TBMM, yılın en kritik sürecine giriyor. 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi bugün Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı. 14 gün boyunca aralıksız devam edecek bütçe maratonu, Meclis tarihinin en yoğun takvimlerinden biri olarak kayıtlara geçecek. Resmi tatiller dahil kesintisiz sürecek görüşmelerde, hükümetten muhalefete kadar tüm siyasi liderler kürsüde olacak.
AYRINTILAR ŞÖYLE:
TBMM Genel Kurulu'nda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine bugün başlandı.
Görüşmelerin ilk gününde Genel Kurul'a, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık ediyor.
Genel Kurulda saat 12.00'de başlayan görüşmelerde hükümet adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Yol Partisi adına, Grup Başkanı Bülent Kaya, Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen ve Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, İYİ Parti adına Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, MHP adına Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay ve Filiz Kılıç, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatımoğulları Oruç ile Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile Grup Başkanı Abdullah Güler konuşacak. Ayrıca DSP Genel Başkanı Mehmet Önder Aksakal ve DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar şahsı adına konuşma yaptı.
Görüşmeler dolayısıyla Meclise ziyaretçi alınmayacak, siyasi partilerin grup toplantıları da yapılmayacak.
TBMM Genel Kurulu’nda, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine başlandı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarına ilişkin, "TBMM’de oluşturulan bu komisyon, şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifi ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde yazdığı bir raporla TBMM’ye sunacaktır" dedi.
Genel Kurul'da 21 Aralık tarihine kadar devam edecek bütçe görüşmeleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sunuş konuşmasıyla başladı.
TBMM Genel Kurulu'nda bugün bütçenin tümü üzerindeki görüşmelere, AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da katılıyor.
TBMM Genel Kurul Salonu'na ilk olarak MHP Genel Başkanı Bahçeli geldi. Daha sonra Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan, Mahmut Arıkan, Müsavat Dervişoğlu ve Özgür Özel Genel Kurul Salonu'na girdi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, MHP ve DEM Parti grubuyla tokalaşmazken, diğer genel başkanlar tüm partilerin genel başkan ve grup başkanvekilleriyle selamlaştı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, bugün İstanbul Çekmeköy’de gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonunda hayatını kaybeden Özel Harekat polisi Emre Albayrak için başsağlığı diledi. Kurtulmuş, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
"Plan ve Bütçe Komisyonu’muzda yapılan çalışmalar gereği 40 gün süren son derece yoğun ve gerçekten yorucu müzakereler sonucunda TBMM’ye gelen bütçemizin üzerinde yapılacak görüşmelerin hayırlı uğurlu olmasını, Türkiye’nin önümüzdeki yıl yapacağı etkinlik ve faaliyetlerde güçlü bir bütçenin ortaya çıkmasını temenni ediyorum. 40 gün süren komisyon görüşmelerinde 21 birleşim gerçekleştirilmiş, 77 oturumda yaklaşık 240 saat bütçe müzakere edilmiştir. Bu görüşmelerde komisyon üyelerimiz dahil olmak üzere 271 milletvekilinin toplamda 1.353 söz talebi karşılanmıştır. TBMM’de bulunan milletvekillerimizin yaklaşık yüzde 46’sı bu müzakerelere doğrudan katılım sağlayarak katkıda bulunmuştur."
"Güçlü bir rapor yazılacak"
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM'de kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun önemine vurgu yapan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
28. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti açısından önemli bir meclistir. Çünkü cumhuriyetimizin ilk asrı geride bırakılmış, 28. Dönem Meclis’imiz ise ikinci asrın başlangıcını yapan bir Meclis’tir. Bu özelliğiyle fevkalade tarihi bir Meclis çalışmalarını hep birlikte icra ediyoruz. Bu süreçte TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’muz vasıtasıyla bu tarihi dönemin ruhuna uygun bir şekilde tarihi bir süreçte de çok yoğun çalışmalar gerçekleştirilmiştir. TBMM’deki siyasi partilerin kahir ekseriyetinin katıldığı bir komisyon marifetiyle son derece olgun bir demokratik ortamda fevkalade ciddi tartışmalar yapılarak Cumhuriyet'in ilk yüzyılının en yakıcı sorunu olan terörün ortadan kaldırılması için çok katmanlı bir çalışma gerçekleştirilmiş, konuyla ilgili toplumun bütün kesimleri dinlenmiş, şehit aileleri ve gazilerimizle birlikte başlayan ilk oturumla birlikte Türkiye’nin bütün sivil toplum kuruluşları, üniversiteler fevkalade geniş bir şekilde dinlenerek dinleme faaliyetleri geçtiğimiz hafta sona erdirilmiştir.
Bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki TBMM’de oluşturulan bu komisyon, şimdiye kadar sürdürmüş olduğu müzakere olgunluğunu devam ettirerek fevkalade güçlü bir raporu yazacak ve bu sorunun ve Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesiyle ilgili genel perspektifi ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde yazdığı bir raporla TBMM’ye sunacaktır. Bundan sonraki düzenlemelerin ne şekilde yapılacağı, bu komisyon raporları doğrultusunda TBMM’de bulunan değerli siyasi partilerin ortak çalışmasıyla sonlandırılacaktır. Ümit ediyorum ki aynen komisyon çalışmasında olduğu gibi Meclis çalışmasında Terörsüz Türkiye meselesi olgun bir şekilde ele alınarak süreç ilerletilir ve sonuçlar alınır.
"Tarihi fırsat"
Terörsüz Türkiye sadece TBMM’de oluşturduğumuz Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanında değildir. Bu bir devlet projesidir. Devletin bütün ilgili kurumları, başta güvenlik kurumlarımız olmak üzere bu sürecin kazasız belasız yürütülmesi ve sonlandırılmasıyla ilgili olarak çok üst bir koordinasyonla görevlerini yerine getirmektedir. Aynı şekilde TBMM’deki komisyonumuzda bu süreçte üstümüze düşen demokratik denetim fonksiyonunun bir gereği olarak süreci fevkalade başarılı bir şekilde bu noktaya kadar getirmiştir. Ümit ederim ki sonuç alarak Türkiye tarihinde önemli bir tarihi fırsatın başarıyla sonuçlandırılmasına vesile olur.
Kurtulmuş ayrıca yeni anayasa, Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası çalışmalarına ilişkin de "28. Dönem TBMM’nin tarihi olarak üzerinde büyük bir sorumluluk olan diğer demokratik adımların atılmasının da altını çizmek isterim. Türkiye’nin ikinci yüzyılına yaraşır, milli, katılımcı, demokratik, kuşatıcı, yeni ve sivil bir anayasanın yapılması TBMM’nin 28. Dönemi’nin önemli sorumluluklarından birisidir. Aynı şekilde demokratik standartlarımızı yükseltmemiz açısından demokratik bir Meclis İçtüzüğü, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası’nın da gerçekten büyük bir olgunlukla ve siyasi hesapların dışında gündeme getirilerek TBMM’de ele alınması ve sonuçlandırılmasını da ümit ve arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Cevdet Yılmaz: Dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda 2026 bütçesi görüşmelerinde; "Bütüncül bir yaklaşımla para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz. 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir. Bir yandan mali disiplini sürdürürken, diğer yandan yönetilen/yönlendirilen fiyatlar başta olmak üzere maliye politikaları ile enflasyonla mücadeleyi güçlendireceğiz" dedi.
Cevdet Yılmaz, Genel Kurul'da bütçe sunuş konuşmasını yaptı. Bütçenin AK Parti hükümetlerinin 24'üncü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 8'inci bütçesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, AK Parti hükümetlerinin çeyrek asırlık siyasi istikrarlarının en güçlü nişanelerinden biri olan 2026 bütçesinin "istikrar ve refah" bütçesi olduğunu söyledi.
Yılmaz, şunları kaydetti:
Bu süre zarfında, uluslararası gelişmişlik sınıflandırmasında alt-orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna kalıcı şekilde yükselen bir Türkiye inşa ettik. Bu sadece ekonomik bir başarı değil; güçlü bir devlet aklının, kararlı bir liderliğin ve milletimizin azminin ortak eseridir. Şimdi yeni bir eşik noktasına gelmiş bulunuyoruz. Türkiye artık yüksek gelirli ülkeler ligine girmeye hazırlanan bir ülkedir. Bu yürüyüş sadece rakamsal bir geçiş değildir; bu yeni aşama, niteliksel bir değişimin, yeni bir kalkınma hamlesinin başlangıcıdır. Bu yeni yolculuk; her alanda daha yüksek standartlara, daha ileri teknolojilere, daha güçlü kurumlara, daha kapsayıcı bir refaha yönelişin adıdır. Bu yolculuk, Türkiye Yüzyılı rotasında büyük bir dönüşüm hamlesidir. Bu kapsamda, 2026 yılı, Orta Vadeli Program'ımızın en kritik yılıdır. Çünkü 2026, hem attığımız adımların sonuçlarının görünür hale geleceği, hem de reformlarımızın meyve vereceği bir eşik yılı olacaktır.
