Dünya ekonomisinde İran sarsıntısı: Beklentiler nasıl?

Dünya ekonomisinde İran sarsıntısı: Beklentiler nasıl?
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

ABD ile İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta karşı başlattığı savaşta birçoklarına göre kısa sürede ülkede bir rejim değişikliği olacaktı. Ancak çok sayıda üst düzey İranlı yetkili öldürülmüş olsa da sistem ayakta kalmayı başardı. Sonuçları ise küresel enerji darboğazı, rekor petrol fiyatları, borsalarda sarsıntı, yüksek enflasyon ve ekonomilerde daralma oldu.

Uluslararası Para Fonu (IMF), her ülke ve bölgenin aynı ölçüde zarar görmediğini ancak savaşın tüm dünya ekonomisini olumsuz etkilediğini kaydediyor. IMF'ye göre enerji ithal edenler enerji ihraç edenlerden, yoksul ülkeler zenginlerden ve çok az rezervi olan veya hiç rezervi olmayanlar ise büyük rezervlere sahip olanlardan çok daha olumsuz etkilendi.


Daha az enerji - pahalı üretim

Bunun temel nedenlerinden biri, küresel enerji arzının kesintiye uğraması. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre İran savaşı, küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisine yol açtı ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının da yaklaşık yüzde 20 oranında azalması sonucunu doğurdu.

Almanya'nın dış ticaret ve yatırım ajansı olan Germany Trade & Invest (GTAI), "Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapatılmasının etkileri Asya ülkelerini özellikle sert vuruyor, çünkü petrol ve gaz ithalatının yüzde 90'a varan kısmı Körfez'den geliyor" diyor.

Hindistan'da tüp kuyruğunda bekleyen insanlar

GTAI'ye göre savaşın yol açtığı sonuçlar özellikle Güney ve Güneydoğu Asya'da artan enerji fiyatları ve arz darboğazları şeklinde şimdiden belirgin şekilde kendini gösteriyor. Birçok ülkede hükümetler bu nedenle mevcut rezervlerin serbest bırakılması ve sübvansiyon gibi önlemlerle ekonomik tedbirler uyguluyor.

En büyük hammadde ithalatçısı olan Çin ise Ortadoğu'ya Uzak Doğu ülkeleri kadar bağımlı değil. GTAI'ye göre, Çin Halk Cumhuriyeti boru hatlarıyla enerjide Rusya'ya iyi bağlı ve ayrıca kendisi de büyük enerji ve ham madde rezervlerine sahip. Dolayısıyla tankerlerle yapılan teslimatlara diğer ülkeler kadar muhtaç değil.

Tedarik zincirlerinin bozulması çip endüstrisini vurdu

IMF'ye göre birçok tedarik zinciri savaştan olumsuz etkilendi. Tankerlerin ve konteyner gemilerinin rotalarını değiştirmesi gerekiyor ve Körfez ülkelerindeki havalimanları üzerinden yapılan aktarmalı havayolu trafiği de epey zarar görmüş durumda.

Bu durum navlun ve sigorta maliyetlerini artırırken teslimat sürelerini de uzatıyor. Bundan da özellikle tedarik zincirleri Ortadoğu ile yakından bağlantılı olan Asya-Pasifik bölgesi ülkeleri etkileniyor. Örneğin gübre hammaddelerinde, plastik üretiminde veya çip endüstrisi için gerekli olan helyum gibi gazlarda darboğaz söz konusu.

Asya ülkeleri, yüksek enerji kullanımı gerektiren çip ve yarı iletkenlerde dünya ihtiyacının çok büyük kısmını karşılıyor. Onların yaşadığı enerji darboğazı bütün dünyayı olumsuz etkiliyor

Ve Asya'nın yoğun enerji kullanımı gerektiren çip endüstrisi darbe yediğinde bunu bütün sanayi ülkeleri hissediyor. Piyasalar elektronik cihazlar, arabalar, uçaklar und yapay zeka için Tayvan, Çin ve Güney Kore'den gelen çiplere ve yarı iletkenlere muhtaç.

