Zengin sanayi ülkeleri bir yandan iş gücü açığını kapatmak için yabancılara bel bağlarken diğer yandan göçü zorlaştıran yasalar çıkarıyor. OECD raporuna göre iş gücü göçünde bir yılda yüzde 32'lik düşüş oldu.
Dünyanın önde gelen sanayi ülkeleri, yaşlanan nüfusları nedeniyle yıllardır yabancı iş gücü arayışında. Ancak diğer yandan özellikle Avrupa ve ABD'de kamuoyunda göç karşıtı hava güçleniyor, siyasetçiler göçü zorlaştırıcı kararlar alıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD), 38 üye ülkede yaptırdığı araştırma, dünya çapında iş gücü göçünün geçen yıl yüzde 21 oranında azaldığını ortaya koydu. Araştırmanın ilgi çekici bir yönü de iş gücü göçündeki düşüşün, ABD'de Donald Trump'ın başkanlığa seçilmesinin çok öncesinde başlamış olması.
OECD araştırması, düşüşte talepten ziyade gelişmiş ülkelerde göçe karşı artan siyasî muhalefetin ve vize uygulamalarının sertleştirilmesinin rol oynadığını gösteriyor. Çalışma amaçlı geçici göçte ise artış sürüyor.
Başrolde iki ülke var: İngiltere ve Yeni Zelanda
OECD kıdemli siyasi analisti Ana Damas de Matos, araştırmayla ilgili Deutsche Welle'ye (DW) yaptığı açıklamada, kalıcı iş gücü göçündeki düşüşte, İngiltere ve Yeni Zelanda'daki politika değişikliklerinin başrolü oynadığını belirtti. De Matos, diğer yandan her iki ülkede de kalıcı iş gücü göçünün 2019 seviyesinin üstünde kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.
Yeni Zelanda'da göçmen sayısındaki düşüşte, pandemi sonrası geçici göçmenlere ve ailelerine kalıcı oturma hakkı tanıyan tek seferlik programın sona ermesi etkili oldu. Bu özel düzenleme ile 200 binden fazla kişi ülkeye yerleşmişti. Ancak ülke tarihindeki bu bir kerelik en büyük oturma izni programı Temmuz 2022'de sona erdirildi.
İngiltere'nin AB'den ayrılması (Brexit) sonrasında İngiliz hükümeti de vize uygulamalarını sıkılaştırdı. Hükümetin Sağlık ve Bakım Çalışanı vize programında yaptığı değişiklikle işverenlerin uygunluk kriterleri sıkılaştırıldı, eş ve çocukların başvuru yapması engellendi. Bu değişiklikler, vize başvurularında keskin bir düşüşe yol açtı. Sağlık sektörü, OECD raporunda iş gücü açığının derinleştiği alanlar arasında önde geliyor.
"Kısıtlamalar geri tepebilir" uyarısı
Birleşmiş Milletler (BM) ve Hint hükümetine göç alanında danışmanlık yapan Seeta Sharma, İngiliz hükümetinin özellikle de mezuniyet sonrası ülkede çalışmak isteyen uluslararası öğrencilere getirdiği kısıtlamaların geri tepebileceği uyarısında bulunuyor. Göç uzmanı, "Öğrencilerin mezuniyet sonrası çalışma yolu tıkanırsa başvurular da azalacaktır. Çünkü örneğin Hintler, yatırımlarının net bir geri dönüşü olmayacaksa yurt dışında eğitim için büyük meblağlar harcamayacaktır" dedi.
Rapora göre Hindistan, Çin ve Romanya'nın ardından dünyaya en fazla iş gücü sağlayan OECD ülkesi. Sadece 2023 yılında Hindistan'dan 600 bin kişi çalışmak için yabancı ülkelere göç etmişti.
ABD'de teknoloji sektörü tehlikede
ABD'de teknoloji, mühendislik, tıp gibi alanlarda yabancı nitelikli iş gücüne çalışma imkânı sağlayan H-1B vizelerine getirilen kısıtlamalar da büyük tartışmalara yol açtı. Biden yönetimi döneminde getirilen kısıtlamalar Trump döneminde genişletildi, yabancı iş gücü çalıştırmak isteyen iş verenlerin ödemesi gereken ücret 2000-5000 dolar aralığından 100 bin dolara çıkarıldı.
Avustralya, nitelikli iş gücüne vize vermek için aranan maaş eşiğini yükseltirken Kanada da geçici işçiler için başvuruları sıkılaştırdı. Bu iki ülkedeki siyasî düzenlemeler de, dünyadaki genel düşüşte rol oynadı. Benzer şekilde İskandinav ülkelerinde de yabancı iş gücünde büyük gerilemeler yaşandı; Finlandiya'da bir önceki yıla göre yüzde 36'lık bir düşüş kaydedildi.
"Alman ekonomisi açısından ciddi bir sorun"
Almanya'da da bu yıl görevi devreden Olaf Scholz hükümetinin göçe getirdiği sınırlamalar, geçen yıl kalıcı iş gücünde yüzde 12'lik düşüşe yol açtı. Ülkeye çalışmak için gelenlerin sayısı 586 bine geriledi, çalışma vizesiyle gelenlerin sayısı yüzde 32 oranında azaldı. Scholz'un halefi Friedrich Merz ise göç politikalarını daha da sertleştirdi.