"2026 bütçesi, kamu açığını kademeli olarak azaltan ve dezenflasyon sürecini kararlılıkla destekleyen bir yaklaşım taşımaktadır"
2026 bütçesi, yapısal dönüşümü hızlandıracak, yüksek gelir hedefini destekleyecek bir anlayışla hazırlanmıştır. Yeşil ve dijital ekonomiye geçişte teknolojik dönüşümü hızlandıracak adımlar, gıda ve enerjide arz güvenliğini artıracak politikalar ve yeni bir sosyal konut hamlesi başlatmaya yönelik çalışmalar bütçemizde net bir şekilde yerini almıştır. Yüksek katma değerli üretim, AR-GE ve yenilikçiliğin desteklenmesi, bu bütçede güçlü programlar ve somut kaynaklarla karşılık bulmaktadır. Asrın felaketi olan depremlerin yaralarını tamamen sarmak, şehirlerimizi daha dirençli hâle getirmek, yeni bir yaşam güvenliği standardı oluşturmak, bu bütçe döneminde önceliğimiz olmaya devam edecektir. Bir yandan deprem bölgesinde inşa ve ihya çalışmalarımızı tamamlayacak, diğer yandan risk yönetimi anlayışı ile tüm şehirlerimizi afetlere karşı dirençli hale getirme çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu bütçe; yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyerek; sürdürülebilir büyümeyi, kapsayıcı kalkınmayı ve refahın toplumun tamamına yayılmasını hedeflemektedir.
Kalkınma Planımız ve Orta Vadeli Programımız doğrultusunda; fiziki altyapıyı güçlendirmek, beşeri sermayeyi geliştirmek ve üretim kapasitemizi artırmak bütçemizin ana eksenini oluşturmaktadır. Makroekonomik ve finansal istikrar ile mali disiplin çizgisine bağlı kalarak hazırladığımız 2026 bütçesi, deprem harici harcamaları kontrol altında tutan, kamu açığını kademeli olarak azaltan ve dezenflasyon sürecini kararlılıkla destekleyen bir yaklaşım taşımaktadır.
"2026 yılında dış koşulların dezenflasyon sürecimize nispi olarak daha fazla katkı sağlayacağını değerlendirmekteyiz"
Makroekonomik ve finansal istikrar ile mali disiplin çizgisine bağlı kalarak hazırladığımız 2026 bütçesi, deprem harici harcamaları kontrol altında tutan, kamu açığını kademeli olarak azaltan ve dezenflasyon sürecini kararlılıkla destekleyen bir yaklaşım taşımaktadır. Tüm bu gelişmeler ışığında, önümüzdeki dönemde küresel iktisadi faaliyetin salgın öncesi ortalamaların altında, ancak belirli bir istikrar içinde seyretmeye devam etmesi beklenmektedir. Uluslararası Para Fonu’nun tahminlerine göre dünya ekonomisinin 2025 ve 2026 yıllarında yıllık sırasıyla yüzde 3,2 ve yüzde 3,1 oranında büyümesi öngörülmektedir. Salgın öncesinde 2000-2019 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 4,7 oranında olan mal ve hizmet ticareti artışı, 2022– 2024 döneminde yüzde 3,4’e gerilemiştir. 2025-2030 yılları arasında ise yüzde 3 civarında sınırlı bir artışla ilerlemesi beklenmektedir.
Sonuç olarak, 2026 yılına ilişkin küresel görünüme dair belirsizlikler devam etmekle birlikte, ticaret ortaklarımızda görece daha güçlü bir büyüme eğiliminin öne çıkması ve artan enflasyonist baskılara rağmen para politikalarında normalleşme adımlarıyla finansman koşullarının daha destekleyici bir yapıya kavuşması beklenmektedir. Bu çerçevede, 2026 yılında dış koşulların bir önceki yıla göre daha destekleyici bir görünüm sergileyeceğini, dezenflasyon sürecimize ve aynı zamanda yatırım, istihdam, üretim ve ihracat hedeflerimize nispi olarak daha fazla katkı sağlayacağını değerlendirmekteyiz.
"Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak istikrarlı bir büyüme performansı sergilenmiştir"
2024 yılı boyunca küresel ölçekte dezenflasyon odaklı parasal sıkılaşmanın dış talepte yol açtığı zayıflamaya ve jeopolitik gerilimlere rağmen, Türkiye ekonomisinde ılımlı ancak istikrarlı bir büyüme performansı sergilenmiştir. Fiyat istikrarını önceleyen politika çerçevesiyle uyumlu bir patikada, 2024 yılı yüzde 3,3’lük büyüme oranıyla tamamlanmıştır. Salgınla başlayan, jeopolitik gerilimler ile enerji, gıda ve tedarik zinciri krizleriyle derinleşen küresel dalgalanmalara karşın, Türkiye ekonomisi istikrarlı büyümesini sürdürerek dünya ekonomisinde olumlu yönde ayrışan ülkeler arasında yer almıştır. Güçlü büyüme performansıyla milli gelirimiz, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 itibarıyla ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşarak 1 trilyon 130 milyar dolara ulaşmış, kişi başına düşen milli gelir ise 13 bin 243 dolar olarak gerçekleşmiştir. 2024 yılında kişi başına düşen milli gelirimiz 15 bin doları aşmıştır. 2025 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla GSYH’nin dolar cinsinden yıllıklandırılmış büyüklüğü 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış kişi başına milli gelirin ise yaklaşık 17 bin dolar seviyesine çıktığı görülmektedir. Yıl sonu tahminimiz ise 17 bin 748 dolardır.
"Büyüme performansımız 21 çeyrektir kesintisiz devam etmektedir"
Türkiye ekonomisinde, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,7 oranında büyüme gerçekleşmiştir. Küresel ve bölgesel olumsuz konjonktüre rağmen, siyasi istikrar ortamı ve öngörülebilir politikalar çerçevesinde, büyüme performansımız 21 çeyrektir kesintisiz devam etmektedir. Enflasyon ile mücadele ettiğimiz bir dönemde, istikrarlı bir şekilde büyümeye devam etmemiz son derece kıymetlidir. 2025 yılının üçüncü çeyrek büyümesiyle, ekonomimizde dengeli büyüme kompozisyonu korunmaktadır. Büyümede sanayi ve inşaat dahil hizmetler sektöründeki olumlu görünüm ve sabit sermaye yatırımlarının artış göstermesi belirleyici olmuştur. Uyguladığımız makroekonomik istikrar ve yapısal dönüşüm adımları birçok testten başarıyla geçmiştir. Orta Vadeli Program'da ortaya koyduğumuz hedefler, yapısal düzenlemeler ve politikalar ile ekonomimizin dayanıklılığını daha da artıracağımıza inanıyoruz.
2025 yılı için Orta Vadeli Program’da yüzde 3,3 olarak öngörülen büyüme hedefimizin mevcut görünüm altında korunabilir olduğu ve bu hedefe ilişkin risklerin dengeli seyrettiği değerlendirilmektedir. Orta vadede ise ekonomik politikalarımızın etkisiyle daha güçlü ve istikrarlı büyüme oranlarına ulaşılması öngörülmektedir. 2025 yılında yüzde 3,3 oranında tahmin edilen büyümeye, sermaye stokunun 1,3 puan, toplam faktör verimliliğinin 2,0 puan katkı vermesi beklenmektedir.
"Para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz"
2024 yılının Haziran ayında uygulamaya koyduğumuz dezenflasyon programı, küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde ülkemizin ekonomik kararlılığını en net şekilde ortaya koyan unsurlardan biri haline gelmiştir. İzlediğimiz sıkı para politikası, mali disiplin ve makroihtiyati tedbirler birlikte ele alındığında, dezenflasyon sürecinin ülkemizde artık kalıcı fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda ilerlediği açıkça görülmektedir. Hizmet enflasyonunda, zayıflamakla birlikte halen belli oranda devam eden atalet, fiyatlama davranışlarının dikkatle izlenmesi gerektiğini göstermektedir. Gıda tarafında ise olumsuz hava koşullarının yarattığı arz yönlü etkiler kademeli iyileşmeyi zaman zaman sınırlandırsa da, üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte bu alanda da olumlu sinyaller almaktayız. Önceliğimiz açık ve nettir. Bütüncül bir yaklaşımla para, maliye, gelirler politikaları ve yapısal dönüşüm adımlarıyla dezenflasyonu kararlılıkla sürdüreceğiz.
