Mehmet A. KANCI

Emperyalizmin İpi ve Zelensky'nin Kuyusu

Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Rusya'nın, NATO'nun doğuya doğru ilerleyişini durdurmak için Ukrayna'ya 2014 yılında vurmaya başladığı darbelerin son perdesi oynanmakta. Batı dünyası Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından itibaren, artık Çar Büyük Petro'nun mirasına oranla ufalanmış bir hale gelen Rusya'yı tamamen haritadan silmek için Napoleon ve Hitler'den farklı bir plan izledi. 

Dünyayı fethetme gayesiyle yola çıkan her iki lider, sonunda Moskova'nın içinde ya da önünde hezimete uğramışlardı. NATO ise zamana yayılacak şekilde, seleflerinden çok daha ağır bir tempoda ilerlemeyi tercih etti. 

Tanklardan ziyade, ekonomik refah oltasını salladı, yerine göre renkli, yerine göre kadife devrimleri enstrüman olarak kullandı. Rusya, doğal nüfuz alanını Avrupa Birliği ile beraber kemiren bu tehdide ilk yanıtını 2008 yılında Gürcistan üzerinden verdi. 

Tiflis yönetimini tarih kitaplarına gömmenin eşiğine gelen bu girişim, Fransa ve Almanya'nın çabasıyla engellendi. 

O zamanlar Avrupa Birliği, Moskova ve Washington'da ciddiye alınan bir güç odağıydı. Ancak bu uyarı atışı, Transatlantik ittifakı üzerinde Rusya'nın umduğu etkiyi yapmadı. 

Bilakis, doğu istikametindeki NATO ilerleyişi hızlanırken, 2011 yılından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti de hedef tahtasına oturtuldu. Köprünün altından akan sular 2014 yılında Kırım'ın Rusya tarafından ilhakını ve Ukrayna'nın doğusunda Rus azınlığın yaşadığı bölgelerdeki, ayrılıkçı hareketlerin tetiklenmesini beraberinde getirdi. 

Bu esnada Kiev meydanlarında Avrupa Birliği ile Rusya yanlıları arasında “Maidan Savaşları” yaşanmaktaydı. Beraberinde bir enerji savaşını da tetikleyen süreç 2022 yılının Şubat ayında, küresel nitelik kazanacak savaşın fitilini ateşledi.

2022'DE RUSYA'NIN HESABI ŞAŞTIAMA UKRAYNA FIRSATI TEPTİ

Rus ordusunun kurmay heyeti, 1968'de Çekoslavakya'da, 1978'de ise Afganistan'da yönetimleri devirmek için kurguladıkları planlara benzer bir hareket tarzı ile Kiev'i ele geçirme teşebbüsünde bulundu. Bu girişim 25 Şubat-1 Nisan 2025 tarihleri arasında Kiev'in kuzey batısındaki Hostomel havalimanı için verilen muharebede akamete uğratılınca savaşın gidişatı Rusya'nın aleyhine döndü. 

Rusya'nın Kiev'deki rejimi değiştiremeyeceği anlaşılınca Türkiye'nin girişimleri neticesinde sağlanan diyalog ortamı “İstanbul Bildirisi”nin ortaya çıkmasını sağladı. Bu bildiri ateşkesi temin ederken, Ukrayna'nın konumunu tarafsız bir ülke olarak belirlemekle beraber Avrupa Birliği'ne girişine olanak tanıyordu. Ayrıca Kırım'ın statüsünün 10-15 yıl içerisinde çözüme kavuşturulması da bu belgede öngörülüyordu. 

Gelgelelim Avrupa'nın Türkiye alerjisi ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kimi siyasi çevrelerin, Rusya'ya yönelik çevreleme politikasının ötesinde, Moskova yönetimini siyasi ve sosyo-ekonomik olarak yıkma ihtirasına kapılmaları, “İstanbul Bildirisi”nin hayata geçmesini engelledi. Ve geldik bugüne, Trump'ın bir sihirbaz edasıyla geçen hafta bir anda şapkasından çıkardığı 28 maddelik barış planına.

ABD'NİN PLANI UKRAYNA'DAN ZİYADE AVRUPA'YI TEHDİT EDİYOR

Planın içerdiklerinden ziyade Avrupa ve NATO'yu tamamen devre dışı bırakmış olması sürecin en çarpıcı kısmıydı. ABD ve Rus özel temsilcileri tarafından Miami-Moskova hattında şekillenen plan, Ukrayna'yı geri dönülemez şekilde toprak kayıplarına zorlarken, NATO bir yana İstanbul Belgesi'nin içerdiği Avrupa Birliği üyeliğini dahi ihtimal dışı bırakmaktaydı. 

Şoka giren Avrupa Cenevre'de ABD temsilcileri ile biraraya gelip 28 maddelik planı 19 maddeye indirdi. 25 Kasım Salı günü ise ABD ve Rusya temsilcilerinin Birleşik Arap Emirlikleri'nde bu 19 maddelik Avrupa teklifini ele aldılar. Yüksek ihtimal bu Avrupa girişimi Rusya'nın vetosuyla karşılaşacak.

BASRA HARAP OLDUKTAN SONRA TÜRKİYE AKLA GELDİ

Tüm bunlar yaşanırken Avrupa'nın aklına bir anda Türkiye geliverdi.

Önce Joe Biden (dönemin ABD Başkanı) ve Boris Johnson'ın (dönemin İngiltere Başbakanı) akıllarına uyarak İstanbul Belgesi'ni çöpe atan Zelensky Ankara'nın kapısını çaldı. 25 Kasım sabahı ise Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 1853-1856 Kırım Savaşı'ndan ilham alınarak hazırlanmış olabilecek bir planla ortaya çıktı ve ne hikmetse onun planında da Türkiye önemli bir yer tutuyordu. Macron, barış anlaşması imzalandıktan sonra Kiev ve Odesa kentlerinde yani cephe hattından uzak noktalarda İngiltere, Fransa ve Türk ordularından oluşacak bir eğitim ve güvenlik gücünün konuşlanabileceği fikrini ortaya attı. Fransa Cumhurbaşkanı'nın iddiasına göre bu plana 20 ülke katılmaya niyetli.

Aynı gün Avrupalılar Türkiye'yi bir başka platformda daha hatırladılar. Video konferans yöntemiyle yapılan “Gönüllüler Koalisyonu Liderler Toplantısı”na Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılmasını özellikle talep ettiler. Şimdi gözler Trump ile Zelensky'nin arasında gerçekleşecek Aralık ayının ilk haftasında Beyaz Saray'daki son raunda çevrildi. 

Avrupalılar ne derse desin, son söz Washington'da söylenecek ve o sözün de Berlin-Paris-Varşova hattında memnuniyet yaratması sözkonusu olmayacak. Peki Zelensky bu defa da Avrupalı liderlere güvenerek bir ateşkes ya da barış planını daha reddederse ne olacak? Trump, “Zelensky bu planı reddederse hevesi geçene kadar savaşabilir” sözleriyle, Ukrayna'yı kaderiyle başbaşa bırakacağının sinyalini verdi.

Ancak bu planın hayata geçmesi halinde NATO'nun doğu istikametinde yapacağı yolculuk sona ererken, Almanya-Fransa ikilisinin Rusya paranoyası yaratarak ABD'yi sömürme süreçlerinin de sonuna gelinecek. 3 buçuk yıldır süren savaşta yaşananlardan dahi ders almayı becerip, dronlara karşı kendi askeri tesislerinde önlem almayı akıl edemeyen NATO'nun Avrupalı üyelerini zor bir 2026 yılı bekliyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Mehmet A. KANCI yazıları