Narko Terörün Rotası Değişiyor Mu?
- Telegram
8 Aralık 2024'te Suriye'de Esad rejiminin devrilmesi yalnızca Türkiye'yi hedef alan terör tehdidinin ortadan kaldırılması yönünde milat teşkil eden bir gelişme olmakla kalmadı. Aynı zamanda 1970'li yıllardan itibaren Türkiye'yi hedef alan uluslararası terörizmi besleyen uyuşturucu kaçakçılığının son bulması için de fırsat yarattı. Suriye'deki rejim, Hafız Esad yönetiminde 1970'lerin ikinci yarısında iç savaşa müdahale bahanesiyle Lübnan'ı işgal ettikten sonra Bekaa Vadisi'ni PKK'nın da aralarında bulunduğu uluslararası terör örgütleri için güvenli liman haline getirdi. Terör örgütleri burada yalnızca eğitim kampları kurmakla kalmadı. Uyuşturucu üretimi yaparak, eylemleri için finans kaynağı yarattılar. Zaman içerisinde Esad rejimi İsrail'in de yardımıyla Suriye ve Lübnan topraklarını sentetik uyuşturucu üretiminde dünyanın belli başlı merkezlerinden biri haline getirdi.
Esad rejiminin devrilmesinin üzerinden 1 yıldan uzun süre geçmesine rağmen bugün Suriye ve Lübnan güvenlik güçleri, yıkılmış rejimin artıklarının kontrolündeki uyuşturucu depolarını ve laboratuvarlarını ortaya çıkarmaya devam ediyorlar. İsrail ise Esad rejiminin devrilmesiyle uyuşturucu kaçakçılığında doğan boşluğu, Suriye'nin güneyinde desteklediği ayrılıkçı Dürzi gruplarla ikame etmeye çalışıyor. Şam yönetimi bu krizi Washington'un gündemine taşımış durumda. Süveyda bölgesinin İç Güvenlik Sorumlusu Süleyman Abdulbaki ABD ziyareti kapsamında görüştüğü yetkililere İsrail'in desteklediği ayrılıkçı lider Hikmet el-Hicri ve yandaşlarının uyuşturucu kaçaklığında oynadıkları rol hakkında elde edilen bilgileri de aktardı.
Suriye'deki bu gelişmeler yakın zamana kadar uyuşturucu kaçakçılığında transit ülke olarak nitelenen ülkemizin tehditlerden kurtulduğu anlamına gelmiyor. Bilakis sosyal medya üretimi sözde ünlülere yönelik operasyonlardan elde edilen sonuçlar Türkiye'nin bir uyuşturucu pazarı olarak hedeflendiğinin göstergelerinden yalnızca biri.
YAKALANAN SENTETİK UYUŞTURUCU MİKTARI ARTIYOR
Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı'nın “2025 Yılı Türkiye Uyuşturucu Raporu/Eğilimler ve Gelişmeler” başlıklı çalışmasındaki bazı veriler önümüze endişelenmemizi gerektiren sonuçlar koyuyor.
Rapora göre 2024 yılında yakalanan metamfetamin miktarı bir önceki yıla göre yüzde 54,4 artarak 33 bin 884 kilograma ulaştı. Dikkatinizi çekerim bu yakalanan miktardır.
Sentetik ecza/ilaçlar kategorisinde değerlendirilen ve ilaç formunda dolaşıma giren uyuşturucuların yakalanan miktarındaki artış ise 2023 yılına göre yüzde 227,2 yükselerek 94 milyon 753 bin 500 tablete ulaşmış. Yine aynı rapora göre Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Sözleşmeleri kapsamında kontrole tabi olmayan Yeni Psikoaktif Maddeler ( NPS ) olarak tanımlanan sentetik uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin yakalanmasındaki artış da yine yüzde 50'nin üzerindedir.
Burada üzerinde durulması gereken husus, kokain ve eroin gibi klasik olarak niteleyebileceğimiz uyuşturucular yerine sentetik uyuşturucu piyasasında yaşanan patlamadır. Uyuşturucu piyasasında yön değiştiren bu arz-talep dengesi eroin üretiminde kullanılan öncü kimyasal asetik anhidritin Türkiye üzerinden sevkiyatının azalması şeklinde kendini göstermektedir. Asetik anhidritin yerini metamfetamin üretiminde kullanılan diğer öncü kimyasallar olan efedrin ve psödoefedrin maddeleri almaktadır.
JEOPOLİTİK MÜCADELE NARKO TERÖRİZMİN ROTASINI DA ETKİLEDİ
Küresel jeopolitik çatışmalar yalnızca tedarik yollarının ve enerji hatlarının rotalarını değiştirmekle kalmıyor. Belli ki Suriye ve Venezuela'da dengelerin değişmesi küresel narkotik kaçakçılığının tercih ettiği rotaları ve pazarları da değişime uğratmakta. Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuala, Kolombiya, Meksika ve Kanada'ya uyguladığı baskının sebebi petrol odaklı olduğu kadar fentanil adlı yeni nesil bir başka uyuşturucu maddenin ABD topraklarında yarattığı sosyo-ekonomik yıkımdır.