Ekonomi danışma şirketi PwC'den Tanjeff Schadt, "Modern çiplerin yaklaşık yüzde 90'ı Tayvan'da üretiliyor" diye hatırlatıyor ve Katar'dan gaz sevkiyatı olmaması halinde Tayvan'ın yakında enerjiyi karneye bağlaması gerekebileceğini belirtiyor. Ayrıca çip üretimi için helyum gerekiyor ki bu alanda dünya arzının büyük bir kısmını şimdiye kadar Katar sağlıyordu.

Akıllı telefonların üretimi için ise Hindistan, Çin veya Vietnam'daki üretim hatlarına ihtiyaç duyuluyor.

Tedarik zincirleri ve gıda üretimi sekteye uğradı

Bozulan tedarik zincirleri, günlük ihtiyaç maddelerini ve kritik üretim araçlarını da vuruyor. Diğer ürünlerin yanı sıra üre, amonyak ve fosfat ticareti şu anda bloke edilmiş olan Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği için dünya pazarına artık yeterli gübre ulaşmıyor. Ayrıca dünyadaki kükürdün yarısı Hürmüz Boğazı üzerinden taşınıyor. Kükürt de gübre üretmek için olduğu kadar kimyasalların üretimi veya kritik minerallerin rafine edilmesi için kullanılan bir madde.

Özellikle gübre ve yapımında kulanıllan madelerdeki tedarik sıkıntısı tüm dünyada temel gıda enflasyonunda artışa neden oluyor. Bir tarlayı gübreleyen traktör ve aparatı

Almanya'da gıda ve tarım alanındaki işletmelerin temsil edildiği kooperatif olan Raiffeisen Birliği (DRV) Genel Müdürü Philipp Spinne, mineral gübrelerin dünya pazarlarında yılın başından bu yana yaklaşık yüzde 30 ila 40 oranında zamlandığını hatırlatıyor. Bunun Avrupa üzerinde doğrudan etkisi az ancak dolaylı etkisi mevcut. Zira Tarım Endüstrisi Birliği'ne göre Avrupa, şu dönem savaştan etkilenen bölgeden neredeyse hiç gübre almıyor, çünkü gübreyi kendisi üretiyor.

Öte yandan gübre üretimi için doğal gaz şart. Savaşın uzun sürmesi halinde Avrupa'da da fiyatlar yükselebilir ki bunun sonucu olarak gıda fiyatlarının artması da kuvvetle muhtemel.

Düşük gelirli ülkelerde gıda tüketimin, yani giderlerin yaklaşık yüzde 36'sını, yükselen ekonomilerde yüzde 20'sini, sanayi ülkelerinde ise yüzde 9'unu oluşturuyor. Dolayısıyla Afrika'daki birçok ülkede, Ortadoğu'nun bazı ülkelerinde ve Orta Amerika'da insanlar gelirlerinin büyük bir kısmını gıdaya harcıyor. Bu nedenle daha yüksek gıda fiyatlarından en çok dargelirliler olumsuz etkileniyor. IMF'ye göre, Avrupa'da da enerji kaynaklı yeni fiyat artışları, yaşam maliyetlerini artıracağından insanlar üzerindeki mevcut yükü de hissedilir biçimde artıracak.

OECD: Minimal büyüme beklentisi

Bu olumsuz gelişmelere rağmen Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), küresel gayri safi yurt içi hasıla artışının 2026'da yüzde 2,9 seviyesinde istikrarlı bir seyir izleyeceğini, 2027'de ise yüzde 3'e yükseleceğini tahmin ediyor. Yaşanması muhtemel minimal büyümenin de teknolojiyle ilgili yatırımlar ve kademeli olarak düşecek gümrük vergisi oranları sayesinde kaydedileceği belirtiliyor. 

Hürmüz Boğazı'nın kapanması Almanya'da akayakıt fiyatlarında hızlı artışa neden oldu. Hükümetin aldığı tedbirler kapsamında 1 Nisan'da yürürlüğe giren uygulamaya göre benzincilerde fiyatlar günde sadece bir kez artırılabilecek

OECD'ye göre G20'de enflasyonun 2026'da yüzde 4 olması bekleniyor ve bu oran daha önce beklenenden yüzde 1,2'ye göre epeyce yüksek. Enerji fiyatlarındaki baskının düşmesi beklendiği için 2027'de yüzde 2,7'ye gerilemesi bekleniyor.

