daire kararında Türkiye'nin Demirtaş'a mahkeme masrafları dahil olmak 60 bin 400 Euro ödemesine hükmedildi.

Bu karar nihai nitelikte.

Demirtaş'ın tutukluluk haliyle ilgili bir başka dava ise 2 Mart 2020'de AİHM gündemine taşındı.

Bir önceki başvuruda olduğu gibi bu başvuruda da Türkiye'nin AİHM'in bazı maddelerini ihlal ettiği, Demirtaş'ın 20 Eylül 2019'da yeniden tutuklanması ve bu tarihten sonra tutukluluğuna temel oluşturan gerekçelerin yetersiz olduğu tezi işlendi.

AİHM, 8 Temmuz 2025'te açıkladığı kararında, Demirtaş'ın Kobani Davası bağlamında tekrar tutuklanmasını "hukuki açıdan sorunlu" buldu.

Delilleri de yetersiz bulan AİHM, iç hukuk makamlarının tutuklamaya alternatif tedbirlerin uygulanma olasılığını göz önünde bulundurmadığına dikkat çekti.

Tutuklama kararının asıl amacının "başvuru sahibinin siyasi faaliyetlerini engellemek" olduğu sonucuna varan AİHM, Demirtaş'ın tutuklanması konusunda AYM'ye yaptığı üç bireysel başvuruya ilişkin karar sürecinin uzunluğunu da ihlal olarak gördü.

AİHM, Türkiye'nin mahkeme masrafları dahil 55 bin 745 Euro tazminat ödemesine karar verdi.

Türkiye bu karara 7 Ekim'de itiraz etti.

KAYNAK: BBC Türkçe

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.