Eski ABD Büyükelçisi Jeffrey: "Türkiye'nin F-35'e dönüşünde ilerleme olabilir"

Eski ABD Büyükelçisi Jeffrey:
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Begüm Dönmez ERSÖZ
DW Türkçe Yayını / Washington

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu'nun düzenlendiği New York'un ardından Washington'a gelerek Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'la görüşecek. Bir önceki Başkan Joe Biden döneminde Beyaz Saray'da ağırlanmayan Erdoğan'ın altı yıl aranın ardından gerçekleştireceği ilk ziyarette çok sayıda konu başlığı masada olacak.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta kendi sosyal medya platformu Truth Social'dan yaptığı paylaşımda, görüşmede "'büyük ölçekli Boeing uçağı alımı ve büyük bir F-16 anlaşması'' yapılması üzerinde çalışıldığını söylemişti.

Donald Trumpaynı mesajında F-35 konusunda da görüşmelerin devam ettiğini ve bu görüşmelerin olumlu şekilde sonuçlanmasını beklediğini ifade etmişti.

Türkiye'nin F-35 programına dönmesi mümkün mü?

ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi James Jeffrey, New York'ta bu hafta üst düzey Türk ve Amerikalı yetkililerle yaptığı görüşmelerin ardından Trump-Erdoğan görüşmesinden beklentileri DW Türkçe'ye değerlendirdi.

James Jeffrey ilişkilerde ciddi düzeyde ilerlemenin görüleceğine ilişkin her iki tarafta da "hatırı sayılır bir iyimserlik" olduğunu ve buna F-35 konusunda ilerlemenin de dahil olabileceği görüşünü dile getirdi.

Emekli büyükelçi Jeffrey, Trump-Erdoğan görüşmesini "Şunun altını çizmek istiyorum. Güvenlikten diplomatik konulara, NATO'dan Ukrayna'ya ve Kafkaslar'a ve oradan Suriye, İran ve Ortadoğu'ya kadar geniş bir yelpazede Başkan Trump'la görüşebilecek başka bir ülke yok. Bu nedenle bu görüşme çok önemli" sözleriyle değerlendirdi.

NATO üyesi Türkiye 2019'da Rusya'dan toplam maliyeti 2,5 milyar dolar olan S-400 füze savunma sistemini satın almasının ardından üretici ortaklarından olduğu F-35 programından resmi olarak 2021 yılında çıkarıldı.

ABD ve NATO Türkiye'nin bu sistemi satın almasını ittifak içinde savunma entegrasyonu açısından bir sorun olarak görmüş; Rus S-400 sisteminin ittifakın savunmasına yönelik bir tehdit oluşturduğunu ve bu sistemin F-35'lerle ilgili istihbarat toplayabileceği uyarısında bulunmuştu.

Türkiye'ye Rusya'dan aldığı bu sistem yüzünden Amerika'nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) adıyla bilinen yasa kapsamında yaptırım uygulanmıştı.

"S-400'lerden kurtulmadan F-35'e geri dönüş olmaz"

Washington ve Ankara bir süredir S-400 konusunda çözüm için bir formül arayışında. Başkent Washington'daki düşünce kuruluşu Center for American Progress'ten (Amerikan İlerleme Merkezi) Türkiye uzmanı Alan Makovksy, Türkiye'nin S-400 sisteminden kurtulmadığı sürece F-35 programına geri alınmasının mümkün olmadığı görüşünde.

1980-1990'larda ABD Dışişleri Bakanlığı ve 2000'li yıllarda da Kongre'nin dışişleri komisyonlarında danışmanlık görevi yapan Makovksy, "Bir çözüm yolu Türkiye'nin S-400'lere sahip olmaması. Bir diğer yol ise ABD'nin Türkiye'nin atacağı bir adımı artık bu sistemlere sahip olmaması şeklinde yorumlayabileceği bir formülün bulunması. Burada mesele Trump'ın ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu ve Kongre'yi buna ikna edip etmeyeceği" diyor.

Amerikalı uzman, ABD Kongresi'nde Türkiye'nin F-35 almasını istemeyen çok sayıda üyenin olduğunu, Türkiye'nin yasaya harfiyen uyarak S-400'lere sahip olmaması gerektiğini düşünenlerin sayısının azımsanmayacak kadar fazla olduğunu ve bunlar arasında Yunanistan ve İsrail destekçilerinin de bulunduğunu hatırlatıyor.

Türkiye F-35 programına çıkarılmadan önce 1,4 milyar dolar yatırım yapmış ve 100'den fazla F-35 siparişi vermişti.

Ankara 1,4 milyar doların iade edilmesini ve programdan çıkarılmasının yol açtığı zararın da tazmin edilmesini talep ediyor.

