Grönland... Yarına mı bıraktı, Yanlarına mı bıraktı?
- Telegram
Donald Trump günlük mesaisi ile gündemimizi aralıksız olarak belirlemeye devam ediyor. Ne de olsa nadir toprak elementleri ya da petrol odaklı her askeri ya da diplomatik girişimi, Türkiye gibi günü birlik yatırımcıların enflasyon ve alım gücünün daralmasına karşı mücadele ettiği ülkelerdeki toplumların gündelik hayatlarını doğrudan etkiliyor.
Son 2 haftadır Trump'ın yarattığı gündem Grönland, İran ve Gazze arasında tenis topu gibi gidip geldi. 3 Ocak'ta Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu ele geçirerek bu ülkenin petrollerini Teksas rafinerilerine akıtmaya başlayan ve Küba'nın can damarlarından birini kesen Trump, takip eden iki hafta boyunca Grönland meselesini tırmandırdı.
Önce Grönland için Rus ve Çin tehdidini gündeme getiren Trump, “Bir geminin 500 yıl önce oraya gidip sonra ayrılması, hiç kimseye mülkiyet hakkı vermez” gibi kişiliğine özgü cehalet barındıran cümlelerle gerilimi pompaladı. Gerilimin zirve noktasına yaklaşırken ise ağzındaki baklayı çıkardı ve “Altın Kubbe Füze Savunma Sistemi” için, Kanada topraklarına olduğu gibi Grönland'a da ihtiyaç duyduklarını ilan etti.
Avrupa Birliği meseleyi NATO ittifakı zeminine çekmeye çalışarak Trump'a karşı ortak bir söylem geliştirmeye çalışmak gibi beyhude bir çabaya girişti. Brüksel'e göre ABD'nin Danimarka topraklarına el koyması anlamına gelecek bu girişim bir ittifakın ortakları arasında kabul edilemez bir durumdu.
Avrupalıların, ABD'nin 2025 yılının son günlerinde uluslararası kamuoyuna sunduğu Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi'ni okumadıkları ya da okumuş olsalar da anlamazlıktan geldikleri aşikar. Ya da Trump'ın ikinci başkanlık döneminin altıncı ayından itibaren gündeme getirdiği “Altın Kubbe Füze Savunma Sistemi” konusunu da, Trump'ın pek çok gündem maddesine yaptıkları gibi hiç ciddiye almamışlar. Çünkü ilgili belgeyi okumuş ya da belge hazırlanırken Almanya'nın eski ABD Başkanı Obama'nın telefonlarını dinlemesine benzer şekilde istihbarat çalışmalarına başvurmuş olsalar, Trump'ın Grönland'ı bir NATO meselesi değil, bir ABD-Batı Avrupa meselesi olarak kabul ettiğini anlayabilirlerdi. Çünkü bu köşede geride bıraktığımız haftalarda yer verdiğim ABD'nin 2025 Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesi ciddiye alınması gereken bir manifesto.
Bu belgenin ruhunu, dilini ve içeriğini iyi anlamayanların Trump'ın girişimlerine karşı tedbir almaları ve kendilerini korumaları Grönland örneğinde görüldüğü üzere mümkün olamıyor. Ya da Avrupalılar Ağustos ayının başından itibaren Trump'ın “Altın Kubbe Füze Savunma Sistemi” için attığı adımları yani yüklenici firmalarla imzalanan 175 milyar dolarlık anlaşmaların içeriğini kavramış olsalar, tedbirlerini daha erken almaya başlayabilirlerdi. Böylece ABD'ye tepki olarak Grönland'a 35 asker göndermek gibi hamleler yapmaz bütün dünyayı da kendilerine güldürmezlerdi. Trump'ın Grönland için tırmandırma politikası Ocak ayının üçüncü haftasında Avrupa'ya ayak basana kadar devam etti.
