ABD Başkanı Donald Trump, beş Orta Asya ülkesinin liderlerini Beyaz Saray'da ağırladı. Bu toplantı, Orta Asyalı liderlerin bölgede nüfuz sahibi Rusya ve Çin liderleri ile bu yıl içinde ayrı ayrı gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından geldi.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Beyaz Saray'daki görüşmede ABD Başkanı Donald Trump'a abartı ötesi övgüler yağdırdı; "Başkan Trump siz göklerden gönderilmiş büyük bir lider ve devlet adamısınız. Çok sayıda ülkede milyonlarca insan size minnettar. Başkanlığınızda Amerika altın bir çağa giriyor. Vizyonunuzu takdir ediyorum." dedi.
Trump, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan liderleriyle önce Oval Ofis’te ikili görüşmeler yaptı, ardından bir çalışma yemeğinde buluştu.
Trump akşam yemeğinde yaptığı konuşmada “Ekonomik ortaklıklarımızı güçlendiriyor, güvenlik işbirliğimizi geliştiriyor ve genel bağlarımızı genişletiyoruz,” dedi. Ayrıca bu ülkelerin bir zamanlar Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan İpek Yolu’na ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Trump ayrıca “Ne yazık ki, önceki Amerikan başkanları bu bölgeyi tamamen ihmal etti,” dedi.
Beyaz Saray’daki görüşmeler, Trump’ın Çin ile nadir toprak elementlerinin ihracatı konusundaki gerilimi geçici olarak yumuşatmasının ardından geldi. Geçen ay Pekin, bu kritik minerallerin ihracatına yeni kısıtlamalar getirmiş, ancak Güney Kore’de yapılan Trump-Xi görüşmesinden sonra bu kısıtlamaların bir yıl erteleneceğini açıklamıştı.
Washington artık Çin’i baypas edecek yeni yollar arıyor. Çin, dünya nadir toprak madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini, işleme kapasitesinin ise yüzde 90’ını kontrol ediyor.
Ekonomik bağları güçlendirmek
Trump'tan bir önceki gün Orta Asya liderlerini ağırlayan Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bu ülkelerin ABD ile ekonomik ilişkilerini genişletme potansiyeline dikkat çekti.
Rubio, “Çoğu zaman krizlere ve sorunlara o kadar çok odaklanıyoruz ki, heyecan verici yeni fırsatları gözden kaçırıyoruz,” dedi ve ekledi: “Ama şu anda karşımızda gerçekten heyecan verici bir fırsat var: ülkelerimizin ulusal çıkarlarının birbiriyle örtüştüğü bir dönem.”
Beyaz Saray’daki görüşmeler, çarşamba günü iki partiden senatörlerin, Sovyet döneminden kalma ticaret kısıtlamalarını kaldırmaya yönelik bir yasa tasarısı sunmasının hemen ardından gerçekleşti. Bu kısıtlamalar, bazı senatörlere göre, Orta Asya ülkelerine Amerikan yatırımını engelliyor.
Trump yönetiminden yetkililer, bu ülkelerle ilişkilerin derinleştirilmesinin bir öncelik olduğunu belirtti. ABD’nin Hindistan Büyükelçisi ve Trump’ın Güney ve Orta Asya Özel Temsilcisi Sergio Gor, Orta Asya yetkililerine, “Başkan’ın bu bölgeye taahhüdü, Beyaz Saray’a doğrudan bir iletişim hattınız olduğu ve bu bölgenin hak ettiği ilgiyi göreceğidir,” dedi.
Nadir toprak zengini Orta Asya
Uzun süredir “C5+1” olarak anılan bu ülke grubu, bölgesel güvenlik konularına odaklanıyor: ABD’nin Afganistan’daki varlığı ve çekilmesi, Çin’in Sincan’daki Uygurlara yönelik politikaları ve Rusya’nın bölgede yeniden güç kazanma çabaları.
Çin'in nadir toprak elementi hamlesi: AB nasıl karşılık verecek?
