Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşması bugün yapıldı.
Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde görülen duruşma için CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik dayanışma çağrısı yaptı.
Çelik, sosyal medya paylaşımında "Sandıkta kendine güvenmeyenlerin hileleriyle sonuna kadar mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı.
12 Eylül'deki ikinci duruşmada salonun küçüklüğü gerekçesiyle davayı izlemek isteyen gazeteci ve avukatların salona alınmamasının ardından Ekrem İmamoğlu duruşmaya katılmama kararı almıştı.
Duruşma sonrasında daha büyük bir salona taşınmış ve hakim İmamoğlu'nun salona getirilmesine karar vermişti.
İmamoğlu, "içeri giremeyen müdafilerinden dolayı savunma yapmasının mümkün olmadığını" söylemiş ve duruşmanın ertelenmesini talep etmişti. İmamoğlu'nun savunma yapmadığı duruşma 8 Aralık'a ertelenmişti.
Aradan geçen sürede duruşma hakimi, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) Kasım sonunda yayımladığı bir kararname ile Kahramanmaraş'a atandı.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 28 Kasım'da sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda hakim değiştirme kararını şu ifadelerle eleştirmişti:
"HSK kararnamesinin en "mesaj" yollu ataması, Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasının hâkimini Kahramanmaraş'a göndermek oldu.
"Suçu ne? Tutuklu avukat Mehmet Pehlivan'ı müdafi sıfatıyla SEGBİS'le duruşmaya bağlamak."
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk suçlamasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, bugün diplomasının sahte olduğu iddiasıyla açılan davada üçüncü kez hakim karşısına çıktı.
Duruşma Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görüldü.
16 Şubat 2026'ya ertelenen davada İdari Mahkemesi'nin kararı beklenecek.
“BU ÇOK ENTERESAN”
İmamoğlu duruşmada savunma yaptı.
"Son zamanlarda yaşanan tablo bile tek başına gerçekten ibretliktir. Adımın geçtiği tüm ceza davalarında hakimlerin yeri değiştirildi. Bu çok enteresan gerçekten." diyen Ekrem İmamoğlu, "Adalet siyasete tabi değildir. Yani siz siyasete tabi misiniz. Millet adına karar vermek için mi buradasınız. Biz bunun ispatını hep beraber yapmak zorundayız." şeklinde konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik süren soruşturmada, davaya bakacak heyetin yeniden kurulduğunu bunun da adil yargılama hakkında aykırı olduğunu söyleyen İmamoğlu, savunmasında şunları söyledi:
“HİÇBİR EVRAKTA SAHTECİLİK YAPMADIM, İLANA BAŞVURUP HAK KAZANDIM”
"- Bütün Türkiye duyacaktır; bütün evraklarımın, yaptığım bütün işlemlerin, sunduğum bütün belgelerin tek tek gerçek olduğunu, sahte olmadığını ispat edersem, bunu sağlarsam, siz bu baskı altında, bu atmosferde gerçekten bağımsız bir karar verebilecek misiniz.
- Bilinsin ki hakim değiştirerek adalet değişmez; savcı terfi ettirilerek gerçek asla gizlenemez. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en absürt, en saçma, en uydurma davasındayız. Diplomam iptal edilerek yapılan hukuksuzluğa, bu sefil iptal kararına altlık oluşturmak için açılan davadayız.
- Neymiş evrakta sahtecilik yapmışım. Tam bir iftira, kumpas, içi yalanlarla, çarpıtmalarla ve aldatmalarla dolu bir iddia. Diplomam anamın ak sütü kadar helaldir, yasaldır, meşrudur.
- Kimsenin hakkını yemedim, hiçbir evrakta sahtecilik yapmadım. Devletin üniversitesinin açtığı kontenjana, verdiği gazete ilanına başvurup hak kazandım."
MAHKEMEDE GERGİN ANLAR YAŞANDI
Katılımın yoğun olduğu duruşma, en büyük salon yerine eksi 2. kattaki 2 nolu salonda yapıldı. Duruşmaya Ekrem İmamoğlu'nun annesi Hava İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu ve kız kardeşi de katıldı.
