İBB'ye casusluk soruşturmasında TGRT patronu Mücahid Ören detayı

İBB'ye casusluk soruşturmasında TGRT patronu Mücahid Ören detayı
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

AK Parti’ye yakınlığıyla tanınan gazeteci Abdulkadir Selvi, son günlerde gündemde olan casusluk soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Selvi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adının dosyada geçmesine tepki göstererek, “İmamoğlu’nun Hüseyin Gün ile makamında çekilen bir fotoğrafının olması, onu casusluk faaliyetiyle ilişkilendirmeye yeterli delil sayılmaz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan "Casusluk" soruşturması kapsamında Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. AK Parti'ye yakınlığıyla bilinen gazeteci Abdulkadir Selvi, casusluk soruşturmasına ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı.

CNN Türk ekranlarında İmamoğlu'nu savunan Selvi, “Ekrem İmamoğlu’nun bununla (Hüseyin Gün ile) bir yazışması yok, bir şeyi yok. Seçim kazanıldıktan sonra bir fotoğraf verilmesi Ekrem İmamoğlu’nun bir casusluk faaliyeti içerisinde olduğunu kanıtlamaya yetmez.” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde Ekrem İmamoğlu ve 4 kişi "casusluk" soruşturması kapsamında ifade verdi. Savcılık, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ı tutuklamaya sevk etti. 16.00'da başlayan ifadeler yaklaşık 6 saat sonrasında tamamlandı. Ekrem İmamoğlu'nun ifadesi 3 saat, tutuklu Necati Özkan'ın ifadesi ise 5 saat sürdü. Ve üç isim hakkında da tutuklanmaları kararı verildi.

Hüseyin Gün'ün etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle Ekrem İmamoğlu'nun elebaşı olduğu iddia edilen suç örgütü ve casusluk bağlantıları hakkında emniyette ve savcılıkta ayrıntılı ifade verdiği öğrenildi.

TGRT'NİN PATRONU MÜCAHİD ÖREN AYRINTISI

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Barış Terkoğlu da, köşesinde “aranan casus sonunda bulundu” başlıklı makalesinde TGRT'nin patronu Mücahid Ören'a ilişkin çarpıcı bir bilgiye yer verdi.

Alıntılayarak aktarıyoruz:

ARANAN CASUS SONUNDA BULUNDU

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Dün bu yazı yazılırken, herkes, gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’na casusluk operasyonu yapılmasına basamak olan Hüseyin Gün’ü soruyordu. Cevabı, 3 aydır tutuklu olduğu dosyada var.

1974 yılında Almanya’da doğmuş. İlkokulu ve ortaokulu Mersin’de okumuş. Ailesi orta 3’te İngiltere’ye eğitime göndermiş. Liseyi bitirdikten sonra Londra’da genetik mühendisliğine girmiş. 1996’da okulu bitirmesinin ardından Cenevre’de petrol şirketinde işe başlamış. Bir yıl sonra Merrill Lynch Bankası’nda yoluna devam etmiş. 2004 yılına kadar çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra, 2004 yılında bir konferansta tanıştığı Seher Alaçam ile ortak Avicenna Kapital isimli yatırım firmasını kurmuş.

Alaçam ile nasıl bir ilişkisi var derseniz…

İş ortaklığından fazlası, Gün ona "manevi annem" diyor. Alaçam’ın parasına, hatta hayatına Gün yön veriyordu. Hüseyin Gün’den yaşça oldukça büyük olan Alaçam’ın, Ümit isminde bir de oğlu var. Gün’ün anlattığına göre Seher Alaçam, "haylaz bir hayat süren" oğlundan çok Hüseyin Gün’e güveniyordu. Şirket 2012’ye kadar ayakta kaldı. Buradan sonra kendi ifadesiyle teknoloji yatırımlarına yöneldi: "Bu yatırımlarımın bazılarında Seher Alaçam ve Latif Aral Aliş isimli şahıs vardı. Kendisi aile dostum olur. Bu kişiyle de Sargun Savunma Sanayi isimli bir şirket kurmuştum."

