Tek kullanımlık plastik neden hâlâ revaçta?

Tek kullanımlık plastik neden hâlâ revaçta?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Almanya, plastik poşetleri yasaklayalı üç yıl oldu. Alman kamu yayıncılığı kuruluşu DW, AB ve diğer bölgelerde plastik atıkla mücadelenin neden istenen sonucu vermediğini ve tek kullanımlık ürünlerin neden hâlâ hayatımızda olduğunu araştırdı.


Tek kullanımlık plastik, bir türlü hayatımızdan çıkmayan sorunlu bir eski sevgili gibi. Pipetler, plastik çatal-bıçaklar ve köpük kaplar, Avrupa Birliği'nin (AB) 2021'de yürürlüğe giren yasağına rağmen hâlâ paket servis tezgâhlarında, kafelerde ve restoranlarda karşımıza çıkıyor.

AB bu ürünleri hedef aldı, çünkü kıyılara vuran çöplerin yüzde 85'inin plastikten oluştuğu, bunun da neredeyse yarısının pipet, paket servis kapları, çatal-bıçak ve tabak gibi tek kullanımlık ürünler olduğu tespit edilmişti.

Bu atıklar yalnızca çevreyi kirletmekle kalmıyor. Plastik zamanla zararlı kimyasallar ve çok küçük parçacıklar salıyor. Bu maddeler doğaya ve insan vücuduna girerek kanser ve kısırlık gibi ciddi sağlık sorunlarının riskini artırabiliyor. Bu nedenle Brüksel harekete geçti.

Mantık basitti: En sorunlu ürünlerin üretimi, satışı ve ithalatı yasaklanırsa, sorunun ortadan kalkacağı varsayıldı.

Ancak pratikte tablo çok farklı. "Almanya Çevre Yardımı" adlı çevre örgütünün (Deutsche Umwelthilfe – DUH) 2024'te Berlin'de yaptığı bir araştırmaya göre, Berlin'de incelenen paket servis restoranlarının yaklaşık yüzde 70'i hâlâ yasaklı plastik ürünler sunuyor. Aynı yıl beş sivil toplum kuruluşunun hazırladığı Avrupa çapındaki bir rapor da bu ürünlerin çoğu ülkede yaygın biçimde satılmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Dünya genelinde her yıl 400 milyon tondan fazla plastik üretiliyor. Bu, kişi başına yaklaşık 50 kilo anlamına geliyor. Üretim artmaya devam ederken, küresel düzenlemeler büyük ölçüde etkisiz kaldığı sürece sorunun daha da büyüyeceği uyarısı yapılıyor.

Her yerde plastik

Tek kullanımlık plastiğin yasaklara rağmen ortadan kaybolmamasının nedenlerinden biri olarak, pandemi döneminden kalan stoklar gösteriliyor. Özellikle 2020'deki kapanmalar sırasında paket servis siparişleri büyük artış gösterdi; restoranlar kapandı ya da insanlar dışarıda yemekten kaçındı.

Ancak Berlin merkezli tüketici koruma kuruluşunda çalışan Britta Schautz'a göre bu açıklama ikna edici değil. "Yasak 2021'de yürürlüğe girdi. Bu da dört yıl önce demek," diyor Schautz. Yaklaşık on yıldır tüketicilerin plastik kullanımını azaltması için çalışan Schautz'a göre, restoranların bu kadar uzun süre devasa plastik stokları saklaması pek olası değil. Üstelik plastik zamanla gözenekli hale geliyor ve gıdayı güvenle muhafaza edebileceği sınırlı bir raf ömrü bulunuyor. Schautz asıl sorunun, işletmelerin kurallara yeterince uymaması olduğu görüşünde.

Birçok küçük işletme, kağıt ya da alüminyum gibi alternatiflere geçtiklerinde maliyetlerin arttığını söylüyor. Bir restoran sahibi DW'ye, "Bu tam bir felaket. Uygun kağıt tabak bulmak zor ve çok pahalı" diyor. Bir diğer işletmeci ise plastik pipet vermenin kendisi için "duygusal bir anlamı" olduğunu ifade ediyor.

Oysa Almanya'da yasaklı plastik ürünler sunmanın bedeli ağır olabilir. Kurallara uymayan işletmelere 100 bin euroya kadar para cezası kesilebiliyor.

Sorunlardan biri de denetim eksikliği. DW, Almanya'nın en büyük beş kentindeki yetkililere, kurallara uyumun nasıl denetlendiğini sordu. Hiçbiri somut bir ceza örneği gösteremedi. Çoğu, yalnızca şikâyet gelmesi hâlinde harekete geçtiklerini ya da en fazla rastgele denetimler yaptıklarını belirtti.

