Mehmet A. KANCI

Pax Americana'dan War Americana'ya

Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

Yeni yıldan önce bu köşede son olarak Karadeniz'in sularında ve hava sahasında katlanarak artan tehditleri ele almıştık. Dünyanın artan dönüş hızı bu hafta bizi Atlantik Okyanusu'nun diğer yanındaki gelişmelere fırlattı. Dahası oradaki gelişmelerin pek yakında bir tenis topu misali Hazar Denizi, Doğu Akdeniz ve İran Körfezi kıyılarına etki etmesi yüksek ihtimal. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Washington yönetiminin inşa ettiği Pax Americana ( Amerikan Barışı ) döneminin yerini War Americana'nın ( Amerikan Savaşı ) aldığını kabullenmekte zorlananlar için Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun New York'a kaçırılmasının yalnızca ABD-Venezuela arasındaki bir mesele olmadığını izah etmeliyiz. ABD Savunma Bakanlığı'nın isminin Eylül ayında yeniden Savaş Bakanlığı'na dönüştürülmesi pek çoklarına şaka gibi geldi. Aralık ayında ise bakanlıktaki tabela değişiminin hedefini ilan eden manifesto niteliğindeki “ABD Güvenlik ve Strateji Belgesi 2025” yayımlandı. Söz konusu belge, uluslararası hukukun yerini, güçlünün yani ABD'nin dayattığı hukukun aldığını ilan ediyor, uluslararası ilişkileri düzenleme rolünü üstlenme görevinin ise Birleşmiş Milletler'den ABD'ye aktarıldığını reddedilemez şekilde dayatıyordu. ABD Savunma Bakanlığı'nın ismi Savaş Bakanlığı'na evrilirken bir önemli gelişme daha yaşanmaya başlamıştı.

VENEZUELA “TRUMP ŞOVUN” YALNIZCA İLK PERDESİ

Venezuela kıyılarında deniz ve hava ablukasına başlayan ABD, 2 Eylül'den başlayarak uyuşturucu sevkiyatı yapıldığını iddia ettiği 20 kadar tekneyi Karayip Denizi'nde ve Kolombiya'nın Pasifik Okyanusu kıyılarında vurdu. Uluslararası hukukun cenaze törenine dönüşen bu gösteride 100'den fazla insan, uyuşturucu kaçakçısı olduklarına dair hiçbir kanıt gösterilmeden katledildi. Ardından Aralık ayıyla beraber sıra Venezuela ile İran ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında petrol taşımacılığı yapan tankerlere el konulmasına geldi. ABD el koyduğu tankerleri Teksas kıyılarına götürerek, taşıdıkları petrolü kendi rafinerilerine aktarmakta da sakınca görmedi. Ve nihayet takvimler 3 Ocak'ı gösterdiğinde Venezuela Devlet Başkanı Maduro ile yönetimde belki de kendisinden daha fazla söz sahibi olan eşi Cilia Flores, ABD özel kuvvetlerinin yalnızca 20 dakika süren operasyonuyla derdest edilerek ABD'ye götürüldü. ABD saldırısında Maduro'yu korumakla görevli 30'dan fazla Kübalı asker ve istihbarat görevlisinin öldürüldüğü Havana'daki resmi kaynaklar tarafından da doğrulandı. Maduro, New York'ta ilk kez hakim karşısına çıkartılırken yardımcısı Delcy Rodriguez de yemin ederek Venezuela devlet başkanlığı görevini üstlendi. Gelişmeler Maduro'nun kendi ordusu ve yönetim kademelerindeki isimler tarafından ABD'ye teslim edilmiş olması ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyor. Lakin Delcy Rodriguez'in de Trump'ın beklentilerini karşılamaması halinde o koltukta uzun süre kalması mümkün görünmüyor. Maduro operasyonunun ardından ABD Başkanı Trump, Başkan Yardımcısı Vance ve Dışişleri Bakanı Rubio'nun üzerinde durdukları şu hususlara dikkat etmek lazım: Artık Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, İran ve Hizbullah Venezuela üzerinden Amerika kıtası genelinde operasyon yapamayacaklar. Ambargolar karşısında Venezuela sayesinde ayakta kalmayı başaran Küba artık teslim olacak. Yani “ABD Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi 2025”te vurgulandığı üzere Batı Yarımkürenin tamamen ABD kontrolü altına alınması için temizlik harekatının ilk perdesi başarıyla tamamlanmış oldu. Şimdi Batı Yarımküredeki ilk muhtemel hedefler Küba, Grönland ve Meksika.

İRAN'DAKİ REJİM 2027 YILINI GÖRÜR MÜ?

Bu arada 28 Aralık itibarıyla ulusal para birimi riyal ABD doları karşısında yerle bir olan İran'ın da topun ağzına itildiği aşikar. 29 Aralık itibarıyla İran'ın batısındaki sokak eylemleri bugüne kadar görülmemiş bir şiddete ulaşırken 6 Ocak itibarıyla başkent Tahran'da da rejimin sallantısının çıkardığı gürültü şiddetlenmekte. ABD'nin 5 Ocak itibarıyla yeniden hava gücünü Avrupa ve Doğu Akdeniz istikametine kaydırması Hizbullah ve İran'a yönelik bitirici bir hamlenin de yolda olduğu izlenimi veriyor. Dahası ABD'nin PYD/YPG/PKK terör örgütünü, Türkiye'nin de Suriye'nin toprak bütünlüğüne dair beklentilerini karşılayacak şekilde yeni bir görevlendirmeye tabi tutması, yani İran topraklarına yönlendirmesi gündeme gelebilir. Velhasıl kelam Yeşilgiresun gazetesinin değerli okuyucuları küresel gelişmeler muazzam bir hız kazanmış durumda. ABD, kendi çöplüğü olarak ilan ettiği Amerika kıtasının tamamında kendisi dışında hiçbir ülkenin nüfuz sahibi olmasına müsaade etmemekte kararlı. Bu uğurda Moskova ve Pekin bir yana Avrupa Birliği ile dahi çatışmayı göze alabilecek bir noktaya doğru ilerliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bitirilmesinin önünde engel olarak Avrupa'yı gören ABD, yeni küresel egemenlik planı kapsamında bir Avrupa Birliği ve NATO üyesinin toprağına da göz dikti. Grönland'ı ilhak etmek istediğini göreve geldiği ilk günden bu yana tekrarlayan Trump için bu ada, ABD'nin kurmak istediği “Altın Kubbe” füze savunma sistemi için hayati öneme sahip. An itibarıyla ABD'nin önünde hala nispeten uzun bir “halledilecek meseleler listesi” bulunuyor. Bu listedekilerin hayata geçirilmesi için gereken sürede Türkiye'nin enerji ve savunma alanlarındaki bağımsızlığını artırması, hareket alanını daha da genişletmesi gerekiyor.

Bir yanıt yazın

Yanıt yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Mehmet A. KANCI yazıları