Merdan Yanardağ’ı günlerdir manşet yapanlar farkında mı bilmem…

Gün’ün "aile dostum", "birlikte şirket kurduk" dediği Aliş, savunma sanayinde herkesin bildiği Sarsılmaz Savunma’nın sahibi. ATAK, HÜRKUŞ, HÜRJET, KAAN gibi projelerde devletle birlikte çalışıyor.

GERÇEK OĞLU İHBAR ETTİ

Gün, çoğunlukla İngiltere’de yaşıyordu, Türkiye’ye geldiğinde ise Seher Alaçam’ın evinde kalıyordu. Alaçam, 2022 yılında evinin havuzunda ölü bulundu. Alaçam’ın ölümünün ardından bir süre daha o evde yaşadı. Sonra adresini değiştirdi. 2024’te Şişli’de aldığı eve taşındı.

Her şey 2 Mart 2025 günü 112’ye Seher Alaçam’ın öz oğlunun yaptığı ihbarla başladı. İhbar kayıtlara şöyle girmiş:

"Hüseyin Gün Türk ve İngiliz vatandaşı. İsrail ve Amerika için çalışıyor. Yabancı istihbaratla çalışıyor. Yeni çıkan asker şahısların projelerini çalar. 2005’ten beri tanıyorum. Annemin evinde yazılı dosyalar bırakmış, orada gördüm, ekiplere teslim edebilirim. Kriptolu telefon kullanıyor. Başka ülkelerin darbeleriyle bağlantılı olduğunu söyler."

Oğul Ümit Alaçam, 6 Mart’ta tanık koltuğuna oturup, Hüseyin Gün’ü anlatmaya başladı. Gün’ün annesiyle ortak olduğunu, bu sayede tanıdığını, şirket evraklarını incelediğinde Hüseyin Gün’ün annesinden para kaçırdığını fark ettiğini söyledi.

Asıl mesele…

Ümit Alaçam’ın anlattığına göre:

Hüseyin Gün, Türkiye’de savunma sanayi içinde işler yapıyordu. Bu sırada da ajanlık faaliyeti yürütüyordu. Devlet yetkililerine satmaya çalıştığı telefon kriptolama programı aslında İngiliz istihbaratının telefon dinleme oyunuydu. Lübnan’da Hizbullah’ın çağrı cihazlarını ve telefonları patlatmaktan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan’a kadar farklı ülkelerde karışıklık çıkarmaya kadar bir dizi istihbarat faaliyetinin içindeydi. Türkiye’de de yabancı devletlerin elçileriyle, dikkat çekmemek için sevgilisinin kafesinde görüşüyordu. Polise, Gün’ün sevgilisinin adını da verdi.

Alaçam, bunların bir kısmını Hüseyin Gün’ün kendisinden duyduğunu söylüyor, bir kısmını ise Gün’ün annesinin evinde bıraktığı bilgisayarlar, ajandalar, dosyalar, telefonlar hatta günlükten öğrendiğini söylüyordu. Bunları da polise teslim etti.

YANARDAĞ’IN ADINI ŞOFÖR VERDİ

3 ay önce Hüseyin Gün gözaltına alındı. Polisin karşısına oturdu. Manevi annesinin öz oğlu Ümit Alaçam’ın uyuşturucudan kumara kötü alışkanlıkları olduğunu, manevi annesinin Hüseyin Gün’ü gerçek oğlundan çok sevmesi sebebiyle ona kıskançlıkla husumet beslediğini, bunları o yüzden yaptığını söyledi.

