Avrupa Birliği, İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nu (IRGC) terör örgütü olarak tanımlamak için gerekli oy birliğini perşembe günü sağladı.
Bu karar, İran'ın protestoculara yönelik şiddetli baskısına karşı oldukça sembolik bir tepki niteliği taşıyor.
Siyasi karar, Brüksel'de yapılan dışişleri bakanları toplantısında alındı. Kararın resmi olarak önümüzdeki günlerde kabul edilmesi bekleniyor.
Bu adım, IRGC'nin tüm daimi üyeleri için mal varlıklarının dondurulması, fon sağlama yasağı ve seyahat yasağı uygulanmasını öngörüyor. Bu kişilerin büyük bir bölümü zaten AB’nin mevcut yaptırım rejimi kapsamında aynı kısıtlamalara tabi.
AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "Şiddet cevapsız kalamaz" dedi ve ekledi: "Kendi halkından binlerce kişiyi öldüren herhangi bir rejim, kendi sonunu hazırlıyor demektir."
Karar, daha önce çekinceleri bulunan Fransa ve İspanya’nın çarşamba günü tutum değiştirmesiyle mümkün oldu. Tutumu belirsiz olan Belçika da kararın alınması yönünde onay verdi.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, "İşlenen suçların cezasız kalmasına izin veremeyiz," diyerek Tahran'ı siyasi tutukluları serbest bırakmaya, infazlara son vermeye ve internet erişimini yeniden sağlamaya çağırdı.
Barrot ayrıca İranlı yetkililerden iki Fransız vatandaşının ülkeden ayrılmasına izin vermelerini talep etti.
Üç yılı aşkın süre İran’da tutuklu kalan Cecile Kohler ve Jacques Paris, Tahran’daki Fransa Büyükelçiliği’nde şartlı serbestlikte bulunuyor.
Devrim Muhafızları; İran'daki protestoların şiddetle bastırılmasını organize etmek, Rusya'ya silah sağlamak, İsrail'e balistik füzeler fırlatmak ve Hizbullah, Hamas ve Yemen'deki Husiler gibi silahlı müttefiklerle yakın bağlarını sürdürmekle suçlanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avustralya, Devrim Muhafızları'nı halihazırda terör örgütü olarak tanımlamıştı. Almanya ve Hollanda da AB'nin aynı adımı atması için defalarca çağrıda bulunmuştu.
Bugün itibarıyla düzenli olarak güncellenen AB terör listesinde Hamas, Hizbullah’ın askeri kanadı ve PKK dahil 22 örgüt yer alıyor.
Hollanda Dışişleri Bakanı David van Weel, “Protestoculara karşı başvurulan vahşet kabul edilemez. Bu mesajı vermemiz önemli,” dedi.
Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ise, “Özellikle bu yılın ilk haftasında İran’da yaşananlar kelimelerle anlatılamaz,” ifadelerini kullandı.
Başlangıçta isteksiz olan İtalya da, son gösterilere yönelik baskının boyutunu ortaya koyan yeni verilerin ardından bu hafta onay yönünde tutum değiştirdi.
İran içindeki aktivist ağları üzerinden her ölümü doğrulayan İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na göre, aralık ayı sonundan bu yana başlayan olaylarda 92’si çocuk olmak üzere 6 bin 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Ancak ölü sayısının gerçekte çok daha yüksek olabileceğini belirten yayınlar da var.
Time dergisi, İran Sağlık Bakanlığı’ndan iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberinde, ekonomik kriz nedeniyle başlayan ve kısa sürede rejime karşı bir isyana dönüşen sokak çatışmalarında en az 30 bin kişinin öldüğünü yazdı.
1979 İran Devrimi’nden sonra kurulan Devrim Muhafızları, rejimi korumak ve ayaklanmaları bastırmakla görevli bir askeri güç olarak ortaya çıktı. Zamanla yetkileri genişleyen yapı, bugün İran’da siyaset, ekonomi ve toplumun birçok alanında etkili olarak fiilen “devlet içinde devlet” haline geldi.
IRGC’nin kara, deniz ve hava kuvvetlerini kapsayan yapısıyla, nihai olarak dini lider Ali Hamaney’e bağlı 125 bin ila 190 bin asker arasında bir güce sahip olduğu tahmin ediliyor.
Kara listenin Avrupa-İran diplomatik temaslarını riske atıp atmayacağı sorusuna yanıt veren Kallas, “Bu riskler hesaplandı,” dedi.
“Dışişleri Bakanı ile temaslar bu kararın dışında tutuluyor. Diplomatik kanalların açık kalması bekleniyor,” diye ekledi.
Hollanda Dışişleri Bakanı van Weel de İran’ın karşı bir adımla diplomatik ilişkileri kesmesinin “kendi çıkarlarına aykırı” olacağını belirtti.
“Bundan özellikle endişe duymuyorum. Şimdi konuşması gereken taraf İran” dedi.
Bu adım için uzun süredir çağrı yapan Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, kararı “doğru” ve “birçok kişinin imkansız dediği” bir karar olarak nitelendirdi.
Metsola, "Avrupa varlığını gösteriyor. Şimdi güçlü durma zamanı. İran özgür olacak," dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de hamleyi memnuniyetle karşılayarak bunun "çok gecikmiş bir karar" olduğunu vurguladı.
Von der Leyen sosyal medyada, "Kendi halkının protestolarını kanla bastıran bir rejime ancak 'terörist' denir," ifadelerini kullandı.
Kara listeye ek olarak, dışişleri bakanları perşembe günü İran’da insan hakları ihlallerinden sorumlu tutulan 21 kişi ve kuruluşa, ayrıca Tahran’ın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına verdiği destekle bağlantılı 10 isme daha yaptırım uygulanmasını kararlaştırdı.
AB’nin bu kararları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran rejimi üzerindeki baskıyı artırdığı bir döneme denk geldi. Trump, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile denizden saldırı düzenleyebilecek güdümlü füze destroyerlerini bölgeye konuşlandırdı.
Trump, “Umarım İran hızla masaya gelir ve nükleer silah içermeyen, adil ve tüm taraflar için iyi bir anlaşma müzakere eder,” dedi.
İran’ın Birleşmiş Milletler misyonu, olası bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduklarını açıkladı.



