Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ilk enflasyon raporunu 12 Şubat' açıkladı. Raporda en dikkat çeken bilgi, yıl sonu enflasyon tahminlerinin yükseltilmesi oldu.
TCMB 2026 sonu için tahminlerini ikişer puan artırdı: %13-19 arasında olan tahmin aralığı %15-21'e yükseltildi.
Yıl sonu enflasyon hedefi ise %16'da sabit bırakıldı. Bu hedef 2027 yılı için değiştirilmeden %9'da tutulurken, ilk kez açıklanan 2028 hedefi %8 olarak belirlendi.
Faiz indirimi duracak mı?
Raporun açıklanmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan TCMB Başkanı Fatih Karahan, Mart ayında faiz indirilmeyeceğine yönelik beklentiye ilişkin konuştu.
Karahan, faiz indirim adımlarının büyüklüğünü kısa dönemde artırmanın zor olduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Bazı ekonomistler bunu Mart'ta faiz indirimlerine ara verilebileceği şeklinde yorumlarken bazıları da son toplantıda olduğu gibi 100 puanlık bir indirim yapılabileceği şeklinde yorumladı.
Kur hakkında neler söylendi?
TCMB Başkanı Karahan, toplantıda "mevcut kur rejiminin çok faydalı olduğunu gördük" ifadelerini de kullandı.
Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Emre Alkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bunun Türkiye'de dalgalı kur rejimi uygulanmadığını gösteren bir açıklama olduğunu yazdı.
TCMB'nin yeni başkan yardımcısı Fatma Özkul ise toplantıda dolar kurunu baskılamadıklarını, TL'deki reel değerlenmenin doğal bir şekilde oluştuğunu fakat sürdürülebilir olmadığını söyledi.
Ekonomistler nasıl yorumladı?
Ekonomist Erdoğan Turan 12 Şubat'ta açıklanan raporun "evdeki hesabın çarşıya uymadığının resmi itirafı" olduğunu yazdı.
Turan, rapordan çıkan sonucun "İyimser tahminlerimiz tutmadı, enflasyon düşündüğümüzden daha yapışkan, bu yüzden faizleri düşürmek için acele etmeyeceğiz" olduğunu belirtti ve piyasaların Mart'ta faiz indirimi beklemesine rağmen faizin sabit tutulabileceğini ekledi:
"Yüksek faiz politikası beklenenden daha uzun sürecek. Faiz indirimi bekleyen sanayici ve tüketici, hevesini başka bir bahara ertelemeli. Merkez Bankası, enflasyon canavarını henüz yenemediğini kabul etmiş ve savunma pozisyonuna geçmiştir."
'Maaşlara zamdan sonra tahmin değişti'
İktisatçı İnan Mutlu, ise sene başında maaş zamlarının hedeflenen enflasyona göre yapıldığını hatırlattıktan sonra bunun üstünden 45 gün geçmeden enflasyon tahmininin artırılmasını eleştirdi.
Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Profesörü Erinç Yeldan da bu uygulamanın "emek düşmanı" olduğunu söyledi ve "zira enflasyon hiçbir zaman, hiçbir yerde sadece parasal bir mesele değil, her zaman, her yerde yapısal tıkanıklıkların ve sınıfsal çatışmaların ürünüdür" dedi.

Sendikalar yeni yılda yapılan maaş zamlarını düşük bularak protesto etmişti
Bahçeşehir Üniversitesi Finans Profesörü Hakkı Öztürk ise "Piyasanın Merkez Bankası'nın enflasyon hedeflerine inanıp inanmadığını tahvil faizleri gösterir" dedikten sonra, tahvil faizlerinin iki yıllık %36, beş yıllık %33 ve 10 yıllık %30 olduğuna dikkat çekti.
'Yanlış teşhisten doğru tedavi beklemek mantıksız'
Finansçı Ömer Gencal ise Merkez Bankası'nın bu raporla "hedef tutmayacak, tahmini güncelledim, gerekirse yine güncellerim ama faiz indirimine devam edeceğim" mesajı verdiğini söyledi.
Gencal bunun sonucu olarak Merkez Bankası kredibilitesi ve beklentilerin kötüleştiğini ekledi.
Finansal analist Tunç Şatıroğlu, Türkiye'nin ihtiyacı olan şeyin faiz indirimi değil artışı olduğunu söyledi ve "faiz artışının gerektiği yerde faiz indirimlerinin büyüklüğünü tartışmak daha uzun süre acı çekerek mi ölelim yoksa daha çabuk mu beter olalım demektir" ifadelerini kullandı.
Şatıroğlu, enflasyon raporunda 2025 sonunda enflasyon hedefinin tutmamasına dair kısımda ana nedene yer verilmediğini, bu nedenin hızlı faiz indirimleri olduğunu söyledi ve ekledi:
"Yanlış teşhisten doğru tedavi beklemek mantıksızdır. Bu kadroyla buraya kadar.
