Thomas Latschan
Deutsche Welle Türkçe Yayını
ABD Başkanı Donald Trump'ın "radikal sol" olarak nitelendirdiği antifaşist, anarşist ve sol aktivist gruplara karşı savaşı sürüyor. Beyaz Saray, Trump'ın imzaladığı kararnameyle Antifa hareketinin terör örgütü ilan edildiğini duyurdu. Karar, Trump'ın sağ milliyetçi çevresinden siyasî aktivist Charlie Kirk'e düzenlenen suikastın ardından geldi. Trump ve yandaşları Kirk'ün ölümünden "radikal sol"u sorumlu tutuyor.
Trump'ın imzaladığı kararnamede Antifa hareketi, "militarist, anarşist" bir örgüt olarak nitelendiriliyor, şiddet yoluyla ABD yönetimini devirmek, Amerikan hukuk sistemini ve kolluk kuvvetlerini yok etmeyi hedeflemekle suçlanıyor.

Ancak ABD yönetiminin Antifa'ya karşı harekete geçmesinin önünde hukukî ve pratik engeller bulunuyor. Peki ABD'de terör örgütü ilan edilen Antifa nasıl bir yapı, kökeni nereden geliyor ve konunun hukukî boyutu ne?
Kökleri 20'li, 30'lu yılların Almanyasına uzanıyor
Antifa, Kuzey Amerika'nın yanı sıra Avrupa'da da faal bir hareket. İsmi, "antifaşist eylem"in kısaltmasından geliyor. Merkezî bir yapılanması yok. Daha ziyade faşizm, ırkçılık, antisemitizm, etnik milliyetçilik, tarih revizyonizmi ve diğer sağcı ideolojilere karşı faaliyet gösteren grup ve kişilerden oluşan gevşek bir yapılanmaya sahip.
Antifa hareketinin kökleri, Weimar Cumhuriyeti'nin siyasî kriz dönemine, sol aktivistlerin giderek güçlenen nasyonalsosyalistlere karşı mücadele verdiği 1920'ler ve 1930'ların Almanyasına uzanıyor.

Antifa hareketinin kökleri, Weimar Cumhuriyeti döneminde sol aktivistlerin giderek güçlenen nasyonalsosyalistlere karşı verdiği mücadeleye dayanıyor. Fotoğraf: akg-images/picture-alliance
Almanya Komünist Partisi (KPD) 1932 yılında, Adolf Hitler liderliğindeki Nasyonalsosyalist Alman İşçi Partisine (NSDAP) karşı Antifa'nın kuruluşunu ilan etti. Ancak Antifa o dönemde de bir örgüt değil, gruplardan oluşan bir hareketti. Antifa, Benito Mussolini'nin faşist iktidarına karşı İtalya'da, Franco diktatörlüğüne karşı İspanya'da ve faşizmin yükseldiği diğer ülkelerde de faaliyete geçti.
Komünizmden liberalizme doğru yaşanan dönüşüm
O dönemler antifaşizm, komünizmin bir mücadele sloganıydı ve kapitalizmi de hedef alıyordu. Antifa logosunda halen sağa yatık, sola doğru uzanan biri kırmızı, biri siyah renkli iki bayrak yer alır. Kırmızı bayrak sosyalizm ve komünizmi, siyah bayrak anarşizmi temsil eder.
Ancak aradan geçen yıllarda antifaşizm kavramı da şekil değiştirdi. Antifa günümüzde sol ile aşırı sola uzanan yelpazede çeşitli grupların yer aldığı bir yapı. İçinde, aşırı sağa karşı demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak için mücadele veren liberal grupları da barındırıyor.
Antifa hareketi içinde şiddete başvurmayan, otoriterlik ve aşı sağa karşı araştırmalar yaparak halkı aydınlatmaya yönelik çalışmalar yürüten, protesto gösterileri düzenleyen, sağ propaganda materyallerini imha eden gruplar olduğu gibi çeşitli şekillerde şiddete başvuran militan gruplar da bulunuyor. Bu gruplar kendilerini "otonom", "militan" ya da "bağımsız" olarak tanımlıyor, "burjuva" ya da "devlete sadık" diye nitelendirdikleri diğer antifaşist gruplarla aralarına mesafe koyuyor.

