ABD-İran savaşı Dubai’de turizmi ve hizmet sektörünü sert vurdu. Oteller boş kaldı, etkinlikler iptal edildi, binlerce göçmen işçi ücretsiz izne çıkarıldı. Maaşlarını ailelerine gönderen işçiler için savaş, zaten kırılgan olan geçim koşullarını daha da ağırlaştırdı…
Raja Abdulrahim / New York Times
Şubat ayı sonunda İran'da savaş başladığında, tasarım ürünlerinde indirim avına çıkan müşteriler Outlet Mall Dubai’ye gelmeyi bıraktı ve Marjorie adlı bir satış görevlisi bir ay boyunca izne çıkarılmak zorunda kaldı.
İki hafta sonra, Marjorie ücretsiz izninin 1 Haziran’a kadar uzatıldığını söyledi.
Filipinler’den gelen 32 yaşındaki göçmen işçi Marjorie yakın zamanda verdiği bir röportajda, “Yaptığımız tek şey bu durum hakkında endişelenmek ve ‘Ya bizi ülkelerimize geri gönderirlerse?’ diye düşünmek. Bu üç ay devam ederse belki geri döneriz” ifadelerini kullandı.
Birleşik Arap Emirlikleri ve onun büyük metropolü Dubai, bölgedeki diğer ülkelerin savaşta yaşadığı yıkım ve can kayıplarının büyük kısmından kurtuldu. Bu büyük ölçüde İran’ın, ABD ve İsrail’in başlattığı saldırıya misilleme olarak fırlattığı 2 bin 500’den fazla dron ve füzenin çoğunun engellenmesi sayesinde oldu.
Buna rağmen savaş, bölgenin başlıca finans merkezlerinden biri olan Dubai ekonomisini ve özellikle turizm ile konaklama sektörünü olumsuz etkiledi. Birçok yabancı yerleşik ülkeyi terk etti ve turistler büyük ölçüde gelmemeye başladı.
Şimdi beş yıldızlı otellerin çoğu boş duruyor ve bir sanat fuarı ile kitap fuarı gibi büyük etkinlikler ertelendi. Yakın zamanda bir pazar gecesi dünyanın en yoğun havalimanlarından biri olan Dubai Uluslararası Havalimanı neredeyse bomboştu. Terminaldeki tüm restoran ve kafeler kapalıydı.
Marjorie gibi Dubai’nin en kırılgan çalışanları işlerini kaybetti, ücretsiz izne çıkarıldı, ücretleri düşürüldü ve hatta bazıları maaş almadan geçici olarak ülkelerine geri gönderildi.
Geçen ay İnsan Hakları İzleme Örgütü, BAE gibi Körfez Arap ülkelerindeki göçmen işçilerin savaştan orantısız biçimde etkilendiğini ve hem yaşamları hem de iş güvenlikleri açısından risklerle karşı karşıya kaldığını bildirdi. Hak örgütü, çatışmaya rağmen işverenlerin sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısında bulundu.
BAE’de yaklaşık 8,7 milyon göçmen işçi bulunuyor ve bu sayı ülke nüfusunun yüzde 80’inden fazlasını oluşturuyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre bu durum, BAE’yi dünyanın en büyük yabancı iş gücü barındıran ülkelerinden biri yapıyor.
Geçen hafta ABD ile İran iki haftalık ateşkes üzerinde anlaşınca savaş durakladı. Ancak hafta sonunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerin bir anlaşmaya varamadan masadan kalkmasıyla gerilim yeniden yükseldi. Ardından Başkan Donald Trump İran limanlarına deniz ablukası ilan etti.
BAE hükümeti savaşın ekonomi üzerindeki etkisi hakkında yorum yapmadı ancak turizm sektörü için iki yardım paketi açıkladı. Çatışma başlamadan önce hükümet, turizmi ekonomik büyümenin ana itici gücü olarak geliştirmeye odaklandığını söylemişti.