ABD'de yılda 100 bin kişinin ölümüne yol açacak derecede yaygınlaşan fentanil uyuşturucu maddesinin öncül kimyasallarının ihracına kısıtlama getirmesi için Trump yönetiminin Çin Halk Cumhuriyeti'ne yaptığı baskı ilk aşamada sonuç verdi. Lakin ABD'nin fentanil ile mücadelesi ile beraber ortaya yeni bir mesele çıkmakta. ABD gibi büyük bir pazarı kaybeden uyuşturucu piyasası bu ürünü nereye yönlendirecek?
Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı'nın raporunda dikkat çekilen iki vaka üzerinde durmak gerekiyor. Bunlardan ilki 2021 yılında İstanbul Havalimanı'nda amfetamin ve metamfetamin uyuşturucularının yapımında kullanılan öncül kimyasal MAPA ( Metil Alfa Fenilasetoasetat ) maddesinden yaklaşık 4,3 tonluk bir miktarın yakalanmış olması.
Çin kaynaklı bu madde uyuşturucu imalatı için Hollanda yolundayken Türk polisi tarafından ele geçirildi. 2022 yılında ise bu defa yine Çin Halk Cumhuriyeti'nden Kuzey Makedonya'ya gönderilen 1,1 ton BMK ( Benzil Metil Keton – P-2-P ) maddesinin yakalanması, Çin Halk Cumhuriyeti'nin fentanil kaçakçılığı nedeniyle ABD tarafından hedef alınmasının sebeplerini anlatıyor.
Bu noktada ilginç bir paradoks da ortaya çıkıyor. Narkotik maddelerin kullanılarak bir ülkeyi sosyo-ekonomik olarak çökertme metodu 18'inci yüzyılın sonlarında Birleşik Krallık ( İngiltere ) tarafından Çin İmparatorluğu üzerinde tatbik edilmişti. Çinli milliyetçiler 1839 ve 1856 yıllarında toplumlarının Batı emperyalizmi tarafından uyuşturulmasına karşı iki defa İngiltere ve Fransa ile savaşa girdiler ve yenildiler. Çin Halk Cumhuriyeti bu tecrübeden yaklaşık 1 asır sonra uyuşturucu silahını Vietnam Savaşı vesilesiyle Batı'ya karşı döndürdü. Görünen o ki Çin yönetimi bu silahtan faydalanma konusunda çizgisini muhafaza ediyor.
KARTEL DENİZALTILARININ YENİ HEDEFİ: AVRUPA
ABD'nin Venezuela ve Kolombiya'ya uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle uyguladığı baskı ve ablukanın öngörülemeyen sonuçlarından birini şu günlerde Avrupa yaşamakta. 2025 yılının Mart ayından itibaren Atlantik Okyanusu'nun Avrupa'ya yakın noktalarında Latin Amerika uyuşturucu kartelleri tarafından kullanılan denizaltıların görülme sıklığı arttı. Bu denizaltılar Avrupa kıtası açıklarında ilk defa 2006 yılında görülmüş, tüm mürettebatı ve yüküyle bir denizaltının İspanya kıyılarında yakalanabilmesi ise 2019 yılında mümkün olmuştu.
Lakin ABD'nin Güney Amerika'dan çıkıp Karayip Denizi üzerinden işleyen uyuşturucu rotalarını felç etmesi belli ki trafiğin Avrupa'ya yönelmesine neden olmuş. Hatta Ocak ayının son haftasında Portekiz polisi uyuşturucu yakalama alanında kendi rekorunu bir kartel denizaltısı ele geçirerek kırdı. Azor Adaları açıklarında ele geçirilen 9 ton kokainin piyasa değerinin 600 milyon avro olduğu kaydedildi. İspanya polisi Kasım ayında 3,6 ton uyuşturucu taşıyan bir başka denizaltıyı ele geçirmiş, Mart ayında ise yine Portekiz polisi 6,5 tonluk uyuşturucu yükü ile bir denizaltı yakalamıştı.
Uzmanlar Latin Amerika kartellerinin, Avrupa kıyılarında trafik yoğunluğu düşük gözden uzak limanları hedef seçtiğini belirtiyorlar. Latin Amerika uyuşturucu kartellerinin ve Çin Halk Cumhuriyetli çıkışlı fentanil kaçakçılığının pazar hedefi olmamak, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkenin gündemi haline gelmeli. Keza geride bıraktığımız haftasonu Şırnak'ta Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyonda bir tırda ele geçirilen 142 kilo metamfetamin ile ilgili olarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın mesajı, Türkiye'nin meseleye yaklaşımını özetliyordu:
Uyuşturucuyla mücadele, yalnızca bir iç güvenlik meselesi değildir; bu mücadele, küresel bir güvenlik mücadelesidir. Biz, uyuşturucuya topyekün savaş açtık. Bu savaşı da sadece ülkemiz adına değil, insanlık adına sürdürüyoruz.


