Selden Kütük Kapma Yarışı
- Telegram
ABD-İsrail ikilisi ile İran arasında 2025 Haziran'dan sonra tekrar hareketlenen sıcak çatışma ortamı, yalnızca balistik füzeler ile kamikaze dronların çizdiği cephe hatlarında yaşananlardan ibaret değil. Bir de savaşın yarattığı kaosu fırsat olarak görüp trajedinin beraberinde getirdiği kriz ortamını kendine yontmaya çalışan “sivri akıllıların” girişimleri söz konusu.
Kendileri haricinde herkesi aptal zannederek selden kütük kapma yarışına giren bu sivri akıllılar listesinde sırasıyla Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya ve Ukrayna bulunuyor. Yunanistan'ı açık farkla birinciliğe taşıyan fırsatçılığı, Lozan ve Paris anlaşmalarını çiğneyerek Ege Adaları'nı silahlandırma girişimiyle ilgili. Yunanistan, İran'ın füze saldırılarını bahane ederek Marmaris'e deniz yoluyla yaklaşık 2 saat mesafedeki Rodos Adası'nın güney batısında yer alan Kerpe Adası'na bir Patriot hava savunma sistemi transfer etti.
Kerpe ya da Limni Adası'na F-16 savaş uçakları da göndermesi gündemde. İran'ın vekil örgütü Hizbullah eliyle Güney Kıbrıs'taki ABD askeri varlığına ve İngiliz üslerine yönelik saldırılar da Rum Yönetimi tarafından bir başka fırsatçılığın mazereti oldu. Geçen hafta Politis Radyosu'na konuşan GKRY Savunma Bakanı Vasilis Palmas bölgedeki savaşın NATO üyeliği için değerlendirilmesi gereken çok iyi bir şans olduğunu utanmazca dile getiriyordu.
Rum-Yunan ikilisinin bir diğer hedefi ise adanın güneyini hedef alan saldırılar nedeniyle Avrupa Birliği ile işbirliği kisvesi altında Yunanistan, Fransa ve Almanya'nın gönderdiği savaş gemilerinin Kıbrıs'ta kalıcı hale gelmesini sağlamak. Ancak ne hikmettir ki, Avrupa Birliği'nin birbirinden akıllı yöneticilerinden hiçbirinin aklına GKRY yönetimine, “Geçen yılki 12 Gün Savaşı sırasında İsrail sivil havacılık filosunun ve Netanyahu'nun uçağının otopark kahyalığını yapmasaydınız, ABD savaş uçaklarını Londra ve Zürih Anlaşmalarını ihlal ederek topraklarınızda konuşlandırmasaydınız başınıza bunlar gelmez, ada halkını tehlikeye atmazdınız” demek gelmiyor. Ki Rumları anlaşmalara aykırı olarak AB üyesi yapanlardan böyle bir erdem bir yana zeka pırıltısı beklemek de ancak fantezi olabilir.
Dahası Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'u da yanına alarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni ziyaret etti. Fransa'nın da bu kütük kapma yarışına Charles de Gaulle uçak gemisini Doğu Akdeniz'e göndererek katıldığını unutmayalım. Türkiye ise Macron-Miçotakis ikilisinin planladığı şovu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne aynı gün yolladığı 6 F-16 uçağı ile akamete uğrattı.
Rum-Yunan ikilisinden beklenebilecek bir sonraki hamle, İsrail'in Lübnan'ı en azından Litani Nehri'ne kadar işgal etmesi halinde, Doğu Akdeniz'in enerji haritasının yeniden çizilmesi için amacıyla sahneye fırlamalıdır. Onlara tüm bu akılları verenin ise “ne pahasına olursa olsun yeter ki Türkiye'ye bir rahatsızlık olsun” felsefesinin öncüsü Netanyahu hükümeti olduğunu bilecek kadar tecrübe sahibi olduk.
Bölgede fırsatçılık peşinde koşanların, Netanyahu'nun aklıyla hareket eden Birleşik Arap Emirlikleri'nin bugün düştüğü durumdan ders almalarında fayda var. İsrail-BAE ikilisi bundan 15 gün öncesine kadar Sudan'ın, Libya'nın, Suriye'nin Somali'nin toprak bütünlüğüne kast edecek nifak planlarını icra etmekle meşgullerdi. Birleşik Arap Emirlikleri bugün petrolünü ihraç etmek bir yana topraklarında yaşayan insanlara taze sebze-meyve bulmanın derdine düşmüş ibretlik bir durumda.
KOYUN CAN KASAP ET DERDİNDE: RUSYA AVRUPA PAZARINA DÖNEBİLİR Mİ?
Gelelim selden kütük kapma yarışının üçüncü sırasındaki ülke Rusya'ya. 15 Ağustos'taki Alaska Zirvesi'ni takiben, Trump'ın 18 Ağustos'ta Avrupa liderlerine Beyaz Saray'da çektiği fırçaya rağmen, Rusya-Ukrayna Savaşı sürüyor. Trump ve Putin, Ukrayna'yı teslim alma konusunda Avrupa'yı ikna edebilmiş değil. Ancak Hürmüz Boğazı'nın kapanıp enerji piyasasının kontrolden çıkması, anlaşılıyor ki Putin-Trump ikilisine Avrupa'yı Ukrayna'da barışa razı etmek için yeni bir fırsat olarak görünmüş.
Petrolün varil fiyatının 100 doları aşmasıyla beraber Putin'i arayan Trump bu görüşmenin akabinde, piyasaların rahatlaması için Rusya'nın petrol ihracına yönelik kısıtlamaların hafifletilebileceğini duyurdu. Nasreddin Hoca fıkrası misali… Bunu duyan Putin durur mu hemen aynı gün ülkesinin Avrupa'ya petrol ve doğalgaz ihraç etmeye hazır olduğunu ilan etti. Putin, 9 Mart günü Rus gaz ve petrol şirketleri yöneticileri ile yaptığı toplantıda ise Ortadoğu'daki durumdan Rus şirketlerinin en iyi şekilde yararlanmaları gerektiğini söylemeyi ihmal etmedi.
ZELENSKY'DEN İLGİNÇ PAZARLIK
Gelelim fırsatçılar listesindeki dördüncü sıraya. Savaşın başlamasıyla beraber İran'ın Şahid-136 tipi kamikaze dronları kullanarak Körfez ülkelerindeki ABD radar tesislerini imha etmesi, dahası BAE'nin turizmi merkezlerini vurması Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky'ye bir fırsat kapısı olarak göründü. Ukrayna da 4 yıldır İran'ın Rusya'ya temin ettiği bu dronlar nedeniyle çok zarar görmüş ve bu silahlarla mücadele konusunda özgün metotlar geliştirmişlerdi.
Zelensky hızla devreye girerek Körfez ülkelerine Şahid dronlarını imha etmek için birikimlerini paylaşmaya hazır oldukları mesajını gönderdi. Yalnız küçük bir ricası vardı. Ukrayna'nın vereceği hizmet karşılığında Körfez ülkeleri de Rusya üzerindeki etkilerini kullanarak Putin'i geçici bir ateşkese ikna etmeliydiler. Bu pazarlık ne sonuç verdi tam olarak bilemiyoruz ama 9 Mart itibarıyla Zelensky 11 ülkenin kendilerinden yardım istediğini ilan etti.
Evet değerli okuyucular. Belki ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın bu raundu da bitecek ama tarih ve devletlerin hafızaları bu dört ülkenin binlerce insanın hayatına mal olan süreçten nemalanmak için neler yaptıklarını unutmayacak.