ABD-İsrail saldırısının İran’a başlamasından kısa süre önce, Ocak ayında turizm ve ekonomi bakanı Abdulla bin Touq el-Marri, turizm sektöründeki büyümeye dikkat çekmişti. 2025’te sektörün 79 milyar dolardan fazla gelir ürettiğini ve bu rakamın ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15’ine denk geldiğini söyledi. Dört yıl önce bu oran sadece yüzde 6 idi.
Destekledikleri sektörlerin önemine rağmen, BAE’de ve Orta Doğu genelinde göçmen işçiler çoğu zaman maaştan maaşa yaşayarak ailelerine para gönderiyor. Şimdi savaş bu kırılgan mali durumu daha da kötüleştirdi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, ilgili raporunda ekonomik durgunluk dönemlerinde işletmelerin yükü tamamen işçilere yüklemek yerine onları koruması gerektiğini belirtti. Raporda birçok göçmenin ülkelerinde bakmakla yükümlü olduğu aileleri ve ödemeleri gereken işe alım borçları olduğu vurgulandı.
Örgütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika direktör yardımcısı Michael Page, “Çatışma göçmen işçiler için yeni riskler ortaya çıkarırken aynı zamanda işçi haklarındaki ve diğer haklardaki boşlukları da gözler önüne serdi” dedi.
Birçok Körfez ülkesi yabancı iş gücüne büyük ölçüde bağımlı ve bazı göçmen işçilerin sömürülmesi ile kötü muamele görmesi uzun süredir eleştiriliyor. Bazı işçiler aşırı kalabalık ve sağlıksız işçi kamplarında yaşıyor, pasaportlarına işverenler tarafından el konuluyor ve konuşmaya cesaret ederlerse sert yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.
BAE hükümeti yabancı işçilerin savaştan nasıl etkilendiği veya onlar için hangi korumaların uygulandığı konusunda sorulara yanıt vermedi.
"Turizm tamamen durdu"
Dubai’de beş yıldızlı oteller ve üst segment restoranlar için işe alım yapan Limitless adlı konaklama sektörü danışmanlık şirketinin kurucusu ve genel müdürü Mandy Kouwenberg, “Turizm şu anda aşağı yukarı tamamen durmuş durumda” dedi.
İşlerin düşmesinden etkilenen şirketler personelleriyle başa çıkmak için farklı yollar bulduğunu söyledi. Bazı oteller ücretsiz izne çıkarılan çalışanları için kendisine açık pozisyon olup olmadığını soruyor.
Kouwenberg şöyle devam etti:
“İşten çıkarmalar oluyor mu? Evet. Bazı şirketler maaşları da düşürüyor çünkü giderleri devam ediyor ve maliyetlerini mümkün olduğunca azaltmaları gerekiyor”
Kouwenberg’in çalıştığı birçok otel çalışanlarına konaklama ve yemek sağladığı için şu anda işi olmayanların bile kalmaya karar verdiğini söyledi.
BAE’deki göçmen işçiler, diğer Körfez ülkelerindekiler gibi, bu savaşın bedelini zaten ağır biçimde ödüyordu. Savunma Bakanlığı’na göre ülkede hayatını kaybeden 10 sivilin tamamı yabancı işçilerdi. Çoğu, engellenen İran füzeleri veya dronlarından düşen enkaz nedeniyle öldü.
Sri Lanka’dan gelen 45 yaşındaki inşaat işçisi Muhammad Faisal savaşın başlamasından beri işinden izinli sayılıyor. Maaşını almaya devam etse de aylık 1.600 dirhemlik (yaklaşık 435 dolar) maaşını desteklemek için güvendiği fazla mesai fırsatları artık yok. Maaşının büyük kısmını Sri Lanka’daki eşi, iki çocuğu ve kayınvalidesi ile kayınpederini desteklemek için gönderdiğini söyledi.
Faisal, ne kadar süre izinli kalacağını bilmiyor. Çünkü inşaat malzemelerinin ithalatı da çatışma nedeniyle aksadı. Ailesine para göndermeye devam edebilmek için çoğunlukla mercimek ve pirinç yemeyi planlıyor.
Faisal, “Ben yemesem de olur. Yeter ki onlara yardım edebileyim” ifadelerini kullandı.


