Mehmet A. KANCI

İran İçin Tek Çıkış Yolu: Ne Vereceksin Abine?

Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Dünya bu hafta Umman'dan Cenevre'ye taşınan İran- ABD müzakerelerine dikkat kesilmiş durumda. Pazarlıktan olumlu bir sonuç çıkacak mı, yoksa süreç yeni bir çatışmaya mı evrilecek? İran nükleer programı haricinde bir konuyu pazarlık etmemekte kararlı olduğunu vurguluyor. 

Şimdilik İsrail'in gütmeye devam ettiği ABD dış politikası ise İran'ın füze programını sınırlaması ve bölgedeki vekil örgütlerle ilişkisini kesmesi konularında ısrarlı. Cenevre müzakerelerine dolaylı olarak katılan Trump'ın İran'a Mart ayı sonuna kadar süre verdiği anlaşılıyor. 

Ancak bu esnada İran çevresindeki askeri yığınağı artırmak için de her olanağı kullanıyor. ABD donanmasının üçte biri şu anda Akdeniz, Kızıldeniz ve Arap Denizi'nde İran'ı vurabilecekleri menzile konuşlanmış durumdalar. 

Dünyanın en büyük savaş gemisi USS Ford uçak gemisi ve muharebe grubu yolda, üçüncü bir uçak gemisi ve muharebe grubunun da İran istikametine sevk edileceği iddia edilmekte. 

İran çevresindeki ABD deniz unsurlarının sayısı o denli arttı ki, Pers Kralı Birinci Serhas'ın milattan önce 480 yılında Yunan şehir devletlerine karşı çıktığı seferde Çanakkale Boğazı'nı aşmak için başvurduğu yöntemi ABD ordusu da kullanabilir. 

Tüm ABD su altı ve su üstü unsurları yanyana dizilirlerse Amerikan askerlerinin suya basmadan Suudi Arabistan'dan İran'a geçmeleri mümkün olabilir.

USS Ford uçak gemisi ve muharebe grubu, Venezuela'nın petrollerini Teksas rafinerilerine akıtmayı kabul etmesinin ardından Karayip Denizi'ni terk etti. Şimdi sırada İran petrollerinin ve nadir toprak elementlerinin teslim alınması var. 

ABD donanması ve müttefiki ülkeler bir yandan da Karayip Denizi'nden Hint Okyanusu'na kadar geniş bir bölgede kaçak İran ve Rus petrolünü taşıyan “Hayalet Filo” gemilerini avlıyorlar. Bu da bahsi geçen her iki ülkenin yakında ambargolara rağmen kaçak olarak yaptıkları petrol satışından pek yakında hiç gelir elde edemez hale getirilmeleri demek oluyor.

İRAN, ABD'NİN ANAHTARINI KEŞFETTİ Mİ?

Peki İran için bu cendereden çıkış yolu var mı? O çıkış yolu bu yazının başlığındaki soru da gizli. Daha doğrusu ABD'nin inşa etmekte olduğu yeni dünya düzenin felsefesi bu sorunun cevabında yatıyor neredeyse tüm dünya için. Ne vereceksin ABD'ye?

ABD, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, İngiltere, Rusya ve Almanya'nın katılımıyla İran'ın nükleer programına dair ilk anlaşma 2015 yılında Barack Obama'nın başkanlığı döneminde imzalanmıştı. Trump'ın başkanlığa gelişinden sonra gündeme taşıdığı ilk konulardan biri bu anlaşmaydı ve 2018 yılında ülkesini anlaşmadan çekmişti. 

Pek çok meselede olduğu gibi Trump'ın kararının gerekçesi, 2015 yılındaki anlaşmanın “kötü müzakere edilmiş” olmasıydı. Trump'ın jargonunda “kötü müzakere edilmiş anlaşma”nın manası, “ABD'nin ekonomik olarak hiçbir kazanç elde edemediği anlaşma” demek oluyor. 

Eğer İran o tarihte, Boeing firmasından uçak almayı, enerji havzalarını ABD enerji şirketlerine devretmeyi ya da ABD'nin teknolojik ürünlerine pazarını açmayı kabul etseydi, nükleer programını sorunsuz devam ettirme şansı artardı. Nitekim Tahran'da bugünkü yönetim bu kilit problemi idrak etmiş görünüyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamid Kanberi'nin Cenevre müzakerelerinin hemen öncesinde yaptığı açıklamalar, Tahran yönetiminin Trump ile nasıl müzakere edilmesi gerektiğini çözmeye başladığı hissini uyandırıyor. “

ABD'nin ekonomik çıkarları nihai anlaşmada güvence altına alınacak. Önceki anlaşmada ABD doğrudan ekonomik çıkarlar elde edemiyordu. Bu defa anlaşmanın sürdürülebilir ve kalıcı olması için ABD'nin ekonomik ve ticari çıkarları da gözetilmektedir. 

Peki ABD hangi alanlarda çıkar sahibi olmalıdır? Getirisi yüksek ve yatırımı hızlı geri dönüş sağlayan alanlar olmalıdır. İran tarafından hassasiyetin daha az olduğu sektörler gibi. Enerji alanı, petrol, doğalgaz, madencilik ve hatta uçak alımı gibi alanlardaki ortak çıkarlar, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin metnine dahil edilmiştir.” 

Görüldüğü üzere Kanberi'nin üzerinde durduğu hususlar, aslında Trump ABD'si ile başı dertte olan her ülkenin sorunlarını çözmek için bir kılavuz niteliğinde. Avrupa'nın bugün ABD tarafından terk ediliyor olmasının başlıca sebebi, sunacak ekonomik avantajlarının son derece sınırlı olması. 

İran ise diğer Körfez ülkeleri gibi İsrail engelini aşmanın yolunun ABD'ye ekonomik çıkar sağlamak olduğunu kavramış durumda. İran'lı üst düzey yetkililer kameraların karşısında nükleer program haricinde hiçbir konunun masaya gelmeyeceğini iddia etseler de, belli ki Chevron enerji şirketinin hangi enerji havzalarında işbaşı yapacağına dair pazarlık çoktan başlamış. Artık geriye kalan, İsrail'in bu pazarlığı sabote etmesinin önüne geçebilmek.

İSRAİL VE APARATLARININ SABOTAJ GİRİŞİMLERİ EN CİDDİ TEHDİT

İran'ın da masada alınan kararları sürüncemede bırakmayacak şekilde anlaşmanın uygulanmasını sağlaması gerekiyor. İsrail'in ABD siyasetindeki piyonu Senatör Lindsey Graham gibi karakterlerin de önümüzdeki günlerde yeni provokasyonları ABD Kongresi'ne taşıyacağını dikkate almak şart. 

Graham ve onu besleyen İsrail lobi kuruluşları, ABD'nin tercihini askeri müdahale ile rejim değişikliği çerçevesine hapsetmeye çalışıyor. Onlar için herhangi bir düzeyde uzlaşma söz konusu değil. İran'ın Mart ayı sonuna kadar geçmişte uygulamaya koyduğu oyalama taktiklerine son vererek, ABD'ye somut ekonomik sonuçları olan bir anlaşma sunması tüm bölgenin hayrına olacaktır.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Mehmet A. KANCI yazıları