San Diego'da Başkan Trump'a karşı gösteri düzenleyen Antifa aktivistleri.Fotoğraf: Patrick T. Fallon/AFP/Getty ImagesABD'deki Antifa hareketi
Antifa grupları ABD'de de merkezî bir yapıya sahip değil. Yerel Antifa grupları 1980'lerden itibaren Amerikan Neonazi gruplarına, ırkçı dazlaklara ve Ku-Klux-Klan'a karşı faaliyet göstermeye başladı.
Günümüzde en tanınmış Antifa grupları arasında, Oregon eyaletindeki Portland kentinde 2007'de ortaya çıkan "Rose City Antifa", orta batı bölgelerinde faaliyet gösteren "Anti-Racist Action (ARA) ve Donald Trump'ın 2016'da Başkan seçilmesi sonrasında bir araya gelerek faşizm ve otoriterliğe karşı çeşitli protestolar organize eden "Refuse Fascism" sayılabilir.
ReklamLider kadrosu ve yapılanması yok
Trump, ilk başkanlık döneminde de Antifa'yı terör örgütü ilan etme niyetini ortaya koymuş, ancak uzmanlar ile FBI ve İç Güvenlik Bakanlığı gibi kurumlar böyle bir adımın hukukî olarak hayata geçirilemeyeceği uyarısında bulunmuştu.

Dönemin Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Başkanı Christopher Wray Fotoğraf: Julia Nikhinson/AFP
Dönemin Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Başkanı Christopher Wray 2017'de yaptığı açıklamada, resmî bir yapılanması ve hiyerarşisi bulunmadığı için Antifa'nın terör örgütü ilan edilmesinin mümkün olamayacağını belirtmişti. Antifa'nın FBI tarafından "şiddet potansiyeli bulunan bir hareket" olarak izlendiğini ve faillere yönelik bireysel soruşturmalar yürütüldüğünü belirten Wray, ancak genel olarak Antifa hareketinin çok heterojen bir yapıya sahip olması nedeniyle net bir yapısal şema olarak değerlendirilemeyeceğini söylemişti.
2020 yılında ABD Kongresi araştırma birimi de benzer bir sonuca vardı. Hazırlanan raporda Antifa'nın ABD'de lider kişilere ve örgüt yapılanmasına sahip olmadığı, daha ziyade "bağımsız, radikal, aynı dünya görüşüne sahip grup ve bireylerden oluştuğu" vurgulandı.
Hukukî olarak mümkün mü?
Antifa'yı terör örgütü ilan eden Trump yönetiminin, "terör örgütü"ne karşı açılacağı ilan edilen soruşturmaları ne şekilde yürüteceği ise hukuken belirsizliğini koruyor.
Federal güvenlik birimlerinin görev alanları arasında "iç teröre karşı mücadele" de bulunmasına rağmen ülke içindeki grupların terör örgütü ilan edilmesine hukukî zemin hazırlayacak bir yasa bulunmuyor.

ABD Başkanı Trump, ifade özgürlüğünü suç haline getirmeye çalışmak ve ABD Anayasasını ihlal etmekle auçlanıyor.Fotoğraf: Getty Images/W. McNamee
ABD'de, El Kaide ya da IŞİD gibi yabancı örgütler terör örgütü ilan edilebiliyor ve bu örgütlere destek açıklayan kişiler tutuklanarak hapse atabiliyor. Ancak yabancı örgütleri terör örgütü ilan etme yetkisi veren yasa, ülke içinde faaliyet gösteren grupları kapsamıyor.
Bunun iyi bir nedeni de var. ABD Anayasasında ifade özgürlüğünü güvence altına alan ilk ek madde. Bu madde, ifade özgürlüğü dahil temel özgürlükleri güvence altına alıyor ve bireyleri her ne görüşte olurlarsa olsunlar hükümet baskısına karşı koruyor. Buna sisteme eleştirel bakan, radikal ya da devlet karşıtı görüşler de dahil. Böylece Anayasa, bir siyasî liderin yasaları siyasî rakiplerine karşı kullanmasına karşı da bir emniyet sübabı işlevi görüyor.
Dolayısıyla Antifa'nın Başkan kararnamesiyle yerel terör örgütü olarak ilan edilmesi, Trump yönetiminin anayasal güvence altındaki ifade özgürlüğünü suç haline getirme, kriminalize etme çabası olarak değerlendiriliyor.