Ardından Gün’ün şoförünün ifadesi alındı. Şoför B.Y., Gün’ün sürekli iktidar aleyhinde konuşan biri olduğunu, yanındayken kendisi anlamasın diye İngilizce konuştuğunu, haber bültenini dinlerken "ben dün bu konularla alakalı görüşmüştüm bugün bunlar oldu" dediğini, "üst düzey devlet yöneticilerinin İngiltere’nin maaşlı elemanı olduğunu biliyorum, bende belgeleri mevcut" ifadelerini kullandığını, polis çevirmelerinde tedirgin olduğunu, birçok yabancı şahısla görüştüğünü anlatmış. Merdan Yanardağ’ın adı ilk kez şoförün ifadesiyle dosyaya girmiş. Şoför, 2023 seçimleri öncesinde, bankadan kendisinin iki kez, biri 10 bin biri 5 bin olmak üzere para çektiğini ve Merdan Yanardağ’a götürdüğünü söylemiş.

Dahası…

Şoför, Yanardağ dışında bir isim daha vermiş: "Seçim zamanlarında bana ‘Ümit Özdağ’ı destekleyelim, maddi yardım sağlayalım, bu hükümetin gitmesi lazım’ demişti. Fakat bir süre sonra ‘Ümit Özdağ’ın bir halt edebileceği yok, paramız boşa gitmesin’ şeklinde konuşmuştu."

Hüseyin Gün, ilk ifadesinde bu iddiaları da reddetti. Yabancılar ile iş için görüştüğünü söyledi. Merdan Yanardağ ile tanışıklığını ise şöyle açıkladı: "(Manevi annem) Seher Alaçam’ın tavsiyesi üzerine 2019 yılından beri tanırım. Kendisi ile görüşmelerim yüz yüze 2-3 defa olmuştur. Tek tük olmak üzere telefon irtibatım vardır."

Kendisini "Türk milliyetçisi" olarak anlatan Gün, para iddiasını reddetti.

İFADEDE YOK YOK!

İşte bunların ardından Hüseyin Gün’e oğul Ümit Alaçam’ın getirdiği dijitaller sorulmuş. Çoğu sosyal medyadan alınmış IŞİD’den Redhack’e paylaşımlar, aralarında Akdeniz Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı ve Sarsılmaz Silah Sanayi Müdürü’nün de olduğu birçoğu yabancı ismin pasaport görseli, FETÖ hakkında toplanmış bilgi ve belgeler, çeşitli silah görselleri sorulmuş. "Gezi olaylarının başlamasında herhangi bir dahliniz var mıdır" sorusundan "FETÖ ile irtibatınız var mıdır"a kadar daha çok soru var. Gün, çoğunluğuna, "flash bellek bana gösterilmediği için bana ait olup olmadığını bilmiyorum" yanıtını vermiş. Günlüğündeki yazan FETÖ yöneticisi Mustafa Özcan ile görüşmesini ise, Özcan’ın "birlikte iş yapma ve Afrika’daki okullara yardım" istediği, kendisinin reddettiği biçiminde açıklamış.

Hüseyin Gün’ün ajandasına aldığı Afganistan, Libya ve Suriye gibi ülkelerle ilgili çeşitli notlar var. 15 Temmuz 2013’te şu yazıyor: "Michelle, Suriye’deki hassasiyeti anladığını söyledi; Halep’in kurtuluşu ve Türkiye sınırında kurulacak yapı ile ilgili olarak sahadaki duruma göre bir öneri sunulabileceğini, ancak mevcutta bir çözüm olmadığını ifade etti."

Bu ve benzer notlar için Hüseyin Gün, çoğunlukla "hatırlamıyorum" yanıtını vermiş. Ve şu ifadeleri eklemiş: "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 1923 yılından bugüne kadar Lordlar Kamarasını açtıran bir Türk yoktur. Lordlar Kamarasını açtıran tek Türk benim. 10 Şubat 2010 yılında Lordlar Kamarasında Yükselen Türkiye toplantısını organize eden benim. Bu toplantılarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yetkililer olurdu."