Duruşmayı takip eden diğer isimler ise şöyle:
CHP PM Üyeleri Aylin Nazlıaka ve Bahadır Erdem, CHP Milletvekili Ali Gökçek, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, İlçe başkanları, İBB ve belediye meclis üyeleri, Hollanda, Almanya, İsveç, Çekya, ABD ve Fransa Konsolosluğu, İYİ Parti Milletvekili Lütfi Türkkan ve yüzlerce avukat.
Yeterli sandalye verilmediği için avukatlar ve izleyicilerden birçok kişi ayakta kaldı.
Gazeteci Fatoş Erdoğan'ın sosyal medya hesabından aktardığına göre, İmamoğlu giriş yaptığı sırada salondakiler ayağa kalktı. Alkış seslerinin yükseldiği salonda "Ekrem Başkan" sloganı atıldı. Hakim ise görüntü alınmaması konusunda uyarıda bulundu. Ekrem İmamoğlu, hakimin uyarısına karşı "Görünmek iyidir sayın hakim, görünmemek kötüdür" dedi.
Duruşma salonu saat 10.59'da açıldı. Duruşma öncesi Jandarma ile Milletvekili Ali Gökçek arasında 'görüntü alma' tartışması yaşandı. Ekrem İmamoğlu, saat 11.26'da salona giriş yaptı. Duruşma saat 11.40'ta başladı.
Hakimin önceki celseyi özetlemesinin ardından İmamoğlu'nun beyanı alınmaya başlandı. Saat 11.50'de konuşmaya başlayan İmamoğlu, şunları söyledi:
"Beni kimse yıldıramaz. Zalimlere karşı mücadelemde kararlıyım. Yüce Türk yargısı salon beğenmiyor, yargıç beğenmiyor. Umarım sizin gibi şerefli hakimlerin başına bir şey gelmez diyeceğim ama maalesef geliyor. Kalben konuşacağım, sizin de öyle dinlemenizi istiyorum. Yunus’un sözlerini hatırlatmak isterim. 'Dil söyler, kulak dinler. Kalp söyler, kâinat dinler.' Bu dava adaylığımı engelleme girişimidir, siyasi operasyondur.
"BEN BURAYA SUÇLAMAYA GELDİM"
Beyanlarımı bu yönde dinleyin lütfen. Benim hakkımdaki şikayet Cumhurbaşkanlığı adaylığımı açıkladığım an soruşturmaya dönüştü. Gücüm her gün artıyor, 86 milyonun arkamda olduğunu biliyorum. Mücadeleyi katiyyen bırakmayacağım. Mücadelenin kutsal olduğunu biliyorum. Mücadelem Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşaması ve demokrasiyle taçlanması mücadelesidir. Susmayacağız, daha gür sesle konuşacağız, cesareti büyüteceğiz.Ben buraya suçlamaya geldim. Adil yargıyı engelleyenlerin, adil ve bağımsız mahkemelerde yargılanacağı günler yakındır. Adımın geçtiği her davada hakimler değiştirdi. Bunu sizin itibarınızı korumak için söylüyorum. Siyasete göre mi karar veriyorsunuz, Türk milleti adına mı göreceğiz. Bu mahkemenin de hakimi değişti. Sizin de durumunuz zordur biliyorum ama gönderilen hakimin işi daha zor. Kendisi zan altında bırakıldı. Maç ortasında hakem değiştirilmez. Ben bir soru soracağım, ben iddia edilenin aksini ispatlasam bu baskı altında bağımsız bir karar verebilecek misiniz? Hakim değiştirerek adalet değiştirilemez. Bugün gizlerseniz yarın açığa çıkar.
"19 YAŞINDAKİ EKREM’İ YARGILAMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ"
Neymiş, evrakta sahtecilik yapmış. Yalan, dolan, iftira. Diplomam anamın ak sütü kadar helaldir. Siz geri sarıp 19 yaşındaki Ekrem’i yargılamaya çalışıyorsunuz. Diplomamla uğraşanlarla sonsuz mücadele edeceğim, buradan duyuruyorum. Ben konumum ne olursa olsun hesap soracağım onlarla. Adil bir şekilde. Öbür dünyada da soracağım hesabını. Bu dava diploma davası değildir, Ekrem İmamoğlu’num Cumhurbaşkanı Adaylığının engellenmesi davasıdır. Bu absürt günleri aşacağız, kimse merak etmesin. Kendimi tarihteki en korkusuz insan olarak görüyorum. Bu tezgahın içinde bulunanları affetmeyeceğiz. Bu sürecin içinde olanlar evlatlarının yüzüne bakamayacak.Bu dosyayı derhal kapatın Sayın Hakim, yargının namusunu kurtarın. Bu davada 19 yaşındaki İmamoğlu yargılanıyor, zaten şu an da 25 yaşında gösteriyorum gencim de neyse sağlığım yerinde."
