Mehmet A. KANCI

Marvel İmparatorluğu'nun Çöküşü

Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Ülkemizde de popüler olan ABD merkezli bir sinema-dizi platformunda yakın zamanda gösterime giren bir film var. “War Machine-Katil Makine” adlı bu film sinemanın bir sanat dalı olduğunu kabul edenler nezdinde ancak “çöp” olarak nitelenebilir. 

Afganistan'da Taliban ile savaşan ABD askerlerinin hedef olduğu bir baskınla başlayan filmin ilerleyen dakikalarında ana konu bir anda eğitim için dağlık bir araziye bırakılan ABD komandolarının dünya dışı bir yaratıkla mücadelesine dönüşüyor. 

Senaryo en az ABD Başkanı Trump'ın kafası kadar karışık, Trump'ın demeçleri kadar tutarsız. Ancak ışık tuttuğu doğru bir nokta var. Temel stratejisi olmadan İran ile savaşa giren ve hedefleri mütemadiyen değişen Trump'ın boğazına kadar battığı çamura rağmen neden İsrail'in kendisini ittiği bataklıktan çıkamayacağını anlatıyor bu film.

Çatışmanın henüz ilk bir haftasında, Körfez bölgesindeki ABD radar tesisleri yok edildiğinde gidişatın yönü belli olmuştu. Eğer o günlerde Trump kendisine uygun bir zafer hikayesi uydurabilseydi en azından savaş meydanını kuyruğu dik olarak terk edebilir, ABD standartlarında bir bidon ( 3,7 litre ) benzin 4 dolara yükselmemiş olurdu. Ancak İsrail'in iteklemesiyle artık makul bir zafer pazarlamak için çok geç. Trump aşılmaması gereken çizginin çok ilerisine geçti.

İRAN'I YENEMEYEN ABD UZAYLILARLA NASIL SAVAŞSIN?

Trump'ın bu noktadan sonra alacağı yenilgi sadece kendi koltuğuna mal olmakla kalmayacak. ABD'nin  siyasi ve askeri küresel liderliğinin ötesinde, Birinci Soğuk Savaş boyunca ilmek ilmek işlediği “özgür dünyanın liderliği” safsatası ve yüz milyonlarca avanak müşteri bulduğu popüler kültür endüstrisi de çökecek. Rambo'dan başlayıp Top Gun ile zirveye ulaşan, oradan da bugün mütemadiyen sinema perdesinde dünyayı kurtaran Marvel Kahramanları'na istihdam sağlayan, video oyunlar yoluyla da ABD propagandasını sürdürülebilir kılan sistemin bir anda çöktüğünü hayal edin. 

İran'ı dahi dize getiremeyen bir ABD'nin dünyayı işgal etmeye gelen uzaylılarla mücadele etmeyi tekelinde tutabileceğine artık kim ikna olur? 

Trump bir yana ABD'nin tüm bürokrasisi ve siyasetinin bu boyutta bir küme düşme halini hazmetmesi dahi kolay olmayacaktır. ABD'nin sahadaki bugünkü şartlarda geri çekilmesi demek, Ortadoğu, Asya ve Avrupa nezdinde itibarını kaybetmesiyle sınırlı kalmayacaktır. Aynı zamanda 34 yıldır dayattığı tek kutuplu dünya düzeni tahtını da yitirmesi anlamına gelecektir. 

Giriştiği kumarda her şeyini kaybetmek üzere olan Trump'tan bu şartlar altında akla mantığa en aykırı girişimi beklemek de sürpriz olmaz. 

Sahneyi bir nükleer saldırı şovu ile terk etmek tam da Trump ve Savaş Bakanı Hegseth'in kişiliklerine uygun bir davranış olur. Ne de olsa yeniden Covid19 salgını dönemindeki tedarik krizi şartlarına savrulan dünyayı, Roma'yı ateşe verip karşısında lir çalan İmparator Neron edasıyla izliyorlar.Siyaset

AVRUPA'DAKİ ENERJİ KRİZİ VE KARADENİZ

Covid19 salgını dönemi ifadesini lafın gelişi olarak kullanmıyorum. Avrupa Komisyonu 31 Mart Salı günü itibarıyla küresel toplumun birinci ayı geride kalan bu savaş nedeniyle tam olarak neyle karşı karşıya kaldığının adını koydu. Avrupa Birliği enerji bakanlarının biraraya geldikleri toplantı sonrasında daha da derinleşeceği anlaşılan enerji krizine bulunan çözüm pek sofistikeydi: “Uzaktan çalışma geri gelsin”. Ayrıca Avrupa Birliği vatandaşları Nisan ayı itibarıyla daha az fosil yakıt tüketen araç kullanmaya ve havayolu seyahatlerini de azaltmaya çağrıldı. 

Avrupa Komisyonu üye ülkelerden yenilenebilir enerji kaynaklarını daha etkin şekilde kullanmalarını ve kapasitelerini artırmalarını da istedi. Avrupa Birliği Enerji Komiseri Dan Jorgensen de enerji bakanlarının toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada durumun aciliyetine dikkat çekerek enerji piyasalarından kaynaklanacak uzun süreli kesintilere hazırlıklı olunması çağrısında bulunurken, gönüllü tedbirleri teşvik edeceklerini söyledi. 

Avrupa Birliği şu anki şartlarda dahi günlük 11 milyon varil ham petrol ve 300 milyon metreküpün üzerinde sıvılaştırılmış doğalgaz açığı ile karşı karşıya. Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı açmanın maliyetini NATO'nun Avrupalı ortaklarının üzerine yıkmaya çalışırken, Fransa ve Almanya'dan niye “Bu bizim savaşımız değil” yanıtının yükseldiğini anlamak artık daha da kolaylaşıyor.

Avrupa Komisyonu enerji krizinde alarma zillerini çalarken Economist dergisinin organizasyonunda Bükreş'te düzenlenen toplantıda Karadeniz'in enerji kaynağı olarak artan önemine dikkat çekiliyordu. Romanya Enerji Bakanı Bogdan İvan hedeflerinin ABD enerji şirketlerini Karadeniz'deki doğalgaz projelerine daha fazla katılmaya teşvik etmek olduğunu söyledi. 

Romanya, Avusturya merkezli OMV şirketi ile halihazırda Karadeniz'de Neptun Deep açık deniz doğalgaz projesini yürütüyor. Proje tamamlandığında Romanya'daki 4 milyondan fazla hanenin yıllık enerji ihtiyacının yüzde 30'u karşılanacak. 

Neptun Deep ayrıca 100 milyar metreküp hacmi ile Romanya'yı Avrupa Birliği'nin bir numaralı doğalgaz tedarikçisi haline getirecek. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın da geçen hafta Washington'da Atlantic Council tarafından düzenlenen Suriye-ABD İş Konseyi Toplantısı'nda, Ortadoğu'daki krizlerden kaynaklanan enerji darboğazlarına çözüm olarak Dört Deniz Projesine ( İran Denizi, Hazar Denizi, Karadeniz, Akdeniz ) vurgu yapması bizleri özellikle Karadeniz bağlamında konu üzerinde daha fazla düşünmeye itmeli. Karadeniz'deki her keşif sondajı ya da doğalgaz ve petrol keşif haberini kalitesiz mizah konusu yapanlar da tüm bu gelişmelere bakarak meseleye ciddiyetle yaklaşmalılar.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Mehmet A. KANCI yazıları