Berlin'deki Humboldt Üniversitesinden ekonomi profesörü Herbert Brücker, yabancı iş gücündeki gerilemenin ülke ekonomisi açısından ciddi bir sorun yarattığı görüşünde. Brücker, DW'ye yaptığı açıklamada, "Almanya yıllar boyunca yılda ortalama 550 bin kişinin göçünden yarar sağladı. Emekliye ayrılan çalışanları telafi etmek için göçe ihtiyacımız var. Aksi takdirde iş gücü tedarikini istikrarda tutamayız" diye konuştu.
Avrupa'da göçe yüksek talep
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Avrupa Birliği (AB) çapında 2019-2023 yılları arasında yaratılan istihdamın yaklaşık üçte ikisi, AB vatandaşı olmayanlar tarafından üstlenildi. Bu da AB'nin yabancı iş gücüne ne kadar bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
BM'ye bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre 2022 yılında dünya çapında 167,7 milyon göçmen iş gücü bulunuyordu. Bu rakam, dünyadaki toplam iş gücünün yüzde 4,7'sine denk geliyor. Yabancı iş gücünün üçte ikisinden fazla bir bölümü, 114,7 milyon kişi ise gelişmiş, zengin ülkelerde yaşıyor.
Geçen yıl yaşanan düşüşe rağmen, küresel iş gücü göçü hâlâ pandemi öncesi seviyelerin üzerinde seyrediyor. Ancak OECD raporu, rekor düzeydeki ekonomik talebe rağmen yasa dışı göçe karşı korkularla şekillenen siyasi direncin göç akışını frenleyebildiğini gösteriyor.
Trump yönetimine uyarı: Yasal göç sınırlanırsa yasa dışı göç artar
Trump'ın Ocak ayında başlayan ikinci görev döneminde ortaya koyduğu siyasî ajanda bu eğilimi daha da güçlendirdi. Çıkardığı başkanlık kararnameleriyle hem yasal hem de yasa dışı göçü sınırlamak için adımlar atan Trump, bu adımların Amerikan işçilerini korumak ve beceriye dayalı bir sistem oluşturmak için gerekli olduğunu savunuyor.
Göç uzmanı Sharma, ABD Başkanı Trump ve diğer sağcı politikacıların göçmenlere yönelik sert ve genelde öfke dolu söylemlerinin dünyaya "şok dalgaları" yaydığını, Hindistan ve diğer menşe ülkelerdeki algıları etkilediğini belirtiyor. Sharma, "Buradan çıkan algı, bunun dostane bir ülke olmadığı, bir iş bulmanın zor olduğu. Bu tür söylemler göç hareketlerinde çok büyük rol oynuyor. ABD iş gücü göçünü sınırlamaya devam ederse bu, yasa dışı göçte artışla sonuçlanabilir" uyarısında bulunuyor.
Kalıcı oturum yerine kısa vadeli geçici göç tercih ediliyor
OECD raporunda vurgu yapılan bir diğer sonuç, iş gücünde kalıcı göç oranları düşerken geçici ya da mevsimlik göç sayısında değişiklik olmaması. Bu, hükümetlerin kalıcı göç yerine, istedikleri şekilde süresini uzatabilecekleri ya da iptal edebilecekleri kısa vadeli iş gücünü tercih ettiğini ortaya koyuyor.
Göç uzmanı Sharma, hükümetlerin tutumunu "İstenilen şey, istediğimiz zaman insanları alalım ve istemediğimizde kapıları kapatalım. Ama bu 'farklı' insanlar ülkemize kalıcı olarak bulunmasın" şeklinde özetliyor.
Avustralya, Avrupa ve Kuzey Amerika’da mevsimlik ve geçici işçi programlarına talep sürüyor. Bu ülkelerde tarım, bakım ve inşaat sektörlerindeki işverenler, bu programlar sayesinde iş gücü açığını kapatıyor.
OECD raporunda, bu tür geçici göç programlarının teknoloji ve diğer yüksek nitelikli iş gücü ihtiyacı bulunan sektörlerde de giderek artan şekilde kullanıldığına dikkat çekiliyor.
Bürokrasi ve siyasi mesajlar göz korkutuyor
OECD, gelişmiş ekonomilere yabancı iş gücü sayısını artırmanın yanı sıra onları iş gücü piyasasına daha iyi entegre etmeye odaklanmaları çağrısında bulunuyor. Kuruluş, yabancı çalışanların ev sahibi ülkelerde tam anlamıyla katkı sağlayabilmesi için dil eğitimi ve sosyal hizmetlere erişim ile meslekî beceri ve diplomaların tanınmasının önemine işaret etti. Ancak rapora göre birçok göçmen, eğitimini aldığı alanın çok altında vasıfsız işlerde çalışmak zorunda kalıyor.
Alman İstihdam Araştırmaları Enstitüsü (IAB) Göç Araştırmaları Bölümü Başkanı Herbert Brücker, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya'yı daha cazip hale getirmek üzere yapılan reformların, yavaş ve bürokratik onay süreçleri nedeniyle etkili olamadığını belirtiyor. Ekonomi profesörü, "Yüksek öğretim derecelerinin ve meslek eğitiminin tanınması yıllar alıyor. Bu da nitelikli iş gücünün gelmesini zorlaştırıyor. Bunun sonucunda şu an 3 milyon çalışan açığımız var" dedi.
OECD raporunda siyasetçiler ayrıca, ülkelere geçici statüyle gelen göçmen iş gücüne kalıcı oturum imkânı sağlamaya çağırılıyor, bunun göçmenlerin becerilerinden daha iyi faydalanılmasını ve iş gücü açığının azaltılmasıını sağlayacağı belirtiliyor.