İmamoğlu, savunmasını yaptığı sırada önceki celsede 'su içebilirsiniz' diyen hakimin görev yerinin değişmesine atıf yaparak, "Tehlikeli bir soru soracağım, su içebilir miyim?" diye sordu. Hakim, "Tabii" dedi, İmamoğlu teşekkür etti.
HAKİME DİPLOMA DAVASINI SORDU
Ekrem İmamoğlu, konuşmasında hakime "İptal edilen diplomalardan bir tek benim hakkımda dava açıldı, neden biliyor musunuz? Cumhurbaşkanı Adayı olduğum için olabilir mi?" sorusunu sordu. Hakim "Bilemiyorum" yanıtını verdi. İmamoğlu, daha sonra "Bilemezsiniz tabii çok zor bir soru bu" dedi. Hakim ise "Soruşturmayı ben yapmıyorum" diye konuştu.
REKTÖR'E SERT SÖZLER
Ekrem İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
"İddia makamına da yöneltebilirim. Beni devre dışı bırakacaklarmış bu uyduruluk davalarla, Sıkar, beni devre dışı bırakamazsınız. Alın çok merak ettiğiniz belge. Hepsi gerçek. İmzam olgunlaşmış biraz ve fotoğrafımda Ergenliğin verdiği bir çirkinlik olur bu yaşlarda o kadar olur.
İyi ki saklamışım bu belgeleri ahlak düşmanı, namus düşmanı, adalet düşmanı bir kişi çıkar diye tahmin etmişim. 19 yaşında da saklamışım bu belgeleri (Kartondan gösterdi). Northern Cyprus üniversitesinden alınan belgem bu. Sınıf arkadaşlarımın da bazıları burada. Aklıevvel savcılık takmış kütüğe, ben kütüğe nasıl müdahale edeyim. Diplamam burada hakiki, gerçek. Girdim ama sonra Girne Amerikan’ı tercih ettim. O zaman telefonlar yoktu, babam istemiyordu Girne Amerikan’ı. İnşaat mühendisi olmamı istiyordu. Ben tercih ettim.
"DEVLET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ APARAT OLMUŞTUR"
Bu nasıl bir korku ya? Ben öyle korkulacak biri değilim. Neden korkuyorlar? Birini seçimle devireceğim diye, emekli olup gidecek diye. İstanbul Üniversitesi Rektörü bir zavallıdır, bu suçun işbirlikçisidir. Seni hikayeci, masalcı rektör. Yandaş medyaya röportaj veren rektör seni kınıyorum. Bu rektörün telefonda bana o cılız sesiyle dediğini burada söylemeyeceğim. Devlet üniversitesi rektörü aparat olmuştur. Bu akademiye hakarettir. Bir üniversite kendi öğrencilerini, kendi mezunlarını siyasi operasyonlara malzeme ediyorsa artık eğitim kurumu değil, iktidarın aparatıdır.
Akademisyenler merak etmesin, bizim iktidarımızda atanmış rektörlerle yöneltilmeyecek üniversiteler. Buradan mücadele veren Boğaziçi Üniversitesinin akademisyen ve öğrencilerine selam gönderiyorum. Bu savcılık rahmetli Denktaş’ın desteği ile Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan yavru vatandaki üniversiteye şirket diyor ya böyle bir şey olabilir mi. Bu yavru vatana hakarettir. Kuzey Kıbrıs sizin de onurunuz değil midir Sayın Hakim? Savcılık dil sınavına girmemiş diyor yalan atıyor ya, iyi ki belgemi saklamışım ya. Koca savcı terfi edecek diye yalan atıyor ya. İddianameyi yazanları suçluyorum, böyle iddia makamı olmaz. Keşke kendisi burada olsa da ona söylesem. Duruşma savcısı alınmasın. Giden hakim suç duyurusunda bulunmuş, kendisine teşekkür ederim. Gönderilen Hakim dosyanın namusunu korumuş ve size lekesiz bir dosya bırakmıştır. Yolu açık olsun."