Özgür Özel'in 300 Boeing iddiası

ABD Başkanı Trump Truth Social'dan paylaştığı mesajda Erdoğan'la 25 Eylül'de yapacağı görüşmede "büyük ölçekli Boeing satışının'' da gündemde olacağını kaydetmişti.

Ana muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Özgür Özel 18 Eylül'de yaptığı bir açıklamada, Erdoğan'ın Dolmabahçe'deki ofisinde gizli olarak Trump'ın büyük oğlu ile bir araya geldiğini iddia etmiş; Erdoğan'ın görüşmede "Babanıza söyleyin, bize randevu verirse 300 Boeing alacağız, F-16 satın almayı konuşacağız" dediğini öne sürmüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 21 Eylül'de ABD'ye gitmek üzere yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada, "Sayın Trump'la herhangi bir alışveriş yapacak olursak oğluyla yapmamıza gerek yok, Trump'ın kendisiyle yaparız. Sağır duymaz uydurur, bu adam da durmadan böyle uydurup duruyor" dedi.

Türkiye uzmanı Alan Makovksy, "Trump'ın oğlunun resmi bir pozisyonu yok ancak başkanın oğlu olmak oldukça güçlü bir pozisyon. Tam olarak böyle bir görüşmenin olup olmadığını şu anda bilmemizin bir yolu yok ancak her iki lider de iş bitirici ve Trump da bunun gibi büyük bir satışı açıklayabilmeyi çok ister" sözleriyle iddiaları DW Türkçe'ye değerlendirdi.

Emekli Büyükelçi James Jeffrey ise önemli düzeyde uçak alımlarının bir süredir olduğunu ve Türk Hava Yolları'nın Airbus ve Boeing arasında bir denge gözetmek istediğini söyleyerek olası bir alımın ilişkileri güçlendireceği ancak bu konu ile Beyaz Saray'da görüşmenin ayarlanması arasında bir bağlantı olmadığı görüşünü dile getirdi.  

Taraflar Suriye konusunda birbirinden ne bekliyor?

İki liderin görüşmesinde gündeme gelmesi olası önemli başlıklardan bir diğeri de Suriye. ABD'nin IŞİD'le mücadelede ortağı olan ve başını Türkiye'nin PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü YPG'nin çektiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) akıbeti merak konusu.

Suriye'de geçen yıl Esad rejiminin devrilmesinden sonra yönetimi devralan geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve SDG komutanı Mazlum Abdi arasında 10 Mart'ta imzalanan anlaşma, SDG'nin askeri ve idari olarak Suriye ordusuna entegre olması çağrısında bulunuyor.

Suriye'de 13 yıl süren iç savaşta elde ettiği kazanımları korumak isteyen SDG ise ayrı ve özerk bir güç olarak entegre olmak istiyor. Ankara ve Şam ise bu seçeneğe karşı çıkıyor.

Bir önceki Trump döneminde ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi görevini yürüten emekli büyükelçi James Jeffrey şu anda aynı görevde olan Büyükelçi Tom Barrack'ın taraflarla temasta bulunarak görüş ayrılıklarını aşmaya çalıştığını belirtti.

Washington'ın Ahmed Şara yönetimi ve SDG arasında Mart ayında imzalanan anlaşmanın hayata geçirilmesinde ilerleme görmek istediğini, SDG ile Türkiye arasında da şu anda sürtüşme istemediğini belirten Jeffrey, "'Bu adımların en kısa zamanda atılması önemli. Yoksa diğer gruplar da anlaşmadan çekilme yoluna gidebilir. Ben yine de tüm tarafların iyi niyetle müzakere ettiğine inanıyorum" diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'la yapacağı görüşmede Washington'dan YPG'ye bu konuda baskı uygulamasını isteyeceğini öngören Alan Makovksy, "Erdoğan Trump ve Tom Barrack'ın (ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi) Şam ve Ankara'nın, güvenlik güçlerinin tamamen entegre olduğu son derece merkeziyetçi bir Suriye vizyonuna sıkı sıkıya tutunmasını isteyecek. Trump ve Barrack şimdiye kadar bu vizyonu paylaştı ancak Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlar'a yönelik saldırıların ardından bunu haklı Göstermek gittikçe daha zor hale geliyor" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın Trump'tan SDG/YPG için desteği kademeli bir şekilde sonlandırmasını isteyeceği öngörüsünü de dile getiren Makovksy, "Trump'ın da muhtemelen bu yönde bir eğilimi olabilir ancak bunun IŞİD'in yeniden canlanmasına yol açmayacağı konusunda ikna olması gerek" diyor. 

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.