İran savaşı Türkiye için hangi riskleri taşıyor?

İran savaşı Türkiye için hangi riskleri taşıyor?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Gülsen Solaker / DW Türkçe

ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ile Tahran'ın misillemeleri Türkiye için hangi riskleri doğurur? İncirlik ve Kürecik üsleri için bir tehdit var mı? Yeni bir göç dalgası bekleniyor mu? PJAK güçlenir mi?

ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı hava saldırıları ve İran'ın Körfez'deki ABD üsleri ile İsrail'e yönelik misilleme saldırıları Ortadoğu'yu yangın yerine çevirdi.

Pek çok uzmana göre, ABD ve İsrail saldırılarında doğrudan İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey İranlı yetkilileri hedef alması operasyonun bir "rejim değişikliği" savaşına dönüştüğünü gösteriyor.

Bölgede yaşanan savaş Türkiye için de riskler barındırıyor.

Ankara saldırıların başlamasının ardından diplomasi odaklı bir tutum takip etti. Hem İran'ın egemenlik ihlalini hem de Tahran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kabul edilemez bulduğunu açıkladı. Türkiye aynı zamanda tarafları ateşkese çağırarak arabuluculuk teklif etti.

Peki aylardır İran'a yönelik bir saldırıya karşı olduğunu açıklayan Türkiye, yaşanan gelişmelerden nasıl etkilenir? Ortadoğu'daki savaşın Türkiye için riskleri neler?

Göç ihtimali ve ekonomik riskler

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen, İran-ABD-İsrail hattında tırmanan gerilimin Türkiye'ye olası etkilerini DW Türkçe'ye değerlendirdi. Ülgen'e göre Türkiye'yi etkileyecek iki temel unsur ekonomik açıdan petrol fiyatları ve turizm gelirleri; güvenlik açısından ise göç ihtimali.

Güvenlik boyutu açısından Türkiye için en kritik unsurun olası bir geniş kapsamlı göç olduğunu söyleyen Ülgen, dış müdahalenin tek başına göç dalgası yaratmayacağını belirterek şöyle konuştu:

Türkiye ve İran sınırından genel görünüm. Türkiye ve İran bayrakları görünüyor

"ABD ve İsrail İran'ı vurmaya devam etse bile bu tek başına göç dalgasını tetiklemeyecektir. Ama ne zaman göç olur? Irak'ta 90'ların başında, Suriye'de 2010'larda gördüğümüz şu olmuştu: Dış müdahale sonrası içeride rejimi devirmeye yönelik bir toplumsal muhalefet oluşursa ve bu bir iç çatışmaya doğru giderse, rejim de şiddet kullanırsa o zaman böyle bir ortam göçü tetikliyor."

ABD Başkanı Donald Trump Cumartesi günü İran'a saldırı başlattıklarını açıklarken İran halkına seslenerek "Biz işimizi bitirdiğimizde hükümetinizi devralın. Bu, belki de nesiller boyu elinize geçecek tek fırsat" demişti.

Türkiye'nin İran'daki son sürece dair temel tutumu en başından beri "istikrarın korunması" olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail saldırıları ile başlayan bu sürecin uzun sürebileceğini belirten Ülgen, diğer yandan daha geniş çaplı bir bölgesel savaş riskini ise düşük görüyor. Ülgen, kara harekâtı senaryolarına ise ihtimal vermiyor.

Şu an için İran'dan Türkiye'ye önemli bir göç dalgası başlamış değil ama gelişmelerin seyri bu durumu değiştirebilir. İran'ı tanıyan uzmanlara göre yaklaşık 2 milyon Afgan mülteci iç savaş ya da istikrarsızlık durumunda yönünü Türkiye'ye çevirmek isteyebilir.

Türkiye-İran sınırındaki duruma ilişkin bir açıklama yapan Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat da sınırlarda olağanüstü bir durum olmadığını duyurdu. Bolat, "Türkiye - İran sınırında bulunan Ağrı - Gürbulak, Van - Kapıköy ve Hakkari - Esendere gümrük kapılarında herhangi bir olağanüstü durum söz konusu değildir. Her üç gümrük kapılarımız ile İran tarafı arasında ticari yük geçişleri kontrollü olarak devam etmektedir. Bununla beraber, her üç gümrük kapılarında günübirlik yolcu geçişleri karşılıklı olarak durdurulmuş bulunmaktadır" dedi.

Türkiye ile İran arasında 385 yıldır küçük değişiklikler dışında değişmeyen 534 kilometrelik uzun bir sınır bulunuyor.

ABD ve İsrail'in Tahran'a yönelik bir saldırısından sonra kentten genel bir görünüm. Füzelerin isabet ettiği bir noktadan dumanlar yükseliyor

İran Türkiye'deki üsleri hedef alır mı?

İran, ABD ve İsrail'in saldırılarının ardından Ortadoğu ve Körfez'de ABD üsleri dahil belirlediği hedefleri füzelerle ve insansız hava araçlarıyla vuruyor. Bu ülkeler arasında İsrail'in yanı sıra Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Ürdün bulunuyor.