İmamoğlu ve hakim arasında belgeler hakkında diyalog yaşandı:
İmamoğlu: "Sizce bir kişi 19 yaşındaki bu belgelerle sahtecilikle suçlanabilir mi?"
Hakim: "Burada sorgulanan ben değilim."
İmamoğlu: "İcabında sorgulanırsınız."
Hakim: "Ne demek istiyorsunuz?"
İmamoğlu: "Türk Milleti icabında sorgular. siz imalı soru soruyorsunuz."
Hakim: "Hayır imalı sormadım. Devam edebilirsiniz."
İmamoğlu: "Sahtecilik dosyasında benim 19 yaşımdaki fakirliğim ilgilendirdi sizi. O zaman öyleydi. O dönem sıkıntılarım vardı İstanbul’a gelmek istiyordum."
Hakim: "Tamam açıkladınız, yeterli."
İmamoğlu, şunları söyledi:
"Bir önceki gün diploma iptali yapıp bir sonraki gün operasyon yapan irade hukuk iradesi değildir, bu yapılanlar benim önümü kesmez. Kesemez. Ben burada dimdik ayaktayım. Utanılacak hiçbir şeyim yok. Bırakmak istemediğin o koltuk senin koltuğun değil, milletin koltuğu. Bu gözü dönmüşler Kuzey Kıbrısı yok sayarlar. Bunların işine gelirse Rahmetli Denktaş’a saygısızlık etmekten geri durmazlar. Hiçbir şeyin gerçek olmadığı, her şeyin mümkün olduğu bir ülkede yaşıyoruz şu an. Patolojik bir durumdayız, her kural ihlal ediliyor. Herkese uyarı yapıyorum. Kimse “bana bir şey olmaz” demesin. Bu canavarlaşmış sistemde herkes sırasını bekler. Dişler geçince geç kalırsınız. Tehlike altındasınız. Kulüp başkanı, hakem fark etmez. Bunlar 102 yıllık partinin binasına çöken adamlar. Bunlar kendi zor zaman arkadaşları Hüseyin Kocabıyık’ı hapse atmadı mı?
"DİPLOMAM CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞIM İÇİN GEREKLİDİR"
Bu ülkeyi hala hukuk devleti mi zannediyorsunuz? Bu ülkede hukuk var diyenler yüzde 20 nin altına düşmüştür. Böyle bir ülkede bereket olmaz. Bu ülkede Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Bu hukukun ölüm fermanıdır. Memleketin direksiyonundaki kişi yorgun, gergin ve öfkeli. Bırak dinlen diyoruz gitmiyor, uyu diyoruz yok diyor, kimse inemez araçtan diyor, bırakmam diyor, gaza basmaya devam ediyor. Bu ülkenin yolcularına sorumluluk düşüyor. Sıra gelmesin diye dua etmenin anlamı yok. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Benim diplomam Cumhurbaşkanı Adaylığım için gereklidir ve bu dava bunun içindir. Nokta. Hayatımın her anı mikroskopla didik didik ediliyor, saygısızca. Ama olsun, saklayacak bir şeyim yok. Şöyle bir talebim var: Herkesin de her şeyi incelensin. Kim rüşvetle/irtikapla mal edinmiş ortaya çıksın. Tepeden tırnağa. Tüm siyasetçilerin üçüncü dereceye kadar yakınlarına bakalım. Yargısız infazlarla beni yok edemezsiniz. O kötü laflarınız bana yapışmaz. Ancak şunu yaparım o laflara. (Kolundaki tozu silkme hareketi yaptı.)"

"ASKERLİĞİMİ DE İPTAL ETSİN"
Hakim, daha sonra dosyadaki belgeleri açıkladı. İmamoğlu, "YÖK raporunda benim sahte bir evrak verdiğim yazmıyor" dedi. Hakim de "Evet yazmıyor" dedi.
İmamoğlu, "Savcılık askerliğimi de iptal etsin eli değmişken" sözlerini kullandı.
Hakim ve İmamoğlu arasında yaşanan diğer diyalog şöyle:
İmamoğlu: "Doğum belgemi de bulamazsak ne yapacaksınız kim bilir? Annemle babam burada bereket. Fakat Küçükken babama ben düğününüzü hatırlıyorum derdim, gülerlerdi, bunu da delil saymazlar umarım."
