Nadir elementler altından 40 kat daha kirli

Nadir elementler altından 40 kat daha kirli
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Nadir toprak elementlerinin kullanım alanı teknolojideki ilerlemeyle birlikte hızla genişlerken bu ürünün stratejik değeri de artıyor. Savaş uçaklarından cep telefonlarına, rüzgâr türbinlerinden yeni nesil otomobillere hemen her yüksek teknoloji ürününde kullanılan bu elementler, petrol gibi vazgeçilmez bir hammadde halini aldı.

Bu madenlerin tedarikinde dünya neredeyse tamamen Çin'e bağımlıyken Türkiye'de büyük bir rezerv bulunduğunun açıklanması heyecan yaratmıştı. Ancak uzmanlar, bu elementlerin gerçekte "nadir" olmadıkları, onları kıymetli yapan şeyin üretim ve işleme süreçlerindeki zorluklar olduğuna dikkat çekiyor; özellikle de çevreye etkisi konusunda uyarıyor.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Etem Karakaya, "Bir kilogram altın çıkartmak için beş ton toprağın kazılması ve işlenmesi gerekirken, mıknatıs için vazgeçilmez olan neodimyum üretimi için 200 ton toprağın kazılması ve işlenmesi gerekir" diyor.

Bu, altın madenciliğine kıyasla 40 kat fazla toprak çıkarıldığı anlamına geliyor. Kazı faaliyetleri, bu işte kullanılan araçların yol açtığı emisyonlara ek olarak bitki örtüsünün tahrip edilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi, zehirli atık üretimi ve hava kirliliği gibi sorunlara neden oluyor.

Neodimyum, "nadir toprak elementi" olarak sınıflandırılan 17 elementten birisi ve özellikle mıknatıs üretiminde kullanılıyor.

Çin'deki bir limanda nadir toprak elementi cevherini taşıyan kamyon ve vinçler

"Nadir element çelikten 40 kat daha kirli"

İklim konularına odaklanan haber ajansı İklim Masası'na konuşan Karakaya, nadir elementleri işleme sürecinde açığa çıkan emisyonların geleneksel metallere kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekiyor:

"Uluslararası Enerji Ajansına göre neodimyum gibi elementlerin üretiminden kaynaklanan emisyonlar; demir-çelik, alüminyum ve nikel gibi yaygın metallere kıyasla çok daha fazla. Neodimyum, çok kirli olduğunu düşündüğümüz çeliğe göre neredeyse 40 kat, alüminyuma göre ise sekiz kat daha fazla emisyona sebep oluyor."

Harvard Üniversitesi Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi'nin 2016 tarihli bir yayınında nadir toprak elementlerini işleme süreçleri için, "zaman alıcı, pahalı ve tehlikelidir; bir ton nadir toprak elementinin işlenmesi 2 bin ton zehirli atık üretebilir" deniyor.

Batılı ülkeler neden Çin'in gerisinde kaldı?

Prof. Dr. Karakaya'ya göre, Çin'in bu alandaki hakimiyetinin arkasında bu durum yatıyor:

"Çin'in nadir toprak elementleri piyasasındaki öncülüğünün bir nedeni de bu yüksek ekolojik maliyetler. Çevresel düzenlemeleri sıkı olan Batılı ülkelerde kirletici sektörler ya yasaklandı ya da çok maliyetli hâle geldi. Buna karşılık Çin, bu tür çevresel kaygılardan büyük ölçüde feragat ederek, bu endüstrileri ucuz maliyetle sürdürdü."

Eskişehir'in Beylikova ilçesinde 694 milyon tonluk rezerv keşfedildiği açıklanmıştı. Ancak bunun ekonomik değeri henüz belirsiz. İklim Masası'nın aktardığına göre, Eskişehir'de yapılan akademik çalışmalar, yatakların yüzde 0,2 ila yüzde 2'sinin nadir toprak elementlerinden oluşmasının muhtemel olduğunu gösteriyor. Bu durumda kullanılabilir rezervin gerçekte 1,4 milyon ila 14 milyon ton arasında olduğu hesaplanıyor.

Karakaya, çevresel maliyetler hesaba katılmadan burada üretime başlanması halinde büyük felaketler yaşanabileceği uyarısında bulunuyor: "Üstelik Eskişehir'deki cevher önemli miktarda toryum içerdiğinden ilave çevresel maliyetler de söz konusu olacaktır."

Toryum radyoaktif bir element. Bu, rafinasyon sürecinden ortaya çıkacak atıkların uzun vadeli bir radyoaktif atık yönetimi gerektireceği anlamına geliyor.

KAYNAK: DW Türkçe

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.