Buna rağmen, Çin ve Rusya uzun süredir Orta Asya’nın mineral zenginliklerinden faydalanıyor. Verilere göre Kazakistan, 2023’te Çin’e 3,07 milyar dolar, Rusya’ya 1,8 milyar dolar değerinde mineral ihraç ederken ABD’ye yalnızca 544 milyon dolarlık satış yaptı.
Orta Asya, dünyadaki nadir toprak elementlerinin büyük rezervlerine sahip ve küresel uranyum üretiminin yaklaşık yarısını karşılıyor. Ancak bölge, bu kaynakları geliştirebilmek için ciddi yatırımlara ihtiyaç duyuyor.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana Moskova'nın geleneksel etkisinin sorgulandığı ve Çin'in önemli bir aktör olduğu bölgeye Batı'nın ilgisi artmış durumda. Sovyetler Birliği'nden bağımsızlıklarını 1991'de kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan da Rusya'nın komşusunu işgalinden ürkerek alternatif ilişkiler geliştirme arayışına girdi.
Halihazırda Rusya ve Çin'in yanı sıra Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği kaynak zengini bu bölgede nüfuz mücadelesi veriyor.
Türkiye de rekabet ediyor
Kendini bölgede ana ticari ortak olarak konumlandıran Çin, yakın zamanda büyük altyapı projelerine yatırım yaptı. Türkiye ise Rusya'nın dikkatinin dağılmasını fırsata çevirerek bölge ülkeleri ile kültürel bağları üzerinden yeni askerî, ticari ilişkiler kurmaya yöneldi.
Washington ve Brüksel ise bölgenin işlenmemiş doğal kaynaklarına ilgi gösteriyor; özellikle nadir toprak elementleri tedarikini çeşitlendirmeye ve Pekin'e bağımlılığı azaltmaya çalışıyorlar.
Nadir toprak elementlerine ek olarak, Kazakistan dünyanın en büyük uranyum üreticisi, Özbekistan dev altın rezervlerine sahip ve Türkmenistan doğal gaz bakımından zengin. Kırgızistan ve Tacikistan da yeni maden yatakları açmaya başladı.
Bölgedeki çoğu çatışmanın sona ermiş olması da Orta Asya ülkelerine yeni iş birliği imkanlarının kapısını açıyor.
Öte yandan neredeyse Avrupa Birliği kadar geniş bir yüzölçümüne sahip olan bölge sadece 75 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor. Denize kıyısı bulunmayan ülkelerin etrafının çöller ve dağlarla çevrili olması, ayrıca kuzeyde Rusya, doğuda Çin, güneyde ise İran ve Afganistan gibi Batı ile ilişkileri sorunlu ülkelerin varlığı Batı ile ekonomik ilişkilerin gelişmesini güçleştiren faktörlerden.
Trump döneminin değişen şartları
Trump öncesi dönemde Batı'nın bu rejimlerle iş birliğinin önünde coğrafi engellerin dışında başka politik kısıtlayıcı faktörler de bulunuyordu. Ancak baskıcı rejimlere duyduğu hayranlığı gizlemeyen Trump için, Orta Asya ile ekonomik iş birlikleri, demokratik değerlerin teşvik edilmesinin önüne geçmiş durumda.
Orta Asya ülkeleri, Sınır Tanımayan Gazeteciler'in basın özgürlüğü sıralamasında en alt sıralarda yer alıyor. Örneğin, dünyanın en kapalı devletlerinden biri olan Türkmenistan, 180 ülke arasında 174'üncü sırada bulunuyor.
Hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü konularında otokrat bir çizgi izleyen ABD Başkanı Donald Trump, baskıcı rejimlerin bulunduğu bölgelerde haber yapan yayıncılık ağı Radio Free Europe/Radio Liberty'yi fonlarını keserek kapanmaya zorladığında Kazakistan ve Kırgızistan bu gelişmeden memnuniyet duyduklarını açıklamışlardı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), ABD'deki zirvede "insan hakları konusunun önemli bir gündem maddesi olması" çağrısında bulundu. HRW açıklamasında, zirvenin katılımcısı tüm hükümetlerin "muhalefeti bastırmak ve medyayı susturmak için çabalarını artırdığı" kaydedildi.