"Hakim İmamoğlu’na ekonomik durumunun iyi olmadığına dair belgedeki imzayı gösterdi."
Hakim: "Fakir miydiniz o zaman?"
İmamoğlu: "Fakir olduğum da oldu durumumun iyi olduğu da oldu. Sevmediniz mi fakirliğimi? Siz fakir misiniz hakim bey? Siz fakir misiniz hakim bey? Benim gönlüm çok zengin de fakirlik durumunun sahtecilik davasına katkısı ne?"
Hakim: "Dosyada var diye soruyorum özel bir kastım yok."
İmamoğlu: "Önceki hakimin gönderilmesine bu kadar takılmadınız. İki söz etmenizi isterdim. Allah sizi de korusun. 91 de alınan bir karar 90’ı bağlar mı bunu soruyorum?"
Hakim: "Siz sanık rolündesiniz ben hakim rolündeyim."
İmamoğlu: Ben sanık rolünde değilim siz de rolde değil makamdasınız.
Hakim: "Sözleriniz bitti mi?"
İmamoğlu: "Şimdilik."
İmamoğlu'nun beyanlarının ardından avukatların savunması alınmaya başlandı.
Avukat Hasan Fehmi Demir, şunları söyledi:
"Sayın Başkan kütükteki yanlış yazımdan dolayı suçlanıyor. Tesadüf hepimiz İstanbul Üniversitesi mezunuyuz, öğrenci işlerinin görevinde olan bir iştir. İmamoğlu’nun sunduğu sahte bir evrakı yoktur. O zaman bu sahteciliğe öğrenci işleri ve üniversite yöneticileri de iştirak etmişlerdir. Örgüt bile kurmuş denebilirdi hatta. Bu iş bu kadar yalındır. İkinci olarak İmamoğlu geçiş olmadığını bildiği halde kayıt yaptırdığı ve böylelikle kamuoyu oluşturduğu söyleniyor. 19 yaşındaki öğrenci kamuoyunu nasıl oluşturabilir? Biz anlayamıyoruz. Sayın İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesine sunduğu tek bir gerçek dışı evrak yoktur. Daha ne diyelim? Avukat Mehmet Pehlivan’ın talebi vardı buna ilişkin karar verecek misiniz?"
Hakim ise Demir'in sözlerine "Karar verilmiş zaten, bağlamayacağız" dedi.
Bunun üzerine Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu davada bu celse karar vermeniz gerekir. Suç yoktur, iştirak yoktur, sahtecilik yoktur. Bizim üniversitede geçiş olmaz diye tanıklık yapan Özalp Tozan, İmamoğlu’nun geçiş belgesine imza atmış. Ne diyeceğiz ki buna? Artık ne biçim baskı altındaysa."
Daha sonra avukat Tora Pekin, söz alarak şunları ifade etti:
"Avukat Mehmet Pehlivan’ın duruşmaya bağlanması meselesini karar verilmişti dediniz kısa geçtiniz. Ama irdelemek gerekir. 5 aralıkta meslektaşımız dilekçe sundu, cübbbesi de temin edildi. Kararınız hatalıdır. Geçen perşembe eski hakim duruşma yaptı, sizi buraya getiren aracın yazısını bile eski hakim yazdı, ne oldu da bugün siz çıktınız? Bu doğal hakim ilkesine aykırıdır."
Hakim, Pekin'in sözlerine "Cuma günü bitti görevi" yanıtını verdi. Ardından Pekin, sözlerini şu şekilde devam etti:
"Cuma mesai sonrası yazılmış yazı ama neyse kayda geçirmiş olalım. Belli ki HSK Anayasaya 37 nin varlığına inanmıyor. Doğal yargıç ilkesi nedir? Sizi yargılayacak hakimi biliyor olmanızdır. Bizim müvekkilimiz bunu bilemiyor, her celse değişiklik yapılıyor. Önceki hakim SON TV hedef göstermesi ile gönderildi. Performansı hoşa gitmedi belli ki. Suç duyurusunda bulunmasına rağmen. Bunlar adil yargılanma hakkına aykırıdır."