İngiltere Savunma Bakanı John Healey de İran'ın İngiliz askeri üslerinin bulunduğu Kıbrıs'a iki füze fırlattığını, füzelerin İngiliz üslerini hedef almadığından oldukça emin olduklarını açıkladı.

İran'dan Türkiye'de Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ve Malatya'daki Kürecik Radar İstasyonu'na yönelen bir tehdit ise bulunmuyor. İncirlik ve Kürecik'e ilişkin risk tartışmalarına dair konuşan Ülgen, İran'ın Türkiye'yi hedef almasının gerçekçi olmadığını söyleyerek "İran'ın saldırdığı ülkelerin hiçbiri NATO ülkesi değil. Kıbrıs, NATO üyesi olsaydı buna da cüret edemezdi" diyor.

Ülgen ayrıca İran'ın mevcut koşullarda Türkiye'yi karşısına almak istemeyeceğini belirterek "Zaten çok zor bir dönem yaşıyor İran. Bir de karşısına Türkiye'yi almak istemez" yorumu yapıyor.

PKK'nın uzantısı PJAK güçlenir mi?

PKK'nın kolu PJAK tehlikesi büyür mü? Öte yandan İran'da rejimin zayıflaması veya ülkenin kaosa sürüklenmesinin Türkiye için doğurabileceği bir başka risk PKK/YPG ve PJAK gibi örgütler için yeni bir hareket alanı doğurup doğurmaması olarak değerlendiriliyor.

İran'daki Kürt gruplardan İran Kürdistan Demokratik Partisi (İKDP) ve PJAK'ın ayrılıkçı hedefleri olduğu biliniyor. Ancak şimdiye kadar İran'ın güçlü merkezi yapısı nedeniyle bu hareketler çok sınırlı kalmıştı.

Kandil Dağı'nda PKK'nın uzantısı olarak görülen PJAK militanları ellerinde silahları ile yan yana sıralanmış şekilde görünüyor (Fotoğraf arşivden)

Irak'ta sürgünde olan beş Kürt örgütü, ABD saldırılarından bir hafta önce 22 Şubat'ta yaptıkları açıklamayla rejime karşı birleştiklerini ve İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu kurduklarını duyurmuşlardı.

İçlerinde Türkiye'nin terör örgütü PKK'nın kolu olarak gördüğü PJAK'ın da bulunduğu ittifak ortak açıklamasında ana hedeflerinin "İran İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi" olduğunu belirtmişti.

Arabuluculuk gerçekçi mi yoksa sembolik mi?

Ankara, arabuluculuk teklifini ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ardından da yineledi. Ancak Ülgen'e göre bu teklifin şu an için taraflarda bir karşılığı yok ve bunu Ankara da biliyor.

"Şu anda o mesajın değerlendirilebileceği bir ortam yok. Kimse arabuluculukla ilgilenmiyor" diyen Ülgen, Türkiye'nin bu açıklamayı daha çok "ileride açılabilecek bir pencereye hazırlık" amacıyla yaptığını belirtiyor.

ABD ile İran arasında 6 Şubat günü başlayan görüşmeler için önce İstanbul düşünülmüş ancak son anda ibre Umman'ın başkenti Maskat'a kaymıştı.

Arabulucu Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'nin ABD ziyareti sırasında ABD ile İran arasında süren nükleer görüşmelerde "barış anlaşmasına" doğru önemli bir ilerleme kaydedildiğini belirtmesinin ertesi günü saldırılar başlatılmıştı.

Türkiye'nin saldırılara tepkisi ne olmuştu?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Cumartesi sabahı başlayan saldırıların hemen ardından İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır ve Endonezya dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde "saldırıların sona ermesi için atılabilecek adımlar" değerlendirildi.

Türkiye'den ilk açıklama akşam üstü saatlerinde Dışişleri Bakanlığından geldi. İsrail ve ABD'nin İran'a saldırmasıyla başlayan ve İran'ın üçüncü ülkeleri hedef almasıyla devam eden gelişmelerin "bölgenin geleceğini ve küresel istikrarı riske atacak nitelikte" olduğu belirtilerek uluslararası hukuka aykırı ve masum sivillerin hayatını tehdit eden her türlü eylemden "derin kaygı duyulduğu" kaydedildi. Açıklamada şiddetin tırmanmasına neden olabilecek kışkırtmalar ise kınandı.

Bakanlık tarafları saldırılara bir an önce son vermeye davet ederek "Türkiye, arabuluculuk konusunda gerekli desteği vermeye hazırdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise saldırıların akşamında İstanbul'daki iftar programında açıklama yaparak "Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran'ın egemenliğini açıkça ihlal etmenin yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz" dedi. Erdoğan, "Her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz” diyerek, diplomasiye alan açılmaması halinde bölgenin "ateş çemberine” sürükleneceği uyarısında bulundu ve “Ateşkesin tesisi ve müzakere masasına dönüş için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız" açıklamasını yaptı.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.