Öyle ki…

Birçok yerde el yazısı notlar metne yanlış çevrilmiş. Polis,"Amis kimdir" diye sormuş, Gün şu yanıtı vermiş: "Amis olarak belirtilen AMÖ yani TGRT sahibi Ahmet Mücahit Ören’dir. Kendisinin ricası üzerine sahte Twitter hesabıyla ilgili araştırma yaptırmıştım. Bunla alakalı çalışmayı kendisine göndermiştim. Yazışma içeriklerinin birçoğu yanlış çevrilmiştir."

ARANAN TUNCAY GÜNEY

4 Temmuz’da ifade verdikten sonra tutuklanan Gün, çeşitli cezaevlerinde dolaştıktan sonra Silivri Cezaevi’ne geldi.

Ardından geçen cuma günü Merdan Yanardağ gözaltına alınıp düğmeye basıldı. Hem Yanardağ hem Hüseyin Gün, telefon şifrelerini vermişti. İki ismin yazışmalarını okuduk. İçeriğinin Hüseyin Gün’ün ajandasındaki derin konularla ilgisi yoktu. Çoğunlukla CHP’den şikâyet eden, beceriksiz bir muhalefet olduğunu söyleyen Gün, program yapan Merdan Yanardağ’a sürekli partiyi şikâyet ediyordu. Yanardağ ise teşekkür içerikli kısa cevaplar veriyordu. Gün’ün bahsettiği yüzlerce isimden gazeteci Merdan Yanardağ’ı seçen yargı, casusluk içeriği olmayan konuşmalara dayanarak Tele 1’e kayyum atadı.

Son olarak Cuma günü, Hüseyin Gün ilk ifadesine giren avukatlarının alınmadığı, 262 sayfalık bir ifade daha verdi. Bu ifadeyle etkin pişmanlıktan yararlandığını, itirafçı olduğunu okuduk. 2019’da iptal edilen seçim sonrasında İstanbul verileri üzerine çalışma yaptığını, ikinci turda İmamoğlu’nun kazanması için çalıştığını anlattı. Bu yazı yazılırken henüz Necati Özkan ve İmamoğlu ifade vermemişti.

Gelgelelim…

Gerçekten Hüseyin Gün İngiliz ajanı olsa dahi, 262 sayfalık ifadeyi doğru kabul etsek dahi, Merdan Yanardağ’ın suçlanmasına konu olabilecek bir durum yok. Zira Merdan Yanardağ, Hüseyin Gün’ün manevi annem dediği Seher Alaçam’ın Tele1 destekçisi olduğunu, Gün’ü Alaçam nedeniyle tanıdığını söylüyor. Gün de hem 3 ay önce hem etkin pişmanlık ifadesinde Yanardağ ile tanışıklığının sebebinin iş ya da siyaset değil annesinin Tele1’i desteklemesi olduğunu söylüyor.

Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu ile devam eden operasyon, İBB seçimlerinin sonucunu casusluk faaliyetine bağlarken, teşbihte hata olmaz, yeni operasyonlar için geç kalmış bir Tuncay Güney bulunmuş gibi. Gezi’den FETÖ’ye, PKK’dan IŞİD’e, Afganistan’dan Suriye’ye, İstanbul’dan Ankara’ya hemen her şeyin herkesin olduğu ajandaları ve notlarıyla Hüseyin Gün’ün notları bir casusluk torbası yaratmak için kullanılacak. Hatırlayın, muhalefete yönelik Ergenekon süreci otomobil dolandırıcılığından alınan eski Fethullahçı Tuncay Güney’in sözde itiraflarıyla başlamış, elini kolunu sallayarak ülkeyi terk eden Güney, bir süre sonra haham olarak olarak karşımıza çıkmıştı. Onun anlattıklarının içinden ülke 15 yıl çıkamadı. Bakalım bu seferki kaç yıl sürecek?

Gerçek çoğu zaman hiçbir söze yer bırakmayacak kadar ortadadır.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.