TRUMP GRÖNLAND'DA GERİ ADIM ATMADI, SADECE YARINA BIRAKTI
ABD Başkanı 22 Ocak'ta Davos Ekonomik Forumu kapsamında NATO Genel Sekreteri Rutte ile biraraya geldi ve Grönland konusunda frene bastı. Dahası Grönland konusunda kendisine direniş gösteren sekiz Avrupa ülkesine karşı gündeme getirdiği gümrük vergilerini artırma tehdidini de geri çekti. Avrupa Birliği de yatıştırma adımı olarak 93 milyar dolarlık ek gümrük vergisi koyma kararını dondurdu. Ancak öyle anlaşılıyor ki geçen temmuz ayında ABD ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ticaret anlaşmasının Avrupa Parlamentosu'ndaki onay süreci, ABD'nin Grönland konusundaki ısrarı devam ettikçe gerçekleşmeyecek. Meslek büyüğüm NTV Brüksel Temsilcisi Güldener Sonumut, Milliyet gazetesinde yayımlanan 25 Ocak tarihli “AB'nin uyanışı ve ABD'nin Aşil topuğu” başlıklı yazısında Trump'ın geri adım atmasında Avrupa Birliği'nin ekonomik gücünün etkili olduğuna işaret etti.
Sonumut'a göre ABD'nin sınırlı borçlanma kapasitesi, bütçe açığı ve enflasyon baskısı altındaki zayıflığı, Avrupa Birliği için bu süreçte bir koz teşkil etmiştir. Fikir jimnastiği bakımından konuya yaklaşarak Trump için bunların birinci derecede önem arz etmediği kanaatindeyim. Nitekim Trump, NATO Genel Sekreteri Rutte ile görüşmesinin ardından Grönland için bir “çerçeve çözüm formülüne” ulaştıklarını söyledi ancak bu formülün ne olduğu konusunda hala ortada bir bilgi yok.
Ben meselenin Trump'ın elindeki takvim ile doğrudan ilgili olduğu kanaatindeyim. Şu anda Trump açısından çözülmesi gereken problemler sıralamasında İran'ın bombalanması ya da rejimi teslim alacak bir anlaşma, Irak'ta İran yanlısı bir hükümetin kurulmasının engellenmesi, Suriye'de PYD/YPG'nin tasfiyesine karşı çıkan ABD siyaseti içerisindeki Lindsay Graham gibi tiplerle mücadele, Gazze'de barış sürecinin ikinci aşamasına geçilmesi ve Minnesota eyaletinde tam anlamıyla krize dönüşen göçmen avı konuları var.
Kanaatimce Grönland mücbir sebepler nedeniyle alışveriş listesinin arka sıralarına geçici olarak itilmiş durumda. Keza Altın Kubbe Füze Savunma Sistemi için öngörülen takvim, böyle bir ertelemeyi de mümkün kılıyor. Projenin uydu ve yer istasyonlarının inşasına dair planlamaların önümüzdeki Şubat ayında netleşmesi bekleniyor. Finansman için sağlanacak kaynaklar ise yine 2026 yılı bütçesi kapsamında ayrıntılandırılacak. Projenin tamamlanması için konulan tarih ise 2028.
AVRUPA GRÖNLAND İÇİN İKİNCİ RAUNDA HAZIRLANMALI
Kanaatimce Trump, Ortadoğu gündemini tamamladıktan sonra Grönland için bu defa “Batı Avrupa”nın üzerine daha şedit yöntemlerle gelecektir. İşin bu raddeye gelmesinin de sürpriz olmayacağını, Trump'ın “ Vali” olarak niteleyerek aşağılamaya çalıştığı Kanada Başbakanı Carney'in Davos'taki konuşmasındaki şu ifadelerden yola çıkarak tahmin edebiliriz:
"Açık konuşayım. Bir geçiş döneminde değiliz, bir kopuşun tam ortasındayız. Son 20 yılda finans, sağlık, enerji, ve jeopolitikte yaşanan krizler, aşırı küresel entegrasyonun risklerini açıkça ortaya koydu. Fakat son dönemde büyük güçler ekonomik entegrasyonu silah olarak kullanmaya başladılar. Gümrük vergilerini bir kaldıraç, finansal altyapıyı bir baskı unsuru, tedarik zincirlerini ise istismar edilecek zafiyetler olarak gördüler. Entegrasyonun bizzat kendisi boyun eğdirilmenizin kaynağı haline gelmişken, “entegrasyon yoluyla karşılıklı fayda” yalanı içinde yaşamaya devam edemezsiniz."
Kanada Başbakanı'nın vurguladığı gibi “kopuştan” imtina edilmeyecek bir çağda Trump'ın Grönland uğruna Avrupa karşısında gemileri yakma ihtimali azımsanmamalı.