"Bu yıl da TÜİK enflasyonu %16 olmayacak. 2021'de Naci Ağbal görevden alındığından beri enflasyon %16'nın altına indirilemiyor.
"Hiçbir büyüme, yıllardan beri devam eden ve bu yıl da devam edeceği az önce açıklanan aşırı yüksek enflasyonun yarattığı fakirliği gölgelemeye yetmez.
"Artık Türkiye'de yeni bir ekonomi yönetimine ihtiyaç var.
'Beklenti hedefin iki katı'
Teneo Danışmanlık Şirketi Yöneticisi Wolf Piccoli, açıklanan raporun Merkez Bankası'nın güvenilirliğini zedelediğini söyledi.
Piccoli, önümüzdeki süreçte 100'er baz puandan daha yüksek düşüşler beklenmediğini belirtti.
"Enflasyonda tahmin aralığı artırılırken hedefin sabit tutulması politika değişiminden çok bir iletişim hamlesi" diyen Piccoli "Böylece %16'lık hedefin gerçekçi olmadığını kabul etmeye gerek kalmıyor" ifadelerini kullandı.
Prof. Emre Alkin de, "Allahtan geçen yılki gibi hedef, tahmin aralığının altında kalmadı. En azından bunu öğrenmişler" dedi.
Wolf Piccoli, Merkez Bankası'nın kendi yaptığı ankette dahi kredibilite sorunu görüldüğünü, iki yıl sonrası için enflasyon hedefi %9'ken ankette beklentinin %18 olduğunu belirtti.
Eski TCMB Başekonomisti Bilkent Üniversitesi Ekonomi Profesörü Hakan Kara da bu duruma dikkat çekerek "Merkez Bankası'nın enflasyon raporu toplantısı katılımcılarına yaptığı ankete göre katılımcılar enflasyonun 2 yıl sonra %18 olmasını bekliyor. Hedef ise %9. Kredibilite açığı: %100" dedi.
Enflasyondaki düşüş neden bu kadar yavaş?
Enflasyon raporu açıklanmadan önce, Ocak ayında BBC Türkçe'ye konuşan Hakan Kara'ya göre, enflasyondaki düşüşün bu kadar yavaş olmasının nedenleri arasında sıkılaşmanın geç başlaması, talebin güçlü olması ve gelir-servet dağılımlarında bozulma var:
"En tepedeki %5-10'luk kesim tüketmeye devam ediyor. Son dönemde konut veya otomobil harcamalarında rekor kırıldı."
Kara, talep güçlü kalınca firmaların fiyatlama davranışlarının değişmediğini söyledi, 2026 sonu için %24-25 civarında bir enflasyon öngördü ve ekledi:
"Türkiye %25 civarında bir enflasyona gitse dahi dünyanın en yüksek 6. enflasyonuna sahip olacak. Dolayısıyla gidecek daha çok yolumuz var."
Rapor öncesi, Ocak ayında BBC Türkçe'ye konuşan Koç Üniversitesi'nden Prof. Selva Demiralp ise enflasyonun yavaş düşmesinin nedenleri arasında Merkez Bankası'nın kredibilitesinin zayıf olmasının da bulunduğu söylemişti.
2023 öncesi ciddi hataların yapıldığını, bugün rasyonel politikalar uygulansa bile vatandaşlarda bir sabah eski düzene geçilmeyeceğine dair bir inanç olmadığını vurgulayan Prof. Demiralp, bu yüzden beklentilerin de aşağı inmediğini belirtti.
Demiralp enflasyonu düşürmenin sadece para politikasıyla yapılamayacağını, Türkiye'de arz talep dengesizliği olduğunu vurguladı:
"Bir ekonomide 10 kilo elma varken 20 kiloluk talep varsa o zaman insanlar mevcut elmaları almak için birbirleriyle yarışacakları için fiyatlar yukarı gider."
Prof. Demiralp enflasyondan en çok sabit gelirlilerin etkilendiğini ve bu yüzden enflasyonla mücadelenin asgari ücret artışını düşük tutarak yapılmaması gerektiğini söyledi.
"Bu bir seferberlik ise bu milli bir seferberliktir ve herkesin elini taşın altına koyması gerekir" diyen Demiralp burada vergi reformu, kayıt dışı ekonomiyi sisteme dahil etmek ve yüksek gelirlilerden daha fazla vergi alınması gibi adımlarla talebin azaltılabileceğini belirtti:
"Sabit gelir kesimlerinin zaten açlık sınırının altında kalan gelirlerini daha da fazla sınırlayarak enflasyonla mücadeleye kesinlikle karşıyım."
Demiralp'in yıl sonu enflasyon tahmini ise %23 civarında oldu.



