Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 25 gün önce yaptığı açıklamada Marmara’da beklenen büyük depremle ilgili soruya, dikkatleri Balıkesir’e yönelterek yanıt vermişti. Üşümezsoy, Balıkesir’deki Gönen-Yenice ve Sarıköy fay hatlarında 7.2 büyüklüğüne varan bir depremin yaşanabileceğini ifade etmişti.
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 6.1 büyüklüğünde meydana gelen depremin ardından gözler Prof. Dr. Üşümezsoy'a çevrildi.
Üşümezsoy Balıkesir'e ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunarak bölgede 7.2 büyüklüğünde deprem riski bulunduğu konusunda uyarmıştı.
Üşümezsoy, gazeteci Emel Özuğur'un YouTube kanalına yaptığı açıklamada, Marmara’da beklenen büyük depremin İstanbul’da değil, Balıkesir’deki Gönen-Yenice ve Sarıköy fay hatlarında olacağını söylemişti.
İstanbul merkezli senaryoların bilimsel zeminden yoksun olduğunu savunan Üşümezsoy, esas riskin Balıkesir başta olmak üzere Marmara’nın güneyinde, özellikle Gönen-Yenice fay hattında olduğunu vurgulamıştı.
Üşümezsoy, büyük tehlikenin Balıkesir sınırlarında yer alan Sarıköy Fayı üzerinde olduğunu belirterek 1953 yılındaki Yenice-Gönen depreminin ardından bu hattın stres biriktirdiğini diye getirmişti.
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 6.1 büyüklüğünde meydana gelen depremi CNN Türk'e değerlendirdi. Üşümezsoy'un geçtiğimiz aylarda yaptığı konuşmasındaki "Bir deprem söz konusu. Manisa, Simav, Sındırgı, kuzeyde Emet etkilenebilir. 7.1 oldu bitti, Emirce’ye giden kesimde bir deprem olabilir, Simav’da aktif gözüken bir kesim." şeklindeki açıklaması dikkat çekti.
“SIRAYLA KIRILIYOR”
“66’da Manyas’ta olan bir deprem nedeniyle stres var.” diyen Üşümezsoy, şunları söyledi: “Simav, Menderes dağlarının en kuzey kesimi Simav çayı boyunca doğu batı yönlü kesilmiş. Güney kısmı yükselmiş. Bu yükselen kesimler, her yükselme belli bir deprem periyodu gibi deprem yapıyor. 1969’da, 1971’de, 2009’da, bu kez Sındırgı’daki deprem. Sırayla bu faylar kırılıyor. Piyanoda tuşlar nasıl sırayla ses verirse bu da böyle. Sırayla kırılıyor.”
“6,5’TAN FAZLA DEPREM ÜRETMEZ”
“Yazın başında Simav’da dikkat çektiğimiz yerden kuzeye doğru gidiyor. Burada olan deprem kendini göstermişti, 25 km faydır, derinliği 10 km olduğu için doğuya doğru bir segmentte kırılma olabilir.” diyen Üşümezsoy, şunları söyledi: “Buradaki depremler 6,5 pek geçmiyor. Sındırgı’dan Alaşehir'e giden bir fay var, bu çok daha hareketli, korkutacak bu deprem, korkmalarına bir sebep yok. Yenice Gönen fayında olan deprem Sarıköy, Bandırma’ya doğru stres yüklüyor, 7.2’lik hikaye abartılı bir hikaye. Simav’da 6,5’e ulaşmıyor depremler. Bunun hemen yanında doğu kenarında 6.2 deprem olabilir. Manisa’nın Sitil dağının kuzey kenarında bir fay hattı var, oralarda bir deprem olabilir, 6,5 geçmez bu depremler.””
ÜŞÜMEZSOY’DAN İSTANBUL DEPREMİ AÇIKLAMASI
İstanbul depremine ilişkin konuşan Üşümezsoy, “O arkadaşlar 8.1 deprem olacak dediğimde yok öyle bir şey dedim. Yeşilköy’de 7. 4 deprem olacak dedim, öyle bir fay yok dedim. 1894’ye Yalova Çınarcık kıyısı, 1912’de Tekirdağ fayı kırılmıştı. Çalışma yapan bir grup Adalar Fayına doğru giden Kuzey Anadolu fayı yok, 60 kmlik fay yok, kendileri de bunun olmadığını 2005 yılında söylediler. Silivri ile Yeşilköy arasında 70 km bir fay var diyorlardı, bu aradaki fay 50 km. 50 km 20 km çarparsan 1000 km yapar, bu da 7 büyüklüğünde bir deprem üretir. Ancak Japonların yaptığı çalışmadan 10 km’den daha az, 50 km çarpı 10 km, 500 km eder, burada ancak 6,5 büyüklüğünde deprem yapabilir. Arkadaşlar cetvelle çizilmiş faylardan deprem çıkarıyorlar. Tabiattaki faylara bakmıyorlar. Avcılar karşısında 50 km deprem olsa Avcılar fayında deprem olurdu. Ne Avcılar ne de Adalar fayı gerçek. Durum bu kadar net.”
Prof. Dr. Osman Bektaş’tan ezber bozan teori! Asıl büyük deprem riski o faylarda...
Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi’nin jeolojik özelliklerinin, deniz tabanındaki fayların 7’nin üzerinde deprem üretmesine izin vermediğini ifade etti. Bektaş, asıl büyük tehlikenin ise karada yer alan kilitli fay hatlarında bulunduğuna dikkat çekti.
Marmara Denizi’nde beklenen büyük deprem endişeleri devam ederken, Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan önemli bir analiz geldi. Sosyal medyada paylaşım yapan Bektaş, Marmara Denizi’nin benzersiz jeolojik yapısının, depremlerin büyüklüğünü sınırladığı görüşünü dile getirdi.
Prof. Dr. Bektaş, teorisini beş maddede açıkladı. Marmara Denizi’nin altında, yerin sıcak tabakası olarak bilinen “manto” yüzeye daha yakın bir konumda yer alıyor.
ENERJİNİN YAVAŞ BOŞALMASINI SAĞLIYOR
Bu durum, deprem oluşturan sismik kabuğun ısınmasına, gerilmesine ve incelmesine sebep oluyor. Ayrıca, derinden yükselen sıcak akışkanlar, fayların daha kolay kaymasına bilimsel adıyla “creep” (sürünme) yol açarak enerjinin yavaş yavaş boşalmasını sağlıyor.
Bu eşsiz jeolojik yapı, denizde ve karada iki farklı deprem karakteristiği yaratıyor. Prof. Dr. Bektaş'a göre:
Denizdeki Faylar: İnce sismik kabuk ve "creep" mekanizması nedeniyle, enerjilerini sık sık ancak 7'den küçük depremlerle boşaltıyorlar.
Karadaki Faylar: Kalın sismik kabuğa sahip ve "kilitli" durumda olan faylar ise enerjiyi uzun yıllar boyunca biriktirip, 7'den büyük yıkıcı depremler üretiyor.
Prof. Dr. Bektaş, bu görüşün son yüzyılda meydana gelen depremlerin dağılımıyla da desteklendiğini ifade etti. Bilimsel jeofizik haritaları ve kesitlerinin, bu teoriyi doğruladığını belirtti.
Bektaş’ın teorisi, İstanbul’daki deprem riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Teoriye göre, 7 ve üzeri büyüklükte yıkıcı bir depremin merkezi, deniz altındaki “sürünme” yapan faylardan ziyade, henüz kırılmamış ve gerilim biriktiren karadaki kilitli fay segmentlerinde olabilir.