SÖZCÜ gazetesi, bugünkü sayısında organize suç örgütü elebaşı olmaktan hüküm giymiş ve bir dönem YouTube yayınlarıyla Türkiye siyaseti ile adalet mekanizmasını sarsmış Sedat Peker'in açıklamalarına yer verdi. Peker'in açıklamaları sayesinde, halen ekranlarda boy gösteren gazeteci Hadi Özışık ile artık esamesi okunmayan televizyon sunucusu Veyis Ateş'in de gazeteci kimliği altında nasıl kirli ilişkiler düzeneğinde yeraldıkları belgelenmişti.
Halen ailesiyle birlikte Birleşik Arap Emirlikleri'nde yaşadığı kaydedilen Sedat Peker, Türkiye'de toplumun bir kesimi tarafından siyasetin yasadışı ilişkiler ağını ortaya döken ve ülkenin çürümüşlüğüne karşı kafa tutan korkusuz örnek figür olarak görülüyor. Hayranları ona “Reis” diyor.
Gazeteye konuşan ve kamuoyuna “suç örgütü lideri” iddiasıyla kırmızı bültenle arandığı söylenen Sedat Peker, SÖZCÜ gazetesinin kıdemli yazarı Saygı Öztürk’e konuştu.
Tutuklu gazeteci Fatih Altaylı ve Türkiye’de yeni nesil mafyalara dair çarpıcı ifadelerde bulunan Sedat Peker iktidara uyarı niteliğinde sözler de sarf etti.
Sedat Peker hakkında, İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 5 farklı suçtan, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ise 2 ayrı suçtan yargılamalar devam ediyor. Yurt dışında olan Peker için, 1 Şubat 2022’de 194 ülke genelinde kırmızı bülten çıkarılmış, iptal için açılan davalar ise reddedilmişti.
Sedat Peker, tecavüz edildikten sonra Van'da öldürüldüğüne inanılan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş ile ilgili de açıklama yaptı. "Baba Nizamettin Bey en başından itibaren bu olayı bilenlerin üniversiteden ya da çalıştıkları işten atılma korkusuyla, başlarına bir şey gelir endişesiyle konuşamadıklarını söylüyordu" diyen Peker, Rojin Kabaiş cinayetinin aydınlatılması için delil, bilgi veya belge sunan kişiye 25 milyon lira vereceğini duyurdu.
FATİH ALTAYLI’YA MEKTUP
Halen cezaevinde bulunan gazeteci Fatih Altaylı ile geçmişte yaşadıkları gerilimin ardından bir mektup yazdığını açıklayan Sedat Peker, "Aramızda çok uzun yıllardır sorunlar oldu, kimin haklı kimin haksız olduğunu aramadım" diyerek kendisinin ve Altaylı’nın geçmişteki haksızlıklara dair konuştu.
Peker, cezaevine girdiği dönemde basının kendisine karşı yaptığı haksızlıkları anımsattı ve Altaylı’ya duyduğu saygıyı dile getirdi. Mektubunda, "Kendisinin dik kafalı biri olduğunu biliyorum, ancak ceza yatmış biri olarak söylemek zorundayım, kendisi için yapabileceğim bir şey olursa bundan şeref duyarım" ifadelerine yer verdi.
Mektup içeriğinden de bahseden Peker şunları dile getirdi:
“Aramızda çok uzun yıllardır sorunlar olduğunu, bu sorunlarda kimin haklı kimin haksız olduğunu aramadığım tarzında cümleler yazdım. 2004’te cezaevine girerken basında aylarca süren haksızlığa maruz kaldığımı, birçoğu tanıdığım gazeteciler oldukları halde yolladığım düzeltme yazılarını yayınlamadıklarını, bir tek kendisinin düzeltme hakkımı kullandırdığı için aramız her ne kadar kötü olsa da kendisine içten içe hep saygı duyduğumu söyledim. Kendisinin dik kafalı biri olduğunu, başta ben olmak üzere kimseden bir yardım istemeyeceğini bildiğimi ancak yine de ceza yatmış biri olarak söylemek zorunda olduğumu, kendisi için yapabileceğim bir şey olursa bundan şeref duyacağımı söyledim.”
“KENDİMİ SU DAMLASI OLARAK GÖRÜRÜM”
Muhalefet tarafından “Ülkede adaleti Sedat Peker sağlıyor. Devlet acze düşünce Sedat Peker devreye giriyor” dillendirilen sözlere de yanıt veren Peker, “Öncelikle Türkiye’nin gündeminde devamlı yer bulmak için özel bir gayretimin olmadığını söylemek isterim. Sorunuzda geçen konuları ben de gördüm. Bu konuda söyleyeceğim tek şey, çok üzgün olduğumdur. Ben Yüce Türk Devleti’ni okyanus olarak görür, kendimi ise yüce devletimizin yanında bir su damlası olarak kabul ederim” ifadelerini kullandı.
AK PARTİ İKTİDARI KENDİ ZENGİNLERİNİ YARATTI
Yeni nesil mafyalara dair AK Parti iktidarını işaret eden Peker, “Kendini laik olarak adlandıran insanların kısmen şımarıklığı, kısmen de aşırıya kaçan bazı uygulamaları yüzünden (türban konusu gibi) tepki olarak dini hassasiyeti olan AK Parti hükümetini iktidar yaptılar. 20 yıldan fazla süren AK Parti iktidarı da misilleme olarak kendi zenginlerini yaratıp devlette kendi kadrolarını oluşturmaya çalıştı” dedi.
Ülkenin üçe ayrıldığını belirten Peker, “Ülkemizin bu şekilde ikiye ayrıldığı söyleniyor. Ben ise ülkemizin üçe ayrıldığına inanıyorum. Nesiller boyu fakir olan, tek öncelikleri gördükleri diğer varlıklı aileler gibi yaşamak isteyen bir kesim var. Fakirlik bu kesimin DNA’sına kadar adeta işlemiş gibi. Dedelerinin babaları fakir, dedeleri fakir, babaları fakir, kendileri fakir” şeklinde konuştu.
Yeni nesil mafyalar için çözüm yolunun yoksulluğu kaldırmak olduğunun altını çizen Peker, bu kişilerin zengin olduğunu sandığı kesimden haraç kestiğini söyledi. Bu sistemin 1980 yılında Brezilya’da çıktığını belirten Peker, “Devlet görevinden şu veya bu sebeple ayrılmış asker ve polislerin bu gençlik yapılarıyla temasları daha örgütsel hale geldiğinde Kolombiya’da, Meksika’da yaşanan gerçek kartellerin Türkiye’de oluşmasının bence uzak tarihlerde olmadığını söylemiştim. Aynı fikirdeyim. İnşallah siyasi irade ve yüce devletimiz en iyi çözümü oluşturabilirler” dedi.