Daha sert yasaklar da var

DUH'ta döngüsel ekonomi biriminin başında bulunan Thomas Fischer'e göre, cezaların düzenli uygulanması ve yasağın daha iyi anlatılması caydırıcı olabilir. Fischer bunu toplu taşımada biletsiz yolculuğa benzetiyor: "İnsanlar ceza alacağını bilse, ihlal etmez."

Bazı ülkeler çok daha sert adımlar attı. Kenya, 2017'de plastik poşetleri yasakladı. Cezalar 4 milyon Kenya şiline, yani yaklaşık 31 bin dolara kadar çıkabiliyor; hatta dört yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu tehdit kâğıt üzerinde kalmadı, uygulamada da karşılık buldu. Yasaktan iki yıl sonra yüzlerce gözaltı ve dava kayda geçti. Üç meyve satıcısı, yasaklı poşet kullandığı gerekçesiyle tutuklandı.

Yasağın etrafından dolaşmanın yolları

İnternet üzerinden satış, yasanın en zayıf noktalarından biri olarak görülüyor. Temu, eBay ve Fruugo gibi büyük platformlarda plastik pipet ve çatal-bıçaklar hâlâ kolayca bulunabiliyor.

Schautz'a göre, AB dışındaki ülkelerden yasaklı plastik sipariş etmek son derece kolay. Üreticiler de bu durumda AB mevzuatına uymak zorunda kalmıyor.

Avrupa içinde bile boşluklar mevcut. Bazı üreticiler, tek kullanımlık çatal-bıçakları biraz daha kalın üreterek "yeniden kullanılabilir" etiketiyle piyasaya sürüyor.

Fransa Ulusal Tarım, Gıda ve Çevre Araştırma Enstitüsü'nde görev yapan plastik araştırmacısı Nathalie Gontard, "Yeniden kullanılabilir demek, gerçekten yeniden kullanılıyor demek değildir," diyor. Hatta bu uygulamanın bazı durumlarda plastik tüketimini artırdığını belirten Gontard, plastik kalınlığının artırılarak yasanın kolayca aşılabildiğini ifade ediyor.

Gontard, AB yasaları hazırlanırken bazı şirketlerin kendisinden danışmanlık istediğini, bir süre sonra ise "Artık yardıma ihtiyacımız yok, kalınlığı artıracağız" diyerek faaliyetlerine döndüklerini anlatıyor.

Dağınık yasalar, sınırlı etki

Dünya genelinde en az 90 ülke bir tür plastik yasağı getirmiş durumda. Ancak kurallar ülkeden ülkeye ve üründen ürüne değişiyor. Uzmanlara göre bu dağınık ve çok parçalı yapı, plastik atığı azaltmada etkili olmuyor.

Almanya'da yalnızca 15 ila 50 mikrometre kalınlığındaki plastik poşetler yasak. Oysa 2022'de dağıtılan poşetlerin yüzde 87'si bu gruba giriyordu. Bu durum, düzenlemenin ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu gösteriyor.

Kenya'da bile, sokakların daha temiz olduğu doğrulansa da ilerleme yavaşlamış durumda. Çünkü yasak olmayan komşu ülkelerden plastik poşetler ülkeye girmeye başladı.

ABD'de yapılan ve 2025'te yayımlanan bir araştırmaya göre, en etkili sonuçlar ülke çapında ya da geniş kapsamlı yasaklarla elde ediliyor. Oysa ABD'de bazı eyaletler, plastikle ilgili her türlü düzenlemeyi yasaklıyor.

Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi'nde (Center for International Environmental Law – CIEL) görev yapan Ximena Banegas şöyle diyor: "Sorunu ülke ülke çözebileceğimiz fikri artık geçerli değil. Bir yerde bir ürünü yasaklıyoruz ama başka bir yerde üretilmeye devam ediyor."

Banegas, küresel yasakların yanı sıra plastik üretimine üst sınır getirilmesini de savunuyor. Bu öneri, Birleşmiş Milletler'in plastik anlaşması görüşmelerinde de gündeme geldi. Ağustos 2025'te yapılan son toplantıda, İran, Suudi Arabistan, Çin ve Rusya'nın başını çektiği bir grup, düzenlemelerin ulusal düzeyde kalmasını ve atık yönetimine odaklanılmasını istedi. Norveç, Ruanda, Kanada ve 72 ülke ise daha kapsamlı yasaklar ve üretim sınırı talep etti. Görüşler çok uzak olduğu için uzlaşma sağlanamadı.

Bugün üretilen plastiğin yaklaşık yüzde 98'i fosil yakıtlardan elde ediliyor.

Fransız plastik araştırmacısı Nathalie Gontard’a göre, daha sert politikalar artık kaçınılmaz: "Hemen şimdi başlamalıyız. Önümüzdeki on yılda plastik tüketimini sadece yüzde 10 azaltabilirsek bile, bu bir başarı olur."

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.