ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan çatışmalar dördüncü gününe girerken, bölgesel krizin çok cepheli bir savaşa evrilme ihtimali güçleniyor. ABD ile İran arasında nükleer müzakereler sürerken, Washington yönetimi 28 Şubat Cumartesi günü İsrail’le birlikte İran’a geniş çaplı hava saldırıları başlattı. Operasyonlarda, Ali Hamaney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin öldürüldüğü bildirildi. Saldırıların ardından İran, balistik füze ve İHA’larla İsrail’i ve bölgedeki bazı ABD hedeflerini vurduğunu açıkladı. Hürmüz Boğazı’nın da kapatıldığı öne sürüldü. İsrail ise Hizbullah’ın saldırılarını gerekçe göstererek Lübnan genelinde operasyon başlattı ve Beyrut’un güneyini hedef aldı.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırmaya başlaması dördüncü gününe girerken ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik saldırılarla ilgili Kongreye "savaş yetkileri" bildirimi göndererek, gerekmesi halinde ilave adımların mümkün olduğunu belirttiği bildirildi. ABD'nin "hızlı ve kalıcı" barıştan yana olduğunu kaydeden Trump, buna karşın mevcut koşullarda askeri faaliyetlerin süresi ve kapsamının öngörülemediğine işaret etti.
İran, BM Güvenlik Konseyi’ni savaşı durdurmak için harekete geçmeye çağırdı
İran, salı günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, İslam Cumhuriyeti’nin İsrail ve ABD ile yaşadığı savaşı durdurmak için adım atmaya çağırdı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bakanlıkta düzenlenen basın toplantısında, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin görevi budur. İsterse mutlaka harekete geçebilir; çünkü harekete geçmesinin önünde kendi iradesi dışında hiçbir engel yoktur," dedi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, İran'daki okula yönelik saldırı için soruşturma çağrısı yaptı
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İran’ın güneyindeki Minab kentinde bir kız okulunu hedef aldığı öne sürülen hava saldırısıyla ilgili "derhal, tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma" çağrısında bulundu.
Volker Türk, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, ardından Tahran ve bölgedeki müttefiklerinin karşılık vermesiyle tırmanan çatışmaların siviller ve sivil altyapı üzerindeki etkileri karşısında "derin bir şok" yaşadığını söyledi.
BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Ravina Shamdasani ise kız okuluna yönelik saldırı iddiasına atıfta bulunarak, "Saldırıyı gerçekleştiren güçlerin bunu soruşturma yükümlülüğü vardır," dedi.
Shamdasani, söz konusu güçlerin bulguları kamuoyuyla paylaşması ve mağdurlar için hesap verebilirlik ile telafi mekanizmalarını sağlaması gerektiğini vurguladı.İnsan Hakları Ofisi, saldırıdan kimin sorumlu olabileceğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadığını belirtti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, bir kız okulunun vurulduğuna dair haberlerin "farkında olduklarını" ve yetkililerin bu iddiaları incelediğini söyledi. İsrail ordusu sözcüsü ise pazar günü yaptığı açıklamada, söz konusu bölgede herhangi bir İsrail ya da ABD saldırısından haberdar olmadığını ifade etti.
İsrail güçleri Lübnan sınırındaki bölgelere doğru ilerliyor
İsrail ordusu, Savunma Bakanı Israel Katz’ın bölgeye daha fazla asker gönderilmesi talimatının ardından, Lübnan sınırının karşı tarafındaki bazı noktalara "ilerlediğini" ve bu pozisyonların "kontrolünü ele geçirdiğini" açıkladı.
Ordu Sözcüsü Effie Defrin, televizyonda yayımlanan açıklamasında, “Sakinlerimiz ile her türlü tehdit arasında, söz verdiğimiz gibi bir tampon bölge oluşturuyoruz,” dedi.
Lübnan ordusundan ismini vermek istemeyen bir kaynak ise AFP’ye yaptığı açıklamada, İsrail kara birliklerinin Lübnan İsrail sınırı boyunca Kfar Kila ve Hiyam ovalarından ilerlediğini söyledi.
Kaynak, "İsrail’in güney Lübnan’da geniş bir güvenlik kuşağı (tampon bölge) oluşturma girişimi” konusunda endişe duyduklarını ifade etti.
İsrail ordusu ayrıca, Lübnan’daki sınır hattı boyunca yer alan 59 köyün sakinlerine tahliye çağrısı yaparak, bölgede Hizbullah’ın faaliyetleri olarak tanımladığı unsurlara karşı yakında harekete geçeceği uyarısında bulundu.
Üst düzey Hizbullah yetkilisinden İsrail'e karşı 'açık savaş' mesajı
Üst düzey Hizbullah yetkililerinden Mahmud Komati, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının sürmesi nedeniyle grubun "direnişe dönmekten başka seçeneği kalmadığını" söyledi.
Komati, Kasım 2024’te İsrail Hizbullah savaşını sona erdiren ateşkesten bu yana Hizbullah’ın sabır gösterdiğini ve hükümetin diplomatik çabalarının İsrail saldırılarını durduracağı umudunu taşıdıklarını belirtti.
Hizbullah’ın medya ofisi tarafından yayımlanan açıklamalarda Komati, hükümetin Hizbullah’ın eylemlerini yasa dışı ilan etmesini ve silahlarını teslim etmesini talep etmesini eleştirdi. Komati, Lübnan hükümetinin yaklaşık 15 ay boyunca neredeyse her gün süren İsrail hava saldırılarını durdurmak için harekete geçmediğini savundu.
Komati, "Siyonist düşman, ateşkes anlaşmasından bu yana durmadığı açık bir savaş istiyordu. Madem öyle açık savaş olsun," ifadelerini kullandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ise salı günü yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklama kararının "geri döndürülemez" olduğunu belirtti.
Aoun, Fransa, ABD, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır büyükelçilerinden oluşan Beşli Komite üyelerine, "İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurması için baskı yapmaları" çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler, Lübnan’da en az 30 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı
Birleşmiş Milletler (BM), ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmaların tırmanması nedeniyle Lübnan’da en az 30 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Babar Baloch, Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında, "Dün itibarıyla muhafazakâr tahminlere göre yaklaşık 30 bin kişi toplu barınma merkezlerine yerleştirildi ve kayıt altına alındı. Çok daha fazlası ise yolların kenarında araçlarında geceyi geçirdi," dedi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk’ün, Orta Doğu’daki savaşın siviller üzerindeki etkisi karşısında "derin bir şok" yaşadığını belirten Sözcü Ravina Shamdasani ise, "Çatışma cumartesi günü İsrail ve ABD'nin İran’a yönelik saldırılarıyla başladı. Ardından İran’ın bölgedeki ülkelere karşılık vermesi ve Hizbullah’ın çatışmaya dahil olmasıyla birlikte siviller üzerindeki etki ağırlaştı," ifadelerini kullandı.
CNN Türk muhabiri ve kameramanı İsrail'de gözaltına alındı
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla ilgili haber takibi yapmak üzere İsrail'de bulunan CNN Türk muhabiri Emrah Çakmak ve kameramanı Halil Kahraman, yayın yaptıkları esnada başkent Tel Aviv'de gözaltına alındı.
CNN Türk ekranlarına yansıyan görüntülerde yayın sırasında iki İsrail kolluk personelinin yayını engelleyerek kaydı kapatmalarını istediği görülürken, muhabir Emrah Çakmak'ın telefonuna da el koyulduğu kameralara yansıdı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Gazeteci arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılması için gerekli girişimleri yapıyor ve konuyu hassasiyetle takip ediyoruz," açıklamasını yaptı.
Suudi Arabistan, ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırıyı 'alçakça' ifadesiyle kınadı
Suudi Arabistan, gece saatlerinde Riyad’daki ABD Büyükelçiliği’ne yönelik İran saldırısını kınadı.
Suudi Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Riyad’daki ABD Büyükelçiliği binasını hedef alan alçakça saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz," ifadelerine yer verdi. Saldırı "korkakça ve hiçbir şekilde haklı gösterilemez" olarak nitelendirildi.
İsrail, İran Cumhurbaşkanlığı ofisi ve Ulusal Güvenlik Konseyi hedef aldığını açıkladı
İsrail ordusu, Tahran’daki İran Cumhurbaşkanlığı ofisi ile Ulusal Güvenlik Konseyi binasına hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, "İsrail Hava Kuvvetleri, gece boyunca Tahran’ın kalbinde İran terör rejiminin liderlik yerleşkesindeki tesisleri vurdu ve etkisiz hale getirdi," denildi.