2026 yılında enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin altına indirilmesi, fiyatlama davranışlarında yapışkanlığın kalıcı olarak kırılması ve 2027 yılından itibaren enflasyonun tekrar tek haneli seviyelere indirilmesi temel hedefimiz olmaya devam edecektir. Bir yandan mali disiplini sürdürürken, diğer yandan yönetilen/yönlendirilen fiyatlar başta olmak üzere maliye politikaları ile enflasyonla mücadeleyi güçlendireceğiz.
"Yangına birinci derecede hassas bölgelerde ilk müdahale süresini 40 dakikadan ortalama 11 dakikaya indirdik"
2021 yılında uygulamaya başladığımız performans esaslı program bütçe sistemi ile kamu harcamalarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırarak harcama önceliği geliştirmek suretiyle mali disiplini destekliyoruz. Her yıl olduğu gibi, 2026 yılı bütçesini de insan odaklı bir kalkınma yaklaşımıyla, toplumun tüm kesimlerini gözeten ve koruyan bir anlayışla hazırladık. Beşeri sermayeyi güçlendirmeyi ve fırsat eşitliği sağlamayı kalkınma stratejimizin odağına alarak, 2002 yılından beri eğitimi en öncelikli meselemiz olarak gördük ve eğitim bütçemizi 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükselttik. Böylece merkezi yönetim bütçesinden 2002’de yalnızca yüzde 9,4 seviyesinde pay alan eğitime 2026 yılında yüzde 15,3 oranı ile en yüksek payı ayırarak, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini 2026 yılında 1 trilyon 944 milyar liraya yükselttik. Geçmişte ideolojik nedenlerle zayıflatılan mesleki eğitimi güçlendirmek, eğitimin içeriği ile işgücü piyasalarının ihtiyaçlarını örtüştürmek temel önceliklerimiz arasında olmaya devam etmektedir.
Eğitimle birlikte hükümetlerimiz döneminde en fazla önem verdiğimiz ve büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiğimiz konuların başında sağlık gelmektedir. Yaptığımız yatırımlar ve reformlarla insanımızın gündelik yaşamında çektiği çilelere son verildiği gibi, pandemi döneminde sağlık sistemimiz rüştünü tüm dünyada ispatlamıştır. Vatandaşlarımızın, sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2026 yılında 1 trilyon 594 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Merkezi yönetim bütçesinden sağlık için ayrılan kaynağa, dünyanın en kapsayıcı sistemlerinden biri haline getirdiğimiz Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamalarını da eklediğimizde, sağlık alanına kamu kaynaklarından ayrılan toplam tutar 3 trilyon 307 milyar liraya ulaşmaktadır.
Orman varlığımız 2024 yılı sonu itibarıyla 23,36 milyon hektara ulaşmıştır. Orman yangınlarıyla mücadelemizi de büyük bir ekipmanla, araç filosuyla devam ettiriyoruz. Bu kapsamda hava gücü kapasitemiz; 105 adet helikopter, 27 adet uçak ve 14 adet insansız hava aracına ulaşmıştır. Diğer araçları da dahil ettiğimizde 5 bin 359 müdahale aracımız yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Kurduğumuz yangın erken uyarı sistemi ile yangına birinci derecede hassas bölgelerde ilk müdahale süresini 40 dakikadan ortalama 11 dakikaya indirdik.
Bütçe görüşmelerinin ilk haftasına ilişkin takvim şöyle:
8 Aralık Pazartesi: Bütçenin tümü.
9 Aralık Salı: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, Ceza ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İş Yurtları Kurumu, Türkiye Adalet Akademisi, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Avrupa Birliği Başkanlığı, Türk Akreditasyon Kurumu.
10 Aralık Çarşamba: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Helal Akreditasyon Kurumu, Rekabet Kurumu.
11 Aralık Perşembe: Milli Savunma Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türk Standardları Enstitüsü, Türk Patent ve Marka Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye Uzay Ajansı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı.
12 Aralık Cuma: Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Kapadokya Alan Başkanlığı, Uludağ Alan Başkanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu.
13 Aralık Cumartesi: Sağlık Bakanlığı, Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Nükleer Düzenleme Kurumu.
14 Aralık Pazar: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu ile 127 üniversite.
KOMİSYON GÜNDEMLERİ
Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu toplanarak, çeşitli kurumların ve akademisyenlerin sunumlarını dinleyecek.
10 Aralık Çarşamba günü, çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesiyle, çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla oluşturulan Meclis araştırma komisyonu ilk toplantısını yapacak.