"YARGIYI LEKELER, BENİ LEKELEMEZ"
Konuşma sırası avukat Nusret Yılmaz'a geçti. Yılmaz, şunları sarf etti:
"Diploma iptal kararına dayanak rapor sonradan 2 üye eklenmiştir. Bu rapor yok hükmündedir. 572 yıllık bir üniversitede, en gözde hukuk fakültelerinden biri olarak kabul edilen yerde bir idare hukukçusu olmadan onkoloji akademisyenleri imzası ile rapor tanzim edilmiştir. Bu kabul edilemez."
Avukat Bürgehan Emrah, "Diploma iptal kararının hukuksuz olduğu belli olduğu için bir sahtecilik bulmaya çalışıyorlar bu yüzden böyle davalar açıyorlar" dedi.
İmamoğlu, "Ben hukukçu değilim ama bu davanın sürdürülmesi yargıyı lekeler, beni lekelemez. Burada bitirmenizi istiyorum. Burada vereceğiniz karar şunu gösterecek. Mahkeme Hukuku siyasete teslim etti veya hukukun onurunu korumaya cesaret etti. Budur. Benim dünya kadar davam var, Ocak ayında Çirkin davam var" dedi.
ARA KARAR AÇIKLANDI
Avukat Hasan Fehmi Demir, "Mütalaa savcılığın açtığı davasına güvenmediğinin bir kanıtıdır" sözlerine yer verdi.
Avukat Fikret İlkiz, "Biz savcılığın ne dediğini anlayamıyoruz. Ara karar mı istiyor, mütalaası mı bu? İddia makamının iddiası yoktur öyleyse, mütalaa veremiyor. Ortada bir dava yoktur anlayacağınız. Siz iddianameyi yazarken idare mahkemesinin davasını biliyordunuz. Neden açtınız davayı o zaman? Neden beklensin istiyor savcılık? Çünkü kendisi delil olarak kullanmaya çalışacak. Olmayan bir taleptir bu. Dikkate alınamaz" dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, 14.45’e kadar duruşmaya ara verdi. Saat 15.05'te duruşma yeniden başladı.
Ara karar açıklandı. Mahkeme heyeti, "İdare Mahkemesi'nin kararının beklenmesine hükmederek duruşmayı 16 Şubat 2026'ya erteledi.
Kararın ardından İmamoğlu, "Çok yazık çok. Sizin yargıçlığınız beş para etmez" diyerek tepki gösterdi.
İmamoğlu’nun annesi Hava İmamoğlu, Dilek Kaya İmamoğlu ve izleyiciler sıralara vurarak karara tepki gösterdi. Hakimin kararı yazmadan salondan ayrıldığı belirtildi.
İmamoğlu ilk duruşmada ne söylemişti?
İmamoğlu, 12 Eylül'de Silivri'de yapılan ilk duruşmada 18 yaşında bir gencin iddianamede dile getirilen suçlamaları nasıl yapabileceğini "tasavvur edemediğini" söylemişti.
Ekrem İmamoğlu, isim vermeden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a işaret ederek "Bu iddianameyi, o [savcı] yazmadı. Bu iddianameyi bir sonraki seçimde kendisini yeneceğini bildiği kişi yazdırdı" iddiasında bulunmuştu.
İmamoğlu diplomasının Yüksek Seçim Kurulu'na başvuruda da kullanıldığına yönelik suçlamanın "zurnanın zırt dediği yer" olduğunu söyledi.
Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlığı için yüksek öğrenim mezunu olma zorunluluğu bulunmamasını hatırlattı.
İmamoğlu, "Buna ihtiyacım yok. Yani iddianameyi yazan, baştan kendini ele vermiş" dedi.
Ekrem İmamoğlu, "Anacığımın ak sütü kadar helal olan diplomamı iptal ettiler" şeklinde konuştu.
Sonrasında İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla davaya katıldı ve şu mesajı verdi:
"Ben müvekkilim ile görüştürülmeden, salonda olmadan, üzerimde cübbem olmadan savunma yapmayı reddediyorum. Bir sonraki duruşmada gerekli şartların sağlanmasıyla salonda savunma yapmayı talep ediyorum."
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada savcılık İmamoğlu hakkında "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep ediyor.
Ne olmuştu?