Açıklamada ayrıca, yerleşkeye yönelik saldırı sırasında Cumhurbaşkanlığı ofisi ile Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi binasına çok sayıda mühimmat atıldığı belirtildi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran'ın Natanz nükleer tesisinde hasar olduğunu doğruladı
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın Natanz nükleer zenginleştirme tesisinin devam eden ABD - İsrail hava saldırıları sırasında "yakın zamanda bazı hasarlar" aldığını doğruladı. Ajans, bununla birlikte hasarın "herhangi bir radyolojik sonuca yol açmasının beklenmediğini" bildirdi.
IAEA, hasarın tesisin yer altındaki bölümüne giriş sağlayan “giriş binalarında” yoğunlaştığını açıkladı. İran, tesisin pazartesi günü hedef alındığını daha önce duyurmuştu.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, IAEA’ya gönderdiği mektupta, "ABD ve İsrail’in suç rejimleri saldırganlıklarını sürdürerek pazar öğleden sonra Natanz nükleer tesisini iki vahşi saldırıyla yeniden hedef aldı," ifadelerini kullandı.
Natanz, haziran ayında yaşanan 12 günlük İran İsrail çatışmasında da ABD tarafından hedef alınmıştı. IAEA, yer altına gömülü olan yakıt zenginleştirme tesisinde "ek bir etki tespit edilmediğini" bildirdi.
Tesiste, hasar görmüş ve imha edilmiş santrifüjlerle birlikte nükleer materyalin hâlâ yer altında bulunduğuna inanılıyor. Ancak IAEA, o savaştan bu yana saldırıya uğrayan sahalar için İran tarafından ziyaret izni alabilmiş değil.
İran Kızılayı: ABD ve İsrail saldırılarında en az 787 kişi hayatını kaybetti
İran Kızılayı, savaşın başlamasından bu yana ABD ve İsrail'in hava saldırılarında İran'da en az 787 kişinin öldüğünü açıkladı.
Örgüt, X'te yayınladığı bir mesajda ölü sayısını açıkladı. Cumartesi gününden bu yana İran genelinde 153 şehir ve 500'den fazla yerin 1000'den fazla saldırıya maruz kaldığı belirtildi.
İran, Avrupa’nın 'savunma amaçlı adımlarını' savaş ilanı sayacağını açıkladı
İran, Almanya, İngiltere ve Fransa’nın İran’ın füze fırlatma kapasitesini yok etmek için "savunma amaçlı adımlar" atabileceklerini söylemesinin ardından, Avrupa ülkelerini İsrail ve ABD ile yaşanan çatışmaya katılmamaları konusunda uyardı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bir basın toplantısında konuya ilişkin soruya yanıt verirken, "Bu bir savaş eylemi olur. İran’a karşı böyle bir adım, saldırganlarla iş birliği olarak görülür. Bu, İran’a karşı savaş ilanı sayılır," dedi.
Fransa, askeri üsleri savunmak için BAE üzerinde savaş uçakları konuşlandırdı
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İran saldırılarına karşı deniz ve hava üslerini korumak amacıyla Birleşik Arap Emirlikleri üzerinde Rafale savaş uçaklarının konuşlandırıldığını açıkladı. Fransa’nın Birleşik Arap Emirlikleri’nde yüzlerce deniz, hava ve kara kuvvetleri personeli bulunuyor. Rafale uçakları, Abu Dabi yakınlarındaki El-Dhafra Üssü’nde konuşlanmış durumda.
Barrot, BFMTV kanalına yaptığı açıklamada, hafta sonu Birleşik Arap Emirlikleri’nde İran’a ait insansız hava araçlarını etkisiz hale getirmeye yönelik Fransız adımlarına ilişkin bir soruya yanıt verirken, "Bu Rafale’ler ve pilotları tesislerimizin güvenliğini sağlamak için seferber edildi.Üslerimizin üzerindeki hava sahasını güvence altına almak için operasyonlar gerçekleştirdiler," dedi.
Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bir Fransız üssünde bulunan bir hangarın insansız hava aracı tarafından pazar günü vurulduğunu da belirten Barrot, "Ülkenin gelecekteki saldırılara karşı nasıl savunma sağlayabileceği ve Fransa’nın oradaki çıkarlarını nasıl koruyabileceği konusunda temaslar artıyor," diye ekledi.
Fransa, İngiliz üssüne yapılan saldırının ardından Güney Kıbrıs'a savunma sistemleri gönderecek
Fransa, bir İngiliz hava üssünün insansız hava araçlarıyla vurulmasının ardından Kıbrıs’a hava savunma sistemleri göndermeyi planlıyor.