ABD için bu yıl yüzde 2, 2027'de ise yüzde 1,7 büyüme bekleniyor. Euro ülkelerinde de 2026'da yüzde 0,8, 2027'de ise yüzde 1,2 büyüme öngörülüyor.

Çin'deki büyümenin ise 2026'da yüzde 4,4'e ve 2027'de yüzde 4,3'e gerilemesi öngörülüyor.

Bazı uzmanlara göre Körfez ülkeleri de İran savaşı nedeniyle yılın ilk yarısında resesyona girecek. İngiliz düşünce kuruluşu Oxford Economics, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri olan Suudi Arabistan, Umman, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri için yüzde 0,2 küçülme öngörüyor. Bu, büyüme beklentilerinin savaş öncesi döneme kıyasla yüzde 4,6 puan aşağı yönlü revize edilmesi demek.

Ekonomi enstitütlerinin Alman hükümeti için hazırladıkları ortak öngörü raporunda, 2026 için yalnızca yüzde 0,6'lık bir büyüme beklediklerini duyurdular. Borsaya dair görsel

Ekonomi enstitütlerinin Alman hükümeti için hazırladıkları ortak öngörü raporunda, 2026 için yalnızca yüzde 0,6'lık bir büyüme beklediklerini duyurdular

Almanya ekonomisi daha da zayıflıyor

Almanya'nın önde gelen ekonomik araştırma enstitüleri ise kendi ekonomileri için daha az iyimser, bu nedenle konjonktür tahminlerini önemli ölçüde aşağı yönlü düzelttiler. Alman hükümeti için hazırladıkları ortak öngörü raporunda, içinde bulunulan 2026 için yalnızca yüzde 0,6'lık bir büyüme beklediklerini duyurdular. Sonbaharda açıklanan tahminlerinde bunun iki katından fazla bir artış bekleniyordu. 2027 için de öngörülerini yüzde 1,4'ten yüzde 0,9'a çekerek ciddi oranda düşürdüler.

Tahminleri kötümser kılan da yüksek enerji fiyatları nedeniyle enflasyonun yükseleceğine inanılması. Hem bu yıl hem de önümüzdeki yıl tüketici fiyatlarının yüzde 2,8 oranında artması bekleniyor. Zaten Mart ayında Almanya'nın enflasyon oranı yüzde 2,7'ye tırmanmış, 2024 başından bu yana görülen bu yüksek değer nedeniyle endişeler artmıştı. Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) da son olarak enflasyon oranının "yakın zamanda yüzde üçe doğru yükselebileceği" uyarısında bulundu.

Ifo anketi: On şirketten dokuzu ek yükten endişeli

Münih merkezli Ifo Enstitüsü'nün yaptığı bir araştırmaya göre de birçok şirket önümüzdeki aylarda ek masraflarla karşılaşacağından yola çıkarak kötümser bir gidişata hazırlanıyor. Almanya'daki on sanayi işletmesinden dokuzu, başta yüksek enerji fiyatları olmak üzere işlerinin İran Savaşı'ndan olumsuz etkileneceğini düşünüyor.

Araştırmaya katılan şirketlerin üçte birinden fazlası, deniz yollarındaki kısıtlamalardan ve ara ürünler ile hammaddelerdeki tedarik sıkıntılarından etkileneceğini öngörüyor. Hava kargo taşımacılığında bir aksama bekleyenlerin oranı da yüzde 16.

Araştırmaya katılan şirketlerin yaklaşık dörtte biri ise önemli ihracat pazarlarında talebin düşmesini bekliyor. Ayrıca birçok şirket; belirsiz navlun ve lojistik maliyetleri, artan sigorta primleri veya artan ödeme riskleri gibi finansal risklerle karşılaşacağını da tahmin ediyor. ifo Enstitüsü'nün işletmelerdeki beklentileri araştıran bölümün Başkanı Klaus Wohlrabe, "Sonuçlar, İran Savaşı'nın ekonomik sonuçlarının şimdiden görüldüğünü ve bunun daha da artabileceğini açıkça ortaya koyuyor" diyor ve "Belirsizlik ne kadar uzun sürerse, şirketler için ekonomik problemler de o kadar büyüyecektir" şeklinde endişesini dile getiriyor.

KAYNAK: DW Türkçe

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.