İstanbul Üniversitesi, Ekrem İmamoğlu'nun 1994 tarihli İstanbul İşletme Fakültesi İngilizce Bölümü diplomasını 20 Mart'ta iptal etti, ardından diploma üniversitenin veri tabanından da silindi.
İmamoğlu 19 Mart'ta 'Kent uzlaşısı' kaynaklı "terör" ve "yolsuzluk" soruşturmaları kapsamında gözaltına alındıktan sonra, 23 Mart'ta "yolsuzluk" suçlamasıyla tutuklandı.
Aynı gün CHP'nin düzenlediği ön seçimde tek aday olan İmamoğlu partinin cumhurbaşkanı adayı ilan edildi.
İmamoğlu'nun avukatları, diploma iptaline karşı dava açtı. Ancak davanın açıldığı İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi, diploma iptaline karşı yürütmeyi durdurma talebini reddetti.
Cumhurbaşkanı adayı olabilmek için üniversite mezunu olma koşulu arandığından açılan soruşturmanın sonucu kritik önemde.
İmamoğlu diplomayı iptal etme kararı ile ilgili yetkinin sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu'nda olduğunu savunmuştu.
"Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak" demişti.
İstanbul Üniversitesi, diploma iptali kararıyla ilgili bütün bilgi ve belgeleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'na (YÖK) göndereceğini açıklamıştı.
Üniversitenin açıklamasında İmamoğlu'nun ismi belirtilmemiş ancak YÖK kararlarına ve mevzuatın aradığı şartlara aykırı olarak 1990 yılında İşletme Fakültesi İngilizce programına usulsüz yatay geçiş yapan 28 kişinin diplomalarının "yokluk" ve "açık hata" gerekçeleriyle geri alınmak suretiyle iptal edildiği belirtilmişti.
Bu 28 kişi arasında İmamoğlu'nun da olduğu bildirilmişti.
İddianamede neler var?
İmamoğlu 1990'da Kıbrıs'ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi'nden (GAÜ) İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçiş yapmış ve 1994'te işletme fakültesinden mezun olmuştu.
İddianamede, GAÜ'nün 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir üniversite olmadığı, 1993 yılında tanındığı vurgulandı.
O yıllarda Kıbrıs'ta faaliyet gösteren kurumlardan sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin tanındığı, ancak "yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı" iddia edildi.
İmamoğlu'nun yatay geçiş sürecinde İstanbul Üniversitesi'ne ibraz ettiği belgelerin, Doğu Akdeniz Üniversitesi'ne ait olmadığı ifade edildi.
"İstanbul Üniversitesi tarafından İmamoğlu'nun kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği" iddia edilen belgenin "şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte" olduğu savunuldu.
İddianamede, İmamoğlu'nun "resmi belgede sahtecilik" suçunu "zincirleme şekilde" işlediği, "hileli bir şekilde aldığı evrakı" yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi'ne, askerlik hizmeti için Milli Savunma Bakanlığı'na ve Yüksek Seçim Kurulu'na sunduğu iddia edildi.
'YÖK'ün tanımaması denklik sorunu yaratmıyor'
İmamoğlu'nun avukatları, YÖK'ün 1990'da Girne Amerikan Üniversitesini (GAÜ) tanımamasının, yatay geçişe engel olmadığını ve bir denklik sorunu da oluşturmadığını savunuyor.
Daha önce BBC Türkçe'ye konuşan İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan, GAÜ'den 1991 ve 1992 yılında mezun olan kişilere de denklik verildiğine ilişkin belgeleri kamuoyu ile paylaştıklarını belirtmişti.
Pehlivan, "Madem ki tanınmayan üniversiten geçiş yapılamaz, o halde bu kişilere neden denklik düzenlendi? Buradan anlaşılıyor ki tanınma, yatay geçiş için de denklik için de şart değil" demişti.
Tanınma hakkındaki mevzuatın ilk kez 1996'da yürürlüğe girdiğini de ekleyen Pehlivan, "o tarihte çıkarılan yönetmelikte 'tanınmayan üniversiteden yatay geçiş yapılmaz' denmiyor" bilgisini de vermişti.
Avukat Mehmet Pehlivan da "örgüt üyesi olma", "örgütün çözülmemesi için eylemler yapma" gibi suçlamalarla 19 Haziran'da tutuklanmıştı.