Güney Kıbrıs merkezli Kıbrıs Haber Ajansı’nın (CNA) aktardığına göre, Fransa adaya insansız hava araçlarına ve füzelere karşı savunma sistemleri sevk edecek. CNA ayrıca Fransa’nın adaya ikinci bir fırkateyn göndermeye hazırlandığını bildirdi.
Habere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kararı salı günü erken saatlerde Kıbrıslı mevkidaşı Nikos Christodoulides’e iletti. Pazartesi günü İran yapımı çok sayıda Şahed insansız hava aracı, İngiltere’ye ait Akrotiri Üssü’ne fırlatıldı. İHA’lardan biri piste isabet ederek sınırlı hasara yol açtı.
Kıbrıs hükümeti, insansız hava araçlarının büyük olasılıkla Hizbullah tarafından ve Lübnan’dan fırlatıldığını açıkladı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın eleştirilerine rağmen, Kıbrıs’taki İngiliz askeri üslerinin ABD’nin İran’la savaşında kullanılmayacağını söyledi. Starmer, saldırının "aldığımız herhangi bir kararın sonucu olmadığını" ve İngiltere’nin ABD’ye üsleri kullandıracağını duyurmasından önce gerçekleştirildiğini vurguladı.
İSRAİL'DEN LÜBNAN'A HAREKAT
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyine kara harekatı başlattığını ve güçlerinin 'stratejik noktalarda' konuşlandığını açıkladı. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da İsrail Ordusuna Lübnan'da ilerleme ve çeşitli noktaları kontrol altına alma yetkisi verildiğini söyledi. Lübnanlı bir yetkili Reuters'e verdiği demeçte, İsrail birliklerinin Lübnan sınırının bazı bölgelerinde saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi. Lübnan ordusunun sınır boyunca en az yedi ileri harekat bölgesinden çekildiği belirtildi.
İsrail ordusu, dün gece Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Hizbullah'a bağlı bir televizyon kanalı binasını hedef almıştı. Hizbullah da İsrail'in kuzeyindeki bir askeri üsse insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediklerini açıkladı. İsrail ordusu yaptığı açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti. Lübnan’ın resmi Ulusal Haber Ajansı, Lübnan ordusunun İsrail sınırı hattındaki bazı noktaları boşalttığını bildirdi. Ajans, birliklerin başka mevzilere yeniden konuşlandırıldığını aktardı. Haber, İsrail ordusunun sınır hattı boyunca Lübnan içinde operasyonlar yürüttüğünü açıklamasının ardından geldi.
İSRAİL: İRAN'A KARA KUVVETİ GÖNDERMEK OLASI VE PRATİK DEĞİL
İsrail Ordusu, askerlerinin Güney Lübnan'da faaliyet gösterdiğini ancak bunun bir kara harekatı olmadığını öne sürdü. Yapılan açıklamada İsrail'in İran'a karşı haftalarca operasyon yapmaya hazır olduğu belirtildi. İsrail Ordusu ayrıca İran'a kara harekatı için de açıklamada bulundu. "İsrail'in İran'a Kara Kuvvetleri göndermesi olası değil, pratik de değil". ifadesi kullanıldı.
ÇİN'DEN İRAN SALDIRILARINA TEPKİ
Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasına tepki gösterdi. Çatışmanın komşu ülkelere yayılmasından endişe duyduğunu belirten Çin, tüm tarafları askeri operasyonları durdurmaya çağırdı. Çin ayrıca barışçıl şekilde nükleer enerji kullanmanın İran'ın hakkı olduğunu belirtti.
ABD, BÖLGEDEKİ ZARURİ OLMAYAN PERSONELLERİNİ GERİ ÇEKİYOR
ABD Dışişleri Bakanlığı, Katar, Kuveyt, Irak, Bahreyn ve Ürdün'de görev yapan ve zaruri olmayan personellerini geri çekme kararı aldı. ABD ayrıca Kuveyt'teki elçiliğini bir sonraki duyuruya kadar kapadığını açıkladı.
"HAMANEY'İN HALEFİNİ SEÇMEK UZUN SÜRMEYECEK"
İranlı kaynaklara göre yeni dini lideri seçecek olan Uzmanlar Meclisi'nin ABD ve İsrail saldırılarında ölen Ali Hamaney'in halefinin seçiminin uzun sürmeyeceğini belirtti. İran anayasasına göre, dini lider, 88 üyeli seçilmiş din adamlarından oluşan Uzmanlar Meclisi tarafından seçilen bir Şii İslam din adamı olmalıdır. İran haber kaynaklarına göre, Hamaney'in halefi seçilene kadar Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Anayasa Koruma Konseyi'nden atanan hukukçu Ayetullah Alirıza Arafi'nin başkanlığındaki geçici bir konsey, anayasa gereği ülkeyi yönetecek.
İSRAİL, TAHRAN VE BEYRUT'A EŞ ZAMANLI SALDIRIYOR
İsrail Ordusu, Tahran ve Beyrut'a eş zamanlı hava saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu. ABD de Irak, Bahreyn ve Ürdün'de yer alan ve zaruri olmayan görevlilerini ülke dışına çıkarmaya karar verdi. İranlı ISNA ajansı ABD-İsrail saldırılarında 5 devrim muhafızının öldüğünü açıkladı.
Trump yönetimi, İran savaşını 'İsrail’in planlarıyla' gerekçelendiriyor
Trump yönetimi, hafta sonu İran’a yönelik saldırı başlatma kararına ilişkin değişen gerekçeler sundu. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, Beyaz Saray’ın İsrail’in tek başına harekete geçmeye kararlı olduğuna inandığını öne sürdü.
Johnson, ABD Başkanı Donald Trump’ın “çok zor” bir kararla karşı karşıya kaldığını belirterek, İran’a yönelik ilk saldırıyı İsrail’in “Amerikan desteğiyle ya da desteği olmadan” harekete geçmeye hazır olması nedeniyle "savunma amaçlı bir operasyon" olarak nitelendirdi. Johnson, Trump ve ekibinin İran’ın derhal ABD personeli ve varlıklarına misillemede bulunacağı sonucuna vardığını söyledi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bu açıklamayı yineleyerek, ABD için “yakın bir tehdit” oluşturduğunu savunduğu olası bir zincirleme etkiye dikkat çekti.
Rubio, "İsrail’in bir eylemde bulunacağını ve onlar saldırıları başlatmadan önce biz önleyici adım atmazsak, daha fazla kayıp vereceğimizi biliyorduk," ifadelerini kullandı.
ABD’nin İran’dan kaynaklanan yakın bir tehditle karşı karşıya olup olmadığı sorulduğunda Rubio yine İsrail’in planlarına işaret etti. ABD'nin İran tehdidinde olup olmaması, ABD’de savaş ilan etme yetkisinin anayasal olarak Kongre’ye ait olması nedeniyle kritik bir eşik olarak görülüyor.
Trump’ın, son yirmi yılın Orta Doğu’daki en büyük ABD çatışması olarak nitelenen bu savaş için kapsamlı bir ulusa sesleniş konuşması ya da basın toplantısı düzenlememesi, önceki başkanlardan önemli bir kopuş olarak değerlendiriliyor.
Avrupa borsaları açılışta düşüşünü sürdürdü, doğal gaz fiyatları sert yükseldi
İran savaşı finansal piyasaları sarsarken, Avrupa borsaları salı günü işlemlerin başlangıcında düşüşünü sürdürdü ve bölgenin doğal gaz fiyatları yeniden sert yükseldi.
Pan-Avrupa STOXX 600 endeksi yüzde 1,3 düşüşle 615,72 puana geriledi. Endeks pazartesi günü iki haftadan uzun sürenin en düşük seviyesinde kapanmıştı. Frankfurt’ta DAX endeksi yüzde 2 değer kaybetti. Paris CAC 40 yüzde 1,8 gerilerken, Londra FTSE 100 yüzde 1,4 düştü.
Avrupa’nın referans göstergesi kabul edilen Hollanda TTF doğal gaz kontratı yüzde 33’ün üzerinde yükseldi. Fiyatlar, Katar’ın İran’ın devlet tesislerine yönelik saldırılarının ardından sıvılaştırılmış doğal gaz üretimini durdurması sonrası pazartesi günü de yaklaşık yüzde 40 artmıştı.
İran Devrim Muhafızları cumartesi günü Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını duyurmuş, bunun üzerine bazı uluslararası deniz taşımacılığı şirketleri bu su yolundan geçişi durdurmuştu.
Devrim Muhafızları’ndan bir general ise pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan "her gemiyi yakmakla" tehdit etmişti. Boğaz, petrol ve doğal gaz sevkiyatı açısından kritik bir güzergâh olarak